Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sosyal medyanın insan hayatındaki etkisi yıllardır hem psikolojik hem de sosyolojik düzeyde tartışılır durur. Kimine göre yarattığımız dijital kimlikler hayatımızda gerçekten yapamadıklarımıza karşı bir tepkidir. Kimine göre ise özellikle metropollerde yalnızlaşan insanın sosyalleşmek ve aidiyet hissedebilmek için bulabildiği en kolay çıkış yoludur. Bu ikisine daha binlerce hatta belki örneğin sosyal medya profili oluşturmuş milyarlarca kişi sayısı kadar sebep eklenebilir.

Fakat bir şey var ki bu platformlar dünyada artık milyarlarca kişiye hitap ediyor. Facebook ise dünyada en geniş coğrafyaya ulaşan sosyal medya platformları sıralamasında zirvede yer alıyor. Uzun zaman kişilerin, bireysel sosyalleşme aracı olarak kullandığı yani tabiri caizse 'şahsi oynadığı' platform olarak yoluna devam eden ve sonunda aktif kullanıcı sayısı 2.1 milyar kişiyi aşan Facebook, çok kritik bir değişikliğe gitti ve haber kaynağında radikal düzenlemeler yaptı. Yani Facebook'taki insanlar daha az viral içerik, daha az medya içeriği, daha az şirket içerikleri yani aslında birebir tanımadığı kaynaklardan daha az haber gösterme yoluna gitti. Aile bireyleri, arkadaşlar ve kullanıcıların ait olduğu topluluklar ise artık assolist konumunda. Hatta misyon aslında görünenden daha büyük: Yani Facebook dünyasındaki grupları ve toplulukları birbirine bağlamak yani insanların bölünmüşlüğüne çare aramak.

NEWS FEED'TE YAPILAN DEĞİŞİKLİĞİN 'ANLAMI' NE?
Haber kaynağı yani orijinal ismiyle News Feed’de kademe kademe yapılan bu değişikliklerin uzun vadede olumlu etkileri olacağını söylüyor Zuckerberg.

Peki bu değişikliklerin amacı ne?


İşte bu stratejinin en önemli ayaklarından biri ise haber kaynağında daha az görünenlerin yerine daha fazla görünecek alternatifler yaratmak. Yani Facebook'taki insanları en azından bir topluluğa yönlendirmek.

Bunu sağlamak içinse Facebook’un Topluluklar özelliğine yatırım yapılması yapılan ilk hamle olarak öne çıktı. 2016 yılının haziran ayında Chicago’da yapılan Facebook Sayfa ve Grup Yöneticileri Zirvesi’nde sayfa ve topluluk yöneticilerinin ihtiyaçları dinlendi. Buradan ortaya çıkan ihtiyaçlar ise ürünlere dönüştürüldü ve bu yıl, 8-9 Şubat 2018 tarihleri arasında Londra’da düzenlenen Facebook Avrupa Sayfa Yöneticileri ve Topluluklar Zirvesi (Facebook Communities Summit Europe 2018) için bütün altyapı bir anlamda hazırlanmış oldu.

Facebook'un yeni misyonunu Zuckerberg açıkladı fakat bunun nasıl yapılacağını bulmak şirketin önemli isimlerinden Chris Cox'un görevi. Londra'daki zirvede bugüne kadar yapılanları ve yapılacakları açıkladı

DÜNYADAN 150 GRUP, TÜRKİYE'DEN 7 GRUP LONDRA ZİRVESİ'NDE
Avrupa’nın dört bir yanından 300 topluluk yöneticisi, gazeteciler ve Facebook üst düzey yöneticilerinin katıldığı zirvede bugüne kadar alınan sonuçlar ve topluluklar için geliştirilen yeni ürünler tanıtılırken Facebook bir de milyonlarca dolarlık bir yardım ve burs programı açıkladı.
Türkiye’den Mide Lobisi, İhtiyaç Haritası, Bisikletli Kadın İnisiyatifi, Araştıran Anneler, Saçım Saçın Olsun, Interrail Türkiye ve Kalpler Erisin gruplarının da katıldığı zirvede grup liderlerine, gruplar için getirilen yeni özellikler, yeni Facebook ürünleri tanıtılırken Londra’daki mühendislik ekibinin üzerinde çalıştığı, insanları Facebook’ta güvenli tutmaya odaklanan teknolojiler de anlatıldı.

Yani artık Facebook sadece sosyal medya platformunda yaptığı değişikliklerle değil, platformda yer alan grupları ve sayfaları yardım ve burs kampanyalarıyla da teşvik ederek yeni misyona hizmet etmenin yollarını arıyor.

İşte tam bu noktada aslında rakamlarla gerçekte nelerden bahsettiğimize biraz daha yakından bakalım:

* Facebook’ta küresel olarak her ay 1 milyardan fazla insan grupları kullanıyor

* Facebook’ta dünya genelinde 200 milyon insan kendileri için anlamlı olan bir gruba üye

* Avrupa’da 40 milyon insan kendileri için anlamlı olan bir gruba üye

* Avrupalılar, gruplardaki anlamlı bağlantıların beşte birinden fazlasını oluşturuyor

* En fazla sayıda insanın grupları kullandığı ülkeler Türkiye, İngiltere ve İtalya

ARİ KEŞİŞOĞLU HABERTURK.COM'A AÇIKLADI! 10 MİLYON DOLARLIK BURS VE FON DESTEĞİ NELERİ İÇERİYOR?

Kuşkusuz Londra’daki zirvede herkesi en çok heyecanlandıran açıklama yardım ve burs programıydı. Facebook şirketi içerisinde bir Türk’ün yükseldiği en üst seviyede görev yapan Facebook Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Direktörü Ari Keşişoğlu, bize programın detaylarını anlatıyor:

“Gruplar aslına bakarsanız o kadar paradan uzak bir konsept ki gruplar içerisinde reklam özelliği bile yok. Ama bugün beni şirketimin çok mutlu eden açıklaması; iki tane program açıklandı. Bu iki program dünya çapında grup liderlerine toplam 10 milyon dolara kadar fon verecek.

İki tane alt özelliği var, biri dünyadan 100 tane grup liderine insanları birbirine daha iyi bağlayabilmeleri için 50’şer bin dolara kadar burs verilecek.

Bunların içinden de 5 tane, bizim çok beğendiğimiz ve dünya çapında etkisi olacağını düşündüğümüz 5’tane projeye de 1’er milyon dolara kadar fonlama sağlayacağız.

Nasıl seçilecek?

Geniş bir kriteri var, bütün başvurular geldikten sonra değerlendirilecek. Community Leadership Program adı verilen programa communities.fb.com adresinden grup liderleri başvuracaklar ve her ülkeden, ben umarım Türkiye’den de global hikayeler çıkar. Ama her gruba açık olacak bu program.”

Facebook Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Direktörü Ari Keşişoğlu, Londra'daki zirvede HABERTURK.COM'a özel açıklamalar yaptı

FACEBOOK BU DEĞİŞİKLİKLERİ NEDEN YAPTI?
Gruplara yapılan bu yatırımlar, düzenlenen zirveler, getirilen gruplara özel tool’lar yani yönetim araçları derken Facebook’u odağında bir değişiklik olduğu artık şüphe götürmez.
Ari, Facebook’un değişen misyonunu da şöyle özetliyor:
“Facebook geçen yıl misyonunu değiştirdi. Artık Facebook’un misyonu insanlara topluluk kurma ve insanlara anlamlı bağlantılar yaratabilmek için güç vermek. Bunun için geçen yıl ilk defa, bizim için çok önemli olan, Facebook içindeki grupların yöneticilerini ABD’de bir araya getirdik. Ve bunu ilk defa yaptık. Orada inanılmaz bir atmosfer oluştu. Hem grup liderleri ve adminleri Facebook’a kendi tecrübelerini anlattılar hem de neye ihtiyaçları olduğunu söylemeye başladılar. Ve bunun üzerine Facebook çalışmaya başladı. Çok iyi ürünler çıktı. Daha sonra dedik ki, “Dünyada aslında sadece ABD’de değil her ülkede grup kullanımı çok yüksek. Bu Facebook için çok önemli. İkinci adım olarak Londra’da bu zirveyi yaptık. Londra’da Avrupa’dan 24 ülkeden 150 tane grup geldi. Amacımız hem onların kendileri gibi başka önemli liderler olduğunu göstermek, birbiriyle tanışabilmesini sağlamak hem de onları dinleyip kendi ürünlerimizi geliştirebilmek.”

