İklim değişikliğine karşı 'yeşil su' formülü
Nehirler, göller ve yeraltı sularından oluşan mavi suyla birlikte, toprak nemi, bitki örtüsü ve atmosferde bulunan yeşil su da yağışların oluşumu, tarımsal üretim, ekosistemlerin devamlılığı ve karbon döngüsü açısından kritik bir öneme sahip. Esra Toptaş yazdı...
Meteorolojik veriler, ekim 2025 - temmuz 2026 arasındaki yağış ortalamasının normalin yüzde 30 üstünde olduğunu ortaya koyuyor.
Yağış bakımından hayli bereketli bir kış ve bahar sezonu geçirdik fakat su yönetimi ve tasarruf için tedbiri de elden bırakmamak gerektiği de aşikâr. İklim değişikliğinin bu denli hissedildiği şu dönemde, bilinçli su yönetimi olmazsa olmaz. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız da tam da buna işaret ediyor:
"MAVİ SU KADAR YEŞİL SU DA ÖNEMLİ"
“Su yönetimi, uzun yıllardır ağırlıklı olarak su arzının artırılması ve sektörlerin su taleplerinin karşılanmasına odaklanan bir anlayışla yürütülmektedir. Ancak iklim değişikliği, hızlı kentleşme, arazi kullanımındaki değişimler, ekosistem dengesinin bozulması ve artan su talebi, bu yaklaşımın yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Su, yalnızca ekonomik sektörlerin kullandığı bir kaynak değil; iklimi, ekosistemleri, tarımı, enerjiyi, gıda güvenliğini ve toplumsal refahı birbirine bağlayan doğal bir sistemin temel bileşenidir. Bu nedenle suyun sektör bazlı değil, hidrolojik döngünün bütününü esas alan sistem yaklaşımı (systems approach) ile yönetilmesi gerekmektedir.
Mevcut su yönetimi büyük ölçüde nehirler, göller ve yeraltı sularından oluşan mavi suya (Blue Water) odaklanmaktadır. Oysa toprak nemi, bitki örtüsü ve atmosferde bulunan yeşil su (Green Water); yağışların oluşumu, tarımsal üretim, ekosistemlerin devamlılığı ve karbon döngüsü açısından en az mavi su kadar kritik öneme sahiptir. Bu nedenle hidrolojik döngünün tamamının yönetim anlayışına dahil edilmesi, iklim değişikliğine karşı direnç oluşturmanın temel koşullarından biridir.”
Fotoğraf: İHA