Meltem ŞAHBAZ / HABERTÜRK

Savaşın yıkıcı etkisi genelde insanların yaşadığı acılar üzerinden medyada yer bulur. Oysaki savaşın yol açtığı felaketler, o bölgedeki tüm canlıların hayatını etkiler. Tıpkı Halep'te olduğu gibi...

Suriye'deki korkunç savaş görüntüleri arasında sadece birkaç hayvanseverin bildiği acı bir hikaye daha vardı; Halep Hayvanat Bahçesi'nin terk edilen hayvanları.

Hayvanat bahçesinde ölüme terk edilmiş; bir tanesi hamile olan 5 aslan, 2 kaplan, 2 sırtlan, 2 ayı, 2 köpek vardı. Ateş ortasında kalan bu zavallı canlılar, korkunç şartlar altında ölüme terk edilmişti.

Neyse ki, Halep Hayvanat Bahçesi'nde kalakalmış, terk edilmiş zavallı hayvanların çektiklerine ve göz göre göre ölmelerine seyirci kalamayan şahane insanlar da var bu dünyada. İnanılmaz cesaretleri ve kocaman yürekleri olan insanlar! Hem de kahramanları da Türk.

Aslı Han Gedik, Okan Oflaz ve Nilay Tezsay ile birlikte Halep Hayvanat Bahçesi'nde savaş mağduru olan hayvanların Türkiye yardımıyla kurtarılma hikayesini Haberturk.com'a anlattı.

BU GURUR HEPİMİZİN

Türk hayvan hakları aktivisti Aslı Han Gedik, Okan Oflaz ve Nilay Tezsay, terk edilmiş hayvanların durumunu öğrenir öğrenmez, mart ayında onları kurtarmak için çalışmaya başladılar.

Hedefleri pek çok kişiye çılgınca gelecek bir şeydi: Suriye'de sıcak savaşın olduğu bölgeye gidip Halep Hayvanat Bahçesi'ndeki terk edilmiş hayvanları kurtarmak.

Durumdan haberdar olan bazı yabancı kuruluşlar da bu yönde adım attı ama umutlar boşa çıktı. Çünkü hiçbir kurum veya kişi o bölgedeki sıcak ve tehlikeli ortama girmek istemiyordu, destek olabileceğini söyleyen kuruluşlar ise çok yüksek meblağlar talep ediyordu.

İşte tam da böyle bir durumda Wild@Life Kurucu ve Başkanı Aslı Han Gedik ve Türkiye temsilcisi Okan Oflaz gerçek bir mucizeye imza attılar.

"Türkiye o kapıları açmasa hayvanların kurtulması imkansızdı. Hayvanat bahçesinde kurtarılmayı bekleyen 4 kaplan vardı. İkisi süreci bekleyemedi ve öldü"

KURTARMA OPERASYONUNA TEK DESTEK TÜRKİYE'DEN

Bizzat devlet yetkilileriyle bağlantı kurdular, Suriye sınırına gidip görüşmeler yaptılar, savaş ortamında kapalı kalması gereken sınır kapılarını açtırmak için çaba gösterdiler. Ve bu arayış sürecinin sonunda devlet yetkililerinden yardım isteyen ekibe Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu sınırsız destek verdi.

Böylece kurtarma operasyonuna el uzatan tek ülke Türkiye oldu, üstelik de bir ilki gerçekleştirerek! Tarihte ilk defa hayvanlara mülteci statüsü verildi ve savaş bölgesinden kurtarılmaları sağlandı. 

Kurtarma operasyonuna nasıl başlandığını anlatan Aslı Han Gedik "Bakan Veysel Eroğlu'nun özel talimatı vardı yardım konusunda. Bir veteriner arkadaşımızın aracılığıyla da, kriz bölgesindeki hayvanları kurtaran organizasyon FOUR PAWS International ile iletişim kurduk" diyor. Sonrasında FOUR PAWS hayvanları görünce "Yardım edelim ama hayvanat bahçesinde bu hayvanlar yaşayamaz" diyor ve bir yaşam alanı ihtiyacı doğuyor. Ürdün Kraliyet Ailesi'ni daha önceden tanıyan Aslı Han Gedik, iletişime geçiyor. Bunun sebebini de Aslı Han Gedik şöyle açıklıyor: "Prenses Alia'nın sahip olduğu bir doğal yaşam alanı var. Afrika'dakilerden hiçbir farkı yok."

