Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi ‘Şişman kızları seviyorum’, Gizem Sevinç Selvi haberleri, Moda fotoğrafçısı Horst Diekgerdes, Horst Diekgerdes kimdir?, Horst Diekgerdes moda fotoğrafları, Horst Diekgerdes fotoğrafları

        Gizem Sevinç SELVI/ HT CUMARTESİ

        gizemsevincs@gmail.com

        Horst Diekgerdes, Vogue’un dünyadaki tüm edisyonları ve birçok başka dergi için ikonik fotoğraflar çekmiş bir sanatçı. Hem çok samimi, hem çok cool bir adam var karşımda. Buluşmaya yarım saat geç kaldığı için defalarca özür diledi, İstanbul trafiğini hesaba katmamış. Her yeri tek başına gezmek istiyormuş, o yüzden çıkarken yanına kimseyi almadığını söylüyor. Papatya çayı içmek istedi. İçtik, acımasız moda dünyasına dalmadan önce bir güzel sakinleştik. Sonra Alman fotoğrafçıyla hayatından, çocuklarından, güzellikten, ölçülerden, moda sektöründeki olaylı taciz hikâyelerinden, şişman kadınlardan söz ettik

        Gelmiş geçmiş en önemli moda fotoğrafçılarından birisiniz. Kendinizi anlatır mısınız?

        Almanya’nın kırsalında doğdum. Pek şehir insanı değilim. Ardından Hamburg’da psikoloji okumaya başladım. Arada çok fazla seyahat ettim, sonra dönüp okulumu bitirdim ama psikoloji alanında çalışmak istemediğimi fark ettim. Tüm bu zaman boyunca hobi olarak fotoğraf çekiyordum. Hobimi işime çevirdim yani. Hamburg’da bir fotoğrafçıya asistanlık yapmaya başladım. Sonra Hamburg küçük geldi, Paris’e taşındım.

        Fotoğraf çocukluk hayaliniz değildi yani...

        Okulu bitirene kadar aklıma bile gelmemişti! Medyada çalışmayı hiç düşünmemiştim. Sonra fotoğrafı çok sevdiğimi ve hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğimi fark ettim. Asistanlık bunun için iyi bir yoldu.

        Paris ve Zürih’te yaşıyorsunuz, çok fazla seyahat ediyorsunuz. Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?

        Çocuklarım neredeyse oraya ait hissediyorum. 3 çocuğum var ve benimle birlikte yaşıyorlar. Onların olduğu her yer benim için güzel. Bu kadar çok seyahat ettiğinde ev algısı değişiyor insanın.

        Neden moda fotoğrafçılığı?

        Asistanlık döneminde farklı şeyler çektim ama sonunda en çok modadan keyif aldığımı fark ettim. Güzel kızları ve şık kıyafetleri her zaman sevdim. İkisini bir arada bulabildiğim yer moda oldu. Birlikte takıldığım insanların iyi görünmesini, şık olmasını çok önemserim. 80’ler Almanya’sında insanlar her zaman modaya uygun giyinirdi. O dönemin kıyafetlerine de bayılıyordum.

        Burcunuzu merak ettim.

        Başak burcuyum, yükselenim Aslan ama. Aslan gibi konuşuyorum değil mi?

        Kesinlikle!

        Haklısın galiba, öyle görünüyorsa öyledir!

        Sizin için fotoğrafçıdan çok hikâye anlatıcısı diyorlar. Fotoğraflarınızda masalsı öğeler ve karanlık bir taraf var. Hikâyeleri siz mi yaratıyorsunuz?

        Yoksa tasarımın hikâyesine sadık mı kalıyorsunuz? Evet, hikâyesi olan fotoğraflar çekmeyi seviyorum, ama hikâyeye çok fazla duyu sokmayı sevmiyorum. Yer algısıyla oynamayı seviyorum. Fotoğraflarımı karanlık bulmuyorum. İnsanları provoke etmekten, dikkatlerini çekmekten hoşlanıyorum sadece. İkonik işler hoşuma gidiyor.

        ‘BURADAN SESLENİYORUM: NATALIE BANA POZ VER!’

        Stephanie Seymour’dan Claudia Schiffer’a birçok ikon kadını fotoğrafladınız. Aklınızda kalan kimse var mı?

        Başka kimi çekmek isterdiniz? Natalie Portman!

