İlahiyatçı Osman Ünlü katıldığı bir radyo programında çok tartışılacak açıklamalar yaptı. Ünlü’ye göre, çalgının her çeşidi haram, tasavvuf müziği uydurma ve musiki eşliğinde söylenen ilahiler küfür... “Yok Türk halk müziği, yok Türk klasik müziği, ismine ne dersen de. Yok tasavvuf müziği. Yok öyle bir şey, sonradan uydurdular. Hıristiyanların Hz. İsa’nın dininden uzaklaştığı gibi Müslümanları da Hz. Muhammed’in dininden uzaklaştırarak yepyeni bir din ortaya çıkaracaklar. Dolayısıyla çalgının her nevi haramdır. Çalgılı olarak bir şey söylüyorsan, haram söylüyorsun, dinliyorsan haram dinliyorsun. Bu çalgıyı ilahiye sokuyorsan küfür olur. Herkes toprağın altına girecek, orada hanyayı Konya’yı öğrenecek herkes” diye konuşan Ünlü’nün görüşlerini ilahiyatçılarla tartışmaya açtık. Bu iddiaların Kuran-ı Kerim’de karşılığı var mı? İslam musikiye ve çalgıya nasıl bakıyor? Allah ve Peygamberlerin adlarının anıldığı ilahilerin çalgı eşliğinde söylenmesi günah ya da ‘küfür’e eş olabilir mi?
Farklı görüşler, bugünün polemiğinde...

Gülin YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com



‘Hz. Ayşe’nin tefi vardı, çalgı haramsa Allah niye yarattı?’
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. SAFFET KÖSE:

Müzik mutlak olarak helal veya haram değildir. Bu, müziğin sözlerine göre, söyleyene göre değişen bir durum arz eder. Eğer müziğin konusu İslam’a aykırı bir şey taşımıyorsa herhangi bir enstrüman ile söylenmiş olması onun haram olduğu anlamına gelmez.

Bu tasavvuf müziği için de geçerli, Türk sanat müziği için de geçerli, Türk halk müziği için de geçerli. Bunlar uydurma değildir. Bunların bir kültürü vardır, bunları ortaya çıkaran bir ortam, bir amaç vardır. Güzel ses fıtri bir şeydir. Müzik, seslerin ahenkli şekilde bir araya getirilmesinden ibarettir.

Çalgı haramdır, tasavvuf uydurmadır vs gibi şeylerin söylenmesinin nedeni bazı kitaplarda, bazı hadislerde bu konuda yazılanlar ama bu kitapların metodolojik açıdan incelenmesi gerekli. Hz. Ömer’e “Şu adam türkü söylüyor” demişler, Hz. Ömer “Türkü söylemesin de ne yapsın!” demiş. Hz. Ayşe’nin bir tefi varmış ve insanlar o tefi düğünlerde bayramlarda kendisinden ödünç alır, çalarlarmış. Hz. Peygamber diyor ki “Nikâhla zinayı ayıran musiki ve eğlencedir”, bununla ilgili hadisi şerif var.

Müzik, çalgı haramdır denemez. Allah yarattıysa onun kullanılacağı bir yer mutlaka vardır. Bu resim için de geçerli. Resim de müzik de geleneğimizde olan fıtri bir şeydir. İnsanların buna ihtiyacı vardır.



‘Çalgı haram’ ifadesi Kuran’da yok, bilimsel bir açıklama değil’
İslami Yazar İSMAİL NACAR:

Bu konu ile ilgili Kuran’da herhangi bir yasak yok. Bize gelen Peygamberin hadislerinde ve sünnetinde de böyle bir yasak yok. Bu sonraki yıllarda bazı sufilerin icraatlarıdır. Müzik insanın fıtratında, doğasında olan bir şeydir, çalgı da o insanın doğasındaki duyguların icat ettiği aletlerdir.

