Ramazan ayını yarıladık. Bugün 15. oruçlar Müslümanlar tarafından tutuluyor. İstanbul iftar saati de araştırılıyor. İstanbul iftar vakti saat kaçta? 20 Mayıs 2019 İstanbul iftarı saat kaçta yapacak? İşte 2019 İstanbul Diyanet iftar saatleri

Ayrıca RAMAZAN 2019 sayfamızdan "Bugün ne pişirsem?, İftar duası ve iftar bilgileri" gibi bir çok detaya ulaşabilirsiniz. Hayırlı Ramazanlar...

İSTANBUL İFTARA NE KADAR KALDI?

 

İSTANBUL İFTAR SAATLERİ 2019 

TARİHİFTAR
06-05-2019 Pazartesi20:12:00
07-05-2019 Salı20:13:00
08-05-2019 Çarşamba20:14:00
09-05-2019 Perşembe20:15:00
10-05-2019 Cuma20:16:00
11-05-2019 Cumartesi20:17:00
12-05-2019 Pazar20:18:00
13-05-2019 Pazartesi20:19:00
14-05-2019 Salı20:20:00
15-05-2019 Çarşamba20:21:00
16-05-2019 Perşembe20:22:00
17-05-2019 Cuma20:23:00
18-05-2019 Cumartesi20:24:00
19-05-2019 Pazar20:25:00
20-05-2019 Pazartesi20:26:00
21-05-2019 Salı20:27:00
22-05-2019 Çarşamba20:28:00
23-05-2019 Perşembe20:29:00
24-05-2019 Cuma20:30:00
25-05-2019 Cumartesi20:30:00
26-05-2019 Pazar20:31:00
27-05-2019 Pazartesi20:32:00
28-05-2019 Salı20:33:00
29-05-2019 Çarşamba20:34:00
30-05-2019 Perşembe20:35:00
31-05-2019 Cuma20:35:00
01-06-2019 Cumartesi20:36:00
02-06-2019 Pazar20:37:00
03-06-2019 Pazartesi20:38:00
04-06-2019 Salı20:38:00

RAMAZAN ORUCU KIMLERE FARZDIR?

Büluğa ermiş, aklı başında kadın ve erkek her Müslüman’a, Ramazan’da oruç tutmak bir kulluk borcudur ve farz-ı ayndır. Büluğa ermemiş çocukların oruç tutması ise farz olmamakla beraber onları da namaz gibi, küçük yaşlardan itibaren yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak, oruca heveslendirmek lazımdır.

Yolcu ve hasta olanlara da oruç farzdır. Ancak Ramazan’da tutmaları mecburi değildir. Çünkü Ramazan orucunun Ramazan içinde edasının farz olması için, sıhhat ve ikamet şarttır. Yolcular ile hasta olanlara şeriatın izin ve ruhsatı vardır. Dilerlerse oruçlarını Ramazan’da tutarlar, dilerlerse yolcular yolculuktan evlerine döndüklerinde, hastalar da iyi olduklarında gününe gün kaza ederler.

ORUCUN ŞARTLARI NELERDIR?

Oruçla mükellef olmak için İslâm dininin muhatap kabul ettiği kişi, yani akıl baliğ olmak şartı vardır. Bu şarta sahip olmayan kişi oruç tutmakla mükellef değildir. Mükellef olmasalar da henüz büluğ çağına erişmemiş çocuklar oruç tutabilirler.

Orucun yerine getirilmesinin farz olması için oruç tutmaya engel olacak derecede hastalık olmaması ve seferi olmama şartı da vardır. Hasta olana veya seferi olana bu durumları devam ettiği müddetçe oruç tutmak farz değildir, ancak şartlar müsait olduğu takdirde oruçlarını tutabilirler.

Bir orucun edasının sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyet edilmeden tutulan oruç dinen geçerli değildir ve önemli bir hatırlatma, muayyen günleri dolayısıyla oruç tutamayan kadınlar tutamadıkları günleri daha sonra kaza ederler.

