Spor yazarlarından Galatasaray - Konyaspor maçı yorumu (Penaltı için ne dediler?)
Spor Toto Süper Lig'in 13. haftasında oynanan ve 1-1 biten Galatasaray - Konyaspor maçında yeşil-beyazlı takım lehine verilen penaltı kararı tartışma yarattı. Spor yazarları pozisyon için ne dedi?
MEHMET DEMİRKOL - FANATİK
GALATASARAY'IN YÖNTEMİ YANLIŞ
Konyaspor topu çok istemedi. Şekil olarak mükemmele yakın durdular. Hatta golü de - gariptir - bundan yediler. Mariano’nun ortasında Diagne ve Uğur merkezi çok iyi kapattı. Hep yaptıkları gibi... Ama aralarında konuşmayınca asisti de golü de onlar yaptı. Galatasaray’ın o dakikaya kadar net bir pozisyonu yoktu. Konya çok iyi durduğu için... Ceza sahası önünden itibaren Galatasaray’ın oyun kurmasını engellediler. Fernando, Selçuk ve Feghouli her seferinde dar alanlarda boş pas kanalı bulamadan baskı yedi. Zaten set oyunu olmayan ev sahibi uzun toplarla topu kenarlara, çizgiye açmak istedi. Ömer’in ortaları dışında ceza sahası içine girecek bir yöntem bulamadılar. Konyaspor ise bu oyunda olabileceği kadar savunma arasına adam kaçırdı. Ancak Jahoviçpozisyonları değerlendiremedi.
Gecenin sorusu
Aykut Kocaman oyunu gerçekten iyi çizmiş. Ancak bu kadroda Fofana’ya bir rol vermeli miydi diye sormadan edemiyor insan.
Maçın starı
En yakın aday Traore. İki yönlü görevini mükemmele yakın yaptı. Onu destekleyen Jonsson’la birlikte belki topa çok sahip olmadılar ama olduklarında her seferinde olumlu kullandılar.
Maçın olayı
Penaltı ve kırmızı kart. Serdar’ın VAR’ı beklemeden verdiği tepki kabul edilebilir değil. Hüseyin Göçek kırmızı kartta haklı. Kırmızı gösterdiği için pozisyonu gidip izlememesiyse yanlış. Bakmalıydı.
Kısa mesaj
Galatasaray bir çok iç saha maçını çılgın bir baskıyla kazandı. Ancak artık mutlak bir set oyunu ve pas hızına ihtiyacı var.
ERMAN TOROĞLU - FOTOMAÇ
PENALTI DEĞİL!
Hep şunu söylerim maç bitmeden yazı yazmak doğru olmaz. Çünkü 90. dakikada bir olay olur, maçı yazmazsın onu yazarsın. Örnek de dünkü maç. Ama biz önce biraz maçı yazalım, sonra 90'a gelelim.
Kestirme kestirme yazalım. Galatasaray maçı kazanmayı hak etti mi? Hayır. Daha net pozisyonları kim yakaladı? Konyaspor. Başkanı ve teknik direktörü bu kadar ceza alan bir takımın, futbolcularının sahada daha farklı mücadele etmeli gerekirdi. Kararlara isyan edip sportmenlikten ayrılmadan daha hırslı olmaları lazımdı.
Galatasaraylı oyuncular yaptılar mı? Hayır.
Konyaspor klasik Aykut formülüyle oynadı.
Rakibe ileride fazla basma. Gel yarı sahaya.
Ceza alanına da girme. Çabuk toplarla çık. Nasıl olsa pozisyon yakalarsın. Nitekim yakaladılar da. Hatta bir ara Konyasporlular, Galatasaray'ın oyunana isyan edip "Ulan bunları gol atacak hali yok dediler kendi kalelerine gol attılar. Sarıkırmızılılar defanstan o kadar ağır çıkıyorlar ki 10 dakikada orta sahaya geliyorlar. Herhalde forvete gitsek kim gol atacak diye görüşleri var heralde. Bunda da espri yapmıyorum.
Şimdi gelelim fasulyenin nimetlerine. Dakika 90.
Ceza alanı içinde bir ikili pozisyon. Galatasaraylı oyuncu, Konyasporlu oyuncunun sol tarafından geliyor. Tereyağından çeker gibi topu çekiyor.
Konyasporlu oyuncu, G.Saraylı oyuncunun kaval kemiğine basıp yerde kıvranıyor. Hakem de buna penaltı çalıyor. İyi güzel de pozisyonun en az 3 kamerayla ters açılarla görüntüleri VAR'ın önüne geliyor. VAR ile konuşuyorlar. O kadar uzun konuşuyorlar ki onu çözemedim.
