Bir başkadır Ege'de tatil GALERİ
Nereye bakarsanız bakın cıvıl cıvıl insanları görürsünüz. Sarmaş dolaş Kordon turları, İnciraltı'nda, Urla sahilde, Kuşadası'nda, Bodrum'da...
Nereye bakarsanız bakın cıvıl cıvıl insanları görürsünüz. Sarmaş dolaş Kordon turları, İnciraltı’nda, Urla sahilde, Kuşadası’nda, Bodrum’da vs. saymakla bitmez. Hafta içi, haftasonu için yer ayarlamaya başlanılır. Eee Ege’de olup da nasıl güneş ve denizin tadını çıkarmaz ki insan. Ege’nin güneşi yakar, tenleri bronzlaştırır, rüzgarı serinletir, isteyen istediğini yaşar Ege’de. Seferihisar’ın suyu soğuktur, rüzgarı serinletir, Urla’nın limanı şahanedir, Gümüldür’ün kumu ve denizi sıcaktır, Çeşme’nin rüzgarından bahsetmeye gerek var mı bilemiyorum ama Alaçatı’sı ise sanki ayrı bir cumhuriyet. Dediğim gibi herkesin her istediğine cevap verir Ege. Sıcağı sevene de, sıcaktan bunalana da. Daha da serin isterlerse Manisa Spil Dağı ve Bozdağ var. Karar tabii ki okuyuculara kalmış.
Cittaslow farkıyla Seferihisar
1986’da ‘fast food’ kültürüne tepki olarak doğan hareketin simgesi ‘salyangoz’, sonunda Türkiye’ye ulaştı. Zamanın daha yavaş aktığı bir yer haline gelmek için gereken kriterleri hızla tamamlayan Seferihisar, artık Türkiye’nin ilk ‘Cittaslow’u (yavaş şehir). Beş yıldızlı oteller yerine butik otellerin inşa edildiği, yerel kültüre sahip çıkarak sakin yaşam tarzının benimsendiği, gürültü kirliliğine ve trafiğe karşı yoğun önlemlerin alındığı ‘Cittaslow’lar, son yıllarda klasik tarzdaki tatil anlayışını değiştirdi. Seferihisar’da ekonomik faaliyetlerin temelini turizm ve tarım oluşturuyor. Markalaşmış mandalinası, güneş, jeotermal, rüzgar enerjisi açısından geniş olan kaynakları ve tarihsel zenginlikleri de önem kazanıyor.
Sığacık’ta bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırmış olduğu Sığacık Kalesi görülmeye değer. Kalenin içinde kurulan organik pazar ve kültürel etkinlikler kalenin güzelliğini gözler önüne seriyor. Ege Life Dergisi'nin haberine göre, üç kapılı olan bu kalenin bulunduğu mahalle ve sokaklarında eski Osmanlı evleri de Seferihisar’ın tarihsel güzelliğini görmek isteyenleri bekliyor. Seferihisar’da eskinin izleri kolay kolay silinmiyor ki orada yaşayanlar da silinsin istemiyor. Evlerin kapı tokmakları ve kuzulukları dikkat çekiyor.
Sığacık’a giderken yolun sağından ayrılan Karagöl, Teos Antik kentinin yarısı yontulmuş ve yarısı yontulmamış taşlarıyla turistlerin dikkatini çekiyor. Bir rivayete göre, gölün suyu çok derin ve rengi de koyu olduğu için girilmez. Çevre halkı bu suya girmek için çekinir. Çok büyük olmayan göl, etrafında bulunan taş ocaklarında taşların yarım yontulmasıyla ilginç bir tablo oluşturuyor. Görülmesi gereken köyler arasında Görence; zeytinyağı, zeytin, şarap, üzüm ve pekmez gibi ürünlerin bolca bulunduğu köyler arasında yer alır. Bu saydığımız yiyecekleri Görence Kooperatifi’nden temin edebilirsiniz.
Düzce Köyü; Heraklia Harabeleri’nin de bulunduğu köyde, Selçuklular zamanında yapılan bir medrese ve çilehane odaları sakin şehrin ziyaret edenlerin uğrak yerleri arasında bulunuyor. Yayık ayranı ve gözlemesi meşhurdur.
Büyük Orhanlı ve Küçük Orhanlı Köyü, doğal ormanları ve bitki örtüsü ile tanınıyor.Zirvede bulunan köy, su kemerleri ile anılır. Köyün içinde arnavut kaldrımlı sokaklar ve eski cumbalı evler adeta bir Osmanlı köyünü anımsatır. Köy halkının misafirperverliği ise ziyaretçiler için biçilmiş kaftandır.
