Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yeni Medya Sokakların sürpriz yumurta hayatları: İstanbul'un evsizleri
        Serhan Sevin/HABERTURK.COM

        ssevin@haberturk.com

        Vural Fazıl, bir İstanbul akşamında eve gitmek için yolumun düştüğü Eminönü'nde karşıma çıktı. Akşamın karanlığında bir yandan eşelediği tenekelerin içinden ne çıkardığını ve ne yapacağını merak ediyorken, bir yandan da ikircikli ama sakin adımlarla ona doğru yaklaşıyordum. Göz bebeklerime aniden vuran kısık parlaklığın çöpten çıkardığı artık ekmek olduğunu farketmem fazla uzun sürmedi. Selam verir vermez yorgun ve kararmış yüzü gülmeye başlayan Vural abi, bir Eminönü klasiği olan ucuz uskumru parçalarıyla dolu çöpten aldığı balık ekmeği paylaşmayı teklif etti. Besbelli ki, cebi delik ama gönlü zengindi. Hemen bir köşeye çekilip konuşmaya başladığımızda, kendiliğinden söze girdi. 'Ben 44 senedir sokaktayım. 52 yaşındayım. Bunca yıldır kutu, şişe toplayarak geçinmeye çalıştım. Benim kâğıt arabam vardı. Bir gün zabıtanın güven timleri geldi, kamyona koyup gittiler' dedi. Ardından, dramatik hikâyesi üzerinden günün her anında milyonlarca insanın görmezden geldiği hayatlara doğru yolculuk başladı.

        KRAVATI EŞEĞE DE TAKIYORLAR, ADINA DA MEDENİYET YULARI DİYORLAR

        İçini dökmeye özlem duyduğu her halinden belli olan Vural abi 'Bizler her zaman konuşacak insan bulamıyoruz. İnsanlarımız elbiseye değer veriyor sadece. Beni gören kaçıyor benden ağabey. Hâlbuki benim yanıma gelip oturup konuşsalar, bir halimi sorsalar dünyanın en mutlu insanı olurdum. Yanlış anlaşılmasın. Para istemek için değil, iki kelime konuşmak için gelmelerini isterdim yanıma. Belki bin kişiden biri gelip halimi hatırımı sorar. Kravatın varsa beyefendisin, yoksa adam değilsin. Hâlbuki o kravatı bizim köyde eşeğe de takıyorlar, adına da ‘Medeniyet yuları’ diyorlar' diyerek bir yandan da topluma duyduğu sitemi belirtti. O kadar içten ve samimi konuşuyordu ki, Vural abinin sözünü kesmeye cesaret edemedim.

        0:00 / 0:00

        'Evsizliği Allah kimseye yaşatmasın ağabey. Ev gibisi var mı? Akşam olduğunda önünde bir tabak sıcak çorba olması, hadi onu geçtim bir bekleyenin olması, çocuğunun seni karşılaması bütün yorgunluğunu, derdini, sıkıntını alıp götürür be ağabey. Eşim doğum sırasında bebeğimle birlikte öldü. Ardından annemi ve babamı kaybettim. En son yıllar önce bir evim oldu, en son o zaman bir yatakta yastık ve yorgan ile uyudum'.

        BATTANİYEMİ BELEDİYE ALDI

        Bu soğukta sokaklarda nasıl uyuduğunu sordum ve belediyelerin evsizler için spor salonlarında kamplar kurduğunu söyleyince Vural abi cevabı sanki önceden bilir gibi, 'Dün İstiklal Caddesi’nde bir bankanın önünde yattım. Uyuyamadım soğuktan. Bir battaniyem vardı onu da belediye aldı, çöpe attı. Beni 3 gün önce Zeytinburnu’nda evsizleri topladıkları spor salonuna götürdüler. Ben, "burada kalmak istemiyorum." diye belge imzaladım. 800–900 kişi koyun koyuna yatıyorsun. O kadar çok insan var ki yanındakiler verem mi, kanser mi, siroz mu belli değil. Sağa dönüyorsun adamın nefesi yüzüne vuruyor, sola dönüyorsun adamın nefesi yüzüne vuruyor. Kimin nasıl insan, kimin hangi hastalığı taşıdığı belli değil orada' diye konuştu.

