HABERTURK.COM

Tarih boyunca salgın hastalıklar insanlar için en büyük korkuların başında gelmekte. Geçmişte toplu ölümlere yol açan bulaşıcı ve salgın hastalıkların büyük acıların yaşanmasına neden olduğu biliniyor. Bilindiği üzere Çin'de ölümcül Koronavirüs kâbusu büyüyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Sağlık Komisyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, virüsten etkilenenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Virüs korkusu, insanların hayatının seyrini değiştiren davranışlardan biri. Çoğunlukla insan psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Ruh sağlığı da bilindiği üzere beden sağlığı kadar önemlidir.

Ruh Sağlığı Derneği temsilcisi Uzman Psikolog Emine Esra Tanrıverdi, "Korku bulaşıcıdır. Bilmediğimiz bir şeyden hep korkarız hep korkulur. Oysaki hastalıklar, kayıplar, zorluklar yaşamamız, şanssız bir zavallı olduğumuzu göstermez. Sadece ve sadece insan olduğumuzu gösterir. İnsanın da en önemli özelliği, koşullar ne olursa olsun, mücadeleye devam edip, bir yandan da küçük mutlulukları görmeye ve anlamlı bulduğu şey için çalışmaya çabalamasıdır. Atalarımız zor hayatlarını, bu gerçeği kabullenerek sürdürmeyi biliyorlardı" dedi.

Dernekten yapılan açıklamaya göre, koronavirüs son günlerde ülkemizde de sürekli gündemde olan bir konu. Bu konuda önce bireylerin yanlış bilgilendirilmelerinin farkına varılması, bunların değiştirilmeye çalışılması, bilinmesi gerekli bilgi ve becerilerin kazanılması gerekmekte. "Virüs geldi gelecek" korkusu insanlarda panik oluştururken, psikolojik olarak da olumsuz etkiliyor. Açıklamaya göre, bununla birlikte panik atak, fobi, stres, uykusuzluk, yeme sorunları, korku gibi rahatsızlıklar ile ilgili şikayetlere yönelik başvurular yaygınlaşıyor.

Ruh Sağlığı Derneği gönüllü uzmanlarından Şeyma Kaplan, ülkelerin sık sık bu tip virüstük sorunlar yaşadığını; aslında sağlığa ve bağışıklığa olumlu etkisi olabilecek bu tip salgınların bağışıklık gelişime destek olacağının da göz ardı edilememesi gerektiğini belirterek, "İnsan psikolojisinin belirsizliğe dair korkularından ve yanlış bilgilenmelerinden kaynaklı korkular geliştirebilmelerinin de normal olduğunu belirtti. Buna ek olarak bu korku ve kaygılarla yüzleşmenin; Koronavirüs gibi birçok virüs ve hastalıklardan, salgın olmasa da, korunma yollarının araştırılıp öğrenilmesi için bir vesile olması açısından da avantajlı yanlarının olduğunu fark etmemiz gerekiyor" dedi.

Ruh Sağlığı Derneği Genel Başkanı Dr. Ömer Akgül ise, şunları söyledi:

"Hapşırma ve tıksırmalardan irkilen, toplu ulaşımdan kaçınan, kapalı ve kalabalık ortamlara giremeyen, sağlığı ile ilgili aşırı endişelenen, hastalanacağı endişeni zihninden çıkaramayan, işine odaklanamayan, haberlerden aşırı etkilenen vb. sebeplerden ötürü günlük rutinlerini sürdürmekte zorlanan vatandaşlarımızın psikolojik destek alması hayatlarını olağan akışına geri çevirmeleri ve gerekli tedbirleri bireysel olarak almaları önerilmektedir.

Ruh Sağlığı Derneği olarak küresel bu virüs ve korku salgınına karşı teyakkuzdayız. Beden sağlığımız gibi ruh sağlığımızı güçlü tutarsak, birlikteliğimize ne kadar özenirsek bu tür kitlesel tehditlerden daha az etkileniriz.

Koronavirüs salgını aynı zamanda bir korku salgını başlattı. Salgın hastalıklarla ilgili korku ve kaygıları ölçmeye yönelik derneğimiz bir araştırma başlattı. ruhsagligidernegi.org adresli dernek resmi internet sitesinden araştırmaya katılabilir, var olan sonuçları görebilir, profesyonel destek almanız gerekip gerekmediğine karar verebilirsiniz.

Dünyanın hiçbir yerinde acılardan kaçılamayacağı bir kez daha açığa çıktığına göre, bizlerin de bir an önce 'mükemmel an'ı aramaktan vazgeçip elimizdeki 'an'ı güzelleştirmeye ve anlamlandırmaya başlamamızın zamanı. Buna bağlı olarak uzmanların ne yapılması gerektiğini söylemesi ile önlemler alınmaya çalışılmalı. Bu konuda vatandaşlara rehberlik yapılmalı. Korkuyla değil bilgiyle ve farkındalıkla hareket etmenin önemi büyük, çünkü daha önce de birçok kez sağlıklı korkunun tehlikelere karşı koruyucu fonksiyonunu hepimiz yaşadık ve gördük."

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri