Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Yolculuk Havana’ya

        HT PAZAR / Alihan MESTCİ

        Küba, ekonomi dibe vurunca çareyi başkent Havana'nın kapılarını gezginler için ardına kadar açmakta buldu. 10 yılı aşkın süredir Latin Amerika'da yaşayan, gazeteci ve futbol aşığı Aslı Pelit yeni kitabı "Siempre Havana"da, hem sokak sokak kenti anlatıyor hem de okurlarını Küba'nın tarihine götürüyor

        Fidel Castro'nun ardından kardeşi Raul Castro'nun liderliğinde Küba, değişim sancıları yaşıyor. Malum, 1959'dan beri bir yanda Amerikan ambargosu öte yanda Sovyetler'in çöküşü; devrim kaybettiği ekonomik destek yüzünden epey zorda. Bu yüzden ülkede 2011'den beri kapitalist reformlar yapılıyor. Ülkede özel işletmeler yayılıyor, Küba'nın kapıları dünyaya açılıyor. Kurtuluş turizm gelirlerinin artmasında aranıyor. Bu yüzden yılda 3 milyon kadar turistin ziyaret ettiği Küba ve 2.5 milyonluk Karayip metropolü Havana devrimin ardından tekrar popülerleşiyor. 10 yılı aşkın süredir Latin Amerika'da yaşayan gazeteci ve futbol aşığı Aslı Pelit, "Siempre Havana" adlı kitabında şehri sokak sokak anlatırken Küba'nın tarihine de yolculuk yaptırıyor. "Siempre Havana" sadece Havana gezginleri için değil, Küba'yı merak edenler için de zengin bir kitap. Biz de Aslı Pelit'le kitabı üzerine konuşurken Havana'ya kısa bir yolculuk yapmış olduk.

        Havana nasıl bir şehir?

        İstanbul kadar eski, New York kadar kültürel ama insanlığını da hiç kaybetmemiş, zaman içinde durmuş, eğitimli ve inanılmaz cana yakın insanlarla dolu bir şehirdir Havana.

        Havana'nin sizi yakalayan yanı ne oldu?

        Bana çocukluğumun İstanbul'unu hatırlatan nostaljisi, mimarisi, en kötü ve umutsuz günde bile gülümseyebilen halkı...

        Peki Küba'ya gidiş hikâyeniz nasıl başladı?

        2002'den 2005'e kadar Master yapmak için Havana Üniversitesi'ndeydim. 3 yıl Havana'da yaşadım. Gidiş hikâyem ilginçtir. Moda gazetecisi olmak için New York Üniversitesi'ne gittim ama daha ikinci sömestr bitmeden moda yerine Latin Amerika üzerine kariyer yapmaya karar verdim. 2001'de üniversitenin son senesinde Küba'ya bir araştırma gezisi için 20 öğrenci seçmişlerdi. Ben de onlardan biriydim. Adaya ayak basar basmaz etkilendim, aşık oldum, dünyaya bakış açım değişti. Bu yüzden Havana'ya layık bir kitap yazabilmek yıllarımı aldı. Ben Havana'yı yaşanması gereken bir deneyim olarak görüyorum.

        'Küba'da daha bir insan oluyorsunuz'

        Kübalılar ne yer ne içer?

        Bol bol fasulye, pilav yerler. Ve tabii rom içerler.

        Peki Küba'da öğrenci olmak nasıl bir deneyim?

        Bir yandan harika bir yandansa epey meşakkatli. Latin Amerika konusunda en bilgili uzmanlardan ders alma şansına sahip oldum ama basit bir fotokopi çektirmek bile zordu o günlerde.

        İstanbul'dan New York'a oradan da Latin Amerika'ya taşınmak hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?

        Tekrar ABD'ye dönmeyi planlamıştım, dönmedim. Türkiye'ye de dönmedim. Küba'daki eğitimimi bitirdikten sonra Latin Amerika'da kalmaya karar verdim. İsteseniz de istemeseniz de hayat standardınız ve öncelikleriniz değişiyor.

        Komünist bir ülkede yaşamak iyi bir tercih mi sizce?

        Her tercih bir vazgeçiştir. New York'tan ayrılırken beni nelerin beklediğini bilmiyordum. Küba'da ilginç bir komünist sistem var. Ama aslolan bir şey var ki, Küba'da yaşarken çok daha insan oluyorsunuz.

        Havana'da 'Baba'nın izinden...

        Mario Puzo'nun romanından uyarlanan, Francis Ford Coppola'nın çektiği ünlü mafya filmi Il Padrino'yu (Baba) hepiniz hatırlarsınız. Filmin ikinci bölümünde geçen meşhur "Havana Konferansı" gerçek bir olayı tasvir eder ve bu olayın Havana'ya olan etkileri tartışılamaz. Havana Konferansı, ABD'nin, organize suç örgütlerinin liderlerini davet ettiği bir toplantıydı ve 40'lı yılların başında Batista'nın davetlisi olarak adaya gelen ünlü gangster Meyer Lansky tarafından 22 Aralık 1946'da Hotel Nacional'da düzenlenmişti.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