Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ALTIN DEĞERİNDE
GÖKHAN ZAN

Sezonun ikinci döneminde Galatasaray’ın neler yapabileceğini analiz edebileceğimiz bir 90 dakikaydı Konyaspor maçı. Kritik bir deplasman ve ardından gelecek olan zorlu Karabük maçı. En az kayıpla geçilecek 180 dakika takımın sezon seyrini belirlemesi açısından çok önemli. Nitekim maç öncesinde Riekerink de “Şampiyon olmak istiyorsanız bu tip maçları almanız gerek” şeklinde konuştu.

İlk yarıdaki Galatasaray bu bağlamda iyi işaretler vermedi. Ancak ikinci yarıda oyun kontrolünü eline geçirdi. Sabri’nin altın vuruşuyla da harika bir deplasman galibiyeti elde ederek ikinci yarıya iyi bir giriş yaptı. Galatasaray oyuna kötü başladı. Etkisiz, temposuz ve amaçsız paslarla rakibine diş gösteremedi. Bu da oyunun kontrolünü Konya’nın kapmasına neden oldu. Kanatları kesik kuş gibi çırpındı durdu. Kanatlardan atağa çıkamadığı gibi, Konya’nın bu bölgeden bindirmelerine ise Carole ve Linnes seyirci kaldı. Özellikle Carole kademe ve adam paylaşımında ciddi hatalar yaptı. Kaçırdığı iki pozisyonda Konya’nın golü bulamayışı G.Saray’ın şansıydı. Eren yeterince topla buluşamadı, buluştuklarını da ezdi. İlk yarıda takım adına hücum zenginliği yoktu. Kısır bir iki atak sonuçsuz kalırken aksine Konya, G.Saray ceza alanı içinde cirit attı.

Sabri bulduğu golde takipçiliğiyle alkışı hak etti ve maçın yıldızı oldu.

Tabii ki ciddi eksikler de vardı. Özellikle takımı dikine oynatabilen kanatların seri adamları cezalı Yasin ve Bruma’nın yokluğu Hollandalı hocanın elini zayıflattı. Taraftarın dört gözle beklediği ancak yedek kulübesine kadar yetişebilen transferler, maç eksiği ya da transfer beklentisiyle ilk on bire katılamayan Podolski. Ve zorunlu olarak sol kanada geçen Sneijder maç önü takım adına eksiler oluşturdu. Hollandalı, aktif oyun içinde kaldı ancak çok da top kaybı yaptı. İkinci yarıda Garry’nin oyuna girmesi, Ali Çamdalı’nın atılması oyun dengelerini G.Saray’ın lehine değiştirdi. Galatasaray’ın Sabri’yle bulduğu gol, oyuna takımı adına güven getirdi. Sabri golde takip anlamında da alkışı hak etti. Genel oyun performansıyla da maçın yıldızı olmayı hak etti doğrusu. Konya eksik kalınca bocaladı. G.Saray etkinliği ele aldı. Garry, Podolski ve Sabri ile oyunu daha erken bitirebilecek fırsatları harcadı. De Jong orta sahanın öne çıkan ismi oldu. Genelde hatasız oynadı. Selçuk ikinci yarıdaki oyunuyla “Ben de varım” dedi. Tabii ki bu arada tek parmağı eksik ama her zaman bir fazla Muslera’yı da ayrıca kutlamak gerek. G.Saray birçok eksiği, sıkıntısı ve oturmamış kadrosuyla içinden nasıl çıkacağı tartışılan bir maçı çok değerli bir üç puanla kapattı.

GARRY RODRIGUES
İlk yarıda etkisiz kalan G.Saray kanatlarında ‘Bruma rüzgarı’ estirdi. Hareketli, hızlı, adam eksiltiyor. Savunmaya da dönüp yardımcı olması farklı bir artısı.

RIEKERINK
Sezon başı özgüvenini yitirmiş görünüyor. Kadro seçimi ve tercihlerinde özgür düşünmüyor gibi. Yeni transfer Rodrigues’le niye başlamadı anlayamadım.

 

BRUMA'NIN İKİZİ OLSA BU KADAR OYNARDI
ERHAN TELLİ

Bir oyuncu eğer yedek kulübesinde oturuyorsa, benim için ilk 11’de de oynayabilir demektir. Hele bir de seni rakip kaleye götüren en önemli oyuncun Bruma ile beğen ya da beğenme sana bu sezon skor anlamında en çok katkı veren oyuncun Yasin cezalı olursa!

