2019 yılına şu ana kadar küresel ekonomideki belirsizlikler damga vurdu. Avrupa Birliği'nin bir türlü bitmeyen Brexit sancısı, aynı şekilde Ortadoğu'da süregelen jeopolitik riskler ile başta Hong Kong olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki siyasi gerilimler küresel ticareti pek çok açıdan olumsuz etkiliyor.

Tabii tüm bunlardan daha büyük bir belirsizlik yaratan ise dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ile Çin arasında devam eden 'ticaret savaşı' oldu. Taraflar birbirlerinden ihraç ettiği mallara ek gümrük vergileri getirirken, son dönemde devam eden görüşmeler gerilimin bir nebze de olsa azalmasına yol açtı.

KÜRESEL RESESYON İHTİMALİ

Ticaret savaşının etkisiyle neredeyse son 30 yıldır küresel ekonomik büyümenin ana motoru haline gelen Çin yılın üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 6 büyüdü. Bu büyüme oranı hem beklentilerin altında kaldı hem de 27 yılın en yavaş büyümesi oldu. Bu gelişmeler ışığında birçok finansal kuruluş ve ekonomist son dönemde sık sık küresel bir resesyon ihtimalinin yükseldiği uyarısında bulundu.

BÜYÜME TAHMİNLERİ DÜŞÜYOR

IMF bu beklentinin yansıması bir şekilde temmuz ayında küresel ekonomi için büyüme tahminini yüzde 3.3'ten yüzde 3.2'ye, geçen ay ortasında ise yüzde 3'e düşürdü.

IMF'nin raporunda, "Küresel ekonomi 'senkronize yavaşlama' ile karşı karşıya bulunuyor. 2019 küresel büyüme tahmini bu nedenle yeniden aşağı yönlü revize edilerek yüzde 3’e düşürüldü. Bu küresel finansal krizden sonra en yavaş hız" değerlendirmesine yer verildi. 

'RESESYON İHTİMALİ YÜKSEK'

IMF'nin raporunun yayımlandığı gün küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmede bulunan Moody's Analytics Baş Ekonomisti Mark Zandi de önümüzdeki 12-18 ay içinde küresel resesyona girilmesi ihtimalinin 'rahatsız edici yüksek bir seviyede' olduğunu belirtti. Zandi resesyon olmasa bile küresel ekonominin gelecek yıl bugünkünden daha zayıf bir görünüme sahip olacağının kesin olduğunu bildirdi. 

ALTIN YÜZDE 24 DEĞERLENDİ

Geleneksel olarak bu tip belirsizliklerin ve resesyon ihtimalinin arttığı dönemlerde yatırımcılar riskli varlıklardan kaçmayı tercih eder. 'Güvenli liman' olarak görülen altın gibi yatırım araçlarına yönelir. Bu geleneğin kısmen bu yıl da devam ettiğini söylemek yanlış olmaz. Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı 2019 genelinde yüzde 24 yükselişle 1.513 dolara ulaştı. 

Altın talebi artsa da bu talep artışı yatırımcının tamamen 'güvenli limana' kaçtığı anlamına gelmiyor. Küresel ekonomideki en büyük belirsizliğin 2 aktöründen birisi olan ABD'de borsalar bu yıl rekor üstüne rekor kırdı. Yani yatırımcılar belirsizliklere rağmen normalde daha riskli görülen hisse senedi piyasalarından kaçmadı. Tam tersine buradaki yatırımlarını artırdı. 

TARİHİ REKORA ULAŞTI

ABD'de ülkenin hisse senedi piyasalarının hacim olarak yüzde 70'ini temsil eden S&P 500 endeksi çarşamba günü 3.046 puanla rekor düzeyde kapandı. Bu rekorda ABD-Çin ticaret görüşmelerine yönelik iyimser beklentiler etkili oldu. Dün ise şirket bilançolarının zayıflığı sebebiyle endeks 3.037 puana geriledi.

4.92 TRİLYON DOLARLIK ARTIŞ

Bu gerilemeye rağmen S&P 500 2019 genelinde yüzde 21.2 yükseldi. Bu yükselişle beraber S&P 500şirketlerinin piyasa değeri de 21.03 trilyon dolardan 25.95 trilyon dolara yükseldi. Yani endekste yer alan 500 şirketin toplam değerinde 4.92 trilyon dolarlık artış yaşandı. Dün kapanış itibarıyla Borsa İstanbul'da yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri 172.8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu hesaba göre S&P 500 şirketlerinin 2019'daki değer artışı 28 Borsa İstanbul'a eşit oldu.

NASDAQ DA ZİRVEYİ GÖRDÜ

Benzer şekilde ABD'li dev teknoloji şirketlerinin yer aldığı Nasdaq 100 endeksi de bu yıl rekorlara doymuyor. Son olarak pazartesi günü 8 bin 110 puanla tarihi zirvesinde kapandı. Şu anda 8 bin 83 puana gerilemiş olsa da yıl genelinde yüzde 27 yükselmiş durumda.

Dow Jones Endeksi de yıl genelinde yüzde 16 yükselmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump sık sık borsalardaki yükselişe işaret ederek kırılan rekorların ABD'nin 'harika ekonomisini' yansıttığını söylüyor. 

'GÖRÜLMEMİŞ BİR ŞEY'

Kısmen de olsa Trump'a katılan analistler ABD'de tüketim harcamalarının artmasının yatırımcıya güven verdiğine işaret ediyor. Bunun yanında Fed'in faiz indirimleri de getiri arayan yatırımcıların borsaya yönelmesini destekliyor. Tabii bütün bunlar küresel resesyon ihtimalinin güçlendiği gerçeğini değiştirmiyor. 

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Globalt Investments Portföy Yöneticisi Keith Buchanan "Bu kadar negatif algının olduğu bir dönemde borsaların rekor seviyede olması görülmemiş bir şey. Güçlü tüketim harcamaları bunda etkili oluyor" ifadelerini kullandı. 

TARİHİ VERİLER 'DEVAM EDECEK' DİYOR

Olumsuzluklar arasında borsalarda gelen rekorlar doğal olarak bu rallinin ne kadar süreceği sorusunu akıllara getiriyor. Tarihi veriler yükselişin en azından yıl sonuna kadar süreceğine işaret ediyor. Bu yıl hariç S&P 500 endeksi toplam 41 yılda, yılın ilk 3 çeyreğinde çift haneli yükseliş kaydetti. İlk 3 çeyrekte çift haneli yükselişlerin yaşandığı 41 yılın 35'inde ise endeks son çeyreği de yükselişle kapattı. Bu yükselişler genelde yüzde 3'ün üzerinde oldu. 

İÇ SİYASET VE TİCARET SAVAŞI TAKİP EDİLECEK

Tabii sene sonuna kadar ABD ile Çin arasında devam eden ticaret görüşmelerinin seyri hisseler üzerinde etkili olacak. Bunun yanında Donald Trump'ın görevden azline yönelik devam eden süreç şu ana kadar aşırı ciddiye alınmadığı için borsaları çok fazla etkilemedi. Ancak işlerin ciddileşmesi siyasi belirsizlik anlamına geleceği için ABD borsalarında bir düşüşe yol açabilir.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri