Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tuvalet alışkanlığı, çocuğun kendi kendine ebeveynine gerek duymadan, mesane kontrolünü yapabilmesidir ve çocuklar için önemli bir gelişimsel dönemdir. Bu eğitim 2 yaş civarında çocuğun yeterli kas gelişimi tamamlandıktan sonra verilebilir. Tuvalet eğitimi verilirken veya verildikten sonra bir süre altına kaçırma jörülmesi olağandır. Gerekli eğitim verildikten sonra 4 yaşından itibaren altını ıslatma sorunu devam ediyorsa bir profesyonele danışmakta fayda vardır.

Psikolog Esin Başol, çocuklarda tuvalet eğitimi hakkında merak edilenleri anlattı.

Tuvalet eğitimi ne zaman verilmeli?

Tüm annelerin isteği bir an evvel :uklarının en önemli gelişim görevlerinden biri olan tuvalet alışkanlığını kazanmalarıdır. Bu sorumluluğun ortadan kalkması tabii ki onları rahatatacaktır. Ama aceleci davranmak beklenilenin tam tersi sonuçlar doğuracaktır. 18-24 aylık çocuklar tuvalet işlevleri üzerinde denetimi sağlayabilir duruma gelmektedir. Aslında kesin bir yaş söyleyebilmek mümkün değildir, çocuk yeterli bilişsel ve bedensel olgunluğa ulaştığında eğitimin verilmesi en uygunudur. Boşaltım sistemini denetleyen kasların ve sinirlerin gelişimi gerçekleşmeden çocuğun tuvaletini istediğinde bırakması, istediğinde tutması mümkün değildir. Bir yaş civarında, tuvalet eğitimine erken başlayan anneler bu ayrıntıyı atlamaktadır.
Tuvalet eğitiminin verildiği yaşlar, Freud'un Psikoseksüel Gelişim dönemlerinden Anal döneme denk gelir.

Freud kişilik gelişimini incelemiş ve kişiliğin temelinin yaşamın ilk yıllarında oluştuğunu savunmuştur. Bu gelişimdeki önemli dönüm noktalarından biri olan Anal dönem, çocuğun mesanesi ile bağırsaklarının kontrolünü öğrendiği bir gelişim dönemidir. Çocuk bu dönemde ilk kez irade kavramıyla tanışır, başarı ve bağımsızkğa ilk adımlar atılır. Ayrıca çocuk bu dönemde tuvaletini istenilen şekilde istenilen yere yaptıkça onay alır, herkes tarafìndan ilgi görür. Bu sayede iyi, kötü, ayıp gibi toplumsal değer yargıları ile birlikte süperego oluşmaya başlar. Çocuk yürüyebiliyorsa ve birkaç saat kuru kalmayı başarabiliyorsa, bedensel ve zihinsel açıdan yeterli olgunluğa ulaştığında şu adımlarla eğitime başlanabilir:


• İlk olarak çocuğu özendirmek, daha istekli olmasını sağlamak için oturak almaya birlikte gitmek. 

• Bu konu ile ilgili hikayeler okuyup, masallar anlatarak onu hazırlamak.

• Çocuğun tuvaletinin geldiğini anlamanızı sağlayacak hareketleri, sözsüz ifadeleri fark ettiğiniz de onu oturağına oturtmak.

• Hk etapta çocuğun sadece oturağa oturmasını başarı olarak kabul etmek (daha önce hiç kullanmadığı, tanımadığı bir eşya olduğunu unutmamalıyız).

• Gerekirse sifonla oynamasına izin vermek.

• Belli zamanlar belirleyip her gün kısa süreli ve rutin olarak oturağına oturtmak.

• Başardığında onu abartarak ödüllendirmek, başarısızlıklarında ise cezalandırmaktan, utandırmaktan ve eleştirmekten kaçınmak.

• Oturakta geçen zamanı çok uzatmadan sıkıcı bir olaya dönüşmesini engellemek.

• Lazımlığa oturmaları sıklaştırmak.

• Bu aşamalardan sonra bez kullanmayı bırakmak [bezin bağlı olması çocuğa buraya yapabilirsin mesajı vermektedir).

• Oturağını kendisinin de istediğinde rahatlıkla ulaşabileceği şekilde bırakmak.

• Bir süre sonra sadece giysilerini giyip çıkarmasında yardımcı olmak.

• Kolaylıkla giyip-çıkarabileceği giysileri tercih etmek.


Ebeveynin tuvalet eğitimindeki tutumu çocuğun kişiliğini nasıl etkilediğini biliyor musunuz?

Ebeveynler olarak eğitim esnasında sakin ve sabırlı davranmalısınız. Tuvalet alışkanlığının ne zaman edinildiği çok önemli değildir. Erken yaşta ve yanlış eğitimler çocuklarda silinmez izler, kişilik gelişiminde de önemli etkiler bırakır. Bu yüzden kendimizi kontrol ederek anlayış ve sabırla bu dönemi geçirmeliyiz. Eğitim ne çok esnek ne de çok sert verilmelidir. Freud'a göre bu dönemde bakım verenin uyguladığı aşın baskıcı denedeyici tutumlar, kati tuvalet eğitimi; çocuğun anal dönemde saplanmasına (anal fiksasyon) sebebiyet verir. Bu saplanma ile iki problemden biri ortaya çıkar. Bunlar "anal tutucu" ve "anal bırakıcıdır". Anal tutucu sıkı, sert, cezalandırıcı bir tuvalet eğitimi verildiğinde olur. Anal bırakıcı ise ebeveynlerin çocuğun tuvalet eğitimiyle gerektiği kadar ilgilenmediği ve belirli kuralları çocuğa öğretmedikleri için gelişir.