Ayet-i Kerime

“Ey îmân edenler! Allah’a (CC) karşı gelmekten sakınmanız için oruç; sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara-183)

“Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara-184)

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah (CC) sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı (CC) tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.” (Bakara-185)

Hadis-i Şerifler

“Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.” (Hadis-i Şerif Nesaî)

“İnsan, Ramazan ayının faziletini bilseydi, yılın hepsinin Ramazan olmasını isterdi.” (Kaynak: Bihar’ul Envâr)

“Kim Ramazan ayında oruç tutar ve haramlardan sakınırsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Kaynak: Sevab’ul A’mal)

ORUCUN ÖNEMİ NEDİR?

Kur’ân-ı Kerîm’de önceki toplumlara da orucun farz kılındığına dikkat çekilmiş, orucun amaç ve hükümleri açıklanırken “ittikā” fiili kullanılmış, oruç yasaklarına uymanın Allah tarafından çizilen sınırlara riayet anlamına geldiği ifade edilmiştir (el-Bakara 2/183, 187).

Bütün bunlar ve anılan fiilin Kur’an’daki kullanımları göz önüne alındığında orucun Allah’a kul olma bilincine varılabilmesi, mümine yaraşmayacak hal ve davranışlardan sakınılması ve kulluğun belirli bir disipline bağlanması açısından vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu anlaşılır.

Âyette bir yandan belirli durumlarda orucun ertelenebileceği veya fidye ile telâfi edilebileceği bildirilirken öte yandan, “Eğer bilirseniz orucu tutmanız sizin için daha hayırlıdır” açıklamasıyla zarara yol açmayacağı anlaşılan hallerde orucun büyük bir fırsat olduğu ve bunu kaçırmamak için ortaya konan iradenin büyük bir değer taşıdığı belirtilmektedir.

Orucu Bozmayan Durumlar. Orucu bozup bozmadığı tereddüde yol açabilen bazı durumlar bir kısım fıkıh eserlerinde özel olarak ele alınmıştır. Bunların başlıcaları Hanefî mezhebi esas alınıp şöylece sıralanabilir: Ağız dolusu bile olsa kendi isteğiyle olmaksızın kusmak, balgam veya burun akıntısını yahut ağzı çalkaladıktan sonra kalan yaşlığı tükürükle yutmak, boğazına su kaçmamak kaydıyla serinlemek için yıkanmak veya yüzmek, suyla ıslatılmış bile olsa misvak veya diş fırçası kullanmak, göze sürme çekmek, güzel koku sürünmek veya koklamak, cünüp olarak veya hayız yahut nifas kanı gece kesildiği halde gusül abdesti almadan sabahlamak, boşalma olmamak kaydıyla eşini öpmek, oruçlu olduğunu unutarak oruç yasaklarını ihlâl etmek. Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kimseye oruca dayanamayacak durumda değilse bunun hatırlatılması gerekir.

Orucun Sünnetleri ve Âdâbı. Oruçlu için zorunlu olmamakla birlikte dinen tavsiye edilen başlıca hususlar şunlardır: İmsak vakti öncesinde bir miktar yiyip içmek, iftarı gecikmeden yapmak, iftar duası okumak, hurma gibi tatlı bir şeyle veya su ile iftar etmek, gusül abdesti alması gerekiyorsa imsak vaktinden önce almak, yakınlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım ve ikramları arttırmak, namaz, Kur’ân-ı Kerîm tilâveti, dua, salavat getirme gibi taat türünden meşguliyetlere ağırlık vermek, ramazanın son on gününde ibadet maksadıyla ve usulüne uygun olarak inzivâ hayatı yaşamak (i‘tikâf).

Oruçluya Mekruh Olan Fiiller. Hanefî fıkhı çerçevesinde oruçlu için mekruh sayılan başlıca fiiller şunlardır: Abdest esnasında ağza ve burna su alırken mübalağalı davranmak, özürsüz olarak bir şeyin tadına bakmak (meselâ anne gerektiğinde çocuğuna vereceği ilâcın tadına bakabilir),başka madde içermeyen sakızı çiğnemek (şekerli, boyalı vb. sakızı çiğnemek orucun bozulmasına yol açar),cinsel ilişkiye yönelten hazırlayıcı hareketlerde bulunmak, zayıf düşeceği endişesi taşıdığı halde kan aldırmak.