16:9 tıraşlanacak derken yanına kardeş mi gelecek?
16:9'un tıraş tartışmaları sürerken yanı başındaki araziye aynı boyda bina yapılabilir mi?
Ümran AVCI-Ayhan YILDIZ/AHT
Emlak Konut GYO, Zeytinburnu'nda 111 dönümlük tarihi tank fabrikası arazisini 70 metre (23 kat) yüksekliğinde inşaat izniyle ihaleye çıkarttı. Apar topar askeri alan statüsünden çıkartılıp imara açılan arazide uzmanlara göre 16:9 kulelerine benzer bir yapılaşma söz konusu. Mahkemece yıkımına karar verilen 16:9'un yanı başındaki 111 dönümlük Zeytinburnu Tank Bakım Fabrikası arsası imara açılıyor. Sahilyolu (Kennedy Caddesi) üzerindeki arsayı TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO satışa çıkarttı. Bunun sonucu olarak, üzerinde kültür varlığı olarak tescilli birçok askeri binanın bulunduğu arazide 70 metre (23 kat) yüksekliğinde konut, ticaret ve turizm alanı olarak inşaat yapılabilecek. Bu durum tartışma yarattı. Mimarlar "bu iş yargıdan döner" dese de İstanbul araştırmacısı ve sevdalısı yazarlar "Tarihi bir kente bu yapılmamalı" görüşünde...
'Deniz kıyısında 70 katlı binanın anlamı yok, bu karar yargıdan döner'
Yüksek Mimar ve Mimarlar Odası İstanbul eski İkinci Başkanı ve sekreteri Yılmaz KUYUMCU:
Bu yargıdan döner. Çünkü öbür tarafla ilgili alınmış bir yargı kararı var. Yargı o katların azaltılmasını istiyor çünkü gerçekten İstanbul'un tarihi silüeti var ve bu İstanbul'un ana değeri. Yargının kararı son derece yerinde. Kaldı ki zaten 70 metre yüksekliğindeki bir binanın deniz kıyısına yapılmasının bir anlamı yok. Çünkü denizden gelen hava akımını kesiyor bu binalar. Arka tarafta olan yerler için de sakıncalı. Üçüncü bir konu da, devlet bir tüccar gibi davranamaz. Kamuya ait araziler kamu yararına kullanılmalıdır. Zorlu'nun arazisine bir park yapılsaydı bir milyar dolar para girmeyecekti devletin kasasına ama İstanbul halkı daha çok şey kazanacaktı. Bu yargıdan döner ama niye böyle bir şey olsun, ne gerek var böyle bir trafiğe. Artık sağır sultan demeyeceğim; kör sultan bile gördü o binalar orada İstanbul silüetine zarar veriyor. O camilerin silüeti arkada ayakkabı kutusu iki tane kutu yakışmıyor.
'Yarımada'yı incelemiyorlar mı, başka yer mi yok?'
İstanbul araştırmacısı, yazar Haldun HÜREL:
Mahkeme kararıyla tıraşlanmasına karar veriliyor ama arkasından yüksek binaya nasıl onay veriliyor? Yarımada'yı incelemiyorlar mı? Başka yer mi yok? 1930'ların sonlarına Fransız kent tasarımcısı Henri Prost epeyce bir süre burada çalıştı, Yarımada'ya birçok öneri verdi. Onun bizim hayatımıza yaptığı en önemli şey İstanbul'un yarımada da dahil bir koruma planıydı. 'Yarımadanın Süleymaniye'ye kadar olan profili aşılamaz' diye bu yasayı hayatımıza soktu. Bunu iyi yaptı tarihimizi koruma adına. Yarımada'nın bir silüeti var, bir rakımı var. Bu da artı 40 olarak belirlenmiş. İstanbul için herhangi bir şey yapılıyorsa 360 derece bir vizyon gerekir. ‘Burası nasıl olsa kentin uzağında, bir şey olmaz, burası SİT alanı değil. Silüeti bozmaz' dediğiniz zaman bakın başınıza neler geliyor. 360 derece yani her yönüyle düşünmek lazım. İstanbul'u üç boyutlu, etrafında dönülecek bir heykel gibi düşünmek lazım. İstanbul'a artık böyle yüksek bina istemiyoruz. Yüksek binanın yakıştığı hadi olur dediğimiz yer Maslak ve Büyükdere'ye doğru o yokuş. Ne Galata'da, ne Eyüp'te, ne Zeytinburnu'nda olmaz. Olanların da tıraşlanması lazım.
