Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

KARADENİZ müziğine yeni bir soluk getiren grup İmera, sosyal medyada kulaktan kulağa yayılıyor. Şarkılarının Doğu ve Güneydoğu’da daha çok sevildiğini söyleyen grup üyeleri Hüseyin Ulusan, Merve Büyüktaş, Yıldıray Yanlı’la yeni albümleri ‘Dio’yu, her şarkılarının 100 milyon tıklanma sayısını geçmesini ve Karadeniz müziğinin değişen çehresini ele aldığımız hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Karadeniz müziği yapan bir grubun üyeleri olarak, nerelisiniz?

Hüseyin Ulusan: Ben Trabzon’un Of İlçesi’ndenim.

Merve Büyüktaş: Rize, Pazar.

Yıldıray Yanlı: Trabzon’un Araklı İlçesi’ndenim.

Grup kaç kişiden oluşuyor?

H.U.: Sahnede 9 kişiyiz fakat grubun sorumluluğunu iki arkadaş üstleniyor, kararları iki kişi alıyor. Kalabalığız, kaos olmaması için böyle yapıyoruz.

Nasıl bir araya geldiniz?

H.U.: Grup, eski arkadaşların bir araya gelmesiyle oluştu. Herkes daha önceki müzik çalışmalarından, üniversiteden veya konservatuvar döneminden tanışıyor. Bireysel olarak hepimiz müzikle uğraşıyorduk ve bir gün ‘Neden birlikte müzik yapmıyoruz’ dedik. Grubumuzu 2013’te kurduk ve ‘Ena’ adında bir albüm yaptık. 3 sene boyunca da konserlerde bu albümü tanıttık.

‘Dio’ isminde yeni bir albüm yaptınız. Albümünüzden bahseder misiniz?

Y.Y.: 15 şarkıdan oluşan bir albüm yaptık. Kendi stüdyomuzda çalışıyoruz. İnsanların bizden beklentisi yüksek ve bizim de güzel şarkıları seçip koymamız gerekiyordu. Bu albümde hareketli ve slow şarkılar var. İnsanlar hareketli şarkılardan çok hoşlanmıyorlar, grubumuzu tarz olarak daha duygusal buluyorlar. Bizim bir başka özelliğimiz de dışarıdan beste almamamız. Beste lerin hepsi bize ait, grup içinde değerlendirip çalıştığımız eserler. Bu eserlerin haricinde kullandığımız eserler geleneksel Karadeniz ezgileri oluyor. Onları birçok enstrümanla harmanlayıp özünü bozmadan yeniden üretiyoruz.

Anonim şarkıları yeniden düzenliyorsunuz yani...

H.U.: Kendi bestelerimiz de var. Kliplerimizi de kendimiz çekiyoruz. Yapım şirketimiz ve ses kayıt şirketimiz var. Albüm yapımını da kendimiz üstlendik. Grubun içinde mali müşavir olan da var, öğretmen de var.


Hem albümlerinizin yapımcılığını üstleniyorsunuz, hem klipleri kendiniz çekiyorsunuz. Maddi olarak sizi zorlamıyor mu?

Y.Y.: Konserlerden elde ettiğimiz bir gelir var. Dijital gelirlerimiz de iyi. Dengeliyoruz. Klipleri kendimiz çektiğimiz için çok yüksek maliyetler olmuyor. Kameralar ve ekipman da bizim. Maddi zorluktan çok fiziki zorluğu daha fazla oluyor.

‘KİLİBİ YOL ÜSTÜNDE ÇEKTİK’

‘İmera’ ne demek?

M.B.: İmera, Karadeniz’de konuşulan etnik bir dil olan Romeika’da, ‘gün’ anlamına geliyor. Bu ismi albüme başladıktan sonra bulduk. ‘İmera Fera’ adlı bir şarkımız vardı. ‘İmera Fera’ yarı Rumca yarı Osmanlıca, ‘Gün ışığı’ demek. Kulağımıza hoş geldiği için gruba isim olarak seçtik.

‘Tükendim’ adlı şarkınızın tıklanma sayısı oldukça iyi. En çok hoşunuza giden hangi yorumlar oluyor?

H.U.: Youtube yorumlarımızın hepsi çok güzel. İlk klibimizde hep şahıslar üzerinden yorumlar geliyordu. Mesela ilk klibimizi yol üstünde şarkı söyleyerek çektik. Hepimizin üstünde oturduğumuz bir kilim vardı. Yıldıray yolun ortasına oturduğu için ‘Gitarcıyı dışlandınız mı?’ diye çok sayıda yorum geldi. Kliplerimize her defasında plansız bir şekilde, kedi, köpek, ördek, horoz, at dâhil oldu. Bu da çok dikkat çekti. Hayvanlara dair de çok yorum geldi ama genelde slow şarkılarımıza çok güzel yorumlar geliyor. Genelde hüzünlü yorumlar yapılıyor.

Karadeniz müziği deyince aklımıza hareketli melodiler geliyor ama sizin şarkılarınız ağır tempolu. Ters köşe mi yaptınız?

