Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
"Yurt dışında 'Aşk-ı Memnu'nun kaymağını yiyorum"
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

Bloomberg HT'de çarşamba akşamları ekrana gelen "Fatih Altaylı ile Bire Bir" bu hafta da renkli konuklarıyla izleyicileri ekran başına topladı. Altaylı, son programında; Oyuncu Selçuk Yöntem, şarkıcı Derya Uluğ, radyo programcısı Geveze ve şef Ekrem Yanbolluoğlu'nu konuk etti.

Programın başlarında gençlik sırrını açıklayan Selçuk Yöntem, "Konservatuvar yılları benim için çok önemli bir enerjiydi. Hayata çok tutunma yıllarıydı. O duyumu asla kaybetmedim. O dönem hayata nasıl bakıyorsam hala aynı enerji var bende. Ruh yaşlanırsa insan yaşlanıyor. O ruhu kaybetmemek vücudu biraz daha geç yere düşürüyor." dedi.

Selçuk Yöntem
Selçuk Yöntem

"SINAVI KAZANAMAYINCA DANIŞTAY'A BAŞVURDUM"

Tiyatro yolculuğunu anlatan usta sanatçı, "Orta okul yıllarına kadar hayatımda ne olacağımı bilemedim. Sabah kalkıyorum okula gidiyorum, eve geliyorum, yatıyorum. Sabah bir daha okula gidiyorum. 15 yaşındayım, bir sabah bu nereye kadar gidecek dedim. Sonra okulda bir tiyatro oyunu izledim. Bir kıpırtı oldu içimde. 'Ben galiba böyle bir şey yapmam lazım' dedim. Sonra okulun tiyatro okuluna girdim. Bir oyunda bana perde çekme görevini verdiler. Annem ile babamı oyuna davet ettim. Geldiler ama beni göremediler. Perdeyi çeken bendim, 'Fark etmediniz mi?' dedim. Küstüm onlara. İkinci oyuna çağırdım. Sonra orada 6-7 replikli bir oyunum vardı. Sonra ben konservatuvar okumaya karar verdim. Ankara Devlet Konservatuvarı'na gittim kazanamadım. O dönem erkek almadılar. Bir kişinin oğlunu almamak için erkek istemediler. Sonra tekrar girdim Konservatuvara ve o yıl kazandım. Şubat'ta bir eleme vardı. O elemeyi kazanamazsanız okuldan atılıyordunuz. Kazanamadım, atıldım. Sevgili Mahir Canova Hoca bizi sempatik bulmadı. Biraz biti haylaz buldu. Bizi okuldan çıkardı, biz de Danıştay'a başvurduk. Yürütmeyi durdurma kararı vermedi. Sonra liseye geri döndüm. Danıştay kararı çıktı. Sonra okula geri döndük. Mezun olacağım beni rahmetli Özdemir Nutku bir desten bıraktı. Danıştay'a başvurdum tekrar ama bu kez kazanamadım. Sonra sınavı verdim." ifadelerini kullandı.

"TİYATRO BİR YAŞAM BİÇİMİ"

Yöntem, "Konservatuvara girdiğimiz zaman TRT tek kanal. 'Ali Veli 49 50' diye bir çocuk programı vardı. Orada çocuklara tiyatroyu öğretmeye çalışıyorduk. Esasında ben 1977'de başladım televizyon serüvenine. Tanınma duygusunu o zaman yaşadım ve rahatsız oldum. Çok idealist bakıyorduk hayata. Ardından televizyona ara verdik, tiyatroya devam ettik. 'Süper Baba' ile yeniden televizyon serüvenine başladım. Tiyatro bir yaşam biçimi. Seyirciyle bire bir duygu alışverişi bambaşka bir şey. Dizilerden bir reaksiyon alıyoruz ama tiyatroyla ile ilgili aldığımız reaksiyon hiçbir şeyin yerini tutmuyor." şeklinde sözlerini sürdürdü.

Tiyatrodaki ilk günkü heyecanının sürdüğünü dile getiren Yöntem, "Amadeus'u ayda 6-7 kez sahneliyoruz ve salonlarımız doluyor, çok mutluyuz." dedi.

Okan Bayülgen, Selçuk Yöntem ve Özlem Öçalmaz.
Okan Bayülgen, Selçuk Yöntem ve Özlem Öçalmaz.

5 yıldır dizilerde rol almayan ünlü oyuncu, "Dizi başka bir sorumluluk. Dünyanın hiçbir yerinde 5 günde 2.5 saatlik bir dizi olduğunu sanmıyorum. Korkunç bir şey ama hepsini takdir ediyorum. Dizide rol alırım ama onun da çok iyi bir konsept olması gerekiyor. Hem 5 gün dizi çekip, hem de tiyatro oyunu oynamak hayatı biraz zorlar ama yaşam matematiği uyarsa olur." diye konuştu.

"12 YIL OLDU HALA KONUŞULUYOR"

Bir dönemin fenomen yapımı 'Aşk-ı Memnu' dizisine de değinen Yöntem, "Aşk-ı Memnu'yu başka bir yere koyuyorum. 12 yıl oldu hala aynı diriliğini ve etkisini gösteriyor seyircide. 100 ülkede gösterildi ve yurt dışına gidince bunun kaymağını yiyorum. Kostüm eskimemiş, diyalog eskimemiş, çekim, yönetim eskimemiş. Eskiyen bir işi 12 yıl gösteremezsiniz." açıklamasını yaptı.