'Bu alanda tarihi eserler var, planlamaya dahil edilmemiş'
Bakırköy Mimarlar Odası Başkanı Ali HACIALİOĞLU:
Bahsi geçen yer Türk Silahlı Kuvvetleri'ne aitti. 2006 yılında yapılan bir anlaşma ile TOKİ'ye devrediliyor. Daha sonrası planlaması yapılıyor. Şu an askıya çıkan bir planı var. İki aya yakın bir süresi var; bu süre içinde itiraz yapılabilir. Sıkıntı şurada. Yapılan planda buraya 2 buçuk emsal yapılaşma tanınıyor. Yani arsanın 2 buçuk kat yapı hakkı tanınıyor. Ama bu belli haklar ile dört emsale kadar çıkabiliyor. Yani arsanın dört katı bir yapılaşma yaparsanız zaten burayı bu yapılaşmayla bitirirsiniz. Ayrıca 70 metrelik bir yapı silüeti net bir şekilde bozar. Aynı zamanda buradaki ciddi bir yapılaşma nedeniyle alt yapı bozulur. En önemli olan ise, buranın içinde eski yapılar var. Söz konusu arsanın içinde ciddi anlamda tarih eser bulunuyor. Yapılan planlamanın içinde bu dahil edilmemiş.
'Burada bir samimiyet meselesi yahut bir karmaşa var'
Yazar Ahmet ÜMİT:
Bütün mesele bu. Bir yandan bir mahkeme kararı var, bir yandan siyasi irade yani Başbakan'ın bizzat kendisi ‘olmaması gerekir' diyor. Ama öte yandan başka bir devlet kurumu, kimse bu aynı yanlışa onay veriyor. Burada bir samimiyet meselesi var. Yahut bir karmaşa var. Bu şehrin korunması gerekiyor. Çünkü 8 bin yıllık tarihi olan bir şehir. Burada bir bina yapılacaksa öncelikle dikkate alınması gereken şey bu. Bütün mahkemenin de devlet kurumlarının da dikkat etmesi gereken şey, göz önüne alması gereken şey bu. Hangi kurum buna izin veriyorsa tümüyle yanlış. Biz peki ne yapacağız bu durumda? Yetkili kurumlar sorumlu davranmıyor ve şehrimizin silüetini bozuyorlar. Sokağa çıkıp bunu protesto etmekten başka ne çaremiz var bizim? Bunun derhal düzeltilmesi lazım. Bu katliam, bir cinayet. Olacak iş değil? İnsanların sokağa dökülmekten başka hangi çaresi kalıyor, lütfen söylesinler bize? Yüksek bina çılgınlığını anlamıyorum gerçekten.
'Büyük bir çifte standart var, hesap verme yok'
Yazar Mehmet CORAL:
Şaşılacak bir şey yok. Şaşabileceğimiz yegane şey hala şaşabiliyor olmamız. 16:9 kuleleri denen şeyler AK Partili Belediye Başkanlığı tarafından projeleri onaylandı, yükseldi, silüet çizgilerini geçti, bitti. Satıldı, insanlar yerleşti. Her şey bittikten iki sene sonra Başbakan 'Bunu hiç beğenmedim, tıraşla dedim, tıraşlamadı. Ben de ona küstüm' dedi. Bunlar konuşulurken mahkeme kararı çıktı. Bütün bunlar tartışılırken, bu çıkıyor. İlk yapılan 16:9'ların silüeti Sultanahmet'in minareleri arasından gözüküyor, bunları da herhalde Ayasofya'nın minareleri arasına uyduracaklar ki simetrik olsun, silüette tarihi çevreyi koruma adına güzel bir şey yapılmış olsun. Büyük bir çifte standart tabi ki var. Ve bu kör gözün parmağına oynanan bir oyun. Hesap verme yok.
'Olay tamamen rant mantığıyla işliyor'
Mimar Afife BATUR:
Orada İstanbul silüetini bozan üç yapı varken ve bu kadar tartışma konusu olmuşken, yanındaki arazinin bu şekilde imara açılmasını anlamış değilim. Var olan durum istanbul açısından sıkıntılı zaten. Şimdi böyle bir karar almanın bir mantığını anlayamadım. Burada aklımıza yine rant meselesi geliyor. Yine bakalım kimlere el altından verilmek isteniyor. Olay tamamen rant mantığıyla çalışırsa daha çok silüeti bozan yapı görürüz.