Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin, Türkiye'de her gün yaklaşık 163 kişinin ölümüne yol açtığı, yıl içindeki hayatını kaybeden yaklaşık 60 bininin de diyabete bağlı nedenlerden kaynaklandığı belirtildi.

Dünyadaki diyabet tedavisinde kullanılan insülinin yaklaşık yüzde 50'sini tedarik eden Novo Nordisk Yakın Doğu Bölgesi Başkan Yardımcısı Ole Moelskov Bech, Uluslararası Diyabet Basın Bilgilendirme Konferansı'nda AA muhabirinin sorularını yanıtladı.



Bech, diyabetin kandaki glikoz seviyesini kontrol eden insülinin, pankreas tarafından üretilmemesi, yetersiz olarak üretilmesi ya da vücut tarafından etkin biçimde kullanılmaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımlandığını hatırlattı.

Durum kontrol edilmediğinde, kandaki glikoz seviyesinin artarak, damarlarda ve sinir sisteminde hasara yol açtığını anlatan Bech, diyabetin uzun sürede başta kalp damar hastalıkları, inme, körlüğe yol açabilen retina hasarı ve böbrek yetmezliği olmak üzere tıbbi komplikasyonların riskini artırdığına dikkati çekti.



Bech, tip 1 diyabetin, vücudun insülini hiçbir şekilde üretememesi sonucu oluştuğunu belirterek, insülin sağlanamaması halinde, ölümle sonuçlandığını söyledi. Tip 1 diyabetin genetik kaynaklı olduğunu vurgulayan Bech, bunun genellikle çocuklarda ve gençlerde ortaya çıktığını söyledi.

Dünyada görülen diyabetin yüzde 85-95'ini oluşturan tip 2 diyabetin ise insülinin yetersiz üretimi ya da vücudun insüline olan direnci sonucu ortaya çıktığını dile getiren Bech, "Tip 2 diyabet aşırı kilo, obezite ve yetersiz fiziksel aktivite ile ilişkilidir. Özellikle erişkinlerde görülmektedir ancak son yıllarda çocuklarda görülme sıklığı da artmaktadır" diye konuştu.



Bech, insülin direncinin de tip 2 diyabet açısından birinci sırada yer alan risk faktörü olduğunu hatırlatarak, "Diyabet hastalarının ancak yüzde 55'i tanı almaktadır. Geri kalanların çoğunda ise insülin direnci bulunmaktadır. Bu kişiler, uygun tedaviyi alamadığında, geleceğin diyabet hastaları olacaktır" uyarısında bulundu.

Ole Moelskov Bech, diyabeti adeta bir tsunami şeklinde büyüdüğü değerlendirmesinde bulunarak, bunun Türkiye için de ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

Diyabetli kişi sayısının her yıl artış gösterdiğini belirten Bech, Türkiye'de de son 15 yılda diyabetli oranının yaklaşık üç kat arttığını söyledi. Bech, şunları kaydetti:

"1998'de 2,5 milyon kişi diyabetli kişi sayısı, bugün yaklaşık 7 milyona çıkmıştır. Türkiye'de diyabet görülme sıklığı, son verilere göre yüzde 14.9'dur.



Türkiye, Avrupa'nın diyabet yükünün yüzde 13'ünü taşımaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF),2035 yılında Türkiye'deki diyabetli sayısının 12 milyona çıkacağını tahmin etmektedir. 2035 yılına kadar Türkiye'de yaşayan diyabetlilerin sayısı, tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla olacaktır."

Bech, Türkiye'deki 3,7 milyon kişide tip 2 diyabetin öncüsü olan insülin direnci bulunduğuna da dikkat çekerek, "Tedavi edilmeyen ya da yeterli tedavi edilemeyen diyabetli kişiler, diyabeti olmayan kişilere göre iki kat daha fazla erken ölüm riskine sahiptir" diye konuştu.



Komplikasyonları engellemeye, geciktirmeye veya azaltmaya yardımcı olabilecek etkili tedaviler ile yaşam süresinin uzadığına işaret eden Bech, "Türkiye'de her gün yaklaşık 163 kişi diyabet yüzünden ölmektedir. Bu da 2013 yılında 59 bin 786 erişkin ölümüne eşittir. 2013 yılında Türkiye'deki ölümlerin yaklaşık 60 bini diyabete bağlı nedenlerden kaynaklanmıştır" dedi.

Bech, diyabetli kişilerin diyabetli olmayanlara göre dört kat daha fazla inme riski taşıdığını; ancak bu riskin etkili tedavi edilmesi halinde yüzde 44 oranında azaltılabileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Diyabet, yüksek maliyetli diyaliz gerektiren son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Diyalize ihtiyacı olan hastaların yaklaşık yarısının diyabeti bulunmaktadır. Diyabetli kişiler diyabeti olmayan kişilere göre daha fazla depresyona girmeye eğilimlidir. Çalışmalarda, Türkiye'deki diyabetli kişilerin yüzde 19'unun depresyona benzer belirtiler gösterdiğini rapor etmektedir.



Diyabetin yol açtığı retina hasarı, çalışma yaşındaki erişkinlerde görülen görme kaybının en önemli nedenidir. Türkiye'de diyabetli kişilerin yüzde 28'inin diyabetik retinopatisi vardır. Tip 2 diyabet, kalp krizi riskini, diyabetli olmayan kişilere göre 2.5-5 kat artırır."

Bech, kişinin yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıklarını değiştirerek diyabet ile ilgili komplikasyonlardan kaçınmasının mümkün olduğunun altını çizerek, bunun için sınırlı yağ içeren sağlıklı bir diyet, her gün otuz dakika orta şiddet egzersiz ve sigaradan kaçınmak gerektiğini söyledi.

AA