Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Peki gerçekten aç mısınız? | Sağlık Haberleri

        Obezite artık sadece Amerika’nın problemi olmaktan çıkıp, bizim ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok ülkenin problemi olmaya başlamışken, diyet uzmanları bu sağlık probleminin psikolojik boyutlarını inceliyor ve araştırıyor. Fazla kiloların arka planına baktığımızda ise, tıbbi nedenlerin yanı sıra, psikolojik nedenlerin de oldukça önemli bir rol oynadığını net bir biçimde görebiliyoruz. Duygusal yeme sendromu, işte bu psikolojik nedenlerin vücut bulduğu en belirgin sendrom olarak karşımıza çıkıyor.

        Duygusal yeme nedir?

        Eski çağlarda, insanlar acıktıklarında karınlarını doyurmak için yerlermiş ve zaten işlerinin büyük bir kısmı bedensel olarak çalışmayı da gerektirdiği için yediklerinin kalorisini büyük ölçüde yakarlarmış. Ancak, dünyanın gelişmesiyle ve tüketim seçeneklerinin zenginleşmeye başlamasıyla “yemek” artık sadece açlığı doyurmak için değil, keyif almak için de gerçekleştirilen bir davranış olmaya başladı. Hepimiz gündelik yaşamımızda, zaman zaman, sadece tadını sevdiğimiz için, keyif almak için tabii ki bir şeyler yiyebiliriz. Ancak, bunun sıklığı artmaya başlamışsa ve üzüntü, stres, öfke gibi olumsuz duyguları her hissedişinizde kendinizi buzdolabının önünde, özellikle de hemen tüketebileceğiniz şekerli, yağlı, unlu yiyeceklere elinizi uzatırken buluyorsanız, duygusal yeme atakları yaşıyor olabilirsiniz.

        Duygusal yeme davranışında kişiyi yemeye yönlendiren şey aslında “açlık” değil, “çözümlenemeyen duygulardır”. Açlık yavaş yavaş gelişir ve midede hissedilir, buna karşılık, duygusal yeme atağı aniden meydana gelir ve özellikle ağızda, “bir şeyler yeme isteği” olarak kendini gösterir.

        Duygusal yeme eğilimi olan kişiler baş edemedikleri olumsuz duygularının neticesinde hemen bir şeyler atıştırarak, kendilerini o an için rahatlatırlar. Ancak, çoğu zaman farkına vararak, keyfini çıkararak yenmez bu atıştırmalıklar, tam tersine bir de bakılır ki koskoca bir paket cips bitivermiş, ya da en büyük boy çikolata paketinden geriye bir şey kalmamış!

        Sorunlarıyla direkt bir biçimde yüzleşmeyen, sıkıntılarına çözüm bulmaya çalışmayan bu kişilerin yedikleri, adeta bir ağrı kesici görevi görür, ama her ağrı kesici gibi etkileri sadece kısa bir süre içindir! Bir sonraki sıkıntı verici ve baş etmesi güç duyguda, bu kişiler kendilerini tekrar yemekle teskin etmeye çalışır ve bu böyle sürer gider. Duygusal yeme eğilimi olan kişiler, artık bir süre sonra fazla kilolu kişiler haline gelir ve ondan sonraki süreçte baş etmeleri gereken şeyler bir değil birkaç tane olur:

        İlk etapta kendini gösteren duygular (stres, üzüntü, can sıkıntısı, kzıgınlık vb.) ve yedikten sonra hissedilen pişmanlık, suçluluk, başarısızlık düşünceleri. Bu durum tam bir kısırdöngüye dönüşüp, yıllar boyu devam edebilir.

