Kanunî’nin yaptırdığı arslan ahırı şimdi konserlerin verildiği güzel bir park oldu
Saraylarda başta arslan olmak üzere uzak diyarlardan getirilmiş egzotik ve vahşî hayvanları beslemek, bir zamanlar yabancılara karşı devletin gücünü göstermeleri bakımından vazgeçilmez bir uygulama idi ve uygulamayı Kanunî Sultan Süleyman başlatmıştı. Kanunî zamanında "arslan ahırı" olarak kullanılan mekân, İstanbullular'a bugün Gülhane Parkı olarak hizmet veriyor
ABONE OLGülhane Parkı’nda bundan on küsur sene öncesine kadar “hayvanat bahçesi” vardı. Doğu dünyasında “hayvanat bahçesi” denince halsiz düşmüş, açlıktan bir deri-bir kemik kalmış ve yılların bakımsızlığının neticesinde özelliklerini kaybetmiş hayvanlar hatıra gelir.
İşte, birkaç sene öncesine kadar hayvanların barındırıldığı yer, geçmişte padişahların “kaplan seyri” denen eğlencelerine sahne olan gerçek bir hayvanat bahçesiydi. Parkın bulunduğu yerde yeralan “Cirit Köşkü Meydanı” da, sadece bu işe yarardı.
Ama, Osmanlı başkentinde eski zamanlarda yaşayan vahşi hayvanlar, günümüzdeki hemcinslerinden daha şanslıydılar. Sarayın gözdesi olan arslan, kaplan, panter, fil, zürafa ve sırtlanlar padişahın özel malı oldukları için büyük itina görür, gayet iyi beslenirlerdi. Özellikle fillere daha fazla dikkat edilir, İstanbul’un iklimine alışmaları için günlük yiyeceklerine ilâve olarak yine her gün beş okka şarap ile karabiber, zencefil ve daha başka baharat verilirdi.
Saltanatın ihtişamının göstergesi ve hâkimiyet alâmeti sayılan bu vahşi hayvanlar, Osmanlı sarayına ilk defa Kanuni Sultan Süleyman zamanında alınmışlardı. Topkapı Sarayı’na gelen yabancı elçiler ikinci avluya girişte güzel kumaşlara büründürülmüş iki fil, bir zürafa ve altın zincirlerle bağlı on arslan ve iki de kaplanla karşılaşırlardı.