Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Gizem Sevinç Selvi / HABERTÜRK CUMARTESİ

Her ne kadar biraz küçültmüş olsa da iri göğüsleri, kum saati vücudu ve dudaklarıyla dünyanın başını döndüren Scarlett Johansson, Marvel’in “Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı” filmindeki Black Widow lakaplı Natasha Romanoff rolüne geri döndü. Üstelik bu kez abartılı kostümlerle ya da çiğ sarı saçlarıyla değil kumral ve sivil haliyle perdeden göz kırpıyor. Johansson yeni Kaptan Amerika’yı ve Natasha’yı anlattı.

-Bir karakteri birden fazla kez oynamak büyük şans olsa gerek...

Kesinlikle öyle. Karakterimle birlikte büyüme fırsatını bir daha elde edebileceğimi sanmıyorum. ‘Iron Man 2’de Natasha karakterinin adı Natalie’ydi, gizli bir ajandı. Filmin sonundaysa S.H.I.E.L.D. ajanı olduğu çıkıyordu ortaya. ‘Yenilmezler’de ise daha işlevsel bir S.H.I.E.L.D. ajanı olarak, kendi ortamında görüyoruz onu. ‘Yenilmezler 2’ filminde olanları biliyoruz, bu defa daha büyük bir amacı var ve karakteri bir kahramana dönüştüren de bu. Herkesin istediği şeylere sahip olmayı seçmiyor. Daha büyük bir amacı var ve bu filmde liderliğe daha çok yaklaşıyor.

-Natasha gidişatı nasıl yorumluyor?

Natasha Sokovia’ya göre ortada karmaşık bir şey yok. Hatta olanları büyük resmin önünde bir engel olarak görüyor. Stratejik bir kadın. Bilirsiniz, bir süre işleri gizli yürütebilir, her ve doğru zaman geldiğinde harekete geçebiliriz. Ama tabii işler karışıyor çünkü çok fazla karakter giriyor devreye. Diğer bazı karakterler her şeyi kişisel algılasa da Natasha güçlü bir kadın, kişisel almıyor.

-Chadwick Boseman’la birlikte çalışmak nasıldı?

Chadwick’le birkaç sahne çektik ve harikalardı. O çok duygusal, profesyonel ve anı yaşayan bir aktör. Karşısındakine çok şey katıyor. Evren büyüdükçe ve genişledikçe Marvel, istikrarlı bir şekilde en iyi karakterleri buluyor ekip için. Chadwick de buna dahil. Gerçekten harika biri ve setteki varlığı çıtayı yükseltiyor.

-Büyük dövüş sahnesini nasıl çektiniz?

Olağanüstü bir deneyimdi. Böyle filmlerde etrafınıza bakıp iyi dostlarınız olduğunu hissettiğiniz anlar vardır. Düşünsenize, üstünüzden kostümünüz ve birilerini paralamaya hazırsınız! Bu sahne destansı bir duygu yaşattı bana...

-Karakterinizin ayağı yere basan halinden hoşlandınız mı?

Sivil görüntüyle gelen özellikleri sevdim doğrusu. Bir sürü yumruk yumruğa dövüş sahnesi, çok havalı silah oyunları var. Tabii kostümle dövüş sahneleri de daha gerçekçi ve farklı görünüyor. Bir kötüye veya hedefe karşı savaştığınız zaman stratejik davranıyorsunuz, bu bambaşka bir duygu.

-Natasha iki tarafta da zor zamanlar yaşıyor.

Natasha iki tarafta da deneyimli olması açısından eşsiz bir karakter. İki tarafın da çekici tarafları var bana göre.

-Chris Evans rolüne uyum sağladı mı dersiniz?

Bu rolü Chris’ten başkasının oynayamazdı bence. Çünkü gerçekten zor bir rol, çok güçlü bir ahlaki yapısı var. Buradaki çatışmayı bulmak birçok oyuncu için zorlayıcı olabilir. Öte yandan karakterleri ilginç hale getiren şey de bu çatışma. Ama Chris, karakterini çok insani bir zemine oturtmayı başardı: hasret, pişmanlık ve kayıplarla dolu bir kimlik... Kendisi adına yapılan seçimleri sorguluyor. Chris’in bir aktör ve bir insan olarak karakterle birlikte büyümesini izlemek harikaydı.

-Seyirciler filmi sevecekler mi sizce?

Bence iki taraf arasındaki çatışma seyirciler arasında tartışma konusu olacak. Hatta sinemadan çıktıktan sonra bile tuttukları tarafı savunmaya devam edecekler.

'KONFOR ALANIMIZIN DIŞINA ÇIKTIK'

-Almanya’da, havalimanı bölgesinde çalıştınız değil mi?

Stüdyo dışına çıkmayı hep sevmişimdir. Benim için gerçekten eğlenceli bir deneyim. Yaşam tarzlarını da sevdim. Hepimiz bizi konfor alanımızdan çıkartan; bazen biraz zorlayan, bazen heyecanlandıran, bazen de garip deneyimleri yaşarken ekipte bir tür birlik duygusu oluştu. Buna bayıldığımı itiraf etmeliyim! Bu yüzden burada olmak çok eğlenceliydi. Geçmişte böyle bir fırsatım olmamıştı açıkçası. Film için Kore’ye veya Afrika’ya gidilmesi gerekmişti ama ben gidememiştim. Ama bu kez gerçek anlamda uluslararası ilk deneyimimi yaşadığımı hissediyorum.