Ramazan ayının 3. gününü de geride bırakıyoruz. Rize ilinde yaşayan vatandaşlar "Rize iftar vakti 2020" ve "Rize iftar saat kaçta" sorularının yanıtlarını arıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlı tarafından yayınlanan Ramazan İmsakiyesine göre iftar ve sahur saatleri belli oldu. 

Rize iftar saatleri ramazan 2020 merak eden vatandaşlar için detayları imsakiye bilgilerini hazırladık. Rize iftar ve sahur saatleri bilgilerine aşağıda yer alan grafiklerden ulaşabilirsiniz. Ayrıca Rize iftar saati 2020 ne kadar kaldı? Sorusunun yanıtına geri sayım sayıcı ile de takip edebilirsiniz. Hayırlı Ramazanlar! 

Rize 26 Nisan 2020 Pazar günü iftar saati 19:19:00 olurken Rize 27 Nisan sahur saati 03:32:00 olarak belirlendi.

RAMAZAN İMSAKİYE İÇİN TIKLAYINIZ >>>İMSAKİYE 2020

RİZE İFTARA NE KADAR KALDI?

 

RİZE İFTAR SAATLERİ 2020

TARİHİFTAR
24-04-2020 Cuma19:14:00
25-04-2020 Cumartesi19:15:00
26-04-2020 Pazar19:16:00
27-04-2020 Pazartesi19:17:00
28-04-2020 Salı19:18:00
29-04-2020 Çarşamba19:19:00
30-04-2020 Perşembe19:20:00
01-05-2020 Cuma19:21:00
02-05-2020 Cumartesi19:22:00
03-05-2020 Pazar19:23:00
04-05-2020 Pazartesi19:24:00
05-05-2020 Salı19:26:00
06-05-2020 Çarşamba19:27:00
07-05-2020 Perşembe19:28:00
08-05-2020 Cuma19:29:00
09-05-2020 Cumartesi19:30:00
10-05-2020 Pazar19:31:00
11-05-2020 Pazartesi19:32:00
12-05-2020 Salı19:33:00
13-05-2020 Çarşamba19:34:00
14-05-2020 Perşembe19:35:00
15-05-2020 Cuma19:36:00
16-05-2020 Cumartesi19:37:00
17-05-2020 Pazar19:38:00
18-05-2020 Pazartesi19:39:00
19-05-2020 Salı19:40:00
20-05-2020 Çarşamba19:40:00
21-05-2020 Perşembe19:41:00
22-05-2020 Cuma19:42:00
23-05-2020 Cumartesi19:43:00
24-05-2020 Pazar19:44:00

GÜNÜN DUASI 26 NİSAN 2020

Allah’ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!

GÜNÜN AYETİ

Kur'an, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak (ilk defa) bu Ramazan Ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse onu baştan başa tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde (aynı sayıda oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez; ama (belirlenen günlerin) sayısını tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmenizi ve (O'na) şükretmenizi (ister).
Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

"Oruçlu bir kimse yalanı ve yalanla iş yapmayı terk etmezse onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın hiçbir ihtiyacı yoktur."
Buhârî

RAMAZAN DUALARI (İFTAR VE SAHUR)

Oruca Başlarken

Okunuşu: Ve bisavmi ğadin neveytü min şehri ramazan

Manası: Ramazan ayının yarınki orucuna niyetlendim.

Orucu Bozarken (İftar Ederken)

Okunuşu: Allâhümme innî leke sumtü ve bike âmentü ve alâ rızgıke eftartü.

Manası: Ey Allah'ım! Senin için oruç tuttum sana iman ettim ve senin rızkınla orucumu açtım.

Yemeğe Başlarken

Okunuşu: Bismillahi ve alâ bereketillahi

Manası: Allah'ın adıyla (başlarım) ve üzerine Allah'ın bereketi (olsun).

Yemekten Sonra

Okunuşu: Elhamdülillahillezî et amenâ ve sekenâ ve cealenâ minel müslimin

Manası: Açlığımızı ve susuzluğumuzu gideren ve bizi Müslüman kılan Allah'a hamdolsun.

Yemek Davetinden Sonra

Okunuşu: Allâhümme bârik lehüm fîhâ mâ razaktehüm.

Manası: Ey Allah'ım! Onların rızkını bereketlendir.

Kadir Gecesinde

Okunuşu: Allâhümme inneke afüvvün tuhibbül-afve fağfu annî.

Manası: Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni affet.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kovid-19 nedeniyle temsili kılınan cuma namazını kıldırdı.

Ankara Hacı Bayram Camii’nde az sayıda katılımla ve tedbirler alınarak kılınan cuma namazı öncesi Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi” başlıklı hutbe irad etti.

Başkan Erbaş, tüm insanlığa, “Ey insanlar! Canımıza, aklımıza, inancımıza, malımıza ve neslimize zarar veren şeylerden uzak duralım” çağrısında bulunduğu hutbesinde şu ifadelere yer verdi;

Muhterem Müslümanlar!

Bundan tam yüz sene önce 23 Nisan Cuma günü Cuma namazının kılınarak tekbirlerle, salavatlarla, dualarla Milletimizin meclisinin açılışının ve Devletimizin kuruluşunun gerçekleştirildiği Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camii’nin minberinden sizleri selamlıyorum. Bu büyük mücadeleyi gerçekleştiren tüm büyüklerimizi, şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. Cumanız ve Ramazanınız mübarek olsun aziz kardeşlerim.

