Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Spor Futbol 1. Lig Eskişehirspor Eskişehirspor-Galatasaray maçı yazar yorumları - Galatasaray Haberleri

        HALİL ÖZER

        BU KADAR OLMAZ

        Maç öncesi puan durumuna bakıyorsun Eskişehirspor’un 19 puanı var. Galatasaray’ın 39.

        Arada 20 puanlık fark var. Üstüne bir de isim ağırlığını, özgül ağırlığını, marka değerini koy. Üstüne bir de Muslera’yı, Podolski’yi, Linnes, Donk ve bilumum diğer isimleri de ekleyin. Rakibi ile arasında tonlarca fark var. Eksikleri filan bırakın. O, bu maç için ciddi olmayan bir bahane. 19 puanlı Eskişehirspor maçından söz ediyoruz. Bu kadro ile bu kadar ezilmeden, sıkılmadan, daralmadan kazanabilirdi.

        Tabii ki hedefsizlik çok kötü. Ama bu kadar da olmaz ki. Bu kadar vurdumduymazlık olur mu? Şöyle baktığınız zaman Bilal’in golü dışında tek bir tebessüm ettirecek yanı yok Galatasaray’ın.

        Kimisi Muslera’ya kızıyor, ayıp! Yahu adamın önünde Semih ile Donk oynuyor. Onların önünde kimse yok. Kanatlar Carole ile Linnes. Linnes yetmedi, bir de Tarık girdi. Böyle bir savunmada Muslera ne yapabilir ki? Gerçekten Muslera’ya üzülmemek elde değil. Sezon bitinceye kadar bu adamın değerini Galatasaray el birlik düşürecek.

        Bu maçta benim için kocaman bir soru var. Umut çıktı yerine Tarık Çamdal girdi. “Neden?” Birisi çıksın açıklasın. Adam girdi kendi kanadını darmadağın etti. Bu futbolcuyu alıp İstanbul’a getirmek, Galatasaray’a büyük paralara transfer ettirmek için ticari bir dehaya (!) sahip olmak lazım.

        Eskişehirspor’un ve Samet Hoca’nın hakkını sonuna kadar veriyorum. Gerçek bir mücadele sergiliyorlar. Ama bu maçta bu kadar çok gol olmasının nedeni ev sahibi takımın stoperi Dossa ile Galatasaray’ın stoperi Semih Kaya’dır. Dossa ile Eskişehir’in buralarda bile olması mucize...

        Samet Hoca’nın bundan sonraki duraklarda çözmesi gereken birinci sorun. Peki Semih Kaya sorunu nasıl çözülecek? Yoksa bu çocuğun fabrika ayarı gerçekten bu mu? Ancak bu kadar mı oluyor Semih’ten? Ha Tarık Çamdal ha Semih Kaya. Bence hiçbir farkı yok.

        Arkadaş Ujfalusi yanında, önünde Melo ile o kadar oynadın hiç mi bir şeyler kapmadın? Abartmayayım ama Galatasaray tarihinin en kötü stoperlerinden birisi. Bu kadar da ileri gidiyorum!

        Ne kadar hedefin olmasa da bu kadar kötü olmak Galatasaray’ın tüm geleneklerine aykırı bir durum. Galatasaraylı yöneticilerin bu kadroyu alıp Fernando Muslera hariç sezon sonu ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerekir.

        NADİR:

        Bence maçın yıldızıydı. Tarık Çamdal da girince sağ kanada iyice yerleşti. Ben çok beğendim. Ama onu yazarken de Kaan ve Hadzic’i unutmuş değilim.

        PODOLSKİ:

        Bence ‘Alman panzeri’ artık bisiklet bile değil. Galatasaray’ı çoktan bırakmış. Geri sayıma başlamış. Bu kadar boşvermişlik bir Alman futbolcunun yapısına aykırı bir durum.

        ERHAN TELLİ

        YAZIK OLMUŞ 'AZİMSPOR'A!

        Adımız Azimspor’du...

        Pazar günlerimiz, şimdi koca koca apartmanların dikilmiş olduğu o toprak sahada, sabah erken saatlerde başlayan minik takımımızın maçından, akşamüstü en yaşlı ağabeylerin oynadığı tekaütlerin maçına kadar, adeta bir futbol şenliği içerisinde geçerdi...

        Turşu suyu satan amcadan, muhallebiciye, mısırcıdan macuncuya kadar ne ararsan vardı... Aradan tam 30 sene geçmiş olsa bile, halâ dün gibi hatırladığım en önemli lezzet, maçların devre arasında fazla su içip de şişmeyelim diye zorla ağzımıza suyu sıkılan o ekşi limonlardı!

        Mahallemizin gurur abidesi Azimspor’un o toprak sahası ise Florya’ya, 5 kilometre ya vardı ya da yoktu. Azimsporlu arkadaşlarımızla birlikte en sevdiğimiz şey, haftanın en az iki günü sahil yolundan bisikletlerimizle Florya’ya uzanan o uzun sahil yolunu kan ter içinde kalarak arşınlamaktı. Metin Oktay Tesisleri’nde o dönem tribün niyetine yapılan oturaksız paslanmış demirlerinden araya düşmeyenimiz, neredeyse yoktu. Hayallerimizi süsleyen Prekazi’nin antrenmanda dahi olsa bir golünü görebilmenin, eve dönüşte rahmetli annemden yiyeceğim fırçanın yanında, lafı bile olmazdı...

        Neden mi yazıyorum bunları? Belki Florya’da saltanat sürüp bir elleri yağda diğeri ise balda olanlar okuyup da birazcık olsun anlarlar diye... Şu sıkıcı ve ruhunu kaybetmiş Galatasaray’ı ve sahada Galatasaraylı futbolcular diye dolaşanları izlerken, nedense aklıma o Azimspor geldi işte...

        Çünkü o Azimspor’da, adı gibi gerçekten azimli ve yürekli futbolcular vardı. Mahalle maçında bile olsa, kaybetmeye tahammülü olmayan, tekmeye kafasını sokan, taş gibi katı o toprak sahada, kolunu bacağını kıran ama mahallenin de başını yere eğdirmeyen, aslan gibi çocuklar...

        Sahada futbolcuyuz diye dolanıp, milyonlarca Euro’yu beğenmeyen şu futbolculara bakınca düşünüyorum da, yazık olmuş gerçekten Azimspor’a da, o çocuklara da...

        Yoksa bu futbolun nesini yorumlayayım ki ben? G.Saray eksik de olabilir, gedik de... Hatta hoca diye takımın başına torpille getirdikleri adam, 3. sınıf bir antrenör de çıkabilir, hiç fark etmez!

        Eğer G.Saray gibi bir takım küme düşen bir takımdan 4 yerken bir de üstüne ‘beş, beş, beş’ diye tezahürat yaptırıyorsa, işte bunun affı yoktur. Sezon sonunda tepeden tırnağa kadar, herkes bunun hesabını vermelidir.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Son Dakika... FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'in öldüğü duyuruldu!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