Hırvat tenisçi Marin Cilic, geçen hafta Kristina Milkovic ile evlendi ve hemen ardından TEB BNP Paribas İstanbul Open’a katılmak üzere Türkiye’ye geldi. Geçen yılın şampiyonu Gazete Habertürk'ten Ertuğrul Güneş'e konuştu...

Geçen yıl şampiyon olmuştun. Bir yılda neler değişti?
- Sportif anlamda gerçekten gelişme kaydettiğimi düşünüyorum. Grand Slam kazanmak, ilk 10 arasında yer almak, bunlar gerçekten başarılması kolay işler değil. En iyi tenisimi oynadığım zaman yenemeyeceğim rakip olduğunu düşünmüyorum. Fakat yıl içinde inişli çıkışlı oynadığım zamanlar da oldu. Bugün baktığınızda gayet iyi seviyede tenis oynadığımı düşünüyorum. Bu da benim açımdan cesaret verici. Hala gelişme sağlayacağım şeyler var.

Son kupayı İstanbul’da kazandın. Burada olmak motive ediyor mu?
- Evet, ekstra motivasyon yarattığı gerçek. Geçen sene kazanmış olmanın tabii ki anlamı var ve İstanbul’da olmak da yeniden çok güzel ve unvanımı korumak için korta çıkacak olmak da çok güzel. Umarım bir kez daha kupanın sahibi olurum. Kariyeriniz boyunca çok fazla turnuva oynuyorsunuz ama turnuvaları kazanmak çok sık olan bir şey değil. Son 18 ayda gerçekten çok başarılı olmama rağmen sadece bir şampiyonluğum var.

Toprak kort sezonunu nasıl değerlendiriyorsun?
- Monte Carlo’da küçük bir sakatlık yaşadım. Bu da kortta en iyi performansımı sergilememi etkiledi ama şansım yaver gitti ve kendimi gayet iyi hissediyorum. Geçen yıl İstanbul benim için müthiş bir başlangıç oldu. Tabii ki farklı zeminler ama toprakta iyi bir performans sergilediğiniz zaman sizi çime de iyi hazırlıyor, Wimbledon’a moralli gidiyorsunuz. Bu yıl da bu formu korumaya ve İstanbul’da en iyi performansımı sergilemeye çalışacağım. Umarım geçtiğimiz yıl yakaladığım o müthiş form grafiğini İstanbul’la beraber yeniden yakalarım. Federer, 36 yaşında Avustralya Açık’ı kazandı.



Cilic 36 yaşında kendini nerede görüyor?
- Dört Grand Slam’i de kazanan birisi olarak görüyorum. (gülüşmeler) Bilemiyorum açıkçası o yaşa uzun bir süre var ve umarım o yaşta da hala üst düzey tenis oynayabiliyor olurum. Tabii hala o seviyede rekabet edebiliyorsam.

Federer’i yenmek niye bu kadar zor? Aranızdaki 10 maçın 9’unu Federer kazandı.
- O özel yetenekleri olan bir oyuncu. Hızını çabuk değiştiriyor. Müthiş deneyimi var. Büyük maçları nasıl oynaması gerektiğini iyi biliyor. Dolayısıyla maç esnasında taktik değişikliklerine de her zaman hazır olmanız gerekiyor. Artık biraz daha agresif oynamaya başladı. Sayıları daha kısa sürede bitirmeye çalışıyor. Bunlar onu yenmeyi zorlaştıran faktörler.

Geçen hafta evlendiğiniz eşiniz gelecek mi? İstanbul için erken bir balayı diyebilir miyiz?
- Evet geliyor. Kesinlikle buna erken bir balayı diyebiliriz. Sezonda boş bir tarih bulmak kolay değil. Evlendikten sonra “Ben İstanbul’a yalnız gidiyorum” dedim. O da bana “Artık yalnız başına gidemezsin” dedi. Beni gerçekten hep desteklemiştir. Her zaman yanımda olmuştur. Bu da bana güç veriyor. Evet, göreceğiz bakalım burada işler nasıl gidecek. Motivasyon anlamında da bana büyük katkısı olacak.

Geliştirmen gereken noktalar var mı?
- Her zaman odaklanmayı koruyor olmam lazım ve kortta olduğum her anda %100 odaklanmam gerekiyor. Bunu geliştirmem lazım. Belki de bu genç tenisçiler için, hatta profesyonel tenisçiler için de tavsiye olabilir bu. ‘Acaba elimden gelenin en iyisini yaptım mı?’ sorusunun cevabına her zaman ‘evet’ cevabı veriyor olmanız lazım. Böyle bakınca, her zaman gelişmek için şans vardır.

Büyük iddiaların var mı?
- Evet, tabii ki var. Grand Slam’ler kazanması çok özel turnuvalar ve ben bir kez yaşadım. Bunun Hırvatistan’daki etkisini görmek de olağanüstüydü. Amerika Açık’tan sonra 40 bin kişi benimle birlikte kutluyordu. Bu bir ömür boyu hatıralarınızdan çıkmayacak bir şey ve farkı yaratan şeyler de bu oluyor.

Kortta nasılsındır?
- Aslına bakarsanız genellikle son derece rahat biriyim. Büyük maçlar öncesi bile gerçekten çok rahat hissediyordum. Kendimi rahat hissettiğim zaman zihnim de çok rahat oluyor ve iyi performans sergiliyorum.