Madem bir penaltı şüphesi var, yani potansiyel bir penaltı şüphesi var ikaz edip hakeme lütfedip pozisyonu görmesini istemesi lazımdı.
Ben bir restoranda yemek yiyordum: Millet bana döndü. Dedim ki VAR'ın cümlesiyle hakem gider, penaltıyı iptal eder, kırmızıyı da kaldırır. Neredeyse 3 dakika konuşuyorlar ve penaltı atılıyor. Şimdi burada 10 dakika çay molası verelim. Bakınız TFF ile sorun yaşayarak ayrılan Fatih Terim'in intikam yemeğini bazı kesimler soğuk soğuk yiyorlar. Ne derler?
İntikam soğuk yenen bir yemektir. Çünkü bu pozisyonda hem penaltı hem kırmızı, giden 2 puan. G.Saray hak etmedi. Ama adamlar maçı bitiriyorlar. Sen olmayan bir penaltıyı verip, olmayan bir kırmızıyı gösteriyorsun.
Sahada hakem var, televizyonun başında VAR ile AVAR var. Sonunda aklıma şu parça geliyor. Bizim gençliğimizin parçası. Avaramu.
Naynaynay..
AHMET ÇAKAR - SABAH
KESİNLİKLE PENALTI DEĞİL!
Maça baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Galatasaray kazanmayı hak etmedi. Konyaspor'un yakaladığı pozisyonlar ve direkten dönen topu düşündüğümüzde galibiyeti kaçıran taraf Konyaspor'du diyecektik ki Galatasaray pekala maçı son dakikaya kadar taşımıştı. Koskoca Galatasaray, maç boyu attığı gol de dahil olmak üzere tek pozisyon yakalamadı. İlk yarıda oyunun kontrolü Galatasaray'da ama pozisyon üstünlüğü yine Konyaspor'daydı. Gerek Onyekuru gerekse Eren, rakip stoperler arasına sıkıştı kaldılar. Galatasaray sıfıra inemedi, biraz olsun sağ kanattan Feghouli ve Mariano'yla bir şeyler yapmaya çalıştı. Hepsi bu kadar...
İkinci yarı tüm kontrol Konyaspor'a geçti. Galatasaray çıkamadı. Pas kalitesi düştü. İşte bu dakikalarda Galatasaray'ın golü geldi. Sağdan yapılan ortada Konyasporlu Uğur'un sırtına çarpan top gol oldu. Tamamiyle şanssızlık... Topu kafayla uzaklaştırmaya çalışan Konya stoperi, arkası dönükken sırtına çarpıp gol olan da yine Konya stoperi. Bu dakikadan sonra Konya, zaten topa hükmediyordu. Bir de tüm ofansif oyuncuları oyuna sürdü ve son dakikada da tartışmalı bir penaltıyla beraberliği yakaladılar.
Belki de bu penaltı uzun haftalar konuşulur. Hüseyin Göçek verdi, bu arada Serdar Aziz topu Hüseyin'e fırlatıp oyundan atıldı ve yaklaşık 1 dakika hayat duruverdi. Bakalım VAR hakemi ne diyecekti? Penaltı mı, değil mi? Bazen 1 dakika bir ömre bedel olur. VAR hakemi de penaltı deyince Konya maçı kurtardı. Gelelim pozisyona... Kesinlikle penaltı değil. Serdar Aziz atlıyor, hafif de olsa topa temas var. Bu arada Konyasporlu oyuncu da uzanmış ayağın üzerine basıp yere düşüyor. Hüseyin hata yapabilir ama VAR hakemlerinin bu pozisyonu Hüseyin'e "Tekrar izle" dememeleri hem manidar, hem de skandal... Sözüm şu; VAR iyi hoş ama dün geceki verilen penaltı ve VAR ilişkisi çok uzun süre konuşulacak.
ÖMER ÜRÜNDÜL - SABAH
HAKKI BERABERLİKTİ
Fatih Terim ciddi eksikler dolayısı ile Kayseri'de uygulatıp, başarılı olduğu üçlü defansa dün gece de devam etti. Bunun yanında evindeki eski maçları göz önüne aldığımızda alışılmış önde baskılı, riskli ofansif anlayışın dozajını biraz düşürmüştü. İlk yarı Galatasaray oyunun kontrolünü elinde tutarken, zaman zaman da gol aradı ama net pozisyon bulamadı. Kendi ofansif yetersizliklerinin dışında da rakibin iyi yerleşimli, alan daraltan savunması da etkendi. Galatasaray 40. dakikaya kadar hem ikili mücadelelerde daha başarılıydı hem de rakibini kendi 18'ine yanaştırmıyordu. Ama bu dakikada Jahovic'i kaçırdılar ve maçın en net pozisyonunu Muslera kurtardı.
