"Çok şükür bu ülkeden çok para kazandık"
Boğaz kıyısında alkolsüz bir mekân açarak gündeme oturan Çiğdem ve Cihan Kamer, Murat Güloğlu'na konuştu
MURAT GÜLOĞLU - HT PAZAR
Mekânın muhafazakârlığı, kitlesi, yemekleri üzerine çok konuşuldu. Ben de durumdan vazife çıkarıp Huqqa ve The Market'i görmeye gittim. Önyargı var mıydı? Eh tabii. "Alkolsüz" deyince ve kapı önündeki milyon dolarlık otomobilleri görünce, aklıma bin bir türlü mevzu geldi. İçeriye girdikten sonra meselenin farklı olduğunu; zengini, orta gelirlisi, türbanlısı, minilisi aynı mekânda kahkahalarla sohbet ettiğini gördüm. Kafamdaki soru işaretleri de balon oldu patladı. Hazır Çiğdem Hanım'ı bulmuşken, Kamer Ailesi'nin özel hayatlarına da burnumu sokuverdim...
Cihan Bey'le nasıl tanıştınız?
Kayınpederim ve kayınvalidem Akçay'da yakın bir dostlarını ziyaret ediyordu, ben de aynı apartmanda yaşayan anneanneme gitmiştim; henüz 11 yaşındaydım.
11 mi, biraz erken değil mi?
Evet 11. Daha o günlerde kayınpederim (Atasay Kamer) benden çok etkilenmiş... Beni oğluna (Cihan'a) yazmış, bu da dua yerine geçmiş...
Hemen istediler mi sizi?
Hayır tabii ki. İlk karşılaşmadan 7 yıl sonra yine kayınpederimin Akçay ziyaretinde aile dostlarımız, Cihan'ın evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sormuş. "Var mı tanıdığınız" demiş o da. Bizim aile dostlarının aklına komşularının torunu olarak ben gelmişim. Ben de tesadüf, yine anneannemi ziyarete gitmiştim aynı günlerde.
Kader ağlarını örmüş...
Evet. Kayınpederim zaten yıllar önce beğendiği için, hemen Cihan'ı çağırdılar. O da İstanbul'dan hemen kalkıp geldi. 3 gün birbirimizi zorladık... Birbirimizi idare edebileceğimizi, anlaşabileceğimizi anlayınca hemen evlenme teklifi etti Cihan.
Teklif hemen mi geldi?
Evet. Sonra 5 ay içinde söz, nişan ve düğünü yaptık. Uzatmadık...
'ÇOK İYİ BİR TAKIM OYUNU ÇIKARIYORUZ'
Vay arkadaş! 5 ayda oldu bitti her şey yani... Peki Cihan Bey'i nasıl anlatırsınız?
Hayattan keyif alan, bu keyfe dostlarını katan, paylaşmayı seven, hayat dolu, eğlenceli bir insan. Aile değerlerini her zaman önde tutan örnek bir baba.
İş hayatında nasıl bulursunuz?
Yenilikçi fikirlere odaklanana, doğru hedefler saptayan, ekibine ilham veren başarılı bir yönetici.
Siz de Atasay Grup'ta çalışıyorsunuz. Sabah akşam kocanızla iç içe olmak evliliğinize nasıl yansıyor?
Birbirimizi dinliyoruz. Uzmanlık alanlarımıza saygılıyız. Herkesin iyi olduğu alanda top koşturması gerektiğini düşünen bir çift olarak, çok iyi bir takım oyunu çıkarıyoruz.
Sürekli berabersiniz...
Çoğunlukta birlikte vakit geçiriyoruz. Sürekli konuşuyoruz, tartışıyoruz, fikirlerimizi paylaşıyoruz. İşini her ortamda yaşayan bir aileyiz.
Siz başarılı olmak için neleri önemsersiniz peki?