Facebook Communities Summit'te gösterilen bu slide salondan kahkahaların yükselmesine neden oldu (Bu arada ekran görüntüsü 2006 yılından)
Facebook Communities Summit'te gösterilen bu slide salondan kahkahaların yükselmesine neden oldu (Bu arada ekran görüntüsü 2006 yılından)


Bunun yanında Facebook’un aslında Chicago’daki ve Londra’daki zirvelerde de verdiği bir mesaj daha var. Diyor ki, tamam biz ihtiyacınız olan araçları geliştiririz ama her şeyi de devletten beklemeyin. Grupların birbiriyle iletişimi ve birbirine destek olabilmesi için grup liderlerini de gruplar kurmaya teşvik ediyor. Ari, ABD’de grup liderlerinin birbiriyle de iletişim halinde olduğu bir büyük grup olduğunu, ve bunu başka ülkelerde de yapmaya başladıklarını söylüyor ve ekliyor, “Galiba İngiltere’de başladı, yavaş yavaş başka ülkelerde de yapacağız. Buradaki amaç her grubun kendi bir konusu var, bu insanları bir araya getirmek. Aynı şekilde grup adminleri grubu kendi grup yönetimleri sırasında sorun yaşayan, belli geliştirmeler yapmak isteyen insanları bir araya getirelim ki birbirlerine destek olabilsinler.
Bu arada Türkiye’de de olduğu gibi adminlerin kendi kendine, yani Facebook’un oluşturmasına gerek kalmadan kurdukları gruplar da var zaten.

"FACEBOOK ASLINDA ESKİ YAKLAŞIMINI BIRAKMADI"
Peki Facebook artık grupları öne çıkarırken kişilerin bireysel Facebook kullanımına yönelik misyonundan vaz mı geçiyor?
Ari Keşişoğlu, “Facebook’un daha önceki misyonu dünyayı daha açık ve daha bağlı bir yer haline getirmekti. Bu açıdan da aslında oldukça başarılı oldu.
Bunu yaparken şirket olarak fark ediyoruz ki, “Çok güzel insanları birbirine bağlayalım, insanlar Facebook’ta olsunlar” ama bir şeyler eksik kaldı. O da bu bağlantıların anlamı. İnsanlar bir gruba bağlı olsunlar ki hayatlarına pozitif bir etkisi olsun. Bunun için de grupların çok önemli bir araç olduğunu düşünüyoruz. Niye; çünkü liderler grupları oluştururken kendi dünya görüşleri, kendi yaşadıkları sıkıntılar, kendi çözmek istedikleri sorunlar ve kendi paylaşmak istedikleri pozitif tecrübelerle oluşturuyorlar. Ve biz şu anda onlara da destek olmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla eski yaklaşımlarımızı bırakmadık. Sadece gruplara eskiden verdiğimizden daha çok odak veriyoruz” diyor.

Burada 4 yeni ürün özelliği lanse ettiklerinin altını çizen Ari Keşişoğlu, bunları şöyle açıklıyor: “Birincisi grup yöneticileri gruplarını yönetirken grup dinamiğini bir şekilde yönetmeleri gerekiyor. Bunun için biz onlara yeni admin hakları ve yeni liderlik araçları getirdik.

İkincisi enteresan bir şey keşfettik; her grubun kendi kuralları var. Kendi grup liderinin oluşturduğu kurallar bunlar. Ama bu, bugüne kadar grup içerisinde standart olarak paylaşılamıyordu. Bir şekilde pinlenen paylaşımlar vs kullanılıyordu. Bunu bir ürün özelliği haline getirdik. Her grubun kuralları olacak.

Grubu özelleştirme seçenekleri verdik üçüncüsü. Grupların rengi değiştirilebiliyor.

Dördüncüsü de yine pinli olarak kullanılan bir şeydi eskiden, örneğin grup lideri olarak bir şey anons etmek istiyorum. Bunun için özel bir ürün seçeneği getirdik.”

Facebook’un niyeti bundan sonra da bu zirvelerin devam etmesi. Grup adminlerine ve liderlerine destek olmak isteniyor. Ve bunu periyodik olarak yapmak istiyor. “Sanıyorum Büyük Avrupa toplanması yine olacak ama her ülkede de ayrıca yapılacak. Zaten Türkiye’de bu kadar büyük çapta olmasa da bir lider zirvesi yapmıştık daha önce de. Ve bunlara devam edeceğiz kesinlikle” diyor Keşişoğlu.

"FACEBOOK TÜRKİYE'NİN İÇİNDE BULUNDUĞU BÖLGEYİ BİR TÜRK'ÜN YÖNETMESİ TESADÜF DEĞİL"
Her ne kadar konunun odağı topluluklar ve Facebook’un yeni misyonu olsa da, Facebook içerisinde bu kadar yükselmiş bir Türk’ü bulduğumuz için sormamız gerekiyor Ari’ye, “Facebook’ta bu konumda bir Türk’ün bulunuyor olmasının sırrı nedir?”

“Ben Facebook’a 3 yıl önce başladım. Türkiye’nin içinde oturduğu bölgeyi yönetiyorum. Benim Türk olmam aslında bir tesadüf değil. Çünkü Türkiye Facebook için çok önemli bir ülke. Türkiye’de 44 milyon her ay Facebook’a giren insanlar var. Toplam içindeki nüfus içindeki orana bakılırsa dünyadaki en yüksek ilk iki üç içinde. Türkiye böyle önemli bir ülkeyken bölgenin başında bir Türk’ün olması da tesadüf değil. Çok mutluyum, hakikaten Türkiye’de de çok daha fazla şeyler yapabilmek istiyoruz Facebook olarak. Kendi kişisel bağlantım da olduğu için Türkiye’yle bütün ekibimle birlikte daha fazla çalışıyoruz” diyor Ari Keşişoğlu.


Gerçekten de Türkiye’nin Facebook içerisindeki ağırlığı ve Türkiye’ye verilen önem zirvede de kendini hissettiriyor. Dünyadan grup örneklerinin tanıtıldığı ve başarılı, ilgi çekici grupların podyuma davet edildiği bölümde Türkiye’den bir grup da (Bisikletli Kadın İnisiyatifi) sahnede yer aldı ve grubundan bahsetti.

Şimdi gelelim Facebook’un gruplar için yaptığı yatırımlara. Bunların başında bu zirvede lansmanı yapılan 4 yeni özellik geldi.

Admin araçları: Admin’ler artık üye taleplerine, Grup analizlerine ve daha fazlasına tek bir yerden ulaşabilecek. Bu sayede grubu yönetmeleri daha kolay olacak ve üyelerle etkileşimde bulunmak için daha fazla zamanları olacak.

Grup duyuruları: Yeni grup duyuruları özelliği ile grubun en tepesinde yer alacak, en fazla 10 duyuru girebilecekler.

Grup kuralları: Grup admin’leri artık kurallara ayrılan bir bölüm olması sayesinde grup kurallarını üyeleriyle daha verimli bir şekilde paylaşabilecek.

Kişiselleştirme: Admin’ler artık grubun genelinde görülecek kişiselleştirilmiş, topluluğu temsil eden bir renk ekleyebilecek.

Londra'daki zirvede Türkiye'den zirveye katılan 7 gruptan 4'üyle de mini röportaj yapma fırsatı bulduk. Yüzlerce hatta binlerce grup arasından Facebook tarafından zirveye davet edilen bu grupların birbirinden ilginç kuruluş ve faaliyet öyküsü var.

Bunlardan biri de Araştıran Anneler grubu.

