Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Haftanın Kitapları
        1

        KUŞLAR İÇİN AĞAÇLARA KONMA KILAVUZU
        (Yenal Bilgici)

        Gazeteci-yazar Yenal Bilgici'nin 'Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Kılavuzu' adlı ilk romanı Doğan Kitap'tan çıktı. Bilgici kitapta, mitolojinin, filmlerin, kitapların, tesadüflerin ve tüm gizemleriyle İstanbul’un ilmek ilmek ördüğü sarsıcı bir aşkı anlatıyor. Kuzgun ile Serçe’nin aşkını... Hayattan hiçbir beklentisi kalmamış kahramanımız Kuzgun, yeni bir başlangıç için İstanbul’a gelir ve sıradan görünen insanların sıra dışı hikâyelerini yazan gizemli gazeteci Serçe ile tanışır. Genç kıza derin bir aşkla bağlanan Kuzgun’un hayatı bu karşılaşmadan sonra hızla değişecektir. Sahte videolar üreten “düzeysiz” bir ajans... Tüm yolların başlangıcı Milyon Taşı... Sadece birkaç okuyucusu olan Matbaa gazetesi… Gözden uzak bir Antik Yunan villası ve kendilerini mitolojik tanrılar sanan tuhaf bir topluluk... Kuzgun, başına gelenleri anlamaya çalışırken Serçe, esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur... “Bazen bir kuş yuvadan uçar gider. Kanatlarını havaya, rüzgâra alıştırır... Yuvasına, ağacına konmak ister. Konamaz. Konma bilgisi yok. Öğrenmemiş… Tekrar dener. İçgüdüsel bir şey sanırsın, kuş bu değil mi; uçacak, konacak, değil mi? Yok. Yapamıyor. Kendi kendine öğrenmesi gerek.”

        2

        SABAHATTİN ALİ'NİN ÖZEL MEKTUPLARI
        (Ayşe Sıtkı İlhan-Doğan Akın)

        Sabahattin Ali 6 Kasım 1931 ile 15 Nisan 1935 tarihleri arasında Ayşe Sıtkı İlhan'a tamamı eski harflerle yazılmış tam altmış yedi mektup, on bir şiir ve iki çeviri gönderir. Türk edebiyatının efsane mertebesindeki yazarı Sabahattin Ali'nin hiç bilinmeyen altmış yedi mektubu ve bir bölümü bestelenerek milyonlara ulaşmış şiirlerinin cezaevlerinden yazılmış bu orijinal el yazmaları Ayşe Sıtkı İlhan tarafından gazeteci Doğan Akın'a teslim edilir. Ayşe Sıtkı İlhan mektupları eski yazıdan çevirir, Doğan Akın yayına hazırlar. Dönemin çarpıcı atmosferini yansıtmanın yanı sıra Kürk Mantolu Madonna'dan Kuyucaklı Yusuf'a, Aldırma Gönül'den Melankoli ve Dağlar'a öykü ve romandan şiire uzanan Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarının birinci elden habercisi olan bu kıymetli mektupların gözden geçirilmiş yeni baskısını isimlerin üzerindeki gizi kaldırıp tam metin olarak İş Kültür Yayınları tarafından okuyucularla buluşturuluyor.

        3

        IŞIK VE İP
        (Han Kang)

        Han Kang'ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, şiirlerini, botanik günlüklerini ve yazarlık serüvenine ışık tutan düşünsel metinlerini bir araya getiren Işık ve İp bugün April Yayıncılık'tan çıktı Kitapta Han Kang, dilin insanlar arasında kurduğu görünmez bağları, yazının karanlık zamanlarda nasıl bir ışığa dönüşebildiğini ve edebiyatın insan ruhuyla ilişkisini son derece samimi bir şekilde anlatıyor. Nobel konuşmasından günlüklerine, şiirlerinden denemelerine uzanan bu özel seçki, yazarın iç dünyasına açılan benzersiz bir kapı niteliğinde... Varlığından bihaber olduğumuz duyguların kâşifi Han Kang, çocukken yazdığı bir şiirde insanları birbirine bağlayan altın bir ip hayal etmişti. Yıllar sonra, bu benzersiz kitapta o ipin ucundan tutuyor, yaratıcılığın sınırlarını ölçmek için kullanıyor. Denemeler, şiirler, günlükler ve fotoğraflarla nakşedilmiş bu unutulmaz eser, kapıyı Nobel ödül konuşmasıyla açıyor. Kuzeye bakan küçük bahçesine gün boyunca aynalar yardımıyla ışık taşıyan Kang, aynıışığı bu kez sözcükler aracılığıyla okurlarına yöneltiyor.