        Harita

        Yemek olayını nasıl hallettiğini sorunca elindeki bir parça ekmeğe bakarak 'Yemek olayını tanıdıklar ya da acıyan olursa veriyorlar, yiyorum yoksa simit, ekmek, poğaça ne bulursam çöpten toplayıp yiyorum. Yalan yok ağabey' diye cevapladı. En sevdiğin yemek sorusuna "Bamya ile kuru fasulye ve pirinç pilavı" cevabını veren Vural abi bu yemekleri en son ne zaman yediğini ise hatırlamadığını söyledi, belki iki belki üç sene diye geçiştirdi. Erişemeyeceklerinden konuşmak istemiyordu belki de. Hayâli var mı diye düşünürken, buz gibi dünyasına doğru bir adım daha içeri girdim.

        BENİ ISITACAK ÇORBANIN PARASINI NEDEN CEBİMDEN ALIRSINIZ Kİ?

        Sokaktaki varoluş mücadelesinin merhamet nedir bilmeyen gerçeklerini adeta bir bir yüzüme çarpmaya başladı Vural abi. 'İstanbul sokakları çok acımasız ağabey. Bu şehrin sokaklarında bizim gibi sokakta yatan insanların cebindeki 2–3 liraya göz dikip gecenin bir vakti 6-7 kişiyle sizi gasp eden çok insan var. Kışın soğuğunda sabah beni ısıtacak çorbanın parasını benim cebimden neden alırsınız ki? Bizlere sokakta bile rahat yok ki. Balicisi, tinercisi, esrarkeşi, sarhoşu, bonzaicisi gelir bizlere sataşır. Ben ne dayaklar yedim ağabey yüzümün halini görmüyor musun? Suratımdaki bu izler hep sokakların hatırası. Tarumar oldum ben bu sokaklarda'.

        Vural Fazıl yemek ihtiyacını çöp kutularından karşılıyor

        44 YILDIR BANA KİMSE YARDIM ETMEDİ ZATEN

        Vural abi konuştukça, ben insanlığımızdan biraz daha utanarak gelecek planlarını, hayattan bir beklentisi olup olmadığımı sorunca 'Yaşım 52. Bu saatten sonra hiçbir beklentim yok. Gözlerim haricinde hiçbir sağlık problemim de yok, Allaha şükürler olsun hiçbir sıkıntım da yok. İnsanlara mutlu değilim desem hayatımda ne değişecek ki? Ha diyeceksin belki sana yardım ederler ama 44 yıldır zaten kimse bana yardım etmedi ağabey. Ben bizlerin hayatını bakkallarda satılan süpriz yumurtalara benzetiyorum, hani içinden hangi oyuncağın çıkacağını bilemezsin. Hayatda benim için o. Hergün hayatta ne görüp ne yaşayacağını bilmeyeceğin bir güne başlıyorsun. Ne gidecek bir yerim var, ne bekleyenim, ne yetişecek işim, ne gücüm. Ben çok yoruldum artık bu durumdan' dedi.

        KEŞKE KALBİMİZDEKİ IŞILTIYI BİR PARÇA GÖREBİLSELER

        Neden bu durumdasın, neden ailende kimse sana destek olmadı demeden; 'En çok ailemi özledim. Aile derken annem, babam ve eşim. İki tane kardeşim var, ikisi de birbirinden hayırsız. Ananem ve dedemden bizlere biraz mal mülk kalmıştı. Beni kandırdılar, kağıt imzalatıp hepsinin üzerine oturdular, beni de böyle dımdızlak ortalıkta bıraktılar. Ben onları Allah’a havalet ettim. Ben en büyük darbeyi yabancılardan değil kardeşlerimden yedim. Sokaklar onlardan daha acımasız geliyor bana' şeklinde özetledi ve ekledi Vural abi. 'Sokaklardaki insanlara acımayın, onları da kendinizden görün. Keşke bizlerin kalbindeki parıltıyı bir parça olsa görebilseniz'.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