Araştıran Anneler grubunun adminleri Beliz Özdemir Söğütlüoğlu ve Burcu Özdemir

HABERTURK.COM: Evet nasıl başladı sizin için zirve? Siz ama zaten dünden beri aktivitelerin içindesiniz değil mi ?

Burcu Özdemir: Evet dün sabah geldik. Erken saatlerde. Hemen kendimizi adapte ettik kalabalığa. Dünden beri çalışıyoruz Facebook ekipleriyle, çok güzel geçiyor çok verimli olacağına inanıyorum. Facebook'un başarısının altında kullanıcıları dinlemesinin çok büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Yani büyük ihtimalle orada mesai veren mühendislerle eşdeğer derecede mesai veren insanlar var ve isteyerek mesai veriyorlar yani en önemlisi bu. Dolayısıyla dünkü çalışmalarda zaten yine geliştirme ve iyileştirme ile ilgiliydi. En iyi fikirlerin yine kullanıcılar tarafından çıkacağı  çok net. Öyle düşünüyorum.

Moderatör: Peki grubunuzdan biraz bahseder misiniz? Fikir olarak nasıl başladı ?

Özdemir: Biliyorsunuz insanın çocuğu olmadan önce ne olduğunu bilmiyor hayatta. Dolayısıyla çocuk olduktan sonra o güne kadar hem okuduğunuz bütün hem bilimsel çalışmalar aynı zamanda kesin olarak ben bunları çocuğum için yapmayacağım dediğiniz her şeyin otomatik sisteme girdiği bir dönem. Eee, bizim Türk kültüründe de bu annelik birazcık fazla anneye yapışmış bir rol ve dolayısıyla hani babaya da çok fazla soru sorma imkanı yok çünkü o da bilmediği için aniden gerginlik çıkıyor. Dolayısıyla başından bu süreç geçmiş ve günün herhangi bir saatinde aklınıza gelen herhangi bir saçma soruyu saçma olduğunu düşünmeyerek cevap verecek anneleri bir araya getirdik. Anne ve anne adaylarını.

Kaç yılında?

Özdemir: 2014 yılında. Aslında bu şöyle başladı. Ben 20 tane, çocuğu olan arkadaşımı bir araya getirdim. Yeliz de onlardan bir tanesi. Hepimizin birer çocuğu vardı. Ufak tefek sorularla başladı, daha sonra bugünkü hale geldi. Çünkü gerçekten anne olduktan sonra sadece çocuğu büyütmek değil sürekli olarak değişen bir süreç bu, çok da zor bir rol yani. Ben şu anda çalışmayı çok daha kolay ve dinlendirici olarak görüyorum ama annelik gerçekten zor bir rol ve bir sürü bilimsel çalışmayla cevaplanamayacak da olaylar oluyor. Şöyle bir şey duyuyorsunuz mesela çünkü bizim profil baya yüksek yani eğitim ve çalışan ve işte hayatın belli bir döneminde bir şeyler üretmiş kadınlardan oluşuyor : "Grip için soğanı kesip ikiye bölün, kusura bakmayın kebapçı gibi kokuyor ama çözüyor" dediğinde ve siz orada tıkanmışsanız o soğan o kitapların arkasından çıkıp gelip, o çocuğun yatağının altına yerleşebiliyor yani. Dolayısıyla deneyimler...

Beliz Özdemir Söğütoğlu: Çözdüğünü gören doktorlar bile şaşırıyor "aaa bu çözüyormuş" diye.Çünkü bilimsel.Doktorlarla konuştuğumuz zaman ...

Yani aslında bazılarının bilimsel altyapısı da var…

Söğütlüoğlu: Aslında bilimsel ama bununla ilgili yani yurt dışında "soğanı kesin ve koyun" diye bir çalışma yok bilim dergisinde yayınlanmış (gülüşmeler).

Evet. Daha tecrübelerden kaynaklı…

Özdemir: Dolayısıyla deneyimlerden kazanılmış bir bilgi o yüzden bu grup çok önemli annelerin hayatında.

Peki o 20 kişilik grubun dışına genişlemesi nasıl oldu,ne kadar hızlı oldu ?

Özdemir: Yani şu an dördüncü senesinde. Dördüncü senesi için sayı yaklaşık 9 bin 500 civarında. Yani sayı olarak bir hedefimiz yoktu, bizim için önemli olan birbirini tanıyan insanların bir arada olmasıydı. Bir defa zaten grup hem kapalı hem gizli. Dolayısıyla şimdi bizim üyelik kabulü için kendimizce oluşturduğumuz bazı standartlar var.

Nedir mesela?

Özdemir: Mesela birisini referans olarak göstermek yeterli değil. Evet onun gerçek bir insan olduğunu varsayıyoruz ama varsayıyoruz, çünkü bizde her refere eden insanın da bir sahte kimlik mi değil mi çok iyi bilmediğimiz için başka kriterler var. Mesela otuz taneden fazla grup üyeliği olan insanları otomatik olarak almıyoruz. Çünkü demek belli bir fokusları yok yani başka şeylerle de ilgililer. Çünkü burada gerçek konular ve gerçek hayatta buluşmalar olduğu için gerçek bir insan olması lazım. Mutlaka öncesinde veya sonrasında veya süreç içerisinde  bir çalışma deneyimi de olmasını bekliyoruz  veya üretim yapmış olması yani bir şeylerle ilgili yaratıcı fikirlere sahip olmasını bekliyoruz. Tek bir resmi olan üyeyi kesin olarak kabul etmiyoruz çünkü arkasından başka şeyler çıkıyor.

Söğütlüoğlu: Facebook kullanıcısı olması gerekiyor aynı zamanda yani aktif olarak facebook'u kullanıyor olması lazım ki bizim de grubumuzu aktif olarak kullanabileceğini görmemiz gerekiyor.

Özdemir: Yani 2014'te bir post koymuş ise en son o üyeyi almıyoruz.

Söğütoğlu: Bizim şu an 9500 üyemiz var ama aktif üyemiz de 8000 küsur. Çok yüksek bir rakam.Yani başka gruplarda bir milyon üye oluyor ama bunların bin tanesi aktif oluyor. Böyle bir şey yok. Bu Facebook'un yayınladığı rapor araçlarında da bize aslında baya enteresan geldi ama bu işte üye seçme şeklimizden kaynaklanıyor.

Peki şimdi siz kapalı bir grup oluşturduğunuz için  bunun bazı handikaplarıda var yani engagement bazında bazı sorunlar yaşıyorsunuz. Siz mesela bu handikapları önemsiz mi görüyorsunuz ?

Özdemir: Önemsiz görmüyoruz ama bizim şimdi Facebook grubuna bağlı olarak bir instagram hesabımız var. Instagram hesabımız tamamen açık. Youtube'da bir kanalımız var aynı zamanda biz bir Dijital Karnaval Grup’la, Karnaval Grubun Radyo Baby Joy kanalında dijital radyo programımız var. Dolayısıyla çok çeşitli kitlelere, sadece Facebook üzerinden olmayan kitlelere ne yaptığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bunu o şekilde idare etmeye çalışıyoruz diyelim. Çünkü Facebook grubumuzun gizli ve kapalı olarak devam etmesi kalite açısından, konuşulan konuların kalitesi ve üye kalitesi veya üye güveni açısından önemli. Çünkü reklam alan reklam veren bir mecra da değil o yüzden biz onu önemli buluyoruz.

Söğütlüoğlu: Bir de üyelerimiz daha güvenli hissediyor kendisini konuşurken çünkü orada ilişkisi içinde evliliği için de bir şey soruyor olabilir ve bunun herkes tarafından görülmesini istemiyor. Bunu sadece oradaki annelerin görmesini istiyor. Örneğin İsimsiz sorular var bize özelden ulaşıyorlar.