        4

        ÖDEŞMELER
        (Tomris Uyar)

        Modern Türk edebiyatının en özgün öykücülerinden Tomris Uyar, haziran ayında iki kitapla Can Yayınları’nda. “Klasik hikâye” ile “modern öykü” arasında özgün bir yere konumlanan Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesiile birbirine dolanan hayatlar ve yasak olana duyulan merak üzerinden insan ruhunun karmaşasına odaklanan Sekizinci Günah… Uyar’ın ilk baskısı 1973’te yapılan ikinci öykü kitabı Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi’yle birleşerek okurla buluşmaya devam etti. “Klasik hikâye” ile “modern öykü” arasında özgün bir yere konumlanan Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi, diriliğini ve canlılığını ilk günkü gibi korumaya devam ediyor... Tomris Uyar’ın “sekizinci günah”ın sırrını çözmeye çalıştığı bu kitap, birbirleriyle girift bir ilişki geliştiren karakterleri, onların birbirine dolanan öykülerini, yasak olana karşı içlerinde duydukları merak ve arzuyu dile getiriyor. Bittikten çok sonraları dahi okurun zihninde dönmeye devam edecek bu öyküler; hayata, dünyaya, aşka farklı pencerelerden bakmak isteyenleri anlatıyor.

        5

        KUZEN PONS
        (Honore de Balzac)

        Müzisyen Pons, kıt kanaat geçinmesine rağmen elinde avucunda ne varsa tablolara ve antika eşyalara harcamaktadır. Böylece hatırı sayılır bir koleksiyon oluşturur. Entelektüel birikimine ekonomik kazanç da eklenince kendine yüksek sosyetede yer bulur. Nüfuzu artar, etrafı ondan faydalanmak isteyenlerle dolar. Ancak onu hor görenler, Pons amansız bir hastalığa yakalandığında, hazinesini ele geçirmek için her tür düzenbazlığı yapacaktır. Burjuva dünyasının vahşiliğini gözler önüne seren bu roman Balzac’ın ifadesiyle “korkunç bir komedi.” André Gide'in “Kuzen Pons’u okuduğumda büyük bir hayranlık ve esrime içindeydim; resmen sarhoş olmuş ve kendimi kaybetmiştim” sözleriyle övdüğü eser Alfa Yayınları'ndan çıktı.

        6

        ANADOLU KARELİ ÖYKÜLER
        (Tolga Gümüşay)

        Tolga Gümüşay imzalı “Kareli Öyküler” serisinin yeni kitabı “Anadolu Kareli Öyküler” Altın Kitaplar’dan çıktı. Gümüşay gündelik hayatın şiirsel anlarını önce fotoğrafla yakalıyor. Sonra o karelerden filizlenen öyküler yazıyor. Sanatçı, bir süre önce rotasını Anadolu’ya çevirdi. Sinop’un deniz kokan sokaklarında dolaştı. Adana’nın Kazancılar Çarşısı’nda kalaycılarla dertleşti. Artvin’in, Bolu’nun sisli yaylalarına çıktı. Tekirdağ’da dalyanları döven dev dalgaları seyretti. Şanlıurfa’nın taş avlularında mırra, Erzurum’un dağ köylerinde isli çaydanlıktan çay içti. Muğla’da, artık suları akmayan bir hamamın mazisini sahibinden dinledi. Vardığı yerin insanıyla kucaklaştı. Manzarasına karıştı. Türkülerini, söylencelerini dinledi. Bazı karşılaşmalar onu derinden etkiledi. Fotoğraflarını çekerek, onları saklamak istedi. Sonra sonra o fotoğraf karelerindeki karakterlerden bazıları kadrajlarına sığmadı. Kimisi elçi bildi onu, hikâyesini yazdırdı. Kimisi ilham verdi, düşsel bir öykünün kapısını araladı. Anadolu Kareli Öyküler, bizi renkli, tempolu, çağdaş bir Anadolu keşfine davet ediyor.

        7

        MOLLA SADRA
        (Sayeh Meisami)

        VakıfBank Kültür Yayınları, Sayeh Meisami’nin kaleme aldığı “Molla Sadrâ” adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. İslam felsefesinin geç döneminde ortaya koyduğu düşünce sistemiyle felsefe, kelam ve tasavvufu ortak bir metafizik çerçevede yeniden yorumlayan filozof Molla Sadrâ; “Aşkın Felsefe” (Hikmet-i Müteâliye) olarak bilinen yaklaşımı, varlık anlayışı, bilgi teorisi ve insanın ontolojik konumuna dair geliştirdiği kavramlarla sonraki yüzyıllarda geniş bir etki alanı oluşturmuştur. Meisami tarafından kaleme alınan bu eser, Molla Sadrâ’nın hayatını ve entelektüel çevresini ana hatlarıyla ele alıyor; onun düşüncesinin temel meselelerini açık bir anlatımla inceliyor. Varlık ve mahiyet ilişkisi, varlığın mertebeleri, bilen ile bilinenin birliği, huzurî bilgi, hayal âlemi ve cevherî hareket gibi kavramlar, Sadrâ felsefesinin bütünlüğü içinde değerlendiriliyor. Eserde ayrıca Tanrı’nın birliği, ilahî bilgi, özgür irade ve diriliş gibi klasik metafizik meselelerin Sadrâ’nın düşüncesinde nasıl yeniden ele alındığı gösteriliyor. Son bölüm ise filozofun öğrencileri, eleştirmenleri ve sonraki dönemlerdeki etkisi üzerinde duruyor.

