Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi İsrail İran’a saldırdı

        ALİ ESAD GÖKSEL / HT GAZETE

        Dünyanın eli kulağında yüreği çarpıntıda duymak istemediği haber spotu hangisi? Haydi söyleyin. Amerika Birleşik Devletleri’nin dahi “Dur bir dakika” diyerek olmazlandığı bir keyfiyetten söz ediyoruz. Öyle ki son 50 yıldır hiçbir “başkan”ın alamayacağı bir riski” Obama aldı.

        Seçim üzeri Amerika Birleşik Devletleri’ninmuhtemelen “en kuvvetli lobisi Yahudileri” karşısına almak pahasına İsrail Başbakanı Netanyahu’ya “Gürültü çıkarıp durma” diye fırça attı. Açıkçası şu. İsrail’den başka, İran’a yapılacak bir atağın nasıl bir bela olacağını herkes biliyor. Üstelik problem, bu belanın ölçeğinin hesaplanamaz oluşu...

        HAVYAR MAREŞALİ

        Peki hal böyleyken İsrail gerçekten İran’a saldırabilirmi? “Hayır” diyenler çok saf olmalı. İsrail’in benzer kulvarlarda ne kadar başına buyruk olabileceğini unutuyorlar. Gelin sizlere “science fiction” gibi bir İran atağı anlatalım. Şimdi diyeceksiniz ki. “Kardeşim şu bunaltıcı dış politikadan uzak dursan.” Acele etmeyin. Anlatacaklarımız bambaşka bir sahadan. İşin içinde silah, füze, uçak yok. Bilim, sebat ve iddia var. Üstelik itiraf etmeliyim: İsrail’in İran’a bu ciddi saldırısı her birimizinmenfaatine.

        Geçtiğimiz ağustos ayında Alman Der Spiegel Dergisi’nde çok ilginç bir haber yayımlandı: “Jigal Ben Zvi her kahvaltısında havyar yemekte.” “Eee ne var bunda” diyeceksiniz. Tuzu kuru çok adamvar. Sabahları iyi bir seneninmahsulü DomPerignon şampanyasını yudumluyor, havyarına yumuluyor. Bu öyle değil. Ben Zvi, mütevazı bir adam. Hatta şunu da söylemeli. Jigal ay sonunu zar zor getirenler coğrafyasından. İsrail’in kuzey sınırındaki Dan Kibbuz’unda (Kolhoz) yaşıyor.

        Dünyanın en belalı sahalarından birinde. Golan Tepeleri’nde. Lübnan’a olanmesafe 2, Suriye’ye ise 13 kilometre. Yıllardır Hizbullah’ın roketleri bizim kendi halindeki muhteremin başının üzerinde. Vızır vızır. Ama her birimizi korku ve endişeden koltuğa yapıştıracak roketleri, Jigal muzaffer birmareşal edasıyla izlemekte. Hizbullah’a füzeleri kim veriyor? İran. Peki İran’a golü atan kim? Jigal. Yaşadığı Kibbuz’da neredeyse çoğunluğun asgari ücret ve yardımlarla yaşadığı Jigal’in hikâyesi 90’larda başlıyor. Rus Yahudilerin Sovyetler Birliği’nden İsrail’e göçleriyle.

        O senelerde Kibbuz’da alabalık çiftliği ve yetiştiriciliğiyle uğraşma hevesindeki Jigal, birden Rus dindaşlarının havyara olan zaafiyetini keşfedip ithalata başlıyor. O seneler Osietra havyarı için kilo başına 200 dolar ödeniyor. 2009’da ise bu rakam1500 dolara tırmanıyor. Jigal Rusya’dan getirdiği mersinbalıklarını kesip biçip havyarları satmak yerine 10 yaşına kadar beslemek ve semirmiş derya kuzularından çıkaracağı havyarı kilo kilo satmanın hesabını yapıyor. Bir Yahudi’nin hesap ve ticaret konusundaki genetik becerisini tartışma konusu yapmamalıyız.

        BAYAN MERSİNLER

        Elhak, bu işi biliyorlar. Hemde asırlardır. Deneyimve parmak ucu hislerini de biriktirerek. BizimadamJigal, 2005’te 5 kilo havyar elde ediyor. Ya geçen sene? Sıkı durun. 3 ton! 3000 kg havyar. En iyisinden. Bu işmeşakkatli, sabır isteyen bir iş. Balık ilk 3 yıl her türlü ihtimamla büyüyor. Su ısısının tamtamına 23 derece olması lazım. Ne eksik, ne fazla. 3 yaşında cinsiyetlerine bakıyorsunuz. Dişiler yaşadı.

        Yaşamaya devam. Ya erkekmersinler? Mukadderat: Onlar dondurularak Rusya’ya ihraç olunmakta. Biliyormusunuz daha 10 yıl öncesine dek “havyar üretimi” doğanın içinden avlanmaya yaslanıyordu. Tüketilenin yüzde 98’i doğadan yakalanan balıklardan sağlanmaktaydı. Ya şimdi? Neredeyse tamamı “yetiştirilen mersinlerden”. Bu arada Hazar Denizi ve Karadeniz’demersinbalığı avlamak yasaklanmış durumda. Yakalananlar kanunsuz. Kaçak olarak balığa çıkanlardan. Yani yediğimiz havyar Çin, Suudi Arabistan ya da Almanya’daki çiftliklerden gelmekte. Ama hiçbiri de İsrail’dekinin kalitesini tutmuyor? Peki ama nasıl?

        MÜTEVAZI KAHVALTI

        BizimJigal,marifeti ikiye ayırıyor. İlkini suya atfediyor. Ürdünden gelen ve kutsal olduğu kabul olunan suya. Birmetre ve 20 kiloyu aşmışmersinbalıklarının yüzdükleri suyu her gün iki kez tümüyle değiştirdiklerini anlatıyor. Yoksa ağırlaşan sudaki balıkların yumurtaları da sonunda suya benziyor. İyi havyar sırılsıklamolmamalı. Ama “iç suyunu” hissetmelisiniz.

        Elbette kuru da olmamalı. Ağızda erimeli-dağılmalı. Yan bir lezzete, ayrıca açık ve parlak bir renge sahip olmalı. Bu kaliteyi hızla, detayıyla tespit edenler? Jigal anlatıyor: “Çok adamyok ki. Büyük tüccarlar var”. Bütün dünyada 5-10 kişiler. Bu sene Birleşik Devletler’e 1200 ton satmışlar. Almanya’ya ise 500 ton. Peki mahalli satışlar nasıl gidiyor? Hiç olurmu öyle şey! Bir Yahudi satabileceğimalı, manalı-manasız tüketirmi? Tabii bir sebep daha var:Mersinbalığı pulları olmadığı için “koşere” dini kabullere uymuyor. Ama Jigal, standarda uymayan çatlak patlak havyarları yemekte. Ya ne yapsaydı? Atacak hali yok ya. Her sabahmütevazı kahvaltısında tüketmekte... Küresel piyasadaki en önemli rakibi İran’a attığı golün keyfini çıkararak…

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