Anal dönemde saplanmış kişilerde aşın düzenli, titiz, cimri, bencil, katı kuralları olan, utangaç, itaat etmeye eğilimli, otoriteye karşı gelemeyen veya pasaklı, kararsız, tutarsız olma gibi kişilik özellikleri görülebilir. Anal dönemde annesi veya bakım veren ile çocuk arasında uyumlu ilişkiler gözlenmişse, özgürce seçimler yapabilen, bağımsız, özerk, suçluluk duymadan girişimde bulunan, insan ilişkilerinde başarılı bir kişilik gelişir.

ALT ISLATMA PROBLEMİ

Geceleri tuvaletini kontrol edebilmek gündüzleri kontrol edebilmekle aynı anda başlayabildiği gibi, aylar sonrasında da başlayabilir. Tuvalet alışkanlığının kazanılma süreci çocuktan çocuğa değişir. Dört yaşındaki bir çocuğun idrarını gece ve gündüzde kontrol edebilecek olgunluğa ulaşması beklenmektedir. Dört yaşından sonra bu sorun hala devam ediyorsa bir sorun olarak değerlendirmek gerekir.

Alt ıslatmanın 2 çeşidi vardır:

1. Birincil Enürezis, 2. ikincil Enürezis
Dört yaşlarından itibaren hala devam eden alt ve yatak ıslatmasına, mesane kontrolünün yapılamamasına "Enürezis" denilmektedir.

Hangi durumlarda ne tip enürezis (alt ıslatma) görülmektedir?

Birincil enürezis, altını ıslatmanın yaklaşık olarak yüzde 70-80'ini oluştururken, ikincil enürezis ise yüzde 20-30'unu oluşturmaktadır. İdrarını kaçırma sorunu eğer doğumundan itibaren eğitim ve kas gelişimine rağmen devam ediyorsa buna birincil enürezis denilmektedir. Çocuğun bu durumu silah olarak kullanması da mümkün olabilir.

Altını ıslatma tuvalet alışkanlığını kazandıktan, temizlendikten yaklaşık 1 yıl sonrası bir kriz dönemini takiben ortaya çıkıyorsa buna da ikincil enürezis denilmektedir. Anne babanın boşanması, yeni kardeşin doğumu, yeni eve taşınma, okula başlama gibi etkenler çocuğun geriye dönmesine küçükmüş gibi davranmasına sebep olur. Bu gerileme özellikle çocuğa bakım verene öfkesinin bir yansıması olabilir. Çocuk kaybettiği statüyü geri kazanmak için bunu isteyerek veya istem dışı yapabilir. Örneğin yeni doğan kardeşle birlikte böyle sorunlar görülebilir. Çocuk burada kaybettiği anne veya babasının ilgisini geri istediği için bunu yapmaktadır. Özellikle kardeşin ilk doğduğu zamanlarda annenin kardeş ile fazla vakit geçirmesi muhtemeldir. Bu da çocuğa sevilmediğini, kardeşi gibi olursa eski ilgiye kavuşacağını düşündürebilmektedir. Böyle durumlarda anne kardeşle vakit geçiriyorsa babanın da diğeriyle vakit geçirmesi ilgilenmesi en doğrusudur. Böyle bir davranış çocuğa kardeşim olsa da annem ve babam beni aynı seviyor dedirtir. Bunları ebeveynler söyleyerek yapmaya çalışmaktadır. Doğru olan sözle değil eylemle bunu çocuğa hissettirmektir. Gece altını ıslatan çocukların çoğunun ebeveyninde de aynı soruna ait öyküye rastianmaktadır.

Alt ıslatmanın ilkokul yıllarına kadar devam etmesi çocuk için oldukça zordur. Geceleri arkadaşlarında kalmaktan, okul seyahatierine gitmekten genellikle uzak dururlar. Bu durumu ortadan kaldırmak, çocuğu da ruhsal açıdan yıpratmamak için tedavi gerekmektedir. Öncelikle çocuğun idrar yollarıyla ilgili bir problem olup olmadığına bakılmalıdır. Öyle bir problemin bulunmadığına ikna olunduktan sonra tedaviler ya ilaçla ya da davranış tedavileriyle yapılabilir. Öncelikle tedaviye başlarken altında yatan sebep bulunarak elimine edilmelidir. Böyle sorunlar genellikle çocuğun yakın çevresindeki sorunlardan kaynaklanmaktadır. Anne babalar çocuklarının temel güven kaynaklandır.

Bu durumda ebeveynler olarak sizin yapmamanız gerekenler:

1) Altını kirleten çocuğu dövmekten, kınamaktan ve cezalandırmaktan,

2) Baskıcı ve otoriter, disiplinli tutumlardan,

3) Onu küçümseyip alay etmekten,

4) İnsanların yanında onu küçük düşürüp, utandırmaktan,

5) Böyle bir sorunu olmayan yaşrdarıyla onu karşılaştırmaktan kaçınmaksınız.

Ve profesyonel desteğin haricinde yapmanız gerekenler:

1) Çocuğunuza destek olmalısınız, güven vermelisiniz.

2) Anne ve baba olarak tutariı davranmalısınız.

3) Çocuğu geceleri 90 dakika aralıklarla uyandırmaksınız.

4) Geceleri tuvalete kaldırdığınızda ebeveyn olarak sırayla çocuğunuza refakat etmelisiniz.

5) Takvim tutabilirsiniz. Kuru günlerde güneş, ıslak günlerde yağmur resmi çizebilirsiniz. Güneşler artmışsa bir sarılma, kucaklama, öpücükle veya tebrikle (özellikle küçük ödüller) ödüllendirerek çocuğun motivasyonunu arttırarak sorumluluk almasına yardımcı olabilirsiniz.

Popüler Psikiyatri