Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Özel Röportajlar Selen Öztürk: "Oyunculuk cesaret işi"

        HT MAGAZİN / Ece SARUHAN

        OYUN Atölyesi’nde ‘Şekspir Müzikali’nde oynadığı dönemde tanıştığım Selen Öztürk, ‘Muhteşem Yüzyıl’daki ‘Gülfem Hatun’ karakterinden sonra, bu sezon ‘Benim Adım Gültepe’ dizisinin ‘Meziyet’i olarak seyirci karşısına çıkıyor. Ayrıca BO Sahne’nin ‘Bakarsın Bulutlar Gider’ adlı oyununda Kenan Ece ile birlikte rol alıyor. Tüm duygusunu kocaman gözlerinde taşıyan bir kadın Selen. Tıpkı gözleri gibi kocaman bir kalbi var. Üstelik kalbi elinde... “Çok hassasım, duyargalarım çok açık. İnsanlarla arama duvarlar koymam” diyor. Samimiyeti canlandırdığı karakterlere de yansıyor. Bakın hayata, oyunculuğa ve kendisine dair neler söylüyor...

        ‘GÜLTEPE BIRLIK RUHUNU TEMSIL EDIYOR’

        Yıllar süren ‘Muhteşem Yüzyıl’ serüveninin bitmesi hayatında boşluk yarattı mı?

        ‘Muhteşem Yüzyıl’, bana içinde olma fırsatını sunduğu için hayata teşekkür ettiğim bir iştir. Zaman makinesi gibiydi, hep beraber içine girip bir yolculuğa çıktık. Bitince hepimizin hayatında boşluk oluştu ama ben çok fazla demlenme süreci yaşayamadan ‘Benim Adım Gültepe’de rol almaya başladım. Meziyet karakteri teklif edildiğinde önce “Biraz dinlenmeli miyim acaba?” diye düşündüm ama hem işi hem de rolümü çok sevince kabul ettim.

        ‘Benim Adım Gültepe’de bambaşka bir karakterle seyirci karşısındasın. Cebindeki tüm renkleri göstermeyi seviyorsun değil mi?

        Evet, ben mücadeleyi seviyorum. Hep aynı şeyi oynamak bir yerden sonra tat vermiyor. Sınırlarda olan karakterleri oynamak çok keyifli çünkü her seferinde kendini aşıyor, başka bir yere gidiyorsun. Hep jön kadını oynamaktansa, farklı karakterleri oynamak bana daha renkli geliyor. Meziyet çok özgür ruhlu ama kafese kapatılmış bir kadın. Bir yerden çıkıp gitmek istemenin ama gidememenin enerjisi insanı deli eder. İşte o enerji Meziyet! Dişi, köşeli ve zor bir karakter.

        Bir İzmirli olarak, İzmir’i başka bir pencereden anlatan bir dizide rol almak ne hisettiriyor sana?

        Çok özel bir şey. İzmir, Türkiye’nin güneşi dediğimiz şehirdir. Gültepe ise zor şartlar altında yaşanan bir göçmen semti. Babamın amcası da Gültepe’de yaşardı, çocukken çok gitmişliğim var Gültepe’ye. Bu semtteki insanlar az kazanan, çok emek sarf eden ve başkalarının hayatlarını kolaylaştıran işlerde çalışan insanlardır. Gültepe’de çileli insan öyküleri var. Bu insanların arasında da güçlü dostluklar var. Gültepe’nin temsil ettiği şey birlik ruhu. Gezi’den sonra birlik olmaya, sevmeye, koşulsuz paylaşmaya uyandık. Bu duygulara İhtiyacımız olduğu için bu sezon ekranda mahalle dizileri ön planda.

        ‘Kılıfsız bakmak lazım’

        Bir yandan da Kenan Ece ile birlikte Özen Yula’nın yazıp yönettiği ‘Bakarsın Bulutlar Gider’ adlı oyunda rol alıyorsun. Muhafazakâr kesimden iki insanın hikâyesini anlatan oyun bahsettiğimiz birlik ruhu, sevgi ve empati adına çok şey söylüyor... ‘İnsandan umudu kesme’ diyor...

        Evet. Önyargıyla baktığın, dışladığın, öteki tarafa koyduğun herhangi biri bu hayattaki tek arkadaşın olabilir. İnsanlarla aramızdaki önyargıyı, bulutları, düşmanlığı kaldırıp onları saf halleriyle görmeyi başarabilirsek her şey bambaşka olabilir. Maalesef biçimlere çok takılıyor, herkesi kılıfına göre değerlendiriyoruz. Oysa kılıfsız bakmak lazım. Oyunla beraber daha sabırlı olmayı ve empatiyle bakmayı öğrendim. Meziyet’i canlandırıp Gültepe’de zaman geçirmeye başladıktan sonraki süreçte ise oyunda canlandırdığım Betül karakterini daha iyi anladım.

        ‘Hikâyeli şarkılar söylemek istiyorum’

        Müzikle de ilgileniyorsun. Sesin güzel, Oyun Atölyesi’nin ‘Araf’ adlı oyununun müziklerine imza attın. Bir albüm hatta tiyatro şarkıları albümü gelir mi?

        Şarkı söylemeyi, müzik yapmayı çok seviyorum ama sanırım müzik bana küstü çünkü ben ona yeterli özeni gösteremedim. Gerçek evladımdı, üvey evlat muamelesi yaptım. Mükemmeliyetçi biriyim ve şu anda hayatımda oyunculuğu ön plana koymuş durumdayım. Kardeşim müzisyen, stüdyom var, bir fırsatını bulursam Barbra Streisand gibi hikâyeli şarkılar söylemek istiyorum. Bir çocuk şarkıları albümü de olabilir. Halil Sezai, ‘Çilek’ filminin çekimleri sırasında bana “Şarkı yapalım” diye çok ısrar etti. Oyun yazmak da istiyorum ama bunların hepsi ayrı konsantrasyon ve zaman gerektiriyor.

        ‘Hepimiz büyük hazineleriz’

        ‘Benim Adım Gültepe’ seyirciyi 80’li yılların İzmir’inin arka sokaklarında gezintiye çıkarıyor. Oyunculuk da kendi kalbinin arka sokaklarıyla yüzleşmek değil mi?

        Evet, oyunculuk kendi kalbinin arka sokaklarına dalmaktır. Bu, büyük cesaret gerektiriyor. Ben bir dönem Çağ Çalışkur ile çalışmıştım. O süreçte birlikte kalbimin acayip sokaklarına daldık ve hiç tahmin etmediğimiz şeyler açığa çıktı. İnsanın içi çok sürprizli. Tepki verdiğimiz pek çok şeyin nedeni bilinçaltımızda gizli ve bunlarla yüzleşebilmek çok değerli. Oyuncu olsun olmasın herkesin hayattaki farkındalığı adına kalbinin arka sokaklarına uğraması lazım. O sokakların arasında çıkmaz sokaklar da olabilir, birilerinin sizi fena döveceği sokaklar da... Herkesin içinde çok büyük malzeme var, aslında hepimiz çok büyük hazineleriz. O dehlizlere, arka sokaklara daldıkça insanın bakış açısı genişliyor, değişiyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