Bakan Veysel Eroğlu, bizzat emir vererek Halep Hayvanat Bahçesi'ndeki hayvanlara mülteci statüsü tahsis edilmesini sağladı. Ayrıca kurtarma ekibine de özel yetki tahsis edildi, 5 farklı sınır kapısı özel olarak açılmasına izin verildi ve ölüme mahkum edilmiş bu hayvanların Türkiye'ye getirilmesi sağlandı. Ankara'daki gümrük polisi ekibinin güvenliği için ek asker tahsis ederek ve Özgür Suriye Ordusu ile gerekli görüşmeler de yapıldı. Böylece sınırın ötesinde mümkün olan en güvenli şartlar sağlandı.

Aslı Han Gedik ve Okan Oflaz, Türk askerinin desteği ile sıcak çatışmaların yaşandığı o bölgeden perişan haldeki hayvanları bizzat giderek kurtardılar. Ama bu hiç de kolay olmadı...

KAOSUN ORTASINDA BİR BEBEK MÜJDESİ

Türkiye’nin desteği bununla da kalmadı; devlete ait olan ve girişi yasak olan tesislerin kapılarını da açtı. Bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde veteriner hekim Nilay Tezsay’ın çok katkısı oldu.

Devlete ait olan Bursa'daki Karacabey hayvan barınağına getirilen savaş mağduru hayvanların ilk tedavi ve bakımları burada yapıldı. Bu işlemler esnasında tüm ekibe yorgunluğunu unutturacak bir müjde geldi, aslanlardan biri hamileydi. Yeni gelişmeler ışığında Aslı Han Gedik ve yetkililer hayvanların daimi olarak kalacağı Ürdün Kraliyet Ailesi'ne ait Ürdün Doğal Yaşam Parkı’na yapılacak transfer ve izin işlemlerini hızlandırdı ve tam doğumdan önce Ürdün'e varılması sağlandı.



MUTLU SONA YOLCULUK

Bursa Karacabey'de tam bir hafta boyunca kaldı hayvanlar. Burada Türkiye’nin himayesinde olan hayvanlara, Ankara, Bursa, Kilis ve İstanbul illerindeki Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Gümrük Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Celal Acar Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi ve bu kurumların tüm değerli çalışanları olayın hassasiyetinden dolayı en hızlı şekilde tüm imkanlarını sundu. Hayvanların bakımları özenle yapıldı, bir hafta sonunda hayvanların ilk günden daha sağlıklı olduğu teyit edildi. Ve sonra gitme vakti geldi...

Ürdün’deki kalıcı yuvalarına gidecek hayvanlara eşlik edebilmeleri için tekrar yetkililer devreye girdi ve ekibe özel bir izinle, İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan kargoya giriş ve yükleme anına kadar hayvanlarla ilgilenme yetkisi verildi. Ama Ürdün'e gidiş öyle basit değildi...

ÜRDÜN PRENSESİ: "TÜRKİYE OLMASA BAŞARAMAZDIK"

Ürdün Havayolları'na ait uçağa hayvanların yerleştirilmesi meşakkatli oldu. Çünkü hayvanların kafesleri uçağa sığmıyordu. Uçağa alınamayan hayvanlar geri döndürüldü ve zorlu bir operasyon başladı. Ekibin satın aldığı bir demir kesici ile kafesler tek tek kesildi ve uygun boyutlara getirildi. Ama elbette bu bir anda olmadı...