Y.Y.: ‘Emrin Olur’ şarkısı Youtube’da 100 milyon kere dinlendi. Hiç beklemiyorduk açıkçası. Sonra yaptığımız tüm şarkılar 100 milyonu geçti. Slow şarkılarımız bu kadar fazla dinlenince, biz de bu tarz şarkılar yapmaya başladık. Bu albümde altı slow şarkımız var. Yavaş yavaş dijital platformlara yüklüyoruz. Bir haftada bir milyonu aşan şarkımız oldu.

H.U.: Sosyal medya hesaplarımızın takipçi sayısı çok düşük ama Youtube kanalımız çok iyi gidiyor. İlk şarkımız çok sevildi böylece insanlar kanala abone oldular. Yani slow şarkılar daha çok seviliyor.

Şarkılarınızı önce ninelerinize dinletiyormuşsunuz. Neden?

H.U.: Bizim karar merciimiz onlar. Çünkü eskiyi biliyorlar. Duyguların eskiden yoğunluğu vardı. Şimdiki nesil gurbeti, hüznü onlar kadar bilemez.

Çok mu bohemsiniz?

M.B.: Değiliz. Biz eskiden yaşanan hisleri daha samimi buluyoruz. Mesela günümüze uygun bir şarkıyı İsmail YK yapıyor. Biz bunu yapamayız. ‘Whatsapp’tan konum attum da gelesun durmayasun’ diye sözler olur mu? Bilmiyorum, belki.

"GÜNEYDOĞU'DA ÇOK SEVİLİYORUZ""

Konser takviminiz nasıl, nerelere gidiyorsunuz?

M.B.: Ayda 15-20 konser verdiğimiz oluyor. Önümüzdeki ay konser vermeyeceğiz çünkü Yıldıray’ın düğünü var. Ekim ayında takvimimiz çok yoğun olacak. Güneydoğu konserlerimiz var.

Y.Y.: Zamanımız yollarda geçiyor, bazen havalimanında uyuyoruz. Doğu illerine konser vermeye çok gidiyoruz. Mardin, Nusaybin, Diyarbakır, Bitlis, Elazığ, Muş ve Tatvan’a gittik.

Doğu’da da çok seviliyorsunuz yani.

H.U.: En çok Güneydoğu’da seviliyoruz. Örneğin Doğu’nun şarkılarında da aşk yerine sevda denir. Onlarda da doğal anlatım vardır. Karadeniz’de de bu var. Ortak bir incelik var. Albümümüzde bir de sözleri Zazaca olan Güneydoğu Anadolu bölgesine ait ‘Hüzün’ adlı bir türkümüz var. Şarkıyı Karadeniz sözleriyle değiştirdik. İkinci klibimizi de ona çektik.

M.B.: Nusaybin’de yaptığımız konsere 6 bin kişi geldi. Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde verdiğimiz konsere 10 bine yakın insan katıldı. Katılım çok yüksek oluyor.



"ESKİ USTALARI ÖRNEK ALIYORUZ"

Karadeniz müziğini yanlış tanıttığını düşündüğünüz isimler var mı?

H.U.: Bunun için isim vermek doğru olmaz. Sanat işi, emek isteyen bir iş. Ama bu işi kötüye kullanan çok isim var. Tabii ki herkesin para kazanma kaygısı var. Hepimizin var. Birçok kişi bu işten ekmek yiyor ama bunu yaparken kültürüne zarar vermemen gerekiyor. Biz daha çok eski ustaları örnek alıyoruz.

Y.Y.: Bir dönem, Karadeniz müziği deyince akla bel altı sözler geliyordu. Bunlar bizim kültürümüzde var olan şeyler değil. Eski ustaların yazdığı sözler aşkı, sevgiyi anlatıyordu. Yeni nesilde bunu yapmaya çalışan kıymetli müzisyen arkadaşlarımız var. Biz de yapmaya çalışıyoruz. Doğu’da, İstanbul’da, İzmir’de, Karadeniz müziği deyince insanlar geri duruyorlardı. ‘Kafamız şişiyor’ muhabbeti oluyordu. Bu anlayışı olguyu biraz kırdık.

M.B.: Çeşitlilik olması iyi ama doğru yapılırsa daha iyi. Ülkemizde sanat kavramı biraz sıkıntılı. Müziği, yapacak hiçbir şeyi kalmayınca ‘Hadi bir şarkı söyleyeyim, para kazanayım’ diye gören çok insan var. Karadeniz’de de çok var.

Kendinizi deneysel olarak görüyor musunuz, yoksa popüler bir iş mi yapıyorsunuz?

Y.Y.: Biz kesinlikle yöresel ve otantikten yanayız. Batı’da da çok dinlenelim isteriz ama daha çok yöremiz adına bir şeyler yapmak istiyoruz. Birçok popçudan daha çok dinleniyoruz.

H.U.: Çok dinlensek de o popülerliğe erişemiyoruz.


Kazım Koyuncu o popülerliğe erişti. Sizin için de mümkün olabilir mi?

H.U.: Kazım Koyuncu yaşarken o popülerliğe erişmemişti. Maalesef hayatını kaybettikten sonra kıymeti bilindi. Kazım Koyuncu maddi olarak zor günler yaşamıştı. Ülkemizde başarılı birçok sanatçı yokluk içinde öldü.

Y.Y.: Harun Kolçak’ın ölümünden sonra albümlerinde patlama yaşanıyor. Benzin istasyonlarına koli koli albüm gelmiş.