Özdemir: Tabii bazen de özelden geliyor biz onları isimsiz olarak yayınlıyoruz ve kendi postu altında cevaplarını takip edebiliyor. Bu şekilde, zaten avukat anneler de var aramızda, işte konularla ilgili ücretsiz birbirleriyle buluşuyorlar ve danışmanlık alıyorlar. Bir çok konuda zaten biz bu anneleri bir araya getiriyoruz. Aynı sıkıntıyı paylaşan mesela acilen beyin ameliyatı geçirmesi gereken bir çocuk vardı. Ona doktor bulunması,ameliyatının organize edilmesi, o ameliyatın karşılanması gibi bir şey bir kaç saat içinde çözüldü sadece. Ve çok hızlı olması gerekiyordu bunun. Ve annelerden bir tanesi fiziki olarak atladı gitti yani çünkü sahte haber de çok çıkıyor biliyorsunuz. Dolayısıyla bir kişi bu tip yardım olaylarında mutlaka haberin olayın hastalığın doğruluğunu tespit ediyor. O da tabi çok önemli. O zaman çok hızlı aksiyon alınıyor.

Söğütlüoğlu: Ve bunun gibi sosyal yardımlarıda çok hızlı çözüyoruz yani bir veya 2 saat içinde çözüyoruz.

Özdemir: Bir konu daha var sizin bu sorunuza cevap. Şimdi biz İstanbul başta olmak üzere bütün şehirleri aynı zamanda bölge olarak ayırdık. Yani mesela diyelim biz Sarıyer'de oturuyoruz ben Sarıyer'den sorumlu devlet bakanı oluyorum ve bir WhatsApp grubu kuruyorum. Sarıyer civarındaki anneleri ve anne olacak insanları bir arada tutuyorum. Bunun gibi ve bunu Türkiye'nin her yeri için düşünün Eskişehir'de var, Antalya'da var, Ankara'da var. Bu gruplar bu WhatsApp grupları şimdi bizde eskiden böyle komşuluk ilişkileri güçlüydü ya bu komşuluk ilişkiler açısından da çok ilgili oluyor. Çünkü 0-3 yaş arasında çocuğu olan annenin çocukla sosyalleşmesi çok zor oluyor. Bir sürü sorusu oluyor, bir çok sıkıntısı oluyor, bakıcısı aniden gidiyor, çalışmak zorunda olan var… Bu WhatsApp grupları önemli bir şey kazandırdı gruba çünkü  Facebook grubunda olmayan ama Sarıyer'de oturan anneler de o gruba dahil olabiliyorlar birisinin referansıyla. Dolayısıyla işte bakıcısı gitti kadın o zaman çaresiz annesini veya kayınvalidesini aramak yerine gruptan bir arkadaşıyla zaten daha önceden tanışmış, sosyalleşmiş olduğu için "bugün saat 3'te benim oğlumu servisten sen alır mısın?"diyebiliyor. Çok önemli bir destek sistemi oldu gerçek hayatta. Dolayısıyla bunun bir de WhatsApp versiyonu var böyle bütün mecralar aynı anda idare ediliyor.

Üye istatistiklerine baktığınızda üye profiliniz nelerden oluşuyor yani ; yaş,eğitim durumu?

Özdemir: 25-44 yaş değil mi ?

Söğütlüoğlu: Evet. Tamamı kadın (gülüşmeler)

Özdemir: Fake profiller yok .

Söğütlüoğlu: Anneanneler,babaanneler de var. Çünkü bazı anneanneler, babaanneler torunlarına bakıyor. Tabi onlarda yeni nesil yetiştirme şekillerini öğrenebilmek için onlar da kayıtlılar bizde.

Özdemir: İstanbul çok ağırlıklı şu an % 85 civarında ama Türkiye'de...

İstanbul'u hangi il Ankara mı takip ediyor yoksa ?

İnanılmaz bir  şekilde Adalar yani Gökçeada ve Bozcaada'dan  çok fazla annemiz var bu çok enteresan bence. O kadar çok annenin orada olduğunu bilmiyorduk bile. Onun dışında dünyada da var yani Amerika'dan var, Kanada'dan var  o kadar çok anne var ki bütün uluslararası mecralardan...

Türk ama yani sonuçta Türkçe konuşuyorsunuz?..

Özdemir: Çünkü bizim atlet ve köfte kültürünü başka kimse anlayamaz yani (gülüşmeler) o yüzden onu başka yerde soramayacağı için bize soruyor. Yani suluköfteyi başka yerden tarifini bulması daha zor olur.

Peki şimdi WhatsApp grubunu desteklemekten bahsettiniz bunu yani "anlık mesajlaşmayı" Facebook messenger özelliğini kullanarak desteklemek mümkün değil mi ? Yada öyle bir çözüm bulamadınız mı ?

Özdemir: Şimdi kendi özel problemlerini kendi içlerinde çözsün diye onu ayırdık gruptan. Çünkü biz admin olarak o kadar da daha detaya girersek artık çok kayboluruz çünkü bizim amacımız grubu koruyup kollamak dolayısıyla birazcık daha büyük resimden bakmamız gerekiyor. Kendi içinde kavga çıkacak bir grup olursa bize bilgi verilmesi gerektiğini biliyorlar çünkü grupları kapattırabiliyoruz öyle bir gücümüz var, adminleri atıyoruz, yeni adminler belirliyoruz WhatsApp gruplarına. Dolayısıyla yani onu da o şekilde idare ediyoruz diyelim.

Peki Facebookun size sunduğu yeni çözümleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özdemir: Özellikle admin tarafının çok güçlendiğini düşünüyorum çünkü admin tarafında çok sıkıntılar yaşıyorduk.

Söğütlüoğlu: Ve raporlama eksiği çok vardı. Onu birazcık daha çözdü.

Raporlamada geliştirilmiş şeyler var mı ?

Söğütlüoğlu: Öyle görünüyor. Şimdi deneyeceğiz. Ama Facebook’un buna önem vermesi bizim için çok önemli . Bence bizden Türkiye’den de burada 7 grubun olmasını şöyle değerlendiriyorum ben bizim zaten kültürümüzde var olan bir şeyi bir online ortama taşıma meselesi. Çünkü bizim grubun mesela online bu kadar kuvvetli ama offline'ı en az online kadar kuvvetli. Yani gece gezmelerinden tutun da orada bir tane video vardı mesela benim çok hoşuma gitti bizde de var öyle videolar gidince hemen koyacağım mesela. Çocuklara playdateler falan yapılıyor, ormanda geziliyor, ondan sonra şehir şehir buluşmalar yapılıyor falan böyle çok enteresan şeyler oluyor.

Özdemir: Bir de kadınlar çocukları yatırdıktan sonra evden kaçmak istiyorlar 1 saat dışarı çıkmak istiyorlar belki bir hava almak istiyorlar ama İstanbul çok büyük bir şehir ve yakında hemen 3-5 kişiyle buluşup eve 5 dakika uzaklıkta bir yere gideyim bir şey içeyim eve döneyim mantalitesi var yolda zaman kaybetmeden o grubun içinde hemen bir program yapabiliyorlar.

Lokal bir çözüm bu hemen bulunuyor.

Bakaçoğlu: Yani biz bunu biraz lokale indirdik. Lokal offline’a indirdik.

Söğütlüoğlu: Biz offline’dan online’a taşıyıp tekrar online’dan offline’a taşıdık. (gülüşmeler)

Peki başka gruplarla mesela dünyadan başka gruplarla iletişiminiz var mı ?

Özdemir: Bizim en çok sevdiğimiz grup buradakiler hariç göçmen anneler. Biz çünkü ikimiz şimdi küresel mobilite diye Türkçeleştirdiğimiz global mobility işindeyiz ve bu location'ı ters taraftan yapıyoruz yani yabancıların Türkiye’ye gelme sürecini yönetiyoruz. Şimdi bu göçmen anneler de bir şekilde yurt dışına taşınmayı tercih etmiş anneler fakat  Türk oldukları için problemler aynı ama kaynakları tam değil. Atıyorum buradaki gibi değil. Dolayısıyla onlar bizim böyle kardeş grubumuz diyebiliriz.