Seferihisar’ın denizi soğuktur ve ince kumludur. Özellikle sakin şehirde balık yenmesi önerilir çünkü soğuk suda yetişen balıkların lezzetine diyecek yoktur. Sığacık’ta her keseye uygun balık yemeniz mümkün. Yüzmek için ise Büyük Akkum, Küçük Akkum ve Ekmeksiz plajları görülmeye değerdir.
Her keseye uygun tatil beldesi; Gümüldür
Gümüldür, İzmir İli Menderes İlçesi’ne bağlı, Ege Kıyısı’nın şirin bir beldesidir. Gümüldür’ün bu jeopolitik konumu, iklim ve arazi durumu ilk çağlardan beri insanların büyük ilgisini çekiyor. Ege Dağları’nın yeşili ile Ege Denizi’nin mavisinin kucaklaştığı bir noktada kurulmuş; iklimi, doğal güzellikleri, tarihi kalıntıları ile yerli, yabancı herkesin beğenisini kazanıyor. Bu nedenle dünyanın her yerinden insanların gelip yerleştiği veya tatilini geçirdiği, gün geçtikçe büyüyen şirin bir belde konumuna geliyor.
Bölgedeki turizmin yanı sıra Gümüldür, tarihi ve doğal güzellikleriyle, jeopolitik konumuyla Ege Denizi ve Türkiye’nin en gözde beldelerinden biri.
Şirin beldenin geçim kaynakları arasında tarım, ticaret, balıkçılık ve turizm bulunuyor. Türkiye’nin yüzde 80 mandalina ihtiyacını Gümüldür’deki satsuma cinsi mandalina karşılıyor. Burada, her yıl binlerce ton mandalina üretiliyor ve ihracatı yapılıyor. Bu sayede belde esnafı ve ticari hayat canlılık kazanıyor.
Turizm alanında birçok değere sahip bu bölgenin tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri, yılın 300 günü güneşli iklimi, temiz kıyı bandı ile büyük bir turizm potansiyeline sahip. Yaz sezonunda ekonominin önemli bir bölümünü turizm oluşturuyor. Gümüldür, herkese ve her keseye hitap edebilen bir tatil ve turizm cenneti.
Belde, kamping alanları, mandalina bahçeleri ve doğal güzelliği kaybolmamış sıcak insanlarıyla turizm alanında gelişmeyi sürdürüyor. Gümüldür beldesi aynı anda kültür, deniz, inanç ve doğa turizminin yapılabildiği nadir bölgelerden biri.
Sakız, sörf, kumru ve tatil hepsi Çeşme’de bir arada
Ceşme deyince akla hemen tatil gelir. Bir yanda tarihi zenginlikleri bir yanda eğlence hayatındaki hareketliliği bir diğer yanda ise eşsiz denizi ve kumsalı sizleri davet eder adeta. Çeşme’yi bir kere gören bir daha görmek için kendince bahaneler yaratır.
Çeşme‘ye gidince neler yapılmaz ki. Bir yanda söğüt gölgelerinin altında yapılan öğle vakti kestirmeleri, diğer bir yanda mükemmel kumsallarıyla denizin ahengi içinde kayboluşlar. Genelde hepimiz “2 haftalık tatil bana yeter” deriz. Fakat Çeşme’ye giden biri için bu lafı söylemek bir hayli zordur. Vakit o kadar hızlı geçer ki tadı damağınızda kalır.
29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız. Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki ; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi, bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa sörf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki.
İşte en önemli plajlardan birkaçı:
Ilıca: 2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşme’nin en büyük ve popüler turizm merkezidir.
Deniz`in içinden kaynayan sıcak termal suları, ılıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun bir turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumda. Ilıca`nın önemini arttıran en önemli husus, termal olanakları. Birçok küçük, otel ve pansiyonlarda bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca Plajı’nın en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Sığ sularda, özellikle termal kaynaklarla beslenen sularda ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları, sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir. Ilıca`nın en büyük konaklama tesisi bu plajın kenarında yer alır. Aynı zamanda Turizm Bakanlığı’ndan belgeli bir tesistir.
Boyalık Koyu: Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda çok güzel plajlara sahip bir koydur.
Şifne-Büyük Liman-Paşa Limanı: Ilıca plajı merkez olmak üzere kuzeydoğu yönünde Şifne`ye kadar uzanan kıyı bandı, güzel plajları ve kaplıcalarıyla değerli bir merkez oluşturur.