        Eskilerden birini söylersiniz diye düşünmüştüm, Natalie hâlâ hayatta, yapabilirsiniz!

        Hiç fırsatım olmadı. Bazen bir proje düşünüyorsun, ama bir türlü hayata geçiremiyorsun işte. Natalie’nin harika bir yüzü ve harika bir gülümsemesi var, onu çekmeyi gerçekten isterdim. Buradan ona seslenmek istiyorum, Natalie bana poz ver!

        ■ Fotoğrafladığınız en etkileyici kadın kimdi?

        Dürüst olmam gerekirse bunu söyleyemem. Benim kadına bakışım bu değil çünkü. Daha profesyonel düşünüyorum. Birinin fotoğraflarını çekip bitirdikten sonra bir sonraki işe odaklanıyorum sadece.

        ‘NEDEN MODA MELEK DOLU OLSUN Kİ?’

        Moda fotoğrafçılarının kötü bir şöhreti var. Bir dönem Terry Richardson hakkında taciz iddiaları ortaya atıldı. Bunlar doğru mu yoksa birileri uyduruyor mu?

        Terry’yi çok iyi tanıyorum, iyi arkadaşız. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmağını söyleyebilirim. Dışarıdan bakıp yargılamak çok kolay. Onun bir melek olduğunu söylemiyorum tabii ki, ama modelleri ajansa gönderen tek fotoğrafçı Terry mi? Başkalarına poz veremezler mi? Kimse onları Terry’ye gitmeleri için zorlamıyor. Evet, bir dönem çok keskin, cinselliği ön plana çıkartan fotoğraflar çekiyordu. O nedenle de böyle bir imaj yaratmış olabilir. Ama diğer fotoğrafçılar da bu güce sahip ve içlerinde bunu kullananlar olduğuna emin olabilirsiniz.

        Terry ile bu konuda konuştunuz mu hiç?

        Tabii ki, ama inan Terry çok değişti. Alkolü, uyuşturucuyu, hatta sigarayı bıraktı ve artık bambaşka bir adam. Uzaklaştı her şeyden. Her sektörde ne kadar taciz olayı yaşanıyorsa burada da o kadar yaşanıyor. Hatta birçok alandan daha temiz olduğunu düşünüyorum. Hem neden moda daha kolay ve melek dolu olsun ki? Güç her yerde kötüye kullanılabiliyor. Modaya özgü bir durum değil bu ama moda buna çok müsait bir alan, çok kamusal. Yine de bir hastanede ne kadar suiistimal varsa burada da o kadar var. Gücün olduğu her yerde olduğu kadar yani.

        ‘BEN FAŞİST DEĞİLİM’

        Birlikte çalıştığınız modellerin fotoğraflarda kötü çıkmaları sürpriz olur zaten. Peki mesela şişman kadınları nasıl çekerdiniz?

        Benim için önemli olan empati kurmak. Bu işin en önemli parçası insanların güzel taraflarını görebilmek. Evet, çoğunlukla ideal ölçülerde kabul edilen kızlarla çalışıyoruz. Ama eminim birçok meslektaşım için de güzellik bununla sınırlı değil. İdeal ve kusursuz güzellik diye bir şey yok, estetik böyle bir kavram değil. Sıradan insanlardaki çekiciliği görebilmek önemli.

        Bunları sizden duymak kadınları rahatlatacak...

        Şişman kızları seviyorum, insanları seviyorum! Ben faşist değilim. Ama tasarımcılar bize küçük beden kıyafetler veriyor ve onları kullanmamızı istiyor. Bazıları daha demokratik olabiliyor ama genelde ölçüler gerçekten çok küçük. Buna bayılmıyorum, bana kalsa bambaşka ölçülerdeki kadınları çekerim. Ama tasarımcıların tercihi bu yönde, bize bağlı bir durum değil.

        Fotoğraflarınızın ne kadarı photoshop? Ve bunu kullanmayı ne kadar doğru buluyorsunuz?

        Her fotoğrafçının elinin altında bir araç bu. Bazıları çok fazla kullanıyor, bu şekilde fotoğrafı baştan yaratıyor. Ben minimum düzeyde kullanıyorum. Bir modelin fotoğrafını çektiğim gün teninde bir sivilce oluyor mesela, onu kapatıyorum. Fotoğraflarım asla bilgisayarda yeniden yaratılmıyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