İkinci yarıda işler Galatasaray açısından terse döndü ve kontrol ilk devrenin aksine Konyaspor'a geçti. Bunun da en önemli nedeni; üç orta saha Feghouli, Selçuk, Fernando ve ilerdeki Eren'in maç eksikleri yüzünden yorulmalarıydı. Konyaspor iki net gol fırsatını kaçırdı. Galatasaray'da her şey kötü giderken Mariano'nun ortasında bir şans golü ile skor avantajı ve moral kazandı. Ondan sonra Aykut Kocaman hamlelere başladı. Galatasaray skor avantajında olduğu için takım halinde topun arkasına geçip, alan daraltarak maçı böyle bitirmeyi hedefledi. Bu da şartlar gereği doğru bir tercihti. Tam bu hedefine ulaşacakken Serdar'ın gereksiz neden olduğu penaltı ile şansı kaybettiler ve de çok önemli bir iki puan yitirildi. Unutmamak lazım ki maçın hakkı da beraberlikti. Hakem Hüseyin Göçek bana göre çok başarılı bir yönetim gösterdi. Verdiği penaltıdan sonra aleyhte tezahüratlara maruz kaldı ama bizim seyircimiz hâlâ buna alışamadı.
LEVENT TÜZEMEN - SABAH
'GALATASARAY'I BİTİRİN' PENALTISI!
Galatasaray eğer kazansaydı "Kuş taşa çarptı tarzı bir galibiyet oldu" diyecektim. Çünkü gol büyük bir şanstı. Ama Hüseyin Göçek'in VAR'a bile gitmeden verdiği penaltı TFF'nin Galatasaray'a yaptığı operasyonun belgesidir. VAR'da görev yapan hakemler bu penaltıya verdikleri destekten sonra nasıl insan içine çıkacaklar? Bu penaltı "Galatasaray'ı bitirin" talimatıdır. Penaltı pozisyonu tertemizdi. Serdar tamamen topa dokundu. Zaten Galatasaray'ın attığı gole bırakın hakem Göçek'i, VAR'ın itiraz edecek durumu bile olmadı. Çünkü Konya golü kendi kalesine attı. Penaltı sonrası Aykut Kocaman'ın Konyaspor'unun Galatasaray'ı kitlemesini, orta alanı kalabalık tutup geniş alan bırakmamasını ve hızlı hücumlarla istediği pozisyonları bulmasını, Jahovic'in iki tane net golü kaçırmasını, Ömer Ali'nin şutunun direkte patlamasını yazmanın anlamı kalmadı.
Fatih Terim'in 3'lü savunmada ısrar etmesinin yanlış olduğunu vurgulamak, Ozan Kabak hariç topu kullanma özürlü ve çok pas hataları yapan ayrıca "Tank" gibi ağır bir koşu kalitesine sahip Maicon- Serdar ikilisiyle üçlü oynanmayacağını anlatmak anlamsız oldu.
Bir dönem Adana'da iptal ettiği golden sonra Göksel Gümüşdağ tarafından aforoz edilen ve uzun süre maç alamayan Hüseyin Göçek, TFF'nin Galatasaray ile yaşadığı husumeti fırsat bulup uydurduğu penaltıyla sonucu belirledi.
Yayıncı kuruluşta pozisyon yorumlayan eski hakem Bünyamin Gezer'in attığı tweete bakalım: "Rizespor'un Başakşehir maçında net penaltısını vermeyen Halil Umut Meler, hemen maç aldı. Fenerbahçe-Başakşehir maçında VAR'ın çalışmaması sonucu yardımcı hakem Serkan Çimen, golü kaçırdığı 5 haftadır maç alamıyor. Bu durum hakemlere en güzel mesajdır.."
Hakemlere yönelik açıklamanın alt yazısı şöyledir: Başakşehir'in lehine hata yaparsan maç alırsın. Ama aleyhine hata yaparsan kafan kopar.
HAKAN ÜNSAL - HÜRRİYET
KİLİT TARAFTARDA
Milli maç arasından sonra oynanmayacak takımlar listesinin başında gelir Konyaspor. Rıza Hoca ile de devam etse aynı görüntü olacaktı ama Aykut Hoca, Konyaspor’da zaten bu sistemin temelini atmış isimdi.
Maçı kendi alanında oynayan ve bu oyunu hiç sıkılmadan sabırla devam ettiren bir takıma karşı zorlanmak normal. Elbet bu durumu daha zor hale getiren Galatasaray’ın hem saha dışında hemde saha içindeki eksikleriydi.