Söğütlüoğlu: Kendi bölgeleriyle ilgili bir şey sorduklarında bizim grubumuza göçmen anneler buna dahil cevap verebilir o tarafa da yönlenebilirsiniz diye ...

Özdemir: Virginia'da bir avukat arıyorum dediği zaman spesifik olarak Virginia'da avukat olan birisine yönlenebiliyor. Türk bir avukat arıyor, buluyor.

İhtiyaç Haritası da zirvede en çok ilgi gören Türk topluluklardan biriydi.

İhtiyaç Haritası Grubu'nun Admini Ali Ercan Özgür

HABERTURK.COM: Grubunuzdan biraz bahseder misiniz?   .

Ali Ercan Özgür: İhtiyaç Haritası ihtiyaç sahipleri ile  destekçileri buluşturmaya çabalayan bir platform aslında. Türkiye’de hayırseverlik, cömertlik, yardımlaşma, tabii bizim kültürümüzde uzun yıllardır olan bir şey. Biz bunu online  mecraya taşıyıp sosyal medyanın sosyal faydada üretebileceğini düşündüğümüz bir platform yarattık, çok ilgi gördü.

Bireysel mi başladı, yani ilk yola çıkışınız?

Özgür: Bireysel başladı aslında 7 kişi yola çıktık. Bizimde ihtiyacımızdı yani. Türkiye’de sivil toplumda çalışan kültür sanat hayatından gelen şirketlerden gelen 7 arkadaştık biz. Fikirlerimiz vardı. Oyuncu Mert Fırat kendisi de iyi arkadaşımız olur. Biz harita üzerine çalışıyorduk teknoloji üretiyorduk, harita üzerinden bilgiye erişim sağlama konularında çalışıyorduk. Bunları bir araya getirdik ve bir ihtiyaç haritası yarattık. Mahalle  bazında bizim mahalle kültürümüzü online imeceyi hayata geçirdiğimiz aslında bizim kültürümüzde, topraklarımız olan meseleyi dijital dünyanın nimetlerinden yararlanarak, işte Facebook’tan farklı bir sosyal medya mecralarından yararlanarak bir platform oluşturduk. Burada Facebook bizim için çok önemli bir katkı sağlıyor, bizim sistemimize Facebook üzerinden üye olunuyor. Topluluğumuzda 51 bin üye var. 55 okulda ihtiyaç haritası topluluklarımız var, tamamıyla Facebook üzerinden haberleşiyoruz. En önemli noktası bizim için Facebook üzerinden mesela bir  ihtiyaç geliyor tabii ki hepimizin tüm ihtiyaçları karşılama imkanı yok. Bugüne kadar bizim sistemimizde 282 bin tane ihtiyaç karşılanmış durumda. Bu kadar parça eşya yer değiştirmiş durumda. Ve bunları bizim harekete geçirmemizin, hızlı harekete geçmesinin tek bir yolu oluyor. Paylaşıyoruz, biri ihtiyaç giriyor mahallesinden ve biz onu Facebook’tan paylaştığımız noktada biri yardım edemese bile bin kişilik arkadaş grubuna yolluyor. Yani bir ihtiyaç aslında bir anda 200 bin kişiye ulaşıyor 2 saat içerisinde. Bu aslında bizim çok başta hesaplamadığımız ama Facebook gibi, yani günlük hayatımızda parçası var ama, sosyal fayda için kullanmaya başladığınızda aslında etkisini çok görüyoruz. Burada da Londra’da bizim gibi olan 150 tane toplulukla bir araya gelip fikir paylaşmak, burada ihtiyaç haritasının tabi çok ilgi çekiyor olmasının bir sebebi var. Bizim kullandığımız teknolojiyi  kullanma noktasında İtalya'dan, Almanya ve Fransa’dan Litvanya’ya kadar herkes bizi davet edip “bu teknolojiyi biz de kullanalım” üzerinden bir işbirliği gelişti. İyi kalpli insanları buluşturan bir platform oldu o açıdan da keyifli.

51.000 üye? Çok  ciddi bir rakam..

51 binin ürettiği tabii çok ciddi bir şey var. Etkileşim var. Yani  700 bin kişi bizi ziyaret etmiş ve 3.5 milyon da girip, ihtiyaca bakmış, yani 3.5 milyon tane de ihtiyacı ziyaret etmişler, dediğim gibi bugüne kadar da 282 bin parça ihtiyaç sahiplerine ulaşmış.

Neler var bunlar arasında?
Gelinlik, camiye halı köy camisine, okulların çok ihtiyaçları oluyor, onlar tabii en yoğun olanlardan ama şöyle çok güzel anekdotlar var; teleskop. Yani bir köy öğretmenimiz “ya ben işte çocuklara dünyayı sadece kasaba ilçe kent anlatamıyorum işte daha da büyük bir şey olduğunu anlatmak istiyorum” dedi ve teleskop istedi. Ordu’da bir okula hoparlör gitti o okuldaki mutluluğu görmeniz gerekirdi.

Teleskop nerden gitti mesela?

İstanbul’dan gitti Diyarbakır’a.

Alıp gönderiyor bir hayırsever. Sitede görebiliyorsunuz haritayı. Biz şunu hesaplamamıştık; böyle mahallendeki yakın ihtiyaçlarını şu mahalle kültürünü yeniden hatırlayalım diye yola çıkmıştık ama hemşehrilik meselesini hesaba katmadık (gülüyor). İstanbul’dan herkes kendi memleketine giriyor. Öyle güzel bir hikayemiz de var. 50 yaşın üzerinde bir hanımefendi memleketi Sivas’ta bir okulun ihtiyacını görüyor, bir kitaplık istiyorlar, içini de kitapla doldurmak. Hanımefendi eşini ve kızını trafik kazasında kaybetmiş. Bizim  sayemizde buluştular, Facebook üzerinden tanıştılar. Facebook üzerinden konu ilçe milli eğitime gidiyor, il milli eğitime gidiyor. Vefa isimli kızı adına Sivas'ta okul içinde kütüphane yaptırdı. Kadın desteği de büyüttü. Ama böyle bir anı ve biz nasıl öğrendik bunu; bize Facebook’tan fotoğraflar yolladılar. Bizim aslında tamamen yapmaya çalıştığımız o  unuttuğumuz yardımlaşma, dayanışma kültürünü online mecra üzerinden devam ettirmek.

Bizim kültürümüzde şöyle bir  şey vardır; “iyilik yap denize at”. Yani bazı insanlar, yaptığı iyiliğin bilinmesini istemezler peki bununla ilgili sisteminiz var mı? Yani yardım edenin görünmemesi gibi…

Evet, paylaşmak istemediğin görünmüyor, yani sistemde kimin destek verdiği sadece destek sahibi bunu isterse paylaşabiliyor.

Türkiye hakikaten yardımlaşma kültürü çok gelişmiş bir ülke. Ama aynı ihtiyacı karşılamak için mesela diyelim ki çok fazla insan var, nasıl yapıyorsunuz yani neye göre belirliyorsunuz? Sevap kime yazacak onu anlamaya çalışıyorum J

İhtiyaç Haritası için “sevapmatik” gibi bir tanımlama var zaten. Ne derseniz artık; online imece, sevapmatik, bizim  aslında grubu kurma sebeplerimizden biri de o. Bazen bir köye 5 tane tekerlekli sandalye gidiyor yada hiç gitmiyor. Aslında biz bunun dengesinde, referans bir kurum olmaya başladık. İki yıl sonunda çok hızlı bir şekilde buna ulaştık. Artık mesela online mecrada gördüğünüz veya biri paylaşmış “böyle bir ihtiyaç var hadi el atalım” dediklerinde “ya İhtiyaç Haritasına gidip baktınız mı ? Aynı ihtiyaç girilmiş olabilir” diyor. Biz aslında burada da hem taleple arzı dengelemekte hem de bir referans bir nokta olarak sivil toplum kuruluşlarını, şirketleri bu işe dahil etmekte de uzmanlaştık. Şirketler de bizim sistemimizi kullanıyor. Sivil toplum kuruluşları, öğrenciler, gönüllüler onların buluştuğu böyle bir Türkiye’nin aynası oldu aslında. Yavaş yavaş oluyor ama dediğim gibi sayılar ve yardımlaşmayla ilgili meselede referans olmaya doğru gidiyoruz.

