Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Oyun editörü Aykut Göker, Assassin's Creed Origins'i Habertürk için inceledi...

2007'de satışa sunulduğunda, ilk bakışta Prince of Persia'nın çok daha özgür olanı olarak algılanan Assassin's Creed, temellerini gerçek olay ve kişilerden alan hikayesiyle büyük ilgi görmüştü. Tırmanma mekaniğiyle, bir oyun içerisinde hiç olmadığımız kadar özgürdük. Dövüş sistemi, sonrasında pek çok oyuna (Örn: Batman Arkham serisi) ilham veren kontra atak üzerine kuruluydu. Ayrıca Abstergo gibi, bilim kurgu dünyası için yaratıcı bir fikri de içerisinde barındıran Assassin's Creed, peş peşe gelen devam oyunlarıyla bilinirliğini ve kalitesini artırdı.

Bu süreç ta 2012'ye, yani Assassin's Creed III'e kadar böyle gelişti. Artık kullanıcılar Assassin's Creed oynarken kendini tekrar ettiği hissini yaşamaya başlamıştı. Yeni oyunlarda yer alan bug'lar da eklenince seri hızla dibe inmeye başladı. Büyük reklam çalışmaları bile olumsuz algıyı kıramadı. Ubisoft, tüm bu kara bulutların ortasında Assassin's Creed Origins'i duyurdu. Hikaye en başa, temellerine dönüyordu. Ancak oyun piyasaya çıkınca gördük ki, Ubisoft da Assassin's Creed'i baştan ele almış.

Serinin bu yeni oyununda Eski Mısır'dayız ve çocukluğundan bu yana savaşçı olarak eğitilen Medjay'ların sonuncusu Bayek adlı bir karakteri yönetiyoruz. Bayek'in oğluyla ilgili acıklı bir hikayesi var ve bir intikam için yola düşüyoruz. Daha Haşhaşiler kurulmamış, hatta kurulmalarına 1100 yıl kadar var. Siwa'lı Bayek, oğlunun intikamını almak için belirlediği kişileri birer birer avlamak istiyor. Önce onların adlarını öğreniyor, sonra yerlerini... Ardından da infaz için peşlerine düşüyoruz. Tabii hikaye bu kadar kısır değil, ilerledikçe dallanıp budaklanıyor ve Eski Mısır'ın tarihinden birçok karaktere uzanıyor...

Görkemli Eski Mısır

Ubisoft, Eski Mısır'ı ele alarak, bir oyunda gördüğümüz en büyük ve en detaylı haritalardan birine imza atmış. Şehirler, piramitler, çöller, denizler ile dolu koskoca bir haritayla karşı karşıyayız ve bu haritada ana görevlerin dışında sayısız yan görev ve benzeri ek içerik var. Yani ana göreve devam etmeyip, yan görevlerle bile uzun süre eğlenebilirsiniz. Piramitlere tırmanmak, içlerindeki gizemleri araştırmak, su kenarlarında vahşi yaşama tanık olmak, çöllerde haydutlarla boy ölçüşmek, şehirlerde paralı askerlerden gizlenmek ve daha pek çok detayıyla dolu dolu bir harita sunuyor Assassin's Creed Origins. Geceleyin uyuyan, gündüz işine gidenler, atlar ve develerle mal ve ürün taşıyanlar, ticaret gemileri, tüccarlar vb. sayısız içerikle adeta yaşayan bir dünya ile karşı karşıyayız.

Oyun mekaniği

Origins, klasik Assassin's Creed oyunları gibi değil. Biraz Far Cry 3 ve 4, biraz Witcher 3 ve biraz da Hack'n Slash tarzı yapımlardan alınan içerikler harmanlanmış. Özellikle dövüş mekaniği beni çok şaşırttı. Klasik kontra atak sistemi artık yok. Onun yerine darbeden sıçrayarak kaçıp rakibin boşluğunu yakalamak var. Maalesef oyun boyunca eski göze hoş gelen kılıç dövüşlerini aradı gözlerim. Açık dünyanın işleyişinde de Far Cry'dan önemli alıntılar var. Tıpkı Far Cry'da bir üssü ele geçirir gibi burada da kaleleri ya da kampları ele geçiriyoruz. İçeride en az bir tane rütbeli askerin bulunduğu yerleşkelerde 1-2 kişi de bulunabiliyor 15-20 kişi de. Gireceğiniz yerin önemine, civarın gelişmişlik düzeyine bağlı olarak asker sayısı değişiyor. Ayrıca hedefinize sessizce ulaşıp fark edilmeden bölgeden çıkmayı beceremezseniz, tıpkı Far Cry 3 ve 4'teki gibi civarlardan destek gelmeye başlıyor. Burada alarmı, yani dev meşaleyi tutuşturacak adamı durdurursanız, alarm verilmesinin önüne geçersiniz. Askerlerin seviyeleri de kritik değer taşıyor. Kendinizden 1-2 seviye yüksek biriyle kapışmak hızla ölmenize sebep olabiliyor.

