Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ece ULUSUM/ HABERTÜRK PAZAR

İbrahim Maalouf ile 2 gün geçirdik. İlk gün İstanbul’da buluşup bir akşamüstü sohbeti gerçekleştirdik. İkinci günse Bursa’da önce Maalouf’un konserini dinledik, sonra sohbete devam ettik. Maalouf 2 gün sonunda ilk defa bu kadar döküldüğünü itiraf etti

Habertürk’ün en renkli katı bizimki; müziği, eğlencesi, şamatası hiç bitmez. Hele sevdiğimiz bir parça çıkmayadursun, işi gücü unutup başlıyoruz eşlik etmeye. Az çekmedi spor servisi bizden ama o maç günlerinin intikamı elbette alınacaktı.

Şefimiz Aysun Öz de en çok İbrahim Maalouf çalar, hepimiz ayrı severiz. Nasıl sevmeyelim, herkes onu “Trompetin dehası” olarak anıyor. Turneleri tıklım tıklım ama yaptığı müzik ne caz ne de blues, türü hiç belli değil. Bir çalıyor 4 tonlu trompetini insanı oynatıyor, bir çalıyor ağlatıyor. Nereden bile bilirdim ki 2 günümü onunla geçireceğimi!

Önce İstanbul’da buluştuk, sohbet ettik. Bir ara öyle aşka geldi ki eline kâğıt kalem alıp resim çizmeye başladı. Çizerken aklı epey daldı gitti, içini dökebildiği kadar döktü. Sonra da benim adımı yazıp armağan etti. Yaklaşık bir saatlik sohbet sonunda “Bursa’da görüşürüz” dediğimde “Gerçekten gelecek misin?” diye sordu, “Kaçırır mıyım?” dedim. Güldü, çok havasında olduğunu ve beğeneceğimi söyledi.

Ertesi gün Bursa’ya giderken ona yine sorular hazırladım, hiçbir fırsatı kaçırmak istemiyordum, Maalouf hakkında bildiğimiz şeyler öyle kısıtlıydı ki, merak edecek bir şey illaki çıkıyordu. Bursa’daki konser tıklım tıklımdı. Islıklarla eşlik ettik, yerimizde 2.5 saat boyunca durmadık. Konser biter bitmez, kulise koştum.

Beni görünce “Gerçekten geldin kraliçe! Beğendin mi?” dedi, sanırım müziğin sarhoşluğundan en az 4 kez “Bayıldım” dedim. Güldü, 23 Nisan’da İstanbul’a konser için geldiğinde görüşmek üzere sözleştik, sarılarak vedalaştık. Şimdi Maalouf’u dinlerken elbette başka dinleyeceğim. Sohbetimize gelince....

Neredeyse tüm röportajlarınızı okudum, biraz farklı sorular soracağım ama siz de cevaplayın lütfen.

Obaa... Madem öyle ben hazırım, tamam.

İstanbul’a gelir gelmez ne düşündünüz?

Ece bu şehirde yaşaman büyük şans. İstanbul’da tanıdığım herkese aynı şeyi söylüyorum. Bu şehri çok seviyorum. Eğer her şeye yeniden başlama gibi bir şansım olsaydı İstanbul’da yaşamak isterdim.

Belki olur.

Mümkün değil, küçük bir kızım var ve onu sürüklemem doğru olmaz.

Bugün İstanbul’da, yarın Bursa’dasınız. Bir turne eşliğinde Türkiye turu yapmayı düşünür müsünüz?

Çok zor, onlarca farklı projem var. Üstelik her seferinde farklı işler yapma heyecanı yaşıyorum. Ama yetişmek güç. Yoksa düşünürüm, düşünüyorum...

Son albümünüz Red&Black’i kadınlara adamıştınız. Kadınlar tarafından bir ses var mı?

Öyle bir dönüş oldu diyemem. Zaten ailemdeki kadınlara adamıştım, biraz genel anlaşıldı.

Onlar ne hissetti?

Beni seviyorlar. (Gülüyor.) Beni ve müziğimi daha da çok!

‘CENNET BU DÜNYADA’

Dünyadaki kaotik ortam hakkında ne düşünüyorsunuz? Müzik bundan kendine bir yol bulur mu?

Savaş içinden çıktım sayılır, etkilerini az çok biliyorum. Söz ettiğiniz kaotik ortam bana çok normal geliyor, çünkü kaos kendi normlarını oluşturuyor. Benim için her şey iyi gidiyor, bir sorun yok.

“Sorun yok” derken... 

Bu kaosla büyüdüm, sen de öyle. Bu dünyanın kendi hali, değişen ne var ki? Önemsemiyorum, yaşamıma bakıyorum yoksa mutsuzlaşırım.

Dünyadaki konser iptalleri serisine sizin hiç dahil olmamanızın altında bu yatıyor demek.

Kesinlikle. Bu gibi durumlar bizim için geçerli değil. Özellikle de kasımda Fransa’da olanlardan sonra konser yapmak, müzik yapmak bir direnişe dönüştü. Hiçbir şey kolay kolay konser iptaline neden olmamalı. Bazen mesajlar alıyoruz “Konser yapmayalım” diye ama biz devam ediyoruz. Savaş çıksa ki zaten savaş içindeyiz ve bu gezegende gerçekten tam anlamıyla güvenli olan bir yer yok. Cennet bu dünyada. Benim cennetim Lübnan’daki köyüm. Dünyada en güvenli hissettiğim yer, huzurlu olduğum yerdir.

Doğru zamanda doğru yerde olmak kavramına inanır mısınız?

Şimdi olduğu gibi mi? (Gülüyoruz.) Eğer şanslı olup olmadığımı soruyorsan, epey şanslıyım.

‘BABAMIN BU ÖĞÜDÜNÜ HEP HATIRLARIM...’

Bursa’da göreceğim ama sorayım şimdiden, konser öncesi neler yaparsınız? Bir ritüelim var, olabildiğince çok kişiyle sohbet etmek. Buna gerçekten ihtiyacım oluyor çünkü stresli bir zaman... Ancak konuşarak geçiyor. Sahneye çıkınca her şey yolunda gidiyor.

Geriye dönüp baktığınızda ne hissediyorsunuz?

Ummm... Hiç düşünmemişim bunu!

Ne fena...

Sayılmaz. Hayatı gelişine yaşıyorum, çok düşünmeden. Sadece en kötüsüne hazırlıklıyımdır. Geçmişe bakmak istemiyorum.

Babanızdan söz ediyordunuz biraz önce. Onun size verdiği ilk öğüt neydi?

Oooo.. Sürekli öğüt verirdi, tam bir öğüt makinesi! (Gülüyor.) Ama en önemlisi şuydu: “Hiçbir şeyden korkma.” Babamın bu öğüdünü hep hatırlarım, beni çok etkiledi.

Yine de korktuğun bir şeyler olmalı.

Tuzak soru! Tamam itiraf edeceğim sana. Bir tek ölmekten korkuyorum çünkü yapmak istediğim çok şey var. Onları yapmadan ölmek korkunç... Emekli olursam ondan da korkmam. Bunun dışında korkum yok.

Siz de kızınıza aynı öğüdü mü verdiniz?

Elbette. Ona sürekli hiçbir şeyden, hiçbir durumdan ve hiç kimseden korkmamasını söylüyorum. Kimsenin seni korkutmasına izin verme. Kızım 6 yaşında ama bazen yetişkin bir kadın gibi davranıyor. Konuşmalarını ve tavırlarını görmelisin, seni görse anında selam verir ve sohbete başlar.

Baba olmak müziğinize yansıdı mı?

Evet, başka biri olduğumu bazen hissediyorum. Bir başınıza düşünemiyorsunuz, her şeyi göze alamıyorsunuz. Kötü anlamda söylemiyorum bunu yanlış anlama.

23 NİSAN’DA VOLSWAGEN ARENA'DA SAHNE ALACAK

Sahnede sizi izlemek eğlenceli. Ama benim asıl merak ettiğim kafanızda neler olduğu.

Göstereceğim bekle. (Ayağa kalktı, masanın üzerindeki kâğıdı ve kalemi alıp yanıma geldi. Bir yandan çizdi diğer yandan anlattı.) Mesela bestelerken ne olacağını bilmeden başlıyorum aklımda karalamaya. Ne yapabilirim, bilmiyorum. Baksana hiçbir şeye benzemiyor. Devam ettikçe bir şeye benzemeye başlıyor. Hiçbir şey yokken ortada bir şeyler var oluyor.

Kötü görünmüyor.

Aptalca değil mi? Hiçbir manası olmayan şekiller... Hiçbir şey resmetmiyorum. Buna devam ettiğimde bir bütün oluşuyor ve sonra baktığımda kendi kendime “Hey burada bir şey var” diyorum. Beste böylece ortaya çıkıyor. Bu sefer gerçekten bir şeye benzemedi değil mi? (Gülüyor.)

Peki ya sahnedeyken neler oluyor?

Aklımda çizdiğim şeyleri yeniden çizmeye başlıyorum ama farklı yollarla. Sürekli bir şeyleri değiştiriyorum ve öyle müzik yapıyorum.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Her zaman, durmadan... Şu an çalışıyorum mesela.

Öyleyse ne zaman yaşıyorsunuz?

Güzel soru. Çizimleri yaparken yaşıyorum. Kızım okula gider gitmez beste yapmaya yani çizmeye başlıyorum.

Kızınız çok seviyor olmalı bu çizimleri, ben de sevdim.

Hem de çok seviyor. Ben de ona bayılıyorum. Özellikle de hiçbir şeyi umursamadan aklına geleni yapmasını. Şarkı söylemeye başladığında nasıl söylediğini hiç takmıyor, sadece söylüyor. Bazen piyanonun başına geçiyor rastgele tuşlara basarak müzik yapıyor, bazen iki tuşa takılı kalıyor. Ben de “Devam et” diyorum, cesaret veriyorum.

‘HİÇBİR ŞEYE BENZEMEDİ DEĞİL Mİ?

Bugün ne yapacaksınız?

Mantı yemeye gideceğim.

Sonra rakı içecek misiniz?

Sonra mı? Neden sonra içeyim, mantıyla içeceğim. Yoksa hiç denemedin mi? Büyük şey kaçırıyorsun Ece! Çok iyi gidiyor.

Hayallerinizi tam olarak gerçekleştirdiniz mi?

Evet. Dur dur, hayallerimin hepsini gerçekleştirmedim sahi! 9 çocuk istiyorum ama sadece bir çocuğum var. Zaten bütün hayallerimi gerçekleştirmiş olsam yaşamak için nedenim olmazdı. Her zaman yeni bir hayale ihtiyacım var. Müzik yapmak, daha büyük aileye sahip olmak, büyükannem ve büyükbabamla vakit geçirmek istiyorum.

Mutlu musunuz?

Sanırım mutluyum. Şu sıralar insanlar pek mutlu değil, başaramıyor. İşleri karmaşıklaştırıyoruz. Birçok dertle uğraşıyoruz her zaman. (Durdu ve çiziminin son halini gösterdi.) Hiçbir şeye benzemedi değil mi?

Yoo.. Bence iyi görünüyor, sevdim.

Sadece eğleniyorum, ama aptalca gibi geliyor. Dur adını yazacağım. Adının anlamı kraliçe, ne hoş. Bu çizimi sana armağan etmek istiyorum. Ben aptalım, çizim de! Şaka yapıyorum! Bu sohbet iyi geldi, teşekkür ederim...