Birde okadar çok ihtiyaç var ki sistemin içersinde yani ben bunu kaçırdım karşılayamadım gibi bir durum yok.

Yenisi var diyorsunuz.

Evet, yine kitap ihtiyacını başka bir kitapla  karşılayabiliyorsun.

Peki kötü niyeti nasıl engelliyorsunuz bir süzgeç olması lazım çünkü bunun içerisinde kötü niyetli, muhakkak var. Gerçekten ihtiyacı olmayan birisi de fayda sağlayabilir.

Biz başta bunun için çok önlem aldık. Yani kesin kötüye kullanmak isteyen insanlar olabilir, bunu nasıl önleriz, işte TC kimlik numaralarından mı kontrol edelim? Bakalım bunlar gerçek kişiler mi? Ama sonunda gördük ki, iki sene içerisinde kötüye kullanmak isteyen kimse olmadı. Bizim en şaşırdığımız nokta o yani. Biz hazırlıklıydık yani her türlü ama hiç olmadı.

Yani bu çok enteresan biz kendi kendimize söyledik onu. Bugün yani sabahki konuşmalar ve 2 gündür yani Facebook’ta hani gerçekten buraya gelen 150 tane topluluk seçilmiş ve gerçekten iyilik üreten yapılar ve tesadüf olmadığını gördük. Bizim gibi yapıların içerisinde hakikaten iyilik zinciri oluştuğunda o kötüler içeriye giremiyor.

Peki burada Facebook’un siz  grup yöneticilerine sunduğu bazı özellikler ihtiyacınızı karşılayan şeylerdir muhakkak da mesela sıkıntı sorunlar var mı? Bunları dile getirdiniz mi? Siz de adminler network’üne dahil misiniz?

Dün  bununla ilgili bir workshop yaptılar yani ne gibi sıkıntılar yaşanıyor. İnsan neye ihtiyaçları var o çalışmada, bizde bulunduk evet ne ihtiyacımız var. Nasıl geliştirmesi gerekiyor, bununla ilgili fikirlerimizi de sunduk.

Hatta beğenildi  harita, zaten Facebook’un da haritası var. Canlı yayın haritası var tüm dünyada anlık görebiliyorsunuz. Nerede canlı yayın var. Facebook sayfalar noktasında ana fotoğraf ikiye bölünüp canlı harita yapıldı. Yani bizim ihtiyaç haritasının aslında içerde bir harita olarak. Yani bunu tabi ihtiyaç haritası için değil. Çünkü haber akışında aşağıda kaldığınız zaman yani iki gün önce olan entry bile şu anda çöp. O yüzden haritada, canlı görebileceğiniz yani işte yer önerilerinin bizim gibi ihtiyaçların olacağı veya ihtiyacı X bir noktadan alıp Y bir noktaya gönderebileceğiniz sistemleri önerdik ve o beğenildi. Sundular bunu. Buradaki uygulamalardan, özelikle Facebook admin tarafına getirilen yeni uygulamalar var. Onlar işimizi oldukça kolaylaştıracak, etkinlik açma ile ilgili. Uygulamalar var bir de en güzel uygulamalardan bir tanesi. Gelen Topluluk Kuralları, yani o konu hepimiz için hassas bir konu oluyor. 10-12 madde belirtebileceğiniz ve girenlerin ilk girerken bakın bu topluluğun kuralları budur ve aramızda böyle bir ilişki kuruyoruz demek, o da getirilen en iyi uygulamalardan.

Facebook tarafından Londra'daki zirveye davet edilen 7 Türk gruptan biri olan Kalpler Erisin grubunun ise bir çağrısı var.


Kalpler Erisin grubunun adminleri Onur Çiftçi ve Berrak Tuna

Önce sizi biraz tanıyalım…

Onur Çiftçi: ODTÜ Fizik mezunuyum. Bilgi Üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Yaklaşık 2.5-3 senedir de mültecilerle çalışıyorum, uluslararası bir  sivil toplum kuruluşunda. Mültecilerin  Amerika’ya yerleştirilmesi üzerine çalışıyoruz biz, bu süreçle ilgileniyoruz. Amerika ile ortak çalışıyoruz yani Amerikan hükümeti ile…

Bu bir program dahilinde galiba?...

Evet Amerikan hükümetinin her sene açıkladığı bir kota dahilinde Birleşmiş Millettler ile Homeland Security  arasında bir yerdeyiz aslında. Benim böyle açıkçası.

Berrak Tuna: Kadın çalışmaları konusunda yüksek lisansımı yapıyorum, Instagram,Youtube,Twitter’da içerik üreticisiyim.

Biraz gruptan bahsedebilir misiniz nasıl ortaya çıktı fikir?

Çiftçi: Yaklaşık 4 sene önce grubu ben kurmuştum ve o zaman  10-15 tane arkadaşla kendi etrafımdan ekledim. Önceden interneti açtığımızda ne ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Sürekli öfke, sürekli insanların birbirine yani hakaretinden tehdidine kadar pek çok şeyle karşılaşıyoruz. Kötü  haberler, üzücü görseller… Duyarlı olmak elbette ayrı bir şey ama her açtığında sürekli böyle şeylere maruz kalmak da başka bir şey. O yüzden biz de en başta şöyle düşünerek çıktık yola; Bir ortam olsa, herhalde en çok izlenen videolar komik kedi köpek videolarıdır diye tahmin ediyorum, sırf böyle şeyler paylaşsak arada bir kafamızı dağıtmak istediğimizde de buraya gireriz. Ondan  sonra geri kalan zamanda normal hayata devam ederiz gibi başladı. 10-15 kişi ile başladık, sonra o bir arkadaşını getirdi, diğeri 3 kişi 5 kişi derken, bugün neredeyse 30 bin üyemiz var. Biz hiç büyümeyi hedeflememiştik ama demek ki  böyle bir ihtiyaç varmış insanlarda ki herkes birini davet ede ede büyüdü. Biraz tabi, kontrolsüz büyüme olduğu zaman da kendi kendi içinde bazı çatışmaları, yada o bizim oluşturmak istediğimiz kültür yada güvenli bölgeyi özümsememiş olan insanlar da giriyor. Biraz da o yüzden artık ne yazık ki sıkı tutmak zorunda kalıyoruz. Birinden referansla mı gelmiş, sorularımızı cevaplamış mı? Ya da bazen gerektiği zaman “ya bir bakalım nasıl birisi” gibi bazen profillere de bakmamız gerekiyor.

Grubunuz şu an açık mı kapalı bir grup mu ?

Çiftçi: Grubumuz kapalı  bir grup. Gizli grup. Bazı insanlar “aaa ne kadar tatlı bir kediymiş” yorumunu böyle açıktan, herkesin göreceği bir yerde yapmak istemiyor. (gülüşmeler)

Sanırım özellikle erkekler…

Çiftçi: Yani olabilir o içindeki minnoşluğu çok böyle dışarıya yansıtmak istemiyor.O yüzden aslında  ilk çıktığından beri kapalı bir grup. Ama şu değişti; eskiden herhangi bir üyeyi diğer üye kabul edebiliyordu. Yani otomatik olarak, sorumuz yoktu, soru sormuyorduk insanlara. Şimdi onu biraz sıkı tutuyoruz ki, orada oluşan kültür bozulmasın diye.

Şu anda kontrolü sağlamaya başladığınızdan itibaren o bahsettiğiniz negatif unsurlar azalmaya başladı mı?