Hayatta her şeyden çok aileye değer verilmesini, dostlarımın olmasını ve onlarla her zaman istişare edebilmeyi önemsiyorum. Yanımda yol gösteren, güveneceğim dostlarımın olması benim için çok değerli. Uzman olduğum alanlara odaklanmayı tercih ediyorum.
Ama çok çalışıyorsunuz...
Evet çok çalışıyorum... Hayatta pek çok şeyden fedakârlık yaparak çalışmanın karşılığını hep gördüğümü söyleyebilirim. Ben ve ekibim işimizi hissederek yapıyoruz.
'AKILLI İNSAN KENDİ FİKRİNİ, EŞİNİN FİKRİYMİŞ GİBİ HAYATA GEÇİREBİLENDİR'
Ev ayrı, iş ayrı, çocuklar ayrı... Nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Kadınların aynı zamanda evi, çocukları ve işi yönetme zorunluluğundan dolayı çok yönlülüğe doğuştan kabiliyetli olduklarını düşünüyorum. Sorun yaşamıyorum. Evde anne ve eş, işte sorumluluklarım... Bunları birbiriyle karıştırmamaya çalışıyorum. İş dışında ailem ve dostlarımla keyifli vakit geçirmeye çalışıyorum. Hayat enerjimi iş ve sosyal alanda etkin dağıtmaya çabalıyorum.
Kayınpederiniz Atasay Kamer'in adını oğlunuz Atasay'a verdiniz. Atasay, dedeye benziyor mu?
Oğlumuz Atasay'a, hayata bakış açısı; ailesine, içinde bulunduğu sektöre, topluma sağladığı katkılara öykünebilmesi ve başarılarını sürdürerek dedesine benzemesi için Atasay ismini verdik.
Evde kimin sözü geçer?
Akıllı insan kendi fikrini, eşinin fikriymiş gibi hayata geçirebilendir. Bu kural, bizim evliliğimizin ilk gününden beri ikimiz tarafından da başarıyla uygulanıyor. Dolayısıyla yüzde 50-50 eşitlik var diyebiliriz.
'Muhafazakârların değil herkesin...'
Huqqa'yı nasıl tanımlıyorsunuz?
Huqqa Boğaz'ın eşsiz manzarası eşliğinde dünya mutfağının leziz tatlarının sunulduğu, herkesin kendi inanç ve tercihleri doğrultusunda özgürce aynı mekânda keyifli zaman geçirdiği bir mekân. Huqqa herhangi bir kesime hitap etmiyor, aksine herkese hitap ediyor. Özellikle gençler arasında kaynaşmanın sağlanacağı bir merkez.
Neden böyle bir yer açtınız?
Kızımın ve oğlumun böyle bir yer açılması konusunda çok teşvikleri oldu.
Huqqa'ya kimler geliyor?
Boğaz'da keyifli zaman geçirmek, hafta sonu ailesi ya da arkadaşlarıyla yöresel kahvaltı keyfi yapmak isteyen her yaş grubundan misafirimiz oluyor... Yeni mekân arayışında olan gençler için de uğrak yeri haline geldi.
Neden alkolsüz?
Bildiğiniz gibi Kuruçeşme sahil şeridinde alkol servisi yapan onlarca mekân var ama alkolsüz mekân yok. Bu alandaki boşluğu görerek bu konsepti oluşturmaya karar verdik.
Gittiği mekânda alkol servisi olmamasını tercih eden, çocuklarının aile ortamında vakit geçirmesini isteyen ve sosyalleşirken inançlarına göre rahatça ibadet edebilecekleri imkânların sunulduğu mekân arayan müşterilerimiz için alkolsüz olması cezbedici. Ancak mekânların konseptlerini belirlerken önceliğimiz, insanların sosyalleşirken hem mekân hem de içerik ve sunumdan keyif alabilmesini sağlamak oldu. Misafirlerden aldığımız olumlu geri dönüşlerden bu konuda doğru kararlar verdiğimizi anlıyoruz. Çünkü Huqqa açılalı daha 3 ay oldu. Şu anda günde ortalama 1500 kişiyi ağırlıyoruz. Ardından da Boğaz'ın tek "steak house" konsepti The Market geldi. O da şimdiden büyük ilgi görüyor.