Meseleye İslam açısından baktığınız zaman o ifadeler doğru değildir. Maalesef bazı ilahiyatçılar bu yanlışlara alet oluyorlar. Son zamanlarda mevcut atmosferi de göz önüne alarak, tarikatlar her yerde çok egemen. Her konuda belli odakları memnun etmek için bazı ilahiyatçılardan bu tip ifadeler çıkıyor. Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikelerden biri budur. İslam kaynaklarında böyle bir ifade yoktur. Böyle açıklamalar yapmak için Kuran bileceksiniz, usul bileceksiniz, fıkıh bileceksiniz, sünnetin yöntemini bileceksiniz. Bunun bilimsel ve ilmi hiçbir yanı yok, üstelik ciddi âlimlerin böyle bir ifadesi yok.


‘Haramsa ilahiyat fakültelerindeki musiki bölümleri ne olacak?’
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. BEYZA BİLGİN:

Bunlar Osman Ünlü’nün kendi fikridir. Ama musiki, çalgı, tasavvuf müziği hep vardır, olacaktır. İlahiyat fakültelerinde musiki bölümlerimiz var. Bu bölümler de mi haram? Çalgıyla söylenen ilahilerimiz var, bunlar da mı haram? Bu Ünlü’nün kendi görüşüdür, genellenemez, İslam’da böyledir, haramdır denemez. Çünkü değil.


‘Alkole, kadınlı erkekli dansa ve sekse yönlendiren müzik haram’
İlahiyatçı Yazar ALİ RIZA DEMİRCAN:

Değinilen ölçüler ışığında musikinin haram olarak vasfedilebilecek çeşitlerini şöylece özetleyebiliriz. Güftesinde İslam ilahiyatına aykırılık bulunan musiki eserlerinin icrası ve onaylanarak dinlenilmesi haramdır, yasaktır. Aslında bu tür nesir ve manzum eserlerin tasvip edilerek okunması ve dinlenilmesi de haramdır.

Kurân-ı Kerim’in, İslâmın iman sistemini örgüleyen ilgili âyetleri bu yasağın delilleri olarak görülebilirse de, Peygamberimiz yasaklığa tam bir açıklık getirmektedir. İçki ve zina gibi haram fiillere yönlendiren veya cinsellik öğelerini sağ duyunun çirkinlik olarak niteleyebileceği şekilde kullanan güftelerin omurgasını oluşturduğu musiki eserleri de haramdır.

Beraberinde alkollü içkiler alınan veya kadın erkek karmaşıklığı içinde bedensel temasları içeren oyunlar oynanan musiki de haramdır. Çünkü burada haramlığı açık olan işlere musiki yoluyla onay, katılım ve de yardımlaşma vardır. Cinsel duyguları kamçılayan giysiler içinde ve rakslar eşliğinde kadın icracılar tarafından sunulan musiki de hiç şüphesiz haramdır. Çünkü İslam, Kuran diliyle kadın sesinin cinsel mesajlar verecek şekilde cezbedici kılınmasını, Peygamber eşlerinin şahsında bütün Müslüman kadınlara yasaklamaktadır.


‘İlahilerde çalgı kullanmak doğru değil’
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. BAYRAKTAR BAYRAKLI:  

“Çalgı haramdır’’ demek yanlıştır, önemli olan çalgıyı ne için kullandığındır. Çalgıyı hangi nedenle, hangi eğlence türünde kullanıyorsun mesele odur yoksa çalgının kendisi haram olmaz. Çalgının ne için kullanıldığı tıpkı tabancanın, bıçağın ne için kullanıldığının önemli olmasına benzer bir özellik taşır. İlahi okurken çalgı kullanmak çok yanlıştır, yanlıştır diyebiliriz ama küfürdür gibi bir fetva verilemez.

Ama Allah’ı anarken, Peygamber’i anarken çalgı ile anmak yanlıştır. Burada çalgıyı kullanmamak lazım ilahiyi çalgısız söylemek lazım. Ama ‘çalgı küfürdür’ gibi bir fetva vermek doğru değildir. Küfür Allah’ı inkâr etmek demektir böyle bir şey olabilir mi?

Allah’ı anarken, Hz. Muhammed’in isminin geçtiği yerde çalgı çalarak bunu söylemek doğru değildir.

BAKMADAN GEÇME

1881 -
1938