Çiftçi: Çok ciddi azaldı. Ara ara oluyor ama tabi onu biraz şöyle ayırmak lazım, bazı insanlar örnek vereyim görsel şiddet içeren bir şey de  paylaşmak istiyor. Biz  şunu diyoruz; eğer bir  imza kampanyası varsa bir yerde atıyorum gidip bir hayvana kötü birşey yapıldı ve diyorlar ki bugün, şurada bulunalım gidip tepkimizi gösterelim bir çağrıdır. Bunu paylaşabilirsiniz hiçbir sorun yok. Ya da bir imza kampanyası var bunu da paylaşabilirsiniz, bunda da herhangi bir sıkıntı yok. Ama tutup da şurada şu hayvana böyle eziyet etmiş, işte bu da fotoğrafları diyerek onun altında  onlarca insanın hakaretler küfürler, nefret içerikli mesajlar paylaşmasını istemiyoruz. Yeni katılan insanlar bazen bunu bilmeyebiliyor, yani biz onları uyarıp “biz bunu böyle yapmıyoruz, yani yapabileceğimiz bir şey varsa bir imza kampanyası, yardım çağrısı olur, benzeri şeyler, bunları paylaşın ama öbürlerini paylaşmayın” diye uyardığınız zaman zaten insanlar çok kısa sürede grubundan kendi kültürüne adapte olarak o yönde ilerliyor. Artık pek çok o kültürü özümsemiş üyemiz var. Bizden önce o insanlar diğer üyeleri çok hızlı bir şekilde uyarıyor. Mesela bizde görseli olmayan hiçbir içerik yok. Mutlaka fotoğraf ya da video olması lazım. Özenle  bunlar uyarılıyor, mesela biri demiş ki “benim doğum günüm, hayvan görmek istiyorum” hemen biri diyor ki “abi rüşvet koymamışsın”, “hemen ekliyorum” diyor  kendi kedisinin hemen fotoğrafını koyuyor. Sonra herkes altına bir şeyler koyuyor bu şekilde gidiyor.

Peki bugün açıklanan bu yeni Facebook'un yeni özelliklerini sizler için getirdiği toollar sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacak tarzda şeyler mi?

Çiftçi: Çok olumlu oldu. Yani özellikle mesela sayfa kuralları… Şimdi şöyle bir sorun var şimdi mesela soru soruluyor, insanlara girerken üç tane soru sorulabiliyor ama bunlar çok sınırlı karakter sayısıyla yapılabiliyor. Biz her ne kadar defalarca üzerinden geçip kısaltsak da uzun kurallar dizisi var normalde artık her uygulamaya girerken, her siteye girerken bir pop-up çıkar. Kimse okumaz onu ama “okudum kabul ediyorum” der  en azından içeri giren insan. En azından buna tıkladı tamam artık sen bundan mesulsün kısmını özümseyerek davranıyor. Yani olumlu bir gelişme oldu, biz açıkçası oldukça memnun kaldık. Ama bizim kendi yaptığımız, adminler olarak bir feedback, bir buçuk iki sayfa, burada onu da verebiliriz, önceden hazırlıklı geldik. Daha bence daha geliştirilebilecek çok fazla şey de var yani.

Bizim grup olarak bir de tabii bazı sıkıntı yaşadığımız şeyler var yani. Biz de mesela daha çok insanlara yardım ulaştırabilecek olan bir grup olmak istiyoruz ama özellikle hayvanlar söz konusu olduğu zaman işte veteriner desteği, işin içine maddiyat girince yada mama desteği, barınaklarla yardımlaşmak istiyoruz. Ama işte bu yardımların toplanması, dağıtılması ciddi işler Türkiye'de, ciddi yasalarla rastgele yapılabilecek olan şeyler değil. Biz bu açıdan grubumuz olarak da ilerde mümkünse daha çok birlikte proje geliştirebileceğimiz aslında dernek kurum belki bilmiyorum, firmalar olabilir, bunlarla ilgili bir arayış içerisindeyiz.

Röportajlarımıza katılan son grup ise aslında bize yabancı değil. Bu yılın başında Facebook COO'su Sheryl Sandberg'in kişisel Facebook hesabından kampanyasını paylaştığı ve Facebook'un dünyaya örnek gösterdiği sosyal sorumluluk grubu olan Saçım Saçın Olsun grubunun bu başarısını, Türkiye, HABERTURK.COM'un haberiyle öğrenmişti.

Saçım Saçın Olsun grubunun adminleri Gizem Tokça ve Kader Demirkır da sorularımızı yanıtladı...

Saçım Saçın Olsun grubu adminleri Kader Demirkır ve Gizem Tokça

HABERTURK.COM: Öncelikle sizleri tanıyalım.

Gizem Tokça: Ben Saçım Saçın Olsun'un koordinatörüyüm.

Kader Demirkır: Kanser savaşçısıyım aynı zamanda Saçım Saçın Olsun’un sosyal medya hesaplarında gönüllü adminim. 

Nasıl başladı?

Tokça: Şubat 2016'da başladık biz. Bir derneğimiz var, Kanser Savaşçıları Derneği, zaten Saçım Saçın Olsun, Kanser Savaşçıları’nın bir parçası. Kanser Savaşçıları Derneği’nin, bir toplantısında bir  öğretmen arkadaşımız bir öğrencisinin  lösemi olduğunu ve kemoterapide saçlarının döküldüğünü ve kendi saçlarını ona hediye etmek istediğini söyledi ve  biz de buna ön ayak olduk, peruk yapılması için yardımcı olduk, benim tanıdığım diğer arkadaşlarımın tanıdığı bir kaç kişi vardı ve sonrasında bir peruk yapıldı ve çocuğa verildi. Çocuğun da bu arada tedavisi çok iyi gitti, morali düzeldi.  Biz de “Haydi bunu daha büyütelim, daha fazla insana ulaştıralım” dedik ve benim ilk yaptığım şey bir Facebook sayfası açmaktı.  Bunu açtım ve kendi Facebook profilimde  paylaştım, diğer arkadaşlarıma da ilettim. Herkes böyle birbirine ilete ilete  birazcık beğenen oldu. Sonra hakikaten bizim bu işi yaptığımızı gören insanlar, peruğun gerçekten hastalara, kanser tanısı alanlara ulaştığını gören insanlar  bu projeye inandılar,  çünkü biliyorsunuz  ki Türkiye'de bir güvensizlik problemi var.

Demirkır: Evet ben gerçekten saçımı yoluyorum ama saçım gerçekten bir peruk olup kanser olan birine gidiyor mu? Ya da bu kişi gerçekten kanser tanısı konan birisi mi?

Tokça: Çok büyük bir güven sorunu var aynı güven sorunu bende de var, yani ben de düşünürdüm kendi saçımı gönderirken, dolayısıyla insanlar bize zamanla güvendiler. Hikayeleri paylaştık, saç verenlerin alanların, peruk alanların, paylaştık ve böylece bize güvendiler.

Ama sizin için öyle bir avantaj var, zaten bir derneğin desteğiyle devam ediyor.

Tokça: Evet evet Kanser Savaşçıları Derneği’yle... Ama aslına bakarsanız bizim derneğimiz çok küçük bir dernek  yani çok büyük dernekler var ve onlar da bir şey yapmıyorlar, biz çok duyulan bir dernek değildik belki, şimdi bu  yaptığımız projelerle duyuldu daha fazla. Tabii, insanların derneklere de güveni yok bakıldığında. 

Türkiye'de aslında yapısal olarak insanlarda  yardımlaşma var anında reaksiyon gösteriyorlar ve çok hızlı şekilde sonuca ulaşmak istiyorlar, bunun için de sizin tabiri caizse, başınızın etini de yiyebilirler yani.

Demirkır: “Dayanışmak istiyorum,  bir şey yapmak istiyorum, birinin yüzünde gülümseme olmak istiyorum” cümlesini milyonlarca kere okumuşumdur mesajlarda.  Evet. Güçlü bir dayanışma var.

Peki ne kadar hızlı genişledi grup?

Tokça: Biz Şubat 2016'da başladık.  Temmuz 2016’da 100. peruğu bulduk.  Arkadaşımıza verdik, Kader Demirkır’a. Yani  beş altı ay içerisinde  100 peruk yapmış olduk. Sonrasında şimdiye kadar 500 tane peruğumuz hediye edilmiş durumda.