Uçak tam 3 buçuk saat rötar yaptı! Her rötar yapışta Ürdün Prensesi'nin özel emriyle uçağın hayvanları almadan gitmemesi sağlandı. Küçücük demir bir kesici ile çalışılırken hayvanlar da durumdan etkilendi. Yaşananları anlatırken Aslı Han Gedik, "Kaplanlardan hasta olan ısı şokuna girdi. Sırtlanlardan birini kaybediyorduk ona serum verdik" diyor. Uçağa bindikten sonra her şey çözülmemiş. Bu sefer de 3 buçuk saat bekletilen yolcuların tepkileriyle karşılaşmış ekip. Aslı Han Gedik bu yolculuk için "Felaketti" diyor...

Sabaha karşı uçak Ürdün'e vardığında hayvanları tekrar yükleyip doğal koruma alanına doğru yola çıktılar. Uykusuz geçen 48 saatlik zorlu maratonun ardından Ürdün Kraliyet Ailesi'nin verdiği özel eskort ile yolculuk yaparken hamile aslan doğum yaptı. Doğumla birlikte ekip, nihayet üç günlük bir mola verebilmişti.

Özel eskortlarla yapılan yolculukta 2 saatte bir durup hayvanlarla ilgilenildi

Şimdi Suriye'de savaş bölgesinin ortasında sahipsiz kalan bu hayvanlar, Ürdün'de doğal yaşam ormanında mutlu bir hayat sürüyor ve bakımları layıkıyla yapılıyor. Bu başarıda emeği geçen herkes mutluluğunu anlatan Aslı Han Gedik, "Ürdün Prensesi Alia bint Hussein'in hayvanlar kurtarıldığındaki ilk cümlesi 'Türkiye olmasaydı biz bu hayvanları kurtaramazdık. Türkiye'ye çok teşekkür ediyoruz' oldu. Ayrıca New York'tan 500 bin dolarla finansman sağlayan kişi de aynı şeyi söyledi" diyor. Aslı Han Gedik ise mutluluğunu "Türk hükümetine bize ellerinden gelen her şekilde yardımcı olduğu için müteşekkiriz. Türkiye'de biz bunu veteriner hekimimiz Nilay Tezsay, Wild at Life Türkiye'den Okan Oflaz ve ben Aslı Han Gedik'ten oluşan yalnız üç kişilik bir ekiple gerçekleştirdik. Bu 13 hayvanı ve aslanın karnındaki iki yavruyu kurtarabildiğimiz için çok mutluyuz" sözleriyle dile getiriyor.

Türkiye, Suriye ve Ürdün’ün dahil olduğu bu uluslararası operasyon tam 5 ay sürdü. Asli Han Gedik ve Okan Oflaz devletin desteğiyle önce Kilis'e, oradan Çobanbey'e, sonra Suriye'ye geçip teslim aldıkları hayvanları, Karacabey'deki devlet işletmesine getirmiş, onları İstanbul Atatürk Havaalanı’nda kargo bölümünde bile yalnız bırakmamış, uçağa bindirilmelerinde dahi yanlarında olmuş, beraber Ürdün’e uçmuş, bizzat Ürdün Prensesi Alia'ya teslim teslim etmişlerdir.

YAPILAN YOLCULUĞUN ROTASI

UFUKTA YENİ BİR OPERASYON VAR

Yeni ulaşan bir bilgiye göre daha önce hayvanat bahçesinden çalınan 3 leopar, 1 kaplan ve 2 maymun da yerel hayvanseverlerin çabasıyla geri alınmış ve onlar da şimdi kurtarılmayı bekliyor.

İkinci operasyon için hazırlık çalışmaları başladı ama bölgedeki sıcak durum nedeniyle kesin bir tarih belirlemek henüz mümkün değil.

Meltem ŞAHBAZ / HABERTÜRK

KENDİ BAŞARILARIYMIŞ GİBİ GÖSTERDİLER

Tüm bu yaşananların tek bir üzücü sonucu oldu. Türk devletinin desteği, Türk askerinin cesareti, Türk hayvanseverlerin ve hayvan hakları aktivistlerinin emeği hem yerli hem de yabancı medyada es geçildi, kurtarma operasyonu sanki yabancı bir kuruluşun başarısı gibi yansıtıldı.  

Fotoğraf Credit: Ahu Savaş An

Video Credit: Cem Çağlayan