Sen ne yapıyorsun ?
Josue gibi, geldiği günden beri ne yaptığı belli olmayan bir adamı dalga geçer gibi halâ ilk 11’e koyup, Podolski ve yeni transferin Rodrigues’i ise battaniyelere sarıp, 45 dakika boyunca yan yana maç seyrediyorsun... Üstelik takımın, rakip kaleye bile gidemezken! Tamam, adam geleli daha 3-4 gün oldu da; sen değil miydin maçtan önceki basın toplantısında “Rodrigues bize çok çabuk uyum sağladı” diyen?

Al işte, dediğin gibi de sağlamış. Oyuna girer girmez yarattığı pozisyonla Sabri’ye bile gol attırdı. Daha ne yapsın? Sen dua et de ilk yarıda senin yaptığın bu yanlış kadro seçimi nedeniyle maç 2 ya da 3-0 olmadı... Çünkü Konyaspor yakaladığı pozisyonlardan birinde golu bulup öne geçse, sen Rodrigues’i oyuna alana kadar sonuç çok farklı olabilirdi. Allah yüzüne güldü de Bruma’nın yokluğunda bu kez de seni bu çocuk kurtardı.

Laf aramızda, Rodrigues, Bruma’nın ikiz kardeşi olsa, sahada onu ancak bu kadar aratmazdı! Bruma haftaya geri geldiğinde bir de sağ kanatta böyle oynayabilirse, işte o zaman hem sağdan hem soldan iki kanadı nasıl uçururlar kim bilir!

Bir de takımın şöyle Eren’i de kesebilecek, tabiri caizse tabanca gibi bir golcüsü de olsa... Şampiyonluk bile hayal değil!
Ama açık yazayım, Sigthorsson gibi bir adamı sakat sakat aldıkları ortaya çıkan ve bir dakika bile oynatamadan geri gönderen bu futbol aklıyla zor! O yüzden kimse boş hayallere kapılmasın...

Sezonun ikinci yarısı öncesinde bir tahminim vardı... Beklenenin aksine, G.Saray’ın Konya ve Karabük deplasmanlarını en az hasarla geçeceğini ancak kolay diye görülen maçlarda puanlar kaybedebileceğini düşünüyordum. Bunu da, G.Saray’ın şampiyonluk potansiyeli olan ancak yumurta kapıya dayanınca oynamayı seven oyuncu grubuna bağlamıştım. Bundan önceki haftalarda da öyle oldu çünkü! Riekerink ne zaman topun ağzına gelse, kötü de oynasalar bir şekilde kazandılar. Bundan sonra da kazanabilirler. Çünkü takımdaki 1-2 oyuncu hariç hepsinin ortak bir çıkarı var, o da Riekerink Bey!

Onu çok sevdiklerinden değil ama sağladığı rahatlıktan dolayı, hiçbiri Florya’daki bu rahat düzenin değişmesini istemiyor. O giderse, bu rahatlığı başkasında bulamayacaklarını iyi biliyorlar. İşte bu yüzden, bu kötü oyuna rağmen gidebilecekleri yere kadar gidecekler. Sonu ne olacak, artık hep birlikte göreceğiz. 


ÇAMDALI KENDİNİ ZORLA ATTIRDI
BÜLENT YAVUZ

Mete Kalkavan, bana göre maçın genelinde kalitesini de ortaya koyarak iyi bir maç çıkardı. Özellikle ilk devrede G.Saray ceza alanı içerisinde penaltı beklentileri olabilecek 3-4 tane pozisyon yaşandı. Hakem pozisyonlara yakın olduğu için hata yapmadı.

De Jong, kabul edelim ki biraz faullü oynadı. Ancak sayısal olarak sarı kartı gerektirecek noktaya gelmemişti. En kritik an 71. dakikaydı. Ali Çamdalı takımı aleyhine verilen faul kararından sonra her iki eliyle hakemi protesto edince Mete Kalkavan, ilk sarı kartını çıkardı. Daha sonra Ali Çamdalı parmak işaretiyle hakemin yüzüne doğru bir şeyler söyleyince (sonradan öğrendik, 4 kere “Korkak” demiş) hakem ikinci sarı kartını çıkarıp kırmızı kartı gösterdi. Futbolcular hakemlerle fazla oynuyor. Bu anlamda artık hakemlerin tahammülleri yok. Oyuncular daha dikkatli olmalılar. Ali Çamdalı göstere göstere kırmızı kartı aldı ve takımını 10 kişi bıraktı.