Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Müslüm Gürses ya da Müslüm Baba... Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde doğdu, ancak Çukurova'da büyüdü. Müzik dünyasına ilk adımı da Çukurova'da henüz çocuk yaştayken attı ve Türkiye'nin Müslüm Baba'sı oldu. Müslüm Gürses 2013 yılında geçirdiği by-pass ameliyatının ardından 3 Mart 2013'te hayata gözlerini yumarak, hayranlarını "babasız" bıraktı. 2018 yılında hayatı film yapıldı ve "Müslüm" ismiyle beyaz perdede izleyici ile buluştu. İşte Müslüm Gürses'in, Müslüm Baba olma yolcuğu...

MÜSLÜM GÜRSES KİMDİR?

Müslüm Akbaş (Müslüm Gürses),7 Mayıs 1953 tarihinde Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mehmet Akbaş'ın bağlama çalması ve türkü söylemesi kendisini müziğe iten faktörlerden biridir. Ailesinin ekonomik nedenlerinden dolayı Şanlıurfa'dan Adana'ya taşınmak zorunda kalan Müslüm Gürses, Adana'da küçük yaşlarda çay bahçelerinde şarkı söyleyerek para kazanmaya çalıştı. Ayrı olarak halk evlerinde çalıştı, terzi çıraklığı ve kunduracılık gibi meslekler öğrendi.

İlkokulda okurken, çalıştığı çay bahçesinde düzenlenen şarkı yarışmasında birinci oldu ve sesiyle küçük yaşlarda dikkat çekmeye başladı.

1967 yılında TRT Adana Çukurova Radyosu'nda her hafta Cumartesi günleri canlı yayında türküler söyleyerek adını duyurmaya başladı ve soyadını Gürses olarak kullandı.

1968'de ilk 45'liklerini çıkarmaya başlayan Müslüm Gürses, Emmioğlu/Ovada Taşa Basma plağıyla adını duyurdu. Yavaş yavaş tanınmaya başlayan Müslüm Gürses, İstanbul'a geldi ve 2 adet 45'lik plak çıkardı.

1969'da yine İstanbul'da çıkış parçası Sevda Yüklü Kervanlar'ı içeren 45'lik plağı çıktı. Çıkardığı bu plak tam 300 bin adet satıldı ve rekor kırdı.

Müslüm Gürses, askerlik görevini yaptı ve toplamda 34 plak çıkararak şöhret oldu.

1990'lı yıllarda arabesk parçalarıyla birçok kitlenin dikkatini çekti ve arabesk şarkıların kralı haline gelen Müslüm Gürses'i dinleyici kitlesi Müslüm Baba olarak tanıdı ve tüm Türkiye'de Müslüm Gürses artık Müslüm Baba olarak anılmaya başlandı.

Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012'de olduğu by-pass ameliyatının ardından akciğer ve kalp yetmezliği sebebiyle kaldırıldığı yoğun bakım ünitesinde yaklaşık 4 ay boyunca mücadele verdi fakat 3 Mart 2013'te yoğun bakımda hayatını kaybetti.

BERBER BABASININ YANINDA ÇIRAKMIŞ

Aslen Diyarbakır doğumlu olduğunu söyleyen ve 1953’te Adana’ya taşındığını söyleyen Mustafa Canan, Müslüm Gürses ile ilk tanıştığı dönemi anlattı. Canan, “1962’nin sonunda Adana’da Halk Ozanları Cemiyeti’ni açtım. Orada 50’ye yakın öğrenci yetiştirdim. Bir gün müteahhit bir arkadaşım vardı Mennan Nair adında. O bir gün geldi ve bana ‘Ben hafriyat işi yaparken bir berberde tıraş oldum, orada bir çocuk tanıdım’ dedi. ‘Berberin oğluymuş, kendisini dinledim, sesi de güzel’ dedi. Getir bir dinleyelim dedim. Aldı getirdi bana. Ben dinledim, gerçekten sesi güzel. Koroya aldım. Nota dersleri, usul üslup, şan dersleri verdik. Onun soyadı Müslüm Akbaş’mış. Babası berbermiş. Babasının yanında çıraklık yapıyormuş" diye konuştu.

