Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dermanı olmayan, tutkulu, büyüleyici bir aşk hikayesini konu alan Çoban Yıldızı, 4. yeni bölümüyle izleyicisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Dizinin yeni bölümünde Zekkar, Seyit ve ailesine İstanbul yolunda tuzak kurar, onlara büyük acılar yaşatır. İşte Çoban Yıldızı 4. bölüm fragmanı ve yeni bölümden detaylar...

Most Production'ın yapımcılığını üstlendiği, “Çoban Yıldızı” nın senaryosunu Gülizar Irmak kaleme alıyor.

Kapadokya’nın masalsı dünyasında başlayıp, İstanbul’a uzanan soluk soluğa izlenecek, gerilim dozu yüksek, güçlü bir aşk hikayesi olan Çoban Yıldızı’nın oyuncu kadrosunda Şükrü Özyıldız, Selin Şekerci, Selim Bayraktar, Menderes Samancılar, Serhat Özcan ve Feyza Işık yer alıyor.

ÇOBAN YILDIZI 4. BÖLÜMDE NELER OLACAK?

Takipçileriyle 4. randevusuna çıkacak olan Çoban Yıldızı'nda olaylar şöyle gelişecek:

Zekkar, İstanbul yolunda tuzağına düşürdüğü Seyit ve ailesine büyük acılar yaşatır. Silahlar çekilir. Zekkar’dan sonra Fikret de İstanbul’a gelir. Seyit ve ailesini İstanbul’da zor bir hayat beklemektedir. Karakaya’larla aynı şehirde yaşamak Seyit ve ailesi için bir kabusa dönüşür.

Sırma ise Fikret Karakaya’nın nikahlı karısı Zühre’nin kaçmasına yardım etmenin cezasını kötü bir şekilde çekecektir. Ali, annesinin başına gelenleri öğrenmek için çok uğraşır ve dedesinin bu işte parmağı olduğunu düşünür.

BİR ÖNCEKİ BÖLÜMDE OLAYLAR NASIL GELİŞTİ?

ZÜHRE, SEYİT VE AİLESİNE ZARAR GELMESİN DİYE ONLARDAN KAÇAR

Zühre alevlerin arasından Seyit’in sayesinde kurtulur. Seyit ve ailesi ellerindeki her şeyi kaybetmiş, üstelik Karakaya’ları da düşman edinmişlerdir. Kaçıp saklanmaktan başka çareleri yoktur. Zühre olanlardan kendini sorumlu tutar. Seyit’e ve ailesine daha fazla zarar gelmesin diye onlardan kaçar. Ancak Seyit, Zühre’yi de alıp uzaklara gitmek niyetindedir. Karakaya’lardan kaçmak kolay olmayacaktır. Önüne gelen her şeyi yok eden Zekkar’ın öfkesi yine çıkar yollarına ve bu sefer daha büyük bir yıkım getirir.

ZÜHRE, SEYİT'İN TAŞ ATÖLYESİNE SIĞINIYOR

Çoban Yıldızı'nın 2. bölümünde olaylar şöyle gelişti: Fikret Karakaya’yı bıçaklayarak konaktan kaçmayı başaran fakat gidecek yeri olmayan Zühre, Seyit’in taş atölyesine sığınır. Seyit’in yanında kendini güvende hissetse de orada kalmasının Seyit’e yıkım getireceğini bildiğinden gitmek ister. Ama Zekkar ve adamlarının her yerde Zühre’yi aradığını duyan Seyit, onu bırakmaz. Zekkar’ın durumu öğrenmesiyle iyice köşeye sıkışan Seyit ve Zühre için kaçmak tek yoldur. Bu kaçışta önlerine asla vazgeçemeyecekleri ve geride bırakamayacakları bir engel çıkar.

DİZİNİN GENEL KONUSU

Kapadokya’nın zengin ve güçlü adamlarından, ileri yaştaki Fikret Karakaya, genç güzel Zühre ile evlenmek ister. Zühre, düğün için Niğde’den konağa getirilir.

