Oruç sırasında kan şekeri yönetimi ihmal edilmemeli. İftar öncesi ve sonrası yapılacak küçük değişikliklerle sağlıklı bir Ramazan mümkün.
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte iftar sofralarında yer alan ağır ve fazla miktardaki yemekler, sağlıksız beslenme alışkanlıklarıyla birleştiğinde çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu sorunların başında ise diyabet ve gizli şeker olarak bilinen insülin direnci gelmektedir. Özellikle diyabet tanısı bulunan kişilerin oruç sürecinde çok daha dikkatli davranmaları gerekir.
Uzun süreli açlık durumunda kan şekerinin düşmesine hipoglisemi denir. Sağlıklı bireylerde bile uzun süre aç kalındığında kan şekeri azalmaya başlar. Vücut bu duruma karşı savunma mekanizması geliştirir. İnsülin hormonu azalırken; kan şekerinin daha fazla düşmesini engellemek amacıyla glukagon, adrenalin, kortizol ve büyüme hormonu salgılanır.
Ancak bu denge özellikle diyabet hastalarında daha hassas olduğundan, kontrolsüz durumlar ciddi sorunlara yol açabilir.
Gün boyu süren açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek tüketmek, bu kez kan şekerinin hızla yükselmesine yani hiperglisemiye neden olabilir. Kan şekerindeki ani yükselişler de en az düşüşler kadar tehlikelidir. Bu nedenle iftarda beslenme düzenine dikkat etmek büyük önem taşır.
DİYABET HASTALARI İÇİN ÖNERİLER
Özellikle Ramazan’ın ilk günlerinde diyabet hastalarının gün içinde ve iftardan sonra birkaç kez kan şekeri ölçümü yapmaları gerekir. Değerlerde ciddi düşme veya yükselme tespit edilirse vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
İftarda daha dengeli bir beslenme planı uygulamak kan şekerindeki ani değişimleri önlemeye yardımcı olur:
Oruca çorba gibi hafif bir yiyecekle başlanmalı, ardından kısa bir ara verilerek ana yemeğe geçilmelidir.
Kan şekerini hızlı yükseltmeyen, glisemik indeksi düşük sebze yemekleri tercih edilmelidir.
Meşrubat ve şekerli meyve suları yerine; su, maden suyu, ayran veya açık çay gibi içecekler tüketilmelidir.
RAMAZAN’DA KAN ŞEKERİNİ DENGEDE TUTMANIN YOLLARI
Ramazan boyunca değişen beslenme düzeni metabolizma hızının yavaşlamasına neden olabilir. Bunun önüne geçmek için iftardan yaklaşık yarım saat sonra su tüketimini artırmak ve hafif tempolu hareket etmek oldukça faydalıdır.
İftar sonrası yaşanan yorgunluk ve rehavet hissini azaltmak, aynı zamanda tatlı isteğini dengelemek için açık havada yürüyüş yapmak etkili bir yöntemdir. Yürüyüş, gün içinde yavaşlayan metabolizmayı yeniden harekete geçirir.
Yürüyüş sonrasında 1–2 porsiyon meyve ile birlikte fındık, badem veya ceviz gibi sağlıklı yağ kaynakları tüketilebilir. Şekersiz çay eşliğinde yapılan bu ara öğün, hem kan şekerinin dengelenmesine hem de gece boyunca tokluk hissinin korunmasına katkı sağlar.
Ramazan ayında bilinçli ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinmek, hem ibadetin daha sağlıklı şekilde sürdürülmesine hem de genel sağlığın korunmasına yardımcı olur.
Görsel Kaynak: istockphoto