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluş vesilesi olan bir Ramazan ayına daha kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Dün yatsı namazından sonra ilk teravih namazımızıevlerimizde, çocuklarımızla, eşimizle eda ettik, elhamdülillah. Rabbim kabul eylesin. Bugün seher vaktinde gönüllerimize sekinet, hanelerimize bereket bahşeden ilk sahurumuzu yaşadık. Bizleri bu mübarek aya ulaştıran yüce Rabbimize sonsuz hamd ü sena, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e salât ve selam olsun.

Kardeşlerim!

Ömür, yüce Rabbimizin ikram ve ihsan ettiği büyük bir nimet, kıymetli bir sermaye, aynı zamanda sorumluluğu ağır bir emanettir. Yılın hangi ayı, hangi günü, hangi saati olursa olsun, kulluk bilinciyle geçirdiğimiz her ânımız değerlidir. Ancak bazı vakitler vardır ki ilahi rahmete mazhar olmuş, duaların kabulüne ve günahların affına vesile kılınmıştır. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı da, Allah Teâlâ’nın kullarına sonsuz merhametinin tecellisi olan mübarek bir aydır. Ramazan-ı Şerif, gecesiyle gündüzüyle her ânı değerlendirilmeye layık eşsiz bir hazinedir.

Kıymetli Müslümanlar!

On bir ayın sultanı Ramazan’ı özel ve önemli kılan hususların başında, Kur’an ayı olması gelir. Doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayıran, dünyada ve ahirette mutluluğa eriştiren hidayet yolunu insanlığa gösteren yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu ayda nazil olmaya başlamıştır. Nitekim hutbemin başında okuduğum ayet-i celilede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “O sayılı günler, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin…”

Allah Resûlü, (s.a.s) her yıl Ramazan ayında vahiy meleği Cebrail (a.s.) ile karşılıklı olarak Kur’an’ı hatmetmiştir. Asr-ı Saadetten bugüne, Müslümanların alışkanlık haline getirdiği Ramazan mukabelesi, Peygamberimizin sünnetidir. Bu yıl maalesef salgın hastalık sebebiyle camilerimizde olamayacağız, mukabele okuyamayacağız. Ancak ailece Kur’an-ı Kerim’i okumaktan, anlamını öğrenmekten, hayatımıza onun bereketini taşımaktan, evimizi Kur’an’ın nuru ile aydınlatmaktan asla mahrum kalmayacağız.

Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s),bir defasında ashabına şöyle seslenmiştir: “Mübarek Ramazan ayına kavuştunuz. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.” Ramazan, oruç ayıdır. Orucun insana sabır ve merhameti, topluma metanet ve kardeşliği öğrettiği aydır. Akıllı, buluğ çağına ermiş ve dinen geçerli bir mazereti olmayan her Müslümanın Ramazan orucunu tutması farzdır. Zira oruç, İslam dininin üzerine bina edildiği beş temel esastan biridir. Yeme-içmeden ve nefsani isteklerden uzak kalmak orucun görünen yüzüdür. Halbuki oruç, çok daha derin bir anlam taşır ve elini, dilini, gözünü, kalbini, aklını, hasılı bütün bedenini günahtan uzak tutmaktır.

Aziz Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.” Ayet-i kerimede ifade edildiği üzere oruçlarımız, nefis terbiyesi, irade ve takva eğitimi için en ideal yoldur. Zira oruç, insana maddi arzuların esiri olmamayı, Allah’ın sınırlarına riayet etmeyi öğretir. Oruç sayesinde insan kendisine hâkim olmayı öğrenir, olgunlaşır ve Allah’ın rızasına mazhar olur. O’ndan hakkıyla sakınan değerli kulların yani muttakilerin arasında yerini alır. O yüzden Allah Rasülü Efendimiz, “Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz” buyurmaktadır.

Muhterem Müminler!

İşte bu rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtuluşumuza vesile olacak ramazan ayı münasebetiyle bir muhasebe yapıp, çok önemli bulduğum bazı hususları ifade etmek istiyorum:

İslam, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiş en büyük nimettir. Çünkü onun adı barış, huzur, kurtuluş anlamına gelmektedir.

Barışın, huzurun ve kurtuluşun gerçekleşmesi insanoğlunun kendisinden istenen ahlaki ilkelere uyması, iyi olup iyiliği yaymaya, kötülükten uzak durup başkalarını da uzaklaştırmaya çalışmasıyla mümkündür.

İslam, iyi olan ve iyiliğe götüren madde ve davranışlara helal; kötü olan ve kötülüğe götüren madde ve davranışlara da haram ismini vermiştir. Bir diğer ifadesiyle temiz ve faydalı olanlar helal, pis ve zararlı olanlar haram kılınmıştır.

Yüce Kur’an-ı Kerim’de bu husus A’raf suresinin 157. ayetinde şöyle ifade edilir: “Onlar ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi peygambere uyarlar. Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder. Yine onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar”

Aziz Kardeşlerim!

İslam sağlığa zarar veren şeyleri de haram dairesi içerisinde değerlendirmiştir. Peygamber efendimiz de insanların çoğunun aldandığı iki şeyden birisinin sağlık olduğunu ve insanın sağlığını koruması gerektiğini belirtmiştir.

Buradan çok net bir şekilde ortaya çıkıyor ki, insanın hem kendi bedenine hem de başkasının bedenine zarar vermesi yasaklanmıştır. Peygamber efendimiz “la darara vela dırar” (zarar vermek de, zarara zararla karşılık vermek de yoktur” sözünü küllî bir kaide olarak tüm insanlığın dikkatine sunmuştur.