Sezon başındaki o müthiş baskılı, boğucu oyun başlangıcının ancak esintisi olabilecek derecede oynanan ilk çeyrek, taraftarı biraz ümitlendirdi ama oyunun dengelenmesi uzun sürmedi. Konyaspor’a karşı topun ve oyunun hakimi olmanın, rakip alanda fazlaca bulunmanın hiçbir ekstra durumu yok. Zaten istenen budur çünkü alışılmış, çalışılmış ve planlanmıştır.
1 POZİSYON 3 SONUÇ
Nitekim ilk yarı da böyle geçti. Fakat iş pozisyon üretme ve etkili olmaya gelince her şey tersine döndü. İlk yarının sonuna kadar sahanın en rahatı Muslera ve Serkan’dı. İlk yarının en net pozisyonuna giren Jahovic’i durduran yine Muslera oldu. Fakat, o pozisyon öncesi ve sonrası itibariyle daha önemli. Tek pozisyon bize 3 şey anlattı:
İlki, 3’lü defans oynamanın zorluğu ve zaaflarını gördük. İkincisi, savunmanın geniş alandaki ağır halini seyrettik. Üçüncüsü, Muslera’nın hala çok iyi bir kaleci olduğu teyit ettik.
SORUMLU YÜREKSİZLER
Bu kaybın en önemli sebebi hoca, cezalılar, eksikler kadar sahada yeterince mücadele etmeyen oyunculardı. Sahaya çıkan oyuncuların bazıları olmasa daha kötüsü olmazdı. Mücadele etmezsen, yüreğini koymazsan, formanın farkına varmazsan, son dakika da bile olsa işler tersine döner ve üzülürsün.
EKSİKLER HER YERDE
G.Saray’ın ilk yarının sonuna kadar sıkıntılar yaşayacağını biliyorduk. Eksikler de problem yaratacaktı. Bu nedenle taraftara daha çok iş düşecekti. Temposu düşen Selçuk, varlığı zor hissedilen Eren, geniş alan bulamayınca çaresizleşen Henry, öne değil de geriye gelerek oynayan Feghouli başlıca isimlerdi.
Asıl eksik taraftarın umutsuzluğuydu. Gomis sonrası en büyük işin taraftara düşeceğine inandım.
VAR VARSA İZLE
Tüm maçın hikâyesinin son 5 dakikaya sığması enteresandı. Onyekuru’nun kaçırdığı ve maçı bitirecek pozisyon döndü tartışılacak bir penaltı oldu. Penaltı pozisyonu, en azından izlenilmeyecek ve direkt karar verilecek kadar net değildi. VAR sistemi ile ilgili zaten var olan kötü imajı düşünerek mutlaka izlemeye gitmeliydi Hüseyin Hoca.
DENİZ ÇOBAN - FANATİK
PENALTI DEĞİL
Sakin giden, hakemi zorlamayan bir maç izliyorduk ki, ne olduysa 87. dakikada oldu. Serdar Aziz’in, Skubic’in ayağından kayarak aldığı topa, Hüseyin Göçek penaltı düdüğü çaldı. Ben pozisyonun penaltı olmadığını düşünüyorum. Serdar’ın rakibine faulü gerektirecek bir teması olmadı. Skubic topa doğru hamle yapmak yerine, Serdar’ın geldiği yöne doğru sol ayağını uzatıp, teması hissedince kendini yere bıraktı. Oyunun devam etmesi gerekirdi.
‘Diyaloğu bilmemiz gerek’ Video başında bulunan Halis Özkahya’nın pozisyona müdahale etmemesi ise ayrı bir tartışma konusu... Net bir yorum yapmak için, Göçek ve Özkahya arasındaki diyaloğu bilmemiz gerekir. Aralarında geçen diyaloğa göre Özkahya müdahale edememiş olabilir. Diğer bir sebep de bu penaltıyı Özkahya’nın yüzde 100 hatalı bir karar olarak düşünmemesidir. Sebebin ne olduğunu bilemem ama benim şahsi fikrim bu pozisyonda penaltı olmadığı ve ne şartla olursa olsun bu penaltının verilmemesi gerektiği yönünde.
‘Kırmızı iptal edilmezdi’
Gelelim Serdar Aziz’e! Topu hakeme atarak, ‘Hakemi küçük düşürdü ve onur kırıcı bir tavır’ sergiledi. Kırmızı kart kesinlikle doğruydu. Penaltı VAR yardımıyla iptal edilmiş olsa bile kırmızı kart iptal edilmeyecek, Serdar yine de oyundan atılacaktı.