Gazete Habertürk'ten Mahmut Sancak'ın haberine göre, geçtiğimiz haftalarda merkezi ABD’nin California Eyaleti’nde bulunan SpaceX uzay ve havacılık şirketi yeni roketi Falcon Heavy’yi test uçuşuyla yörüngeye göndererek dikkat çekici bir başarıya imza attı.

Şirketin sahibi ünlü milyarder Elon Musk bu denemeyle bir yandan uzay yarışında ne kadar iddialı olduğunu gösterirken diğer yandan da dikkatleri sahibi olduğu ve işlerin pek de iyi gitmediği elektrikli otomobil şirketi Tesla’dan başka bir yöne çekmeyi başarmış oldu. Ancak tüm propaganda çalışmalarına rağmen yeni nesil uzay yarışında Musk yalnız değil.
Başta Amazon’un sahibi Jeff Bezos’a ait Blue Origin olmak üzere Google ve Microsoft da büyük yarışın bir parçası.

UZAYLI GİRİŞİMLERE 16 MİLYAR DOLAR DESTEK

Bu şirketler rekabette yere daha sağlam basmak için her yıl milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Ancak bu alana yatırım yapanlar sadece teknoloji dünyasının büyükleri değil. Özellikle yeni girişimler (start-up) bu alandaki dinamizmi daha da artırıyor.

Aynı taksi, otelcilik ve finans sektöründe olduğu yeni nesil teknoloji şirketlerinin uzay ekonomisine damgasını vurmalarına kesin gözüyle bakılıyor. Bu trendi destekleyen yatırımcılar da 2000’li yılların başından itibaren uzaya yönelik teknoloji geliştiren start-up’lara 16 milyar doların üzerinde kaynak yatırdı. Bank of America’nın rakamlarına göre küresel uzay ekonomisinin büyüklüğü daha şimdiden 339 milyar doları geride bırakmış durumda. Merrill Lynch ise bu rakamın 2030’da 2.7 trilyon dolara ulaşacağını belirtiyor.

Uzay ve asteroit madenciliğinin devreye girmesi ile birlikte ise ortaya trilyon dolarları da aşarak 700 kentilyon (7’den sonra 20 sıfırın olduğu bir rakam) gibi telaffuz etmesi bile zorlaşan büyüklükte bir sektör çıkıyor.

GÜÇ ÖZELLERE GEÇİYOR

Bu nedenle halen ABD’li özel şirketler arasında devam etmekte olan uzay yarışı büyük bir bütçe savaşına dönüştü. Zira Mars başta olmak üzere diğer gezegenlere ve uzayın derinliklerine ulaşabilmek için hem çok daha büyük hem de güvenli roketlerin geliştirilmesi gerekiyor. Bu da Ar-Ge için çok çok daha büyük bütçelerin oluşturulması anlamına geliyor. Bu bütçelerin oluşturulması için ise şirketlerin uzaya spor otomobil göndermekten ziyade sürekli ve yüksek seviyede nakit akışı sağlayacak projelere ihtiyaçları var.

Şirketler bunun için askeriyeden özel iletişim şirketlerine kadar pek çok müşteriyi etkileyerek uzaya yük taşıyan resmi nakliyeci statüsüne ulaşmaya çabalıyor. Özel sektörde yaşanan uzay yarışından kârlı çıkan ise Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) oluyor. Kurum uzaya yönelik kapsamlı projeleri tek başına omuzlamak yerine pek çok omuza dağıtarak organizatörlük görevini üstleniyor.

PASTANIN YÜZDE 77'Sİ UYDULARDAN GELİYOR

Bugünün uzay ekonomisinde işler uzun bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı. Buna göre SpaceX ve Blue Origin gibi şirketlerin içerisinde bulunduğu roketle yörüngeye yük taşıma sektörünün büyüklüğü 5.5 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu roketlerin taşıdığı uyduların oluşturduğu sektörün toplam boyutu ise roket sektörünü neredeyse üçe katlayarak 14 milyar dolara ulaşıyor.

Diğer yandan bu uydular üzerinden sağlanan TV, haberleşme, kılavuz sistemleri, tarım ve meteoroloji gibi pek çok servisin küresel pastası ise 127 milyar dolarla baş döndürücü bir seviyede bulunuyor. Böylece günümüz uzay sanayiine bakıldığında pastanın 259 milyar dolarla yüzde 77’lik bölümünün doğrudan uydu ve uydu bağlantılı faaliyetlerden geldiği görülüyor.

56 GRAM MADENİN MALİYETİ 1 MİLYAR DOLAR OLDU

- Uzay teknolojilerine yatırım yapan yeni nesil şirketler özellikle henüz çok az kuruluşun faaliyet gösterdiği uzay madenciliğine yöneliyor.

- Tamamen uzay ortamına uygun robot ve altyapının gerektiği alan için start-up’lar birbirinden ilginç tasarımlarla rekabete girdi.

- Büyüklüğü binlerce trilyon dolarla tanımlanan uzay madenciliği çok kazanç vaat etmesine rağmen, bu alana yönelik yatırım maliyetleri de oldukça yüksek.

- Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) hesaplamalarına göre bir asteroite uzay aracı gönderip onun üzerine indirip ardından 56 gram maden alıp tekrar dünyaya dönmenin maliyeti 1 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

- Oysa bir asteroitten ortalama 500 ton maden elde edilebileceği hesaplanıyor. Bu miktarın dünyaya taşınma maliyeti ise finanse edilebilecek gibi değil.

- Bu nedenle yatırımcılar uzayda toplanacak madenlerin yine uzayda işlenip daha sonra dünyaya getirilmesini planlıyor.

- Bu da ya Ay üzerinde ya da bir uzay istasyonunda maden işleme tesisi kurmak anlamına geliyor.

- Silikon Vadisi başta olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde yüzlerce start-up bunun nasıl hayata geçebileceğine yönelik tasarımlar yaratmaya başladı bile.

RİSK YATIRIMCILARI 2017'DE UZAYA 3.9 MİLYAR DOLAR YATIRDI

- Dünya çapında 120 risk yatırımcısı uzay için proje üreten girişimcilere yatırım yaptı.

- Sadece 2017’de uzay konusunda araştırma yapan start-up’lara 3.9 milyar dolar kaynak aktarıldı.

- Bu alanda faaliyet gösteren girişimci kuruluş sayısı 303 olarak biliniyor.

- Girişimci şirketler uzay kıyafetinden uzay araçlarına, uzayda inşaattan madenciliğe kadar pek çok alanda araştırma yapıyor.