        Duygusal yemeyi durduralım

        Bu bilgiler ışığında, duygusal yeme ataklarınız olduğunu düşünüyorsanız, çevrenizin desteğini de alarak, ilk olarak kendi kendinize yardım etmeyi deneyebilirsiniz. Sağlıklı baş etme becerisini kazanmaya doğru ilk adım, yeme isteğiniz belirdiğinde, duygularınızı ve yaşadıklarınızı isimlendirerek durumu tanımlamanız ve farkındalık kazanmanızdır. Örneğin, “Şu an aç değilim, üzgün olduğum için yemek istiyorum, ama şimdi yersem bu sadece geçici bir çözüm olacak, sonrasında çok daha kötü hissedeceğim” gibi bir cümleyi tekrar ettikten sonra, sizi rahatlatacak ya da dikkatinizi dağıtacak aktivitelerde bulunabilirsiniz: Yakın bir arkadaşınızı arayabilir, bilgisayarda sizi oyalayacak sayfalarda dolaşabilir, TV’ye bakabilir, nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Bu örnekler herkes için değişebileceği için, kendi listenizi oluşturabilir ve istediğiniz maddeleri sıkıntınız hafifleyene kadar uygulayabilirsiniz. Ancak, bazı duygusal yeme ataklarının temelinde kronik stres, depresyon, panik atak, yeme bozuklukları gibi psikolojik sorunlar yatabilir. Yeme isteğinizi bastırmak duygusal oldugunu bildiginiz halde mümkün olmuyorsa yiyeceklerinizin size zarar vermeyecek ve düşük kaloride olmasına dikkat etmelisiniz. Su bizim için önemli bir yardımcıdır, açlık hissini ilk yok etmeye çalışma desteğimiz olmalıdır. Salatalık, yağsız patlamış mısır, diyet meyveli yoğurt, beyaz leblebi yine elimizin altında bulunmalı ve özellikle küçük miktarlarda hazır tutulmalıdır.

        Patlamış Mısır

        Patlamış mısırın, yüksek posa içeriği sayesinde glisemik yükü azdır. Yağsız ve tuzsuz olarak hazırlanmış patlamış mısır, zayıflama diyetlerinde veya canınız abur cubur istediğinde sınırsız tüketilebilir.

        Mısır hakkında...

        Mısır, buğdaygiller ailesinden gelir. Mısırın vatanının Orta ve Güney Amerika’da olduğu tahmin ediliyor. Meksika’da bir mağarada 5000 yıllık mısır ve mısır koçanları bulunmuştur. Zevkle tükettiğimiz ve birçok alanda kullandığımız mısır bitkisi yağ bakımından zengindir. Ayrıca bileşiminde bol miktarda karbonhidrat bulunmasından dolayı enerji verici bir besindir ve de bileşiminde su, mineral, protein, yağ gibi temel besinleri de bulundurur. Patlamış mısır, mısır çekirdeklerinin ısı etkisiyle patlayarak şişmesi sonucu elde edilen ve çerez olarak yenen bir yiyecektir. Her mısır türü patlatılmaya uygun değildir. Bazı mısır türleri özel olarak patlamış mısır üretmek için yetiştirilir.

        Patlamış mısır nasıl patlıyor?

        Mısır taneleri ısıtıldıklarında bileşiminde bulunan su biraz sonra buharlaşmaya başlar, buharlaşan su genleştikten sonra mısır taneleri birbirine sığmaz olur. Bir süre sonra sıcaklığın artmasıyla ve su buharının zorlamasıyla kabuk yarılır. Su buharı da dışarı çıkmaya başlar ve su buharıyla birlikte mısır tanesinin bileşiminde bulunan nişasta, protein gibi diğer besin maddeleri de dışarıya çıkar. Besin maddelerinin dışarı çıkması ile nişasta ve protein beyazlaşmaya başlar. Beyazlaştığı süreyi tamamlayınca patlamış mısır haline döner.

        Kültürel önemi

        Mısır evlerde ateş üzerinde ve yağ içinde patlatılır. Ticari amaçla patlamış mısır üretmek için ise özel mısır patlatma cihazları kullanılır. İlk mısır patlatma cihazı ABD’nin Chicago kentinde 1885 yılında Charles Cretors tarafından icat edilmiştir. 1912 yılından beri patlamış mısır ABD’de sinema ve spor salonlarının vazgeçilmez çerezi haline gelmiştir. Ve şimdi de özel paketinde evde zahmetsizce mikrodalga fırında patlatılabilmektedir.

        Yağsız patlamış mısırın besin değerleri

        Besin Değeri (100 g başına)

        Enerji 380 kcal 1600 kJ

        Karbonhidratlar 78 g Yağ 4 g

        Protein 12 g

        Tiyamin (Vit. B1) 0.2 mg%15

        Riboflavin (Vit. B2) 0.3 mg%20

        Demir 2.7 mg%22

        TAYLAN KÜMELİ- GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