Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

21 sene sonra Kadıköy yenilmezliği bitti. 1999'da bu statta son galibiyeti alan Fatih Terim, bunca zaman sonra seriyi bitiren maçı da yöneten isim oldu. Öncelikle maçın başından sonuna kadar hatta belli ki hafta içi çok çalıştıkları belli olan bir planla kazanan Galatasaray ve Fatih Terim'i yürekten kutlarım. Son derece hak edilmiş bir galibiyetti. Bu serinin sona ermesi de Ali Koç'a ve Ersun Yanal'a nasip oldu.. 

F.Bahçe ise planlamasından çalışmasına kadar hemen hiç hazırlanmadığı bu maçı kaybetti. Üstelik hiç iyi oynamadığı kötü başladığı maçta ilk pozisyonda golü bulup öne geçmesine rağmen. "Ersun Yanal ile F.Bahçe taraftarı arasında yarım kalan bir aşk vardı ve o aşkın tamamlanması için ya yeni bir aşk bulacaksınız, ya da yeniden beraber olup o aşkı tüketeceksiniz" diyordum. O aşk aslen geçen sene bitmişti. Nitekim dün kesin boşanma gerçekleşti. F.Bahçe artık seneye hazırlanacak. Ali Koç, haklı olarak şikayetçi olduğu konularda oyuncuları ve teknik ekibi tarafından yalnız bırakıldı. Kendisinin de seneye çok iyi kadro kurması gerektiğini bir kez daha görmüştür umarım. Tolga Ciğerci - Jailson - Tolgay - Deniz Türüç gibi oyunculardan daha iyi isimlere ihtiyaç olduğu gerçeğini de görmek lazım.

 

Ersun Yanal; içeride kaybedilen Antalya maçından sonra Comolli'ye "Bir daha Jailson'u stoper oynatmayacağım" demişti. Ama Jailson yeniden stoperdi. Alanya ve Ankaragücü maçından sonra üst üste 3. maç olan derbide de bombayı patlattı ve penaltı yaptırdı. Zaten Fener lehine penaltı verdikten sonra tüm takdir haklarını F.Bahçe aleyhine kullanan hakemin ilk fırsatta penaltı çalacağını bilmesi gerekirdi. Ona bu söylenmeliydi. Takım içi psikolojik hazırlık yoktu. Taktik hazırlık yoktu. Öne geçilmesine rağmen yeni bir plan yapılamadı. Hatta ve hatta rakibin kafa golü atabilecek tek isim olan Donk'a adam markajı dahi yaptırmamak gibi tamamen hazırlıksız bir takımdı F.Bahçe. Eski maçların en önemli özelliği olan 'kararlılık' dahi zayıftı.
G.Saray ise planlıydı. Onyekuru daha 4. dakikada planı gösterdi. Ömer driplingle, Belhanda pasla alan boşalttı.

İyi gününde olmayan Feghouli'ye rağmen oyun üstünlüğünü aldılar. Seri'yi çok beğendim. Maçın adamı da çok net 2 gol kaçırsa da hem penaltıyı yaptıran hem de son golü atan Onyekuru idi. 1-0 geriye düşseler de bozulmadılar ve 0-0 nasıl ise o şekilde oynadılar. 2. devre F.Bahçe biraz pas yaparak dengeyi kurmuş gibi göründü ama kısır bir oyun oldu. G.Saray bekledi ve sakin kaldı. 1-1'i 80'e kadar tutsalar G.Saray da beraberliğe razı görünürdü. Ama oyuna girecek isim Deniz Türüç ise zaten çok konuşacak bir şey yok. Hakem Halil Umut Meler, F.Bahçe lehine penaltı çaldıktan sonra tüm takdir haklarını G.Saray lehine kullandı. Ama G.Saray lehine verdiği penaltı ilk penaltı ile aynıydı. Ama Belhanda'yı 2. sarıdan attıktan sonra Deniz'e gösterdiği kırmızı kart tam bir dengeleme eyyamıydı. Ancak F.Bahçe "hakem ile kaybettik" diyemez. Bu kadro, şampiyon olamazdı nitekim olamayacak. Kupa, makul hedeftir artık.

Bir sözüm de F.Bahçe taraftarına.. F.Bahçe taraftarı 2. yarıda sustu. Baskı kurması gereken dakikalarda tiyatro izleyicisi oldular. Yani hocasından oyuncusuna, yönetiminden başkanına ve dahi taraftarına kadar hiç hazırlanmayan bir takıma Yusuf Fahir Baba da kurtarmaz. Öte yandan hocasından oyuncusuna kadar herkesin iyi hazırlandığı bir takımın galibiyeti elbette ki hak etmiştir.

G.Saray yüzde 40 şampiyon olur. Trabzonspor da yüzde 40.. Başaksehir yüzde 15, Sivasspor da yüzde 5 şampiyonluk ihtimalinde artık.