Dalyan ve Sakızlı Koy: Çeşme Yarımadası’nın kuzey kıyılarında yer alan bu turistik merkezler, tipik balıkçı mahallesi, evleri, limanı, plajları ve insanlarıyla Ege yaşantısının ve doğal güzelliklerinin toplandığı bir yöredir. Bu yöre, Çeşme ilçe merkezine 4 km. uzaklıktadır. Dalyanköy’de çok sayıda kaliteli pansiyon yerli ve yabancı turistlerin hizmetindedir.
Çiftlikköy ve Pırlanta Plajı: Çeşme ilçe merkezinin güney ve güneybatısında yer almaktadır. Bu yörenin en önemli plajları Pırlanta, Tursite ve Altınkum plajlarıdır. Kaliteli motel ve pansiyonlarıyla çok sayıda turisti ağırlayabilecek kapasiteye sahiptir. Ayrıca kamping yapmak için uygun alanlar vardır. Çeşme bölgesinde hakim olan kuzey rüzgarlarına kapalı bulunan bu plajlar, Çeşme ilçe merkezine yaklaşık 10 km. uzaklıktadır.
Çatazmak Plajı: Ulaşım Çeşme ilçe merkezinden sağlanır. İlçe merkezine uzaklığı 5 km.’dir.
Eşek Adası: Eski adıyla “Goni” olarak bilinen günümüzün Eşek Adası Çeşme`den yatlarla bir saat uzaklıkta, temiz koyları ve konuksever eşekleriyle günübirlik yat gezintileri için ideal bir yerdir. Doğal konumu itibariyle kuzey rüzgarlarına kapalı olan koylarında sualtı ve su üstü sporları yapmaya çok elverişlidir.
Çeşme’de yemek
Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri olan Çeşme’de damak zevki de ön planda... Ünlü bir turizm adresi olan Çeşme, bir yandan da tipik Ege kasabası özelliklerini yaşatıyor. Çeşme deyince birçok insanın aklına gelen ilk tatlar midye dolma, kumru ve süt darı (mısır). Çeşme merkezde, sakızlı dondurma ve sakız reçelinin yapıladığı eski pastaneler; zeytinyağı, otlar, deniz ürünleriyle yapılmış çeşitli yemek ve mezeleriyle köklü restoranlar varlıklarını bugün de sürdürüyor.
Mordoğan’ı keşfedin
Mordoğan, her mevsimde değişik güzellikler sergileyen doğası, tertemiz denizi, pırıl pırıl parlan güneşi ve sıcak insanları ile henüz bozulmamış küçük bir tatil kasabası.
Mordoğan, İzmir’e 80 kilometre mesafede Karaburun ilçesine bağlı bir sahil kasabasıdır. Mordoğan’a İzmir – Çeşme otoyolunun 45. kilometresinde Karaburun yol ayrımından sapılarak gidiliyor. Yarımadaya girer girmez yollar, bir yanda dağlar, bir yanda deniz, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı eşsiz bir manzaraya dönüşüyor ve ilerlerken birbirinden güzel koylar ardı ardına sıralanıyor. Yol boyunca size Ege’nin bitki örtüsü makiler ve zeytin ağaçları eşlik ediyor.
İnce kumlu sığ Mordoğan aslında bir balıkçı kasabası. Beldeye girer girmez bunun farkına varmak pek güç değil. Balığın hemen her çeşidini bolca bulmanın mümkün olduğu yörede Ege’nin en leziz balıkları avlanıyor. Balık çiftlikleri de Mordoğan ve çevresinde oldukça yaygın. Mordoğan özellikle Ayıbalığı kayalıkları ve Ardıç plajı ile ünlü. Merkezinde bulunan plaj, ince kumlu ve sığ. Yolunun çok virajlı olması nedeni ile Çeşme ve Kuşadası kadar popüler olamamış ancak denizin inanılmaz rengi, beldelerin sıcaklığı ve şirinliğini görüp, huzurunu yaşadıktan sonra “iyi ki yolları bu kadar virajlıda bu eşsiz cennet halen güzelliğini muhafaza edebilmiş” diye düşüneceksiniz.
Ne yenir?
Mordoğan ve çevresi balıkçı kasabası olduğu için burada Ege’nin en leziz balıklarını çok daha ucuza yiyebilirsiniz. Balık çiftlikleri belkide Türkiye’nin en ucuz levrek ve çipuraları burada satılıyor.