Farklı otomobil markalarının tasarım ekiplerinde görev alan ve uzun yıllar ABD, Almanya, Meksika’da çalışan Sedat Öztürk, şu sıralar Türkiye'de Ford Otosan'ın Cargo, Transit ve Courier gibi araçlarının Ar-Ge ve tasarım süreçlerinde yer alıyor.

Türkiye için yerli otomobilin çok önemli olduğunu belirten Öztürk, ancak bir an önce tasarım, mühendislik, Ar-Ge, test ve üretim şartlarını sağlamak gerektiğini belirtti. İşin tasarımla başladığını kaydeden Öztürk, şöyle konuştu:

'ÇOK GENİŞ BİR EKİP GEREKLİ'

"Ülkemizin gündemindeki yerli otomobili gerçekleştirmek için önce tasarım, mühendislik, Ar-Ge, test ve üretim şartlarını sağlamak gerekir. Otomobil tasarımı ve üretimi güçlü bir yapı gerektirir. Gerekirse yurtdışındaki tasarımcılardan da bir ekip kurulabilir. Milyon çoklu üretim kabiliyetine sahip, teknik teknolojik donanım süreç ve süreçlere hakim bir ekip gerekiyor. Bu ekip 80-90 kişilik tasarım profesyoneli, 2 bin 500-3 bin kişilik de mühendislik ve Ar-Ge profesyonellerinden oluşmalı. Bunun yanında organizasyonel süreçler de eşanlı olarak başlamalı. "

Türkiye'nin üreteceği aracın mutlaka elektrikli olması gerektiğinin altını çizen Öztürk, kârlı olabilmesi için de yıllık 1 milyon adetlik bir üretim gerektiğinin altını çizdi. Bu kadar üretimin yurtiçinde eritilmesinin mümkün olmadığının kaydeden Öztürk, yakın bölgelere yapılacak ihracat atağı ile bu rakama ulaşılabileceğini belirtti.

HALK TİPİ GENİŞ BAGAJLI OLMALI

Öztürk, yerli elektrikli otomobilin halk tipi ve geniş bagajlı olması gerektiğini söylerken, taksiler için ayrı bir platformda üretim yapılabileceğini kaydetti.

Bir otomobil modelini sıfırdan üretmenin ciddi bir zaman maliyeti olduğunu ifade eden Öztürk, "Aracın prototipini 15 ayda ortaya koyabilirsiniz ama üretim bandından çıkması 4 seneyi bulur. Üstelik bu süre fabrikanın hazır olması halindeki ortalama süredir. Bu nedenle Türkiye'nin yerli otomobili ile ilgili iş planının hızlıca ortaya çıkarılması ve çalışmaların başlaması gerekiyor" dedi.

 

Öztürk, bir modelin ortaya çıkış maliyetinin ise sektör ortalamalarına göre 600 milyon euro olduğunu kaydetti.

Yerli otomobilin Türkiye için önemli bir konu olduğunun altını çizen Öztürk, satışta mutlaka bir fiyat avantajı sağlanmasının da önemli olduğunu belirtti.

'30-40 SENEYE BENZİN VE DİZELİN SONU GELEBİLİR'

Dünya otomobil pazarının tasarım, mühendislik, inovasyon ve gelişmiş üretim teknikleri ile hızla ilerlediğine işaret eden Öztürk, "Şu an en yakın takipçi Çin. Devamlı yeni markalar üreterek dünya pazarında var olma, sürdürme ve domine etmek gibi kendi stratejilerini uyguluyorlar. Özellikle elektrikli araç konusunda Çin’in hedefi, pazarın tamamına hükmetmek. Türkiye pazarı satın alıcı konumda, bizler sadece sunulanları takip ediyoruz. Arzumuz ve isteğimiz ülkemizin de bu endüstride rol oynayıcı konuma gelmesidir." dedi.

 

Elektrikli otomobil konusundaki çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini söyleyen Öztürk, 30-40 yıl sonra benzin ve dizel gibi konvansiyonel yakıtların sonunun gelebileceğini ifade etti. Ancak elektrikli otomobil konusunda henüz net bir tasarım dili oluşmadığını anlatan Öztürk, "Tasarım işi henüz yolun başında. Mesela şu anda piller tabana konulduğu için otomobiller tasarım olarak yükseliyor, bu da yüksek arabalara neden oluyor. Bence ileride piller kapı içlerine girebilecek şekilde küçülecek. Böylece daha farklı tasarımlar da ortaya çıkabilecek" dedi.