'Temizlenmenin ilk ayı balayı gibidir'
Psikiyatr Prof. Kültegin Ögel son kitabında bağımlılığın maddeyle sınırlanmadığını ortaya koyuyor
Aslı ÖZTÜRK / HT PAZAR
Bağımlı” kime denir? Maddeyi bırakmak bağımlılıktan kurtulmaya yeter mi? Bağımlı kişilere nasıl davranmak gerekir? Psikiyatr Prof. Kültegin Ögel bu sorulara, “Bağımlı Aileleri İçin Rehber Kitap”ta cevap veriyor. Bağımlılığın sadece bağımlı olan kişinin değil, bütün bir ailenin hastalığı olduğunu söylüyor. Bu hastalığı iyileştirmek içinse çözüm yine tüm aile fertlerine düşüyor. Ögel, yeni kitabında bağımlılara ve yakınlarına çözüm yolları sunuyor.
Öncelikle bağımlılığın tanımıyla başlayalım. Kimlere bağımlı diyoruz?
Bağımlılık, kişinin kullandığı madde üzerindeki kontrolünü kaybetmesidir. Henüz bağımlı olmamış bir kişi maddeyi ne zaman kullanacağına, onu canının isteyip istemediğine kendi karar verir. Ancak bağımlılık arttıkça madde kişiye “Beni kullan, hemen içmelisin” gibi mesajlar verir. Madde yaşamın bir parçası haline geldiyse eğer kişi bağımlıdır.
Sadece özel günlerde veya hafta sonları içki içen kişilere de bağımlı diyor muyuz?
Kişi karar verdiği günlerde içmekten başka bir şey yapmıyorsa bağımlıdır. “Ben istediğim zaman bırakırım” diyen biri de bağımlı olabilir. Çünkü baktığımızda alkoliklerin çoğu ramazanda içmez ama bayramın birinci günü yeniden başlar.
Bir ay ara verebilmek başarı sayılmaz mı?
Her saat başı sigara içen bir tiryaki de 11 saatlik uçak yolculuğu boyunca içmeden durabilir. Aklına sigara bile gelmez. Bağımlı olunan maddeyi uzun süre bırakabiliyor olmak bağımlı olmamanın göstergesi değil, aksine sık sık gerçekleşen başarısız denemeler bağımlılığın en büyük belirtisidir.
Bağımlılıkları fiziksel ve psikolojik olarak ayırabilir miyiz?
Kumar da kokain de bağımlılıktır. İkisi de beynimizde yaşar. Bu sebeple artık öyle bir ayrım yapmıyoruz. Bunun işimizi kolaylaştıran bir yanı yok.
‘AİLE DE DEĞİŞMELİ’
Bağımlılıktan kurtulabilmek kişinin iradesiyle mi yoksa kullandığı maddenin içeriğiyle mi alakalı?
Maddenin ne olduğu hiç önemli değil. Bu tamamıyla motivasyon işi. Bırakabilmek için hayat tarzı komple değişmeli. Kişi alkolü bırakmaya niyetleniyor ama alkol alan arkadaşlarıyla sabahlara kadar oturuyorsa bırakması mümkün olmaz.
Kitabınızda aile bireylerinin motivasyon konusunda yapması gerekenleri de yazmışsınız. Anlatır mısınız biraz?
Aile, bağımlı kişinin sorumluluğunu asla üstlenmemeli. Sosyal hayatta ve iş hayatında arkasını toplamamalı. Eğer ona her konuda destek olurlarsa “eş bağımlılık” durumu yaşanır.
Nasıl bir durum bu?
Bir bağımlıyı bırakmaya ikna ettikten sonra ailenin de kendini değiştirmesi gerekir. “O değişsin, ben değişmeyeyim” durumu olmamalı. Aile bireyleri de bağımlıya karşı olan tutumlarını değiştirmeli, onu desteklemekten vazgeçmeli ve kesin kurallarla hayatlarına yön vermeliler.
‘Bağımlı kişiyle toplu konuşmalar yapın'
Bir yakınımızın bağımlı olduğunu nasıl anlarız?
Bağımlılık kolay anlaşılabilecek bir şey değil, çeşitli testler yaptırmak gerekir. Biz sadece madde kullanıp kullanmadığını anlarız. Zaten önemli olan, o esnada bir adım atabilmek.
Nasıl bir adım atmak gerekiyor?
Öncelikle kişi maddenin etkisi altındayken konuşma yapmayın. Bire bir müdahaleler de pek etkili olmaz. Bu sebeple bağımlının yakın çevresindeki insanlar toplu bir konuşma yapmalı. Ona destek olmadığınızı ve onu bu haliyle sevmediğinizi söylemelisiniz. Ona kurallar koymalısınız.
Ne gibi kurallar?
Örneğin, “Bize saygılı davran, kendini de bizi de mahvetme” gibi nesnel gerçekliği olmayan cümleler kurulmamalı. “Haftada bir gün içeceksin” gibi somut kurallar konmalı.
Sadece bu kadar mı?
Ayrıca aile bireyleri bağımlının durumunu diğer insanlardan gizlememeli. Çünkü bu, onu yaptığı şeyin doğruluğuna inandırır. Gizlilik oyunu oynandığı sürece bağımlılık devam eder.