Peki Facebook sizin projenizi örnek olarak dünyaya sundu yani bu nasıl oldu nasıl iletişime geçtiler sizinle?

Facebook Türkiye Kamu Politikaları Direktörü Nilay Erdem: Biz takip ediyorduk zaten Kanser Savaşçıları Derneği’nin çalışmalarını, Facebook paylaşımlarından gördük, sonra  konuştuk, önerdik ekiplerimize ve Türkiye'deki proje hoşlarına gitti. Onlarla beraber Türkiye'ye gittik ve o herkesin izlediği kampanya filmimizi çektik.

Facebook’tan böyle bir şey ilk geldiği zaman ne hissettiniz?

Tokça: Şok olduk. Yani bunun bence en önemi nedeni kanseri konu alması Çünkü bence kanser herkesin ailesinde  bir yere dokunuyor yani birinin kardeşi birinin abisi birinin annesi babası. Bir yerlerden dokunuyor.

Demirkır: Yani bir tek kanser olmak da değil onu yaşamış biri olarak söylüyorum, o sadece bir peruk değil, ifade ettiği şey sadece bir saç değil, burada bir dayanışma var, umut var, “yalnız değilsin ben senin arkandayım” var ve bunu hiç tanımadığım birisi yapıyor, herkesin herkese bu kadar yabancılaştığı ve birbirine kayıtsız kalanların olduğu bir dünyada  hiç tanımadığın biri gelip "üzülme ya ben buradayım, saçımı veririm senin için" diyor. Muazzam bir moral ve insanların iyilik yapmaya ihtiyacı var. Birine iyilik yaptıkça kendi kendimizi onarıyoruz kendimiz yani birisi iyileşirken  biz de kendimizi iyileştiriyoruz, insan olan yanımız açığa çıkıyor. O yüzden çok güzel. 

Tabii bir kadın olarak şu da çok önemli: Bir estetik bir yan da var, dünyanın sana dayattığı aynaya baktığında kendini böyle hasta bir insan değil de  daha normal görüyorsun, daha normal görmek yemin ederim o  iyi hücreleri çoğaltıyor böyle bir sürü, bir sürü.

Çok bilmeyen insan için anlaması zor olabilir, insan birbirine neyi verir, çok yardım etmek istiyorsa  hani para verir, yemek ısmarlar… Gerçekten ortak iyiliği harekete geçirmek gerekiyor. Ve o mesajlarda da hep şeyi söylüyorum, biz iyilik temelli bir hareketiz. “Size nasıl güveneceğiz” diyen insanlara “Biz tanı yada bir belge istemiyoruz, biz iyiliğe güveniyoruz, siz de iyiliğe güveneceksiniz” diyorum. İyilik üstünden yürüyen bir sistemden geldik.

Tokça: “Gerçekten bunu yaptığımızı görün, biraz bizi izleyin, hani bize güvenmek isterseniz bir Facebook sayfamıza bakın, biraz bizi izleyin ve güvenmek isterseniz sonra güvenin” diyoruz.

Yani  baktığımız zaman geneli itibariyle halen kadınlar birbirine  yardım ediyormuş gibi  gözüküyor erkeklerden gelen var mı?

Tokça: Olmaz mı? Çok böyle uzun saçlı  beyefendiler, saçları güzel güzel böyle.

Demirkır: Lise öğrencileri var mesela o kısacık ömrünün 5 6 senesini vermiş o saçı uzatmak için ve o gönderiyor ve diyor ki,  “Yani  asla saçımı kestirmeyi düşünemezdim böyle bir amaç dışında”

Tokça: Kimse benim saçlarıma dokunamazdı gençken, kırıkları bile aldırmazdım.  Ama ben saçlarımı sizin için veriyorum.

Şimdi sizin diğer gruplardan farklı burada ki Türkiye'deki diğer gruplardan farklı bir yanınız var; Facebook tarafından lanse edilmiş bir grupsunuz. Peki dünyadan nasıl geri dönüşler aldınız?

Tokça: Çok güzel dönüşler oldu. Mesela bizim videolarımızı paylaşıldı, o bir kere bize çok kuvvet verdi. Bakın insanlar belki güveniyor ama  profesyonel olarak da bize güveniliyor.  Bu bizi çok onore etti.
Azerbaycan var. Yunanistan, Almanya var, orada yaşayan Türkler var. O yüzden “Kampanyayı buraya taşımıyor musunuz” Diye sorunlar alıyoruz.

Tabii biz Almanya’daki Türklere de çok peruk yolladık. Dedim ya onlar da bize çok güvendiler Türkiye'yi zaten çok iyi takip ediyorlar böyle bir projenin olduğunu da gördüler. Mesaj gönderenler çok fazla dünyanın her yerindeki Türkler’den. Hem de peruk gönderdiğimiz kişiler gerçekten çok sayıda

Peki, sadece Türklere değil de bunu da global bir operasyona çekmek  için ne  yapmak lazım mesela?
Tokça:
Yani şöyle aslında yurtdışındaki kitleye yönelik bir grup açılabilir belki belli ülkelerle başlanır, mesela Almanya ile başlanabilir. Almanya’daki Türkler belki orada Almanya Türklerinin olduğu  network kullanılır. O grup büyütülebilir. Zaten şimdi kanser çeşitlerine göre gruplar da açmaya başladı Kanser Savaşçıları. Onun üzerine ben zaten ilerler diye düşünüyorum. Biz de zaten onlara her türlü desteği vermek isteriz. 

Şu an kaç üyeniz oldu toplam?

Tokça: Şu an 12 bin üyemiz oldu toplam. Aslına bakarsanız Kanser Savaşçıları Derneği olarak bir sayfamız var, Saçım Saçın Olsun 12 bin, Kanser Savaşçıları 20bini geçti. Yani aslına bakarsanız ikisi birbirini takip eden sayfalardır ama baya bir ulaştığımız kitle var.

Peki hemen bana bir hikaye anlatabilir misiniz siz de çok fazla iz bırakan?

Tokça: Kader'in aslında çok fazla iz bıraktığı için bizimle şu anda. Biz 100. peruğumuzu vereceğiz ve biz bunu birazda artık  “Oleyy 100. peruğu da verdik” diyebilmek için bir event yapmak istedik. Aslında  eventi tam yapamasak da bir  videoyla bunu kutlamak, istedik ve peruğumuz da Kader'e gidecekti. Ve ben bu arada Kader'e peruğu göndereceğim, telefonla aradım. Normalde diğer aradığım kişilerin doğal olarak modu çok düşük yani işte muhtemelen kemoterapi  oluyor, saçları yok, kendilerini kötü hissediyorlar, aynaya bakamıyorlar veya hastalığın getirdiği koşullardan oluyor. Tedavi onları bitkin düşürüyor. O yüzden modları çok düşük açıyorlar telefonu, ben işte onların biraz modlarını düzeltiyorum telefonda ama Kader ile konuştuğumda sesi o kadar cıvıl cıvıldı ki, beni açtı yani o kadar güzeldi yani.  Sonrasında “Kader dedim yani lütfen gel, bizimle yürü. Videomuzda yer al. O zaman da  saçları yoktu, tedavi tam ortasındaydı.” 

Kader Demirkır: Tabi daha kemoterapi oluyordum ve "Hasta olabilirim, zor bir süreç olabilir ama o esnada yapabildiğim tek şey yatakta yatıyorum, dinleniyorum ve elimde telefon var, Facebook’tayım. İnsanlarla iletişim kurma yolum bu. Bağışıklığım çok düşük, sokağa çıkamıyorum, insanlar benim koluma bile giremiyor ve dedim ki "Ben topluluk için bir şey yapmak istiyorum, yattığım yerde bile olsa sadece parmaklarımı bile kullanabiliyor olsam… Birşey yapmak istiyorum. Gönüllü olmak istiyorum” dedim. Dernek de “O zaman tamam, sayfa admini yapalım, gelen mesajlarla ilgilen” dedi  Ondan sonra da...

Tokça: Çalışanımız artık (gülüşmeler)