İkrah ve tedavisi
“Bana bu ülkeden ikrah geldi arkadaş!” diyen herkes tedavi amaçlı olarak Hopa Davası sanıkları çocuklarımızın savunmalarını okuyabilirler. Beden ve ruh sağlığı üzerinde çok müspet etkileri olacaktır, tereddütsüz tavsiye ederim. Bu savunmaların peşindeyim. Ortaya çıkar çıkmaz sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyacağım. Böylelikle “Bu memleketin kafası çalışan insanları nerede?” diyerek kendi kendimi tükettiğimiz sorunun cevabı da ortaya çıkmış olacak zira. Hapisteler!
Bu yazının konusu ise başka. Twitter meselesi!
Öncelikle Gazeteci Kumru Başer’e, Avukat Efkan Bolaç’a, gazeteci adayı Mehmet Atakan Foça’ya ve Avukat Ayşegül Şenarslan’a binlerce kez teşekkür. Mahkeme salonundan twitter’ı kullanarak saniye saniye haber geçtiler. Ben de naçizane daha çok insana ulaşsın diye aktarılan haberleri retweet ettim. Böylece binlerce insan olarak ya bilgisayar ekranlarının ya da telefon ekranlarının başında, heyecandan nefesimizi tutarak salonu takip ettik. Kah “Marks ve Engels adlı şahısların yayınları…” (Osmanlı basını: Paris eşkıyasının başı Mark denilen pehlivan!) diye başlayan tutanak yazımlarına şahit olduk kah mübaşirin Lenin’i bilememesine şaşıran hakime. (“Bilmiyor musun yahu Lenin’i!” Sanki Lenin’i bilince insanın başına neler geldiği ortada değilmiş gibi!) Kah çocuklardan birinin “Kolektifleri nasıl bilirsin?” sorusuna “İyi bilirim” deyişine tanık olduk kah bir bir başkasının “Başbakan, Necdet Adalı ve Erdal Eren için ağlamıştı. Başbakanlar ağlamasın diye tahliyemi talep ediyorum” deyişine. Savcının uyuyakalması mı istersiniz, mahkeme başkanının “Bizi yargılayanlar yargılanacak” diyen savunma karşısında “Biz de dahil miyiz?” demesini mi… Duruşma sadece mizah anlayışının enginliği bakımından değil, aynı zamanda savunmaların siyasi yapısı bakımından da tarihi bir olaydı.
Hopa Davası, bazılarımızın tahmin ettiği üzere Türkiye Sol’u açısından önemli bir dava olacak. Sanırım ileride, Türkiye’de AKP sonrası aklı başında, ağır oturaklı, kafası çalışan bir muhalefetin başladığı, Sol’un abuk sabuk kafa karışıklığından kurtulup temel insan hakları için bir araya geldiği tarih olarak Hopa Duruşması’nı hatırlayacağız. Tek uzmanlık alanı bana ve benim gibilere faşist demek olan, Hopa duruşması gibi meselelerle kafa yoramayacak kadar taşkın demokrat arkadaşların da ipliğinin pazara çıktığı gün olarak da tabii… En azından ben öyle olacağını düşünüyorum.
Aynı şekilde Türkiye’de sosyal medyanın ilk etkin ve kitlesel politik kullanımı bakımından da Hopa Duruşması’nı hatırlayacağız. Van depreminde ilk kez aklı başında bir biçimde kullanılan Twitter’ın politik örgütlenme ve bilgilenme için nasıl işe yaradığını gördüğümüz ilk gündür Hopa Duruşması günü. Çünkü hepimizin televizyon ekranlarında bir haber kırıntısı arayarak ve bulamayarak döndüğümüz yerdi Twitter dün gece. Gerçek habercilerin ortaya çıktığı, haberin ekmek gibi, su gibi bir şey olduğunun yeniden hatırlandığı gün…
Ayrıca tahliyeler çıktığında bana gelen twit’leri yazsam gülmekten ağlarsınız. Uydurduğum Twitter halayına (&&&&&&&&) katılanlar bir yanda, bir yanda “Çocukları uyuttum, salonda tek başıma sessizce halay çekiyorum” diyenler. Şu “tek yürek” klişesi vardır ya, öyle bir şeydi yani. Bu da politik bir durumdur ayrıca, politik bir enerjidir. Dijital ortamda bile yani insan halay çekebilir, halayını birbirine gönderebilir.
Şimdi gazeteci arkadaşlarıma sormak isterim: En son ne zaman “Bu haberi yapmazsam ölürüm” gibi hissettiniz? O günler geri gelecek. Twitter ve bloglarla geri gelecek. Dünyanın geri kalanında geldi de Türkiye’de niyeyse bu işler biraz gecikti. Dijital medya daha ziyade büyük basının bir yan kuruluşu olarak görüldü, muhalif dilin ve muhalefetin kendisinin geliştiği yer olarak değil. Bia.net ve sendika.org sağ olsun, bu işleri başlatanlar arasındaydı. Önümüzdeki dönemde haber almak isteyen insanların korkup tavuğa dönmüş haber kanallarında olup bitenlere dair bir tek cümle duyamamanın hüsranıyla daha çok bu tür muhalif yayınlara döndüğünü göreceksiniz. Geçenlerde yazmıştım. Artık sabahları bir merakla haber kanallarını açmadığımı, gazetelere açlıkla sarılmadığımı. Onun yerine ben her sabah sendika.org’a, bia.net’e ve benzeri sitelere ama en çok twitter’a bakıyorum. Bu yakında herkesin normal hayatı haline gelecek. Çünkü Hopa Davası yeri yerinden oynatırken NTV’de yerli havacılık üzerine, başka kanallarda cadılar ve ruh alemi üzerine programlar görmeye sinirlerimiz daha fazla dayanamaz. İnsanın gerçeğe ihtiyacı vardır. Gerçek, her zaman insandan insana akacak bir çatlak bulur. Bugün bu çatlağın adı Twitter’dır. Dün akşam Twitter’den yazmıştım:
“Arap’a bahar getiren bize de tahliye getirsin dilerim” diye. Bir parça gerçekleştiğini düşünüyorum bunun. Çünkü Hopa Davası için dışarıda, Ankara ayazında bekleyen insanlar Türkiye’nin geri kalanında onların farkında olan insanların varlığından haberdar olmasaydı çok üşürlerdi. Çocuklarını almaya gelmişlerdi ve Türkiye’nin geri kalanı da kalplerini oraya bağlamıştı.
Hopa’yı pazartesi gününe bir daha yazacağım kısmetse. Savunmada bir yazıma atıf yapılmasını, hakimin o yazı ve benimle ilgili söylediklerini, sıkılıp “Kısa kes” demeye getirmesini filan yazmadan edemem yani! Ama elbette çocukların savunmalarını… Hepimize geçmiş olsun! Darısı dün gece KCK soruşturması kapsamında gözaltına alınan 19 çocuğumuzun ve Cihan Kırmızıgül’ün başına!