‘Emilim hızlandıkça bağımlılık artar’
Maddelerin bağımlılık etkilerini nasıl sıralıyorsunuz?
Kana hızlı karışan ve insanı hemen etkileyen maddeler daha çabuk bağımlılık yapar. Örneğin alkol hemen etki etmez ama sigara direkt kana karışır. Ama 1 kamyon yeşil biber yerseniz ona da bağımlı olursunuz. Çünkü içinde nikotin var. Aspirin’e de bağımlı olan hastam var kolaya da. Esrarın bağımlılık potansiyeli eroin ve kokainden daha az olsa da vardır.
Aynı maddeyi farklı şekillerde kullanmak bağımlılık potansiyelini değiştiriyor mu?
Emilim hızlandıkça bağımlılık artar. Mesela esrarı sigara gibi içmek yerine buharını çekmek bağımlılık riskini artırıyor.
‘Genetik risk altındalar’
Ebeveynleri bağımlı olan çocukların durumu nedir?
En az gördüğümüz, duyduğumuz fakat en çok yardıma ihtiyaç duyanlar onlar. Bu çocukların ruhsal sorun yaşama ihtimalleri çok yüksek. Destek almaları gerekiyor.
Ne gibi sorunlar yaşıyorlar?
Öncelikle evdeki bağımlı ebeveynlerinden korktukları için “Hayır” demeyi öğrenemiyorlar ve sosyal hayatta ezik yaşıyorlar. Ayrıca genetik risk altınlar. Bağımlı olma ihtimalleri çok yüksek.
Peki ya “Babam alkolikti, ben asla içmem” diyenler?
Öyle diyenlerin yarısından fazlası içiyor, hatta alkolik oluyor. Çünkü çocuk evde gördüğünü uygular. Bu sebeple bu tarz vakalarda bana gelen bireylerin çocuklarını pedagojik yardım almaları için yönlendiriyorum.
‘Eşler ayrılmadıkça tedavi zorlaşıyor’
Bağımlıyı kurtarmak yerine onunla birlikte bağımlı olanlar da var.
2 grup var. Birincisi, sevgilisi ya da eşi kullandığı için kullanan ve bunu ortak bir paylaşıma dönüştürenler. İkincisi ise “O kullanıp bana acı çektiriyor, çok üzülüyorum. Ben de kullanayım da nasıl oluyormuş bir görsün” mantalitesiyle başlayanlar. Maalesef ki eşler arasında bağımlılık oranı yüksek oluyor. Bu zevk aldıkları bir aktiviteye dönüştüğü için de eşleri ayırmadığımız sürece tedavi süreci bizim için çok zor oluyor. Biri başlarsa diğeri de başlar.
‘İnterneti kontrollü kullanın’
İnternet bağımlılığından bahseder misiniz?
Gerçek hayattan kopup, sosyal hayatta yaşamadıklarımızı sanal ortamda yaşıyorsak eğer internet bağımlısıyız demektir. Ancak bu bağımlılıkta şöyle bir paradoks var; insan alkol içmeden ya da uyuşturucu kullanmadan yaşayabilir. Fakat kimseye “Bilgisayar, internet kullanmayacaksın” diyemeyiz. Teknolojiyi kullanmak insani bir ihtiyaç. Böyle bir bağımlılık yaşamamak için yapılması gereken temel şey interneti kontrollü kullanmak. Eğer bir bağımlılık durumu varsa 20 gün ya da 1 ay arınma süreci yaşanmalı. Eğer bağımlı olan bir çocuksa daha uzun süreli yasaklar uygulanmalı. Geri kalan tüm detayları diğer bağımlılıklarla aynı.
‘1 yıl dolmadan bırakmış sayılmaz’
Tedavi süreci hangi aşamalardan oluşuyor?
Temizlenme sürecinin ilk 1 ayı balayı gibidir. Kişi çok mutludur, arındığını düşünür. Ondan sonraki 3 ay sıkıntılıdır. Madde kullanmamanın ya da alkol almamanın boşluğuna düşülür. 3. ayda beyin kendini düzeltir. 3-8 ay arası depresyon dönemidir. Kişi kullandığı maddeden koptuğu için yas tutar. Bu dönemde yaşamına çeki düzen verebilen bireyler 12. aya kadar stabil olarak devam ederlerse bağımlılıktan kurtulmuş sayılırlar. Kimse 1 yıl dolmadan bağımlılıktan kurtulmuş sayılmaz.
Yoksunluk hissedenler için kullanılan özel ilaçlar var mı?
Alkol ve eroinin yoksunluk belirtileri çok fazladır. Bu maddelerden arınma sürecinde madde kullanma isteğini azaltan ilaçlar kullanıyoruz. Bazı maddelerin ise yoksunluk belirtisi yok denebilecek kadar azdır. Bu sebeple o tür maddelerin bağımlıları için semptomatik tedavi uyguluyoruz. Mesela uyku sorunu varsa onu düzenlemeye çalışıyoruz. İlaç, tedavinin yüzde 20’sini olumlu etkiler. Geri kalan kişinin motivasyonuna bağlıdır.