BABASININ ANNESİNİ ÖLDÜRMESİ HADİSESİ

Gürses’in babasının annesini öldürmesi hadisesini de anlatan Canan, “Arkadaşım bana Müslüm’ün annesi ölmüş demişti. Ben kendisinden öğrendiğime göre Müslüm’ün anne ve babası şiddetli geçimsizlikten dolayı ayrıymış. Müslüm’ün bir erkek bir de kız kardeşi var. Ahmet ismindeki erkek kardeşiyle, kızı annesi almış. Müslüm babasının yanında kalıp çıraklık yapıyor. Babası devamlı alkol alıyormuş. Bir gün devamlı annesinden ‘Ahmet’i gönder, Ahmet’i ver, ona ben bakacağım’ diyormuş. Bir gün alkolün etkisiyle gitmiş kadının kapısına. Verirsin vermezsin derken, alkolün tesiriyle bıçağı çekiyor kadını öldürüyor. Ahmet ise yaralanmış araya girmiş. Anlattığına göre Müslüm’ün böyle olmuş" dedi.

PLAKINI ÇIKARTMAYAN ŞİRKETLER SONRA PEŞİNE DÜŞMÜŞ

1966’da İstanbul’a taşındığını söyleyen Canan, İstanbul’a plak çıkartmak için gelen Gürses ve arkadaşını evinde ağırladığını söyledi. Canan, “Bir gün bir baktım benim eve, kapıyı çaldılar. Bebili Mehmet diye bağlama yapıp çalan kişiyle Müslüm gelmişler. Hayrola dedim bende. Plak yapmak istediklerini söylediler. Bende o dönemler müzik direktörlüğü yapıyordum. Zaten Müslüm’ün sesini biliyorum. Ben de olur dedim. İki gün bende misafir kaldılar. Sonra dedim ki ‘Mehmet, ben sizi TRT’de bir ağabeyimiz var, onun plak şirketi var oraya göndereyim sizi’ dedim. Ben bir de not bıraktım. Meğer oraya gitmemişler. Tesadüfen başka bir yere girmişler. Durumu anlatmışlar. Dinlemişler, plak bantları yapmışlar. Sonra bunlar başka şirketlere de gidince Müslüm’ün sesini beğenmemişler. Benden önce de gitmişler. Hiçbir firma beğenmemiş. Durum böyle olunca plak yapmışlar ama bantları duruyor tabi. Gittikleri adam da başka bir firmaya bantları satmış. Orası da plakları çıkarınca, plak sattı. Bayağı tuttu. Tutunca bu defa diğer plakçılar ‘Aman gel bize de oku’ dediler. Bu defa tersi oldu, peşine düştüler" diye konuştu.

İLK YILLARDA TATMİN EDİCİ PARA KAZANMAMIŞ

İlk yıllarda maddi anlamda kazanç elde edemediğini söyleyen Canan, ardından Gürses’in parladığnı dile getirdi. Ara ara Adana’ya ders vermeye gittiğini ve Adana’da tekrar Gürses ile karşılaştıklarını söyleyen Canan, “Müslüm plak şirketlerinden pek para almıyordu. Zaten yoksuldular, fakirdiler. Berberlik yapıyordu babası. Ayıplamak için söylemiyorum. Sonra bir gün Adana’da baktım. Yağmurlu havaydı. Yahu sen burada ne yapıyorsun dedim. Hoca, İstanbul’dan geldim dedi. Tatmin edici para vermemişlerdi o yıllarda Müslüm’e. Tanınınca, parlayınca, organizatörler peşine düştü. Sonra bir gün ölüm haberini aldık. Bugün de ölüm yıldönümü. Rahmet olsun. Üzüldüm. Müslüm’ün gerçekten çok, hele hele bana geldiği yıllarda kadife, yumuşak bir sesi vardı. Hatta ilk konseri belediye şehir tiyatrosunda verdik. Müslüm o dönem çok alkışlandı. Gerek çocuk yaşta olduğu için gerekse sesinden dolayı çok alkışlandı. Sonra baktık uzun hava, türkü falan güzel okuyor. İki sene kadar çalıştık. Sonra cemiyeti kapattık" dedi.

Televizyonlarda izlerken kendisiyle gurur duyduğunu da söyleyen Canan, “Birçok öğrencim var. Onları görünce gurur duyuyorum ve seviniyorum. Müslüm’ün sesi gerçekten dokunaklı, dolgun ve sağlam bir ses. Kulak sağlam. Verdiğimiz türküleri birçok arkadaş zor öğrenirken o hemen kapıyordu. Kulağı sağlam" şeklinde konuştu.