Selçuk Yöntem'e, 'Aşk-ı Memnu'da Nebahat Çehre, Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat ve Hazal Kaya gibi isimler eşlik etmişti.
Selçuk Yöntem'e, 'Aşk-ı Memnu'da Nebahat Çehre, Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat ve Hazal Kaya gibi isimler eşlik etmişti.

Bir dönem yarışma sunuculuğu da yapan sanatçı, Fatih Altaylı'nın "Bazı sorular karşısında verilemeyen cevaplarla ilgili hafif bir alaycı üslubunuz vardı" yorumuna şöyle yanıt verdi:

'Bu soruyu nasıl bilemezsin' gibi bir tavrım oldu. 'İstiklal ne demektir?' sorusunu bilemeyip, telefon jokerini kullanıyorsa, bir de iki şıkka indirmek istiyorsa... Söylendim, 'yazık' dedim. Bu da benim üslubum.

"İNTERNET ÇIKTI, MERTLİK BOZULDU"

Sosyal medya hakkında konuşan Yöntem, "İnternet çıktı mertlik bozuldu. Telefon çıktığı zaman çok mutlu olmuştuk. Ama insanoğlu olumlu bir şeyi olumsuza çevirmede büyük bir beceriye sahip. Sosyal medyayı olması gerektiği kadar kullanıyorum. Ne eksik, ne fazla." dedi.

Kızı Iraz ile ilgili konuşan sanatçı, "Önce bir baleye sardı. Tiyatroyu istemedi. Uluslararası İlişkiler okudu. Sinema ve tiyatrocu olmasını istemiyordum. Çok sıkıntı çekiyoruz, onun da aynı sıkıntıyı çekmesini istemedik. Konservatuvara girdi, oyunculuk üzerine yüksek lisans yaptı. O da bizim yolumuzu seçti." ifadelerini kullandı.

"8 YAŞINDA MÜZİK YARIŞMASINDA BİRİNCİ OLDUM"

Müzik serüveninden bahseden Derya Uluğ, "Çekirdek ailemde müzisyen yok. 2-3 yaşında daha yeni konuşmaya başladığımda ayna karşısında şarkı söylemeye başladım. 8 yaşında bir radyonun ses yarışması vardı. Orada ben birinci oldum. 'Aldırma Gönül' şarkısını söylemiştim. Sonra İzmir'de Türk Sanat Müziği Korosu'na katıldım. Müzik öğretmenliği bitirip, İstanbul'a geldim ve opera bölümünde yüksek lisans yaptım. Şan dersi almaya devam ediyorum. Çünkü ses de bir kas. Nasıl sporu bıraktığınızda yavaş yavaş güçsüzleşmeye başlıyorsunuz, ses de öyle." dedi.

Derya Uluğ
Derya Uluğ

Fatih Altaylı'nın 'Okyanus' şarkısının 170 milyon kez dinlendiğini hatırlatması üzerine Uluğ, "İlk başlarda rakamlara takılıyorduk ama sokağa indiğinizde halk bilmiyorsa dijitallerdeki o rakamların çok da bir önemi olmuyor. Belli bir zümreye hitap etmiş oluyorsunuz. O yüzden konserlerde insanlar eşlik ediyorsa onun kıymeti çok başka oluyor." ifadelerini kullandı.

"RADYOCULUK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ"

Radyoculuğun çocukluk hayali olduğunu dile getiren Geveze, "Dün programda, 'Bizim patron her gün eğleneyim diye bana para veriyor' dedim. Radyoculuğu çok seviyorum." ifadelerini kullandı.

Geveze ayrıca, "Bizim yaptığımız iş aslında insanlara arkadaşlık yapmak. Bazı dönemler radyolar sadece müzik çaldı. Sadece müzik olunca bu iş olmadı. Radyo show'larına geri dönüldü." diye konuştu.

Geveze
Geveze

"EDREMİT'TE DOĞDUĞUM İÇİN ÇOK ŞANSLIYIM"

Şef Ekrem Yanbolluoğlu ise, "Ben varlık içine doğduğumu düşünüyorum. Kaz Dağları'nın eteklerinde, Edremit'te doğarak, şanslıyım. Kaz Dağları, hem Akdeniz hem de kuzey ikliminden etkilendiği için dağın her coğrafyasında farklı bitkiler ürünler yetişiyor. Bu mikroklima etki zeytinyağını bambaşka yapıyor. Edremit zeytinyağı pek bir farklı. Ben yemek olayını bir üçgene benzetiyorum. Üçgenin tabanı iyi yağ. Orada iyi yağ, Edremit zeytinyağı. Bir üzeri iyi ürün, bir üzeri de doğru pişirme metodu. Gerisi ustalık. Bunları iyi sıralayamazsanız çok da başarılı olamazsınız." dedi.

Programın ilerleyen dakikalarında ise kahkahalar havada uçuştu. Yanbolluoğlu'nun, Derya Uluğ ile börülceyi kıyaslaması stüdyoyu yıktı geçti.

Derya Uluğ ve Ekrem Yanbolluoğlu
Derya Uluğ ve Ekrem Yanbolluoğlu

Yanbolluoğlu, "Derya Uluğ zarif bir hanım ama buraya mevsiminde çıkan bir börülce... Yani Kaz Dağları'nın içinde yüksek rakımda 1500 metrede yetişen börülce burada olsun. O benim için daha kıymetli." dedi. Bunun üzerine Uluğ ise kahkahalar içerisinde, "Daha önce börülceyle hiç kıyaslanmamıştım." ifadelerini kullandı.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.