Alkol olmaması önyargı yarattı mı?
Belli bir kesimin önyargısını çekti tabii. Ama geldiklerinde herkesin birarada keyifli zaman geçirdiğine şahit oldular. Kimsenin birbirini rahatsız etmediği bir ortam. Burası muhafazakârların değil herkesin kafesi.
"Şurada Boğaz'a karşı iki tek atsak fena mı olur" diyen yok mu yani?
Onların alternatifi biraz ilerimizde, biraz gerimizde var zaten. Bu istek normaldir. Ama buraya gelen mekânın alkolsüz olduğunu biliyor, ona göre geliyor. Hatta alkol kullanan birçok kişi gece 12, 1'e kadar burada takılıyor, sonra alkollü başka bir yere gidebiliyor.
Alkolsüz olduğu için ebeveynlerin de aklı kalmıyordur belki...
Aileler geceyarısı "Çocuğum neredesin" diye sorduklarında "Huqqa'dayız" cevabını alınca çok mutlu ve huzurlu oluyor. Anne babalar biliyor ki; alkol yok ve müşteri profili çok kaliteli.
Yaş kısıtlaması var mı?
Yok, ama arkadaşlarımız 18 yaş altındakilerin nargile talebini karşılamıyor.
'Son zamanlarda bana dana çok dokundu'
Ailede kim Atasay'cı, kim Huqqa'cı?
Oğlumla ben Atasay'cıyız, kızımla babası da Huqqa'cı.
Bir ayrışma mı bu?
"Ayrışma" demeyelim, paylaşım oldu.
Siz burayla çok ilgilisiniz...
Misafirlerimizi ağırlıyoruz. Hem şirkette hem Huqqa'da hem evde paylaşım içindeyiz.
Kadın eli değince daha mı farklı oluyor işler?
Birbirimizin onayını alınca daha huzurlu hissediyoruz. Güvenince güzel bir sinerji oluyor.
Ve Cihan Bey söze giriyor...
Cihan Kamer: Çiğdem Hanım çok tevazu gösteriyor. Onun hakikaten birçok noktada zarif dokunuşları vardı. Estetik anlayışı çok gelişmiştir. Dokunduğu şeyleri güzelleştirir. Mekânın oluşumundaki desteği çok önemliydi.
Belki sizi de güzelleştirmiştir?
C.K.: Son zamanlarda bana daha çok dokundu. Epey kilo verdim, forma girdim!
'Çok şükür bu ülkeden çok para kazandık'
Muhafazakarlık üzerine, mekânlarınız hakkında nitelemeler var...
Karı-koca olarak insanları ayrıştırmayı reddediyoruz. Şuna inanıyoruz: Bu bayrağın altında yaşayan herkes farklı inançlarda, yaşam felsefesinde olabilir, farklı kıyafetler giyebilir ama gönül gönüle, el ele yaşamalarını engelleyecek hiçbir unsur yok. Dolayısıyla "şucu, bucu, muhafazakârların yeri" gibi ayrışımlar bize çok ters. Çok şükür bu ülkeden çok para kazandık, ülkemizin gelişmesi için de harcıyoruz. Dedelerimizden beri günde 24 saat çalışan bir aileyiz.
Türbanlısı da var, mini eteklisi de...
Mekânlarımızın, birleştirici özelliğiyle ülkemize katkı sağlamasını misyon edindik. Bu mekân herkesin birbirini kabullendiği, birbirine alıştığı, kucaklaştığı bir yer. Bunu gördükçe, yaşadıkça çok mutlu oluyoruz. Dışlayıcı tavırlar yok burada. Yarın alkollü mekânlarda da aynı kabullenmenin olacağına inanıyoruz. Bu tür yerlerin artmasıyla 3-5 yıl sonra diğer mekânlar da bunu yadırgamayacak. Tıpkı Dubai'de, Amerika'da olduğu gibi. Burada ayrışma adeta zorlanıyor. İnsanların yüreğindeki bir his değil bu. Çok cüzzi kesimlerin birbirleriyle ilgili tahammülleri daha az.
