Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Org.Büyükanıt'ın konuşmasının yankıları

        3 kere kendisini alkışlayan akademi öğrencilerini selamladı. Anayasal haklarını nasıl sonuna kadar yerine getireceklerini kararlılıkla belirtti. İster-istemez Başbakan bir gün önce bu konuya değinerek ”Bu konuya girmeyelim” şeklinde pas attığını biliyoruz. Ancak bu açıklamalar aylar öncesinde yapılır.

        İçinde polis teşkilatından üyelerinde bulunduğu rapor hazırlanmıştır deniliyor. TSK yöntemi ile Siyaset yönteminin farkını ortaya koydu. Siyasetin laikliği yeniden tanımlaması ve irtica yoktur demesine rağmen üstüne basa basa açık seçik ortaya konan yorumlar. Özellikle Başbakan’ın ABD’ye gidişi sırasında yaptığı açıklamalarla örtüşmeye bir konuşma. TSK’da yeni dönem. Artık konuşmalarının daha açık ve deşifre ederek kapalı ifadeler kullanılmadan yapıldığını görüyoruz. Kuvvet komutanlarının söylediklerinin altına imza attığını söyleyip, ekleyeceklerinin bulunduğunu söyledi.

        Konuşmanın son bölümünde göndermesi de ilginçti. “İçimizden de bunları savunanlar var” diyerek “Yabancılara haksızlık yapıyorum” göndermesi yaptı.

        Yenişafak Gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan: Bunlar niye son dönemde neden yüksek sesle konuşulmaya başlandı. İrica konusunda belirli bir artış toplumsal anlamda rahatsızlık oluşturan bir şey görmüyorum. Genelkurmay Başkanı’nın asker-siyaset ilişkisi üzerine konuşması bir rapor üzerine. Bu konu tartışılabilir. Türkiye’de Osmanlı’dan beri gelen gelenek nedeniyle asker kökenli bir ülke oldu. Normal ülkelere göre farklı. Bunun niye böyle arttığını anlamak için 4 yıl öncesine gitmek gerek. Sayın Özkök AB ile paralel bir çizgi sergiledi. Sayın Özkök’ün daha hassas davrandığı görüldü. Hatta borsayı etkiler diye Borsa kapandıktan sonra açıklama yapan bir özelliği vardı. Özkök’ün ayrılmasından sonra TSK’da yeni bir yapı oluştu. Yani yeni generaller Osmanlı’dan beri başlayan geleneğe geri döndü. Çok abartılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Normal açıklama yaptıklarını düşünüyorum.

        Hürriyet Gazetesi yazarı Tufan Türenç: İrtica tartışması… Komutan bir iki soru sorarak irtica tehlikesi olup olmadığını sordu. “Bu sorulara yok denilebilir mi? Var deniyorsa irtica için tedbirler alınması gerektiğini” söyledi. Ateşkes olmadığını bunun iki ülke arasında olduğun söyledi. Terör örgütünün son üyesi yok edilene kadar TSK’nın çabalarını sürdüreceğini söyledi. PKK’nın ateşkesini çok dikkate almadıklarını söyledi. Laikliğe karşı irtica çabalarına dışarı kadar içeriden de destek geldiğini belirtti. İçeriden bu tip kampanyaların halkın en saygı duyduğu kuruma karşı yıpratma çabalarının yapıldığı ve bazı yöneticiler tarafından da destek verildiğini de söyledi.

        Ben gerek 3 kuvvet komutanının ve sonrasında Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarını tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Komutanlar görevleri gereği uyarılarını yaptılar. Bu uyarılar haklı bir şekilde masaya yatırılmalıdır. Cumhuriyete duyarlı olan tüm kesimlerde rahatsızlık vardır. Bu ülkenin aydınlık geleceğini tehdit etmektedir. Bunun için de önlemler alınmalıdır.

        Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ali Sirmen: Org. Büyükanıt’ın açıklamaları son derece normal. Ateşkes çatışan iki devlet arasında kabul edilir. Acaba bir savaş durumu mu varki ateşkesten söz edilsin. Org. Büyükanıt, tek çözümün PKK’nın silahları bırakarak Türk adaletine emanet olmasını söylemektedir. Bu ateşkes oyununa dikkat etmek gerekir. Barış ve insanı çözüm isteyenler buna destek verecek. Başbakan’ın ilginç bir sözü var: Durup dururken takip yapılmaz. Ben bu sözler nedeniyle Başbakan’ın da bu oyunun içinde olduğunu düşünüyorum. PKK ‘Ateşkes ilan ettim’ diyecek. Gidecek dağda kış olduğu için dinlenecek. Sonra canı istediği zaman ateşkesi bozacak. Böyle bir senaryoya Genelkurmay Başkanı’nın karşı çıkmaması, bunu görmemesi tehlikeli olurdu.

        Atatürkçülük sorgulanıyor. Atatürkçülük deyiminden bizim anladığımız laik, sosyal ve hukuk devletidir. AB çevreleri de Atatürk’ün düşüncelerinden rahatsızdır. Genelkurmay Başkanı kimlerin rahatsız olduğunu söylüyor. Sivil toplum örgütü denilen örgütlerin nerelerden para aldığı ortadadır.

        irtica yargının en üst düzeyini baskı altına almak için cinayet işleyecek boyuta dayanmıştır. İrticadan beslenenler irticayı reddediyor. Türkiye'de sivil toplumun büyük bir kesimi aynı endişeleri paylaşmaktadır.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