Mertliği ile tanınan taş ustası Seyit’in yolu Zühre’yle bu süreçte kesişir.  Ateş ve su kadar birbirlerinden uzak durmaları gerekse de, Seyit ile Zühre arasında, tutkulu, büyüleyici bir aşk başlar. Ancak aşkları, değdikleri herşeyi, yakıp yıkar, küle döndürür. Üstelik karşılarında Fikret Karakaya kadar güçlü bir engel daha vardır. Çoban Yıldızı, Seyit ile Zühre’nin Kapadokya’nın masalsı dünyasında başlayıp, İstanbul’a uzanan, soluk soluğa izlenecek, gerilim dozu yüksek bir aşk hikayesi.

ÇOBAN YILDIZI OYUNCU KADROSU

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ (SEYİT ZAHİR)
Seyit, İbrahim ile Cevahir’in ilk çocuğu olarak Kapadokya’da dünyaya gözlerini açar. Dedesinden taş ustalığını öğrenerek büyüyen Seyit’in kişiliğinin oluşmasındaki temel öğe de dedesidir. O; dürüst, mert, değerlerine bağlı biridir. Seyit, Zühre’ye aşık olmakla nasıl bir cehenneme düşeceğini bilse de, kendini Zühre’den uzak tutamaz. Zühre’yi tanır, tanıdıkça sever, aşık olur. En çok da özgürlüğe olan tutkusunu sever. Yerlerinden yurtlarından olurlar. Ama Seyit yılmaz. Bu yıkımdan annesini, Rüveyda’yı ve Zühre’sini korumak kollamak için mücadeleye başlar.

SELİN ŞEKERCİ (ZÜHRE FİLİZ)
Zühre, çok masum ve sevilesi bir karakterdir. Ama aynı zamanda her şeye rağmen tuttuğunu koparan, isyankar bir kızdır. Zühre on yaşından itibaren annesiyle Niğde’de tarlalarda çalışıp, evde halı dokumuştur. Babası onu Kapadokya'nın en güçlü adamlarından Fikret ile evlendirmek ister. O ise istemediği biriyle evlendirilmesine karşı çıkar ve kendisi için çizilen hayatı kabullenmez. Tüm bu karmaşadan kaçan Zühre, yüreğinin sesini dinler ve Seyit’e sığınır. Seyit Zühre’siz, Zühre Seyit’siz yaşamak istemez. Zekkar’ın çılgınca aşkının, ailenin baskılarının karşısında dimdik dururken yanında hep Seyit olacaktır.

SELİM BAYRAKTAR (ZEKKAR KARAKAYA)
Zekkar, Kapadokya’nın zengin ve güçlü ailelerinden Fikret Karakaya’nın oğludur. Oğlu Ali ile birlikte İstanbul’da bir gece kulübü işletir. Bu mekanı mesken tutarak işlerini yürütürler. Bu yolla çok zengin olmuşlardır. Zekkar, kimi, neyi istiyorsa sahip olur. Sırma ile evli olmasına rağmen Zühre’ye ilk görüşte aşık olur ve bu karşılıksız aşk uğruna yapmayacağı şey yoktur. Hikayenin en güçlü karakterlerinden biridir.

MENDERES SAMANCILAR (FİKRET KARAKAYA)
Karakaya ailesinin başıdır. Üç çocuğu vardır; iki erkek biri kız. Çıkan bir kavgada iki oğlundan birini kaybeder.
Fikret, güçlü olanın ayakta kalacağına inanır ve öyle yaşar. Zayıf olana tahammülü yoktur. Büyük oğlunun, yeteri kadar güçlü olmadığı için öldürüldüğünü düşünür. Tek erkek evladı olan Zekkar’ın güçsüz olmasını zaafa düşmesini istemez. Öyle de olur, Zekkar güçlü olmak için savaşan, istediğini ne pahasına olursa olsun elde eden bir insan olur. Ancak Fikret’in hesaplayamadığı Zekkar’ın bu durumu kendisine karşı kullanabileceğini düşünmemesidir.