Açılışınız alkol yasasının çıktığı zamanlara denk geldi, hükümetten bir "Eyvallah" ya da "teşekkür" geldi mi?
Hayır, hiçbir şekilde gelmedi. Hatta nargile yasası zarar verici şekilde etkiledi aslında.
Ramazan nasıl etkiledi işlerinizi?
Ramazan ayı genel olarak yiyecek sektöründe iftarlar için yoğun geçer. Biz buna sahur programını da ekledik. Ayrıca ramazan bereketli bir aydır. Çok şükür bizim işletmelerimizde rahmeti ve bereketiyle yansıdı.
'Onlarca restoran ziyaret edildi'
Huqqa ne demek ?
Arapça kökenli "hookkah" kelimesinden geliyor. Anlamı "şişe" olan bu kelime, Ortadoğu'da "nargile şişesi" olarak geçiyor. Arap, Hint ve Pers kültürlerinde ise insanların kendi aralarında kısaltarak kullandıkları "huqqa" adını almış.
Bu fikir ne zaman gelişti?
Cihan çok uzun süredir yeme içme sektöründeki gelişmeleri takip ediyordu. Kuruçeşme'deki bu araziyle ilgili olarak kendisine teklif gelince, proje hayata geçti. Tasarım aşamasında çok sayıda ülkede, farklı konseptlerdeki onlarca restoran ziyaret edildi, incelendi... Bu ziyaretler ekibe hem farklı tatlar hem de farklı sunumlar konusunda ilham verdi.
The Market nasıl bir restaurant?
The Market, dünya mutfağının yükselen trendi "steak house" konsepti içinde, "surf&turf" konseptli sunumların zengin çeşitlemesinin olduğu bir mekân. İçinde hem lokal hem de evrensel bir konsept barındırıyor. Farklı tatları alternatif sunumlarla deneyimlemekten hoşlanan et tutkunlarına hitap ediyor.
Müşterileri kimler ?
Özellikle iş dünyasından büyük ilgi görüyor. Boğaz kenarında steak house keyfini sürmek ve yeni tatlar keşfetmek isteyen herkes müşterimiz...
'Karşı çıksam da mutlaka destekliyorum'
Ticarete yatkınlığınız nereden geliyor ?
1996'da aile şirketimizde çalışmaya başladım. O dönemde Asgold kendisini kanıtlamış ve kadınların beğenisini kazanmış, müşteri profilini oluşturmuş bir markaydı. Kurulu bir düzeni vardı. Ben de iş hayatına Atasay'ın kuruluş çalışmalarında ürün geliştirme ve tasarım gibi konularda bizzat görev alarak başladım. Yani markalaşma sürecinin evrelerine yakından müdahil oldum. Halen tüm grupta üretimden pazarlamaya her konuyla ilgileniyorum.
Cihan Bey'le mekân oluşum sürecinde zıtlaştığınız zamanlar oldu mu?
Cihan iş hayatında yenilikçi fikirlere odaklanmayı seçer, benim hedefim ise ana işimize konsantre olmaktır. Ancak eşimin gerek sosyal konularda gerekse de işle ilgili konularda heyecanlandığını görüyorsam, karşı çıksam da mutlaka destekliyorum. Bugüne kadar her konuda destek olduğum gibi yeme-içme sektöründeki yatırımlarını da bu anlamda destekledim.
Mekânın oluşum sürecinde sizin Cihan Bey'e nasıl bir katkınız oldu?
Planlama aşamalarında yer aldım. Mekânların isimlerinden konseptlerine kadar her konuda fikirlerimi paylaştım.