Silah ve teçhizat gibi detayların da bir hayli zengin olduğu yapımda, mevcut teçhizatlarınızı demirciye gidip geliştirebiliyoruz. Böylece beğendiğimiz silahları, daha iyisini bulunca kenara ayırmak ya da satmak zorunda kalmıyor, geliştirerek en iyi donanımımız haline getirebiliyoruz. Oyunda kıyafetler ve hidden blade gibi teçhizatlar da yine geliştirilebiliyor. Geliştirmeler, daha yüksek sağlık veya saldırı gücü sağlıyor.

Grafikler ve sesler

AnvilNext 2.0 motoruyla geliştirilen Assassin's Creed Origins, özellikle gündüz anlarında çok başarılı görseller vadediyor. Oyun motorunun 2014'ten bu yana kullanılmasına karşın, For Honor'da da, Tom Clancy's Ghost Recon Wildlands'da da yine başarılı iş çıkarmıştı. Assassin's Creed Origins'de de özellikle manzara çizimlerinde şahane görseller sunuyor. Tabii ana karakterler dışındaki karakter modellemeleri biraz basit gözükse de, oyunun eğlenceli atmosferi bu açığı hissettirmiyor bile. AnvilNext 2.0 güncel bir oyun motoru değil fakat PC'de Assassin's Creed Origins'i önerilen sistemin çok daha üzerinde bir makineyle oynamama karşın fps düşüşlerine engel olamadım. Oyunda gerçek bir optimizasyon sorunu var.

Sesler ve müzikler için ise vasat demek yersiz olmaz. Ortam sesleri, doğal hayat, insan etkileşimleri, seslendirmeler iyi olsa da, dövüşürken hep aynı efektleri duymak bir süre sonra rahatsız edici olabiliyor. Dövüşün oyunun çok önemli bir bölümünü kapladığını düşünürsek, kendini tekrar eden bu efektler biraz can sıkıcı. Müzikler için ise, Witcher 3'teki gibi atmosferi desteklemediklerini belirtmek gerek. Hatta tema müziği haricinde kalanlar biraz belli belirsiz.

The Hidden Ones DLC ve Discovery Tour

Oyunun yayınlanan ilk DLC'si olan The Hidden Ones'a ulaşmak için Bayek'i 38. seviyeye getirmek gerekiyor. Açıkçası hikayeye yeni bir açılım katan The Hidden Ones'ın en önemli katkısı, yüksek seviyede karşılaşmalar ve zorluk sunması. Zira bir noktadan sonra oyunun ortalamasının üzerinde bir seviyeye çıkılıyor ve oyun kolaylaşmaya başlıyor. The Hidden Ones DLC, oyuna yeni bir soluk katmış. 6 Mart'ta The Curse of the Pharaohs DLC'nin çıkacağını da hatırlatalım.

Yapımcılar tarihi kalıntılardan ve müzelerdeki içeriklerden yola çıkarak öyle başarılı bir Eski Mısır ortaya çıkardılar ki, bunu Discovery Tour adı altında bir gezinti modu olarak değerlendirdiler. Bu hafta içerisinde yayınlanan mod, Assassin's Creed Origins sahipleri için tamamen ücretsiz. Oyunun ana menüsünde yer alan Discovery Tour'a tıklayarak gireceğiniz bu özellikte, görevlerden ve tehlikelerden bağımsız olarak Eski Mısır'ı dolaşma ve Ubisoft'un hazırladığı sunumları dinleme, görseller eşliğinde takip etme fırsatı yakalıyorsunuz. Yani Assassin's Creed Origins yalnızca bir oyun değil, aynı zamanda bir kültür turu.

Sonuç

Assassin's Creed Origins serinin kötü gidişine dur demiş bir yapım. Mekan olarak Eski Mısır'ın seçilmiş olması çok doğru olmuş. Oynanış olarak ise serinin zirve noktası olan Assassin's Creed Brotherhood ve Revelations'un izleri neredeyse kalmamış. Yepyeni bir oyun çıkmış ortaya. Ubisoft adeta baştan yaratmış Assassin's Creed'i. Sonuç olarak ise, köklerindeki bağ zayıflamış olsa da güzel bir oyun çıkmış ortaya. Özel zaman sınırlı müsabakalarıyla, hikayesiyle, sayısız yan görevleriyle, ek paketleriyle birlikte uzun ve eğlenceli bir oynanış vadediyor.