ARİF ERKİN (MUSTAFA ZAHİR)
O bölgenin bilinen en eski taş atölyesi olan “Zahir Taş Atölyesi”nin sahibidir. Şimdilerde artık ölmüş olan bu mesleği yapan ender insanlardan biridir. Oğlu İbrahim’e tecrübesini aktarmak ister ama İbrahim’de bu arzu ve isteği göremez. Torunu Seyit ise dedesinin mesleğine tutkuyla bağlıdır. Mustafa, bütün bildiklerini, tecrübesini Seyit’e aktarır. Mustafa geleneklerine, değerlerine bağlı dürüst bir insandır. Torunu Seyit ve Rüveyda, Mustafa’yı baba bilirler. Oğlunun tersine Seyit ve Rüveyda’yla hayatı boyunca gurur duyar. Onlarla aşar yüreğindeki sızıyı.

#habericireklam#300x250#180#right

İBRAHİM ZAHİR (SERHAT ÖZCAN)

İbrahim, Mustafa ve Fatma’nın ilk evlatları olarak Kapadokya’da doğar. Tek çocuk olan İbrahim’in annesi babası üzerine titrerler. İbrahim isteklerine kolay yoldan ulaşmak  ister, olmadığında hırçınlaşır, karaktersizleşir.

AYSUN METİNER (SIRMA KARAKAYA)

Sırma, Zekkar’ın karısı, Ali’nin annesidir. İlkokul mezunudur. Sırma, Zekkar ile istemeden evlenmiştir. Ne kadar karşı koysa da, Zekkar’ın karısı olmaktan kurtulamaz. Sırma içinde fırtınalar koparken bile sakin görünür; sessizce yürür, ama deprem etkisi yaratır.

ELİF ÇAKMAN (ŞERİFE GÖNEN)

Fikriye Kayseri’de doğar büyür. Fakir bir ailenin çocuğudur. Evinden, yaşadığı sefil hayattan, kurtulma hayalleriyle yaşar. Gözü yükseklerde olan, hırslı bir kadındır. Yaşadığı sefil hayatın acısını başkalarından çıkartmaya, intikam almaya çalışır. Yalan söylemekten çekinmez. Kıskanç bir insandır. Onun için amaca giden her yol mübahtır.

FEYZA IŞIK (CEVAHİR ZAHİR)

Cevahir, Seyit ve Rüveyda’nın annesi. Hayatı boyunca sevdiklerini kaybeden bir kadın. Annesini, babasını, kardeşini, kocasını. Ve hayatı boyunca kalabalıklar içinde hep yalnız. Kendisini ait hissetmediği evlerde başkalarının hayatına dahil olarak, onlar için yaşıyor.

SAHRA ŞAŞ (RÜVEYDA ZAHİR)

İbrahim ve Cevahir’in Seyit’den sonraki ikinci çocuğudur. Kapadokya’da doğar, büyür. Rüveyda çevresindeki kız çocuklarından daha şanslıdır. Babalarından baskı gören, dayak yiyen genç kızlardan değildir. Zahir ailesinin geleneklere bağlılığından doğan kurallar dışında baskı görmez. Düşündüğünü hemen söyler. Sonuçları ne olur diye düşünmez.

TAYGUN SUNGAR (ALİ KARAKAYA)

Sırma ve Zekkar’ın oğludur. Kapadokya’da konakta doğar. Çocukluğu konakta geçer. Karakaya ailesinin varisi, ailenin kıymetlisidir. Karakaya ailesinin başı olan Fikret’in torunudur. Bu gücün kıvancıyla, dedesi Fikret ve babası Zekkar gibi lider olacağını bilerek büyür. Ancak çocukluğu Sırma’nın şevkatli, sevgi dolu kollarında geçer; bir yanı hep saf, hep temiz kalır.