        8

        FREUD'UN DİVANINDA SÖYLEMEDİĞİN HER ŞEY
        (Hendrik Von Doorn)

        Bir doktor, hastasını divana yatırır. Kendisi arkadaki koltuğa oturur. Hasta tavana bakar, doktoru göremez. Sadece sesler birbirine ulaşır. Bu basit düzenleme yüz yüze gelmeden konuşmak bir asır önce Viyana'da tıbbı değiştirdi. Çünkü Freud bir şeyi fark etmişti: insan, karşısındakinin yüzüne bakarken söyleyemediği bir şeyi, tavana bakarken söyleyebiliyordu. Bugün hâlâ aynı sorunla yaşıyoruz. Söylenemeyen cümleler bedende kalıyor mide olup, sırt olup, baş olup. Görülmek istiyoruz ama görülmekten korkuyoruz. Utanıyoruz ama utancımızı saklıyoruz. Hayatımızın çoğu, bu iki kıyı arasındaki dar geçitte tükeniyor. Freud'un Divanında, o geçidi adım adım yürüyor: annenin ilk aynası, babanın onayı, bedenin sırrı, paranın utancı, aile içinde miras kalmış sessizlikler, rüyaların mektupları. Yirmi beş bölüm, yirmi beş içsel oda... Hendrik Von Doorn'un kitabı Güneş Kitabevi'nden çıktı.

        9

        SFENKSİN KANATLARI
        (Andrea Camilleri)

        İtalyan polisiyesinin ustası Andrea Camilleri'nin 'Komiser Montalbano' serisinin 11. kitabı Sfenksin Kanatları, Mylos Kitap etiketiyle raflarda! Camilleri’nin efsanevi karakteri Komiser Montalbano, bu kez sadece suçlularla değil, kendi içindeki “yaşlılık” sancılarıyla da boğuşmakta. Bir çöplükte bulunan genç bir kadın cesedi; Vigàta’nın tozlu sokaklarını altüst ediyor. Kimliği belirsiz kurbanın omzundaki gizemli dövme, karanlık ilişkiler ağına dair tek ipucu. Montalbano, yardım kuruluşlarının maskesi ardına saklanmış, deyim yerindeyse modern zaman canavarlarıyla karşı karşıya gelmekte; siyaset, din ve bürokrasinin ördüğü bir İtalyan gerçekliği... Komiser Montalbano bir Don Kişot gibi yel değirmenlerine karşı savaşmaktadır: Ne var ki İtalyan yarımadasında bu kez sandığından çok daha gerçektir...

        10

        BEYAZ MENEKŞE
        (Hasan Erkek)

        Hasan Erkek'in Beyaz Menekşe adlı şiir kitabı Cem Yayınevi'nden çıktı. Eserinin temel teması sevgi, aşk, kırılmışlıklar, özlem ve yaşam karşısında dirennç etrafında şekilleniyor. Bu kitapta sadece romantik aşk değil ; çocuklara, doğaya, insana ve hayata duyulan sevgi de önemli bir yer tutuyor. Aynı zamanda hayal kırıklıkları, içsel yolculuk ve insanın kendini yeniden kurma çabası da işleniyor. Özellikle ''menekşe'' imgesi kitapta sembolik bir anlam taşıyor ; iyilik, sevgi, saflık ve insanın iç dünyasını güzelleştiren bir farkındalık olarak ele alınıyor. Şiirlerde zaman zaman hüzün ve kırgınlık olsa da genel duygu, yaşamı ve sevgiyi savunan bir bakış açısı hakim. Kitabın bölümlerinde özlem, kırık ilişkiler ve insanın duygusal sığınak arayışı da dikkat çekiyor.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Habertürk Manşet - 18 Haziran 2026 (Erhan Karaal'ı Kimler Kaçırdı?)

        Polistan 6 ayda üç aşamalı operasyon. Sosyal medyada sanal devriye ekipleri: Suç gruplarına sızarak tetikçi avı.6 ayda operasyon üstüne operasyon. Klavye başında tetikçilik pazarlığı: Anonim hesaplar yakayı ele verdi. Evinin önünden kaçırıldı. Zorla araca bindirildi. İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yard...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