Türk sporunun Sinyor Bartu'su
Türk sporunun ve Fenerbahçe'nin efsane isimlerinden Can Bartu hayatını kaybetti. Hem profesyonel basketbol hem de profesyonel futbol oynayarak gerçekleştirilmesi zor bir olaya imza atan Sinyor'un unutulmaz başarılarla dolu hayatı...
HAYAT HİKAYESİ...
Bir gün minyatür kale maçında Galatasaraylı arkadaşlarıyla aynı takımda oynadı. Üstelik sarı-kırmızılı formayla Fenerbahçe'ye tam 9 gol atmıştı! O maç tamamlanamasa bile Can Bartu yeteneğiyle dikkatlerin odağına girmeyi başarmıştı. Galatasaraylılar, soluğu "Baba" lakaplı Gündüz Kılıç'ın yanında alıp onun yeteneğinden bahsetti.
5 bin liraya Galatasaray'da oynayabileceği söylendi. Ancak Gündüz Kılıç, Can Bartu'yu tanıdığını ve futbol için basketboldan vazgeçmeyeceğini söyledi ve bu transfer gerçekleşmedi.
Fenerbahçe basketbol takımında kariyerine devam ederken Edirnespor-Fenerbahçe maçındaki futbolcu eksikliğinden dolayı basketbol takımından alındı.
O maçta üçü sayılmayan 4 gol attı ve takımını 1-0'lık üstünlüğe taşımayı başardı. Can Bartu'yu ikna etmekte Gündüz Kılıç'tan daha istekli olan Fenerbahçeli yönetici Fikret Arıcan Bartu ailesine büyük baskı yaptı. Böylece Fenerbahçe ve Türk sporu, simge bir isim kazanıyordu...
Can Bartu, biraz maddi sebeplerle de olsa futbol sözleşmesini imzaladı. Ancak şart olarak basketbolu bırakmamayı koydu. Ancak ikisini bir arada götürmek kolay değildi. Nitekim basketbol antrenmanlarını aksattığı için kadro dışı kaldı.
Ancak Galatasaray derbisi geldiğinde yine onun kapısı çalındı. Basketbol finalinde oynaması istendiğinde aynı gün Beşiktaş-Fenerbahçe maçı olmasından dolayı antrenman eksikliğini dile getirdi ve "Dokuz aydır basketbol topunu elime almadım" dedi.
Ancak efsaneyi dinleyen olmadı. O zamanki adıyla Mithaş Paşa Stadyumu'nda sabah futbol maçına çıkıp Beşiktaş ağlarını 2 kez sarsı. Akşamınaysa Galatasaray'ı 82-50 yendikleri karşılaşmada 32 sayı atarak simgeleşme yolunda yürümeye başlamıştı.
Ancak bu durum çok sürmedi ve Sportif Oyunlar Federasyonu, iki dalda birden başarı gösteren bu gençten bir dalı seçmesini istedi.
Can Bartu da "Basketbolu içten gelen bir arzu ile oynuyordum ama hayat bazen sevdiklerini mecburen bıraktırıyor. Mamafih futbolu da severek oynadığımı itiraf edebilirim” diyerek seçimini yaptı.
Ancak ona "Basketbolun şartları da futbol gibi olsa hangisini tercih ederdiniz?" sorusu yöneltildiğinde "Hiç şüphesiz basketbol. Çünkü bu sporu deli gibi seviyorum." cevabını verdi.
Futbolda da oldukça başarılı olan Can'ın ünü Türkiye'ye sığmadı. Fenerbahçe ile Macar şampiyonu Csapel'in İstanbul'da yaptığı maçın 97. saniyesinde yenilen gole 86. dakikada karışılık verdi ve maçı 1-1'e taşıdı. Rövanşta ise gülen 3-2'lik skorla sarı-lacivertlilerdi.
Rövanş mücadelesi sonrasında soyunma odasında Hidegkuti, Lantos ve Kocsis, Can Bartu'nun boynuna sarıldı. Bir dönem sonra Fiorentina'nın teknik direktörlüğünü yapmaya başlayacak olan Hidegkuti, Can'ı aklına o gün kazımıştı.
1961-62 sezonunda Metin Oktay'la birlikte aynı dönemde Serie A'ya transfer oldu. Metin Oktay, Palermo'da bir yıl kalabilirken Can Bartu önce Fiorentina sonra Venezia ve Lazio'da toplam 6 yıl top koşturdu.
Türkiye'de "Baron" olarak anılan Bartu'ya Çizme'de İtalyancada beyefendi anlamına gelen "Sinyor" deniliyordu. İtalya'da "bir Avrupa Kupası finalinde forma giyen ilk Türk futbolcu" unvanını ele geçirdi.
Can Bartu bir zamanlar “Futbolda bir şeyler değişecek, öğrenilecek ama ben göremeyeceğim” demişti. Arkasında saygı dolu büyük bir miras bıraktı...