Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Özgün: Ediz iyi ki bizi seçmiş diyoruz

        Onunla ilk 2005’te yani ilk albümünü yayınladığında tanışmıştık. Yıllar içerisinde birçok albüm yapan ve müzik sektöründe kendine kalıcı bir yer edinen Özgün, gerek sahne performansı, gerek romantik şarkılarıyla hep hayatımızdaydı. Daha sonra âşık oldu, evlendi. Ve dünya tatlısı bebeği Ediz dünyaya geldi. Oldukça ilgili bir baba oldu. Oğlu, şu an 1 buçuk yaşında. Eğitimiyle eşi ilgileniyor, eğlenceli, oyunlu kısmında ise Özgün devreye giriyor. Böyle bir işbirlikleri var. Anne-baba olmanın dünyadaki en güzel şey olduğunu söyleyen Özgün, e-bebek’in Ankara’da düzenlediği Bebekoloji Konferansı’nda “Down Sendromu” konusunda bilgilerini, babalıkla ilgili deneyimlerini ve bunun bir hastalık olmadığını anlattı. İki ay önce “Senden İbaret” adlı single’ını çıkartan Özgün ile konferans öncesi buluştuk, babalık serüvenini, müzikal çalışmalarını ve hayatını konuştuk.

        Sizinle ilk albümde bir araya gelmiştik yani tam 11 yıl önce. O günden bugüne müzikal hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

        Bu işe büyük bir heyecanla başladık, farklı hayallerimiz vardı. Şu an iyi bir yerdeyim, yaptığım bestelerle Türk pop müziğinde ilk 20’nin içerisinde oldum. Ancak yapmak istediğim daha çok şey var.

        Müzikal altyapı değişti mi yıllar içerisinde?

        Denediğimiz şeyler oldu fakat insanlar benden hep sıcak Akdeniz müziği ve Türk enstrümanlarını barındıran, bu topraktan çıkan altyapıda bir şeyler istedi. Bu durum işinizi kolaylaştırsa da, müzisyen olarak bir süre sonra tekrara düşme sıkıntısı yaşatıyor. Kalbimiz ve ruhumuz doysun diye bir denge tutturduk.

        İkisinin dengesini kurmak da albüm yapmak da çok zor artık...

        2012’den beri şarkılarımı dijitalde single olarak çıkartıyorum. Eskiden şarkılarımız internete düşmesin diye uğraşırken şimdi internette “Ne kadar dinlendi?” diye bakıyoruz.

        Müzisyende de reyting kaygısı yarattı...

        Tabii. Artık albüm yapmak yerine “Şu şarkım tutsun da, konsere gideyim” diyorsun. Bu müzik için kötü bir şey.

        Peki gerçekten tatmin olabiliyor musunuz yoksa günü kurtarma çabası mı bu?

        Ülkenin içinde bulunduğu durum bir şey yapmaya imkân bırakmıyor. Uzun zamandır her şey rolantide. Şu an dünyanın en iyi albümünü yapsan ne olacak, müzik bedava. İdare ediyoruz yani.

        ‘HAYAT SİZİ ZATEN TEPETAKLAK EDİYOR’

        Nasıl bir baba oldunuz?

        Babamın bana yaptığı, bana göre hata olan şeyleri yapmamaya özen gösteriyorum. Ediz’in özel bir durumu var, çok şükür gelişimi güzel gidiyor. Cin gibi akıllı bir çocuk. Eğitim kısmını annesi Nida daha iyi yapıyor. Haftanın 3 günü rehabilitasyon merkezinde eğitimi var. Ben işin daha eğlence kısmındayım.

        Siz bu süreci çok güzel yönettiniz...

        Hayat sizi zaten bir anda tepetaklak ediyor. İster istemez güçleniyorsunuz. Biz 2 ay Ediz’e isim aradık. Sonra ne kadar boş bir şey olduğunu düşündüm. Bizden tecrübeli bir aile “Neler yaşadığınızı çok iyi biliyorum. Kısa bir zaman sonra ‘İyi ki Ediz bizi seçmiş’ demeye başlayacaksınız” demişti, gerçekten öyle oldu. Ebeveynler böyle durumlarda şok dönemi yaşıyor, bizde 1 gün bile sürmedi. Duyduğumuzda önce olayı idrak etmeye çalıştık, Ediz geldi, çok tatlıydı, hâlâ öyle. Zaten kirpi de yavrusunu “Pamuğum” diye severmiş, öyle bir durum. Çocuk da, annelik, babalık da dünyanın en güzel şeyi. Evlat sahibi olmadan önce ailelerin başına gelebilecek bir sürü şey var, bu sadece Down Sendromu, otizm ya da hiperaktivite olmayabilir. Sokakta karşılaştığımız insanlar genelde iyi niyetliler ama bazen ne söylediğini bilemeyen insanlar da olabiliyor; “Allah yardım etsin, çok zor” diyorlar. Ben dönüp “Senin çocuğun nasıl bir çocuk olacak bilebilir misin, katil mi olacak, ruhsal sıkıntıları mı olacak?” diyor muyum? Bu hepimizin başına gelebilir. Bunun bilincinde yapmak lazım o çocuğu.

        Başımıza ne geleceğini bilemiyoruz tabii...

        Ediz’in ilk başta kalbiyle ilgili bir sağlık sorunu vardı, biraz hastanede kalıp o süreci atlattık. Etrafımızda bilinçli insanlar vardı, Down Türkiye Derneği bize yardımcı oldu. Ediz 2 aylıkken özel eğitime başladık. Çoğu kişi bunu hastalık zannediyor oysa kromozom sayısındaki genetik bir farklılık. Tedavi edilebilir nezle, grip gibi bir durum değil. Çocuklarından utanıp toplum içine çıkarmayanlar var. Şimdi etrafa daha dikkatli bakmaya başladım, algıda seçicilik. Tek isteğimiz çocuğumuzun iyi bir insan olması...

        Ekin TÜRKANTOS / eturkantos@htgazete.com.tr

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