Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTURK.COM SPOR

x Şike Davası’nda Başkan Aziz Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın yeniden yargılandığı dava ile haklarındaki hükümler Yargıtay tarafından bozulan 31 sanığın yargılandığı davada 4. duruşma görüldü..

x Duruşmaya sanıklar eski Beşiktaş yöneticisi Serdal Adalı, eski Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, Olgun Peker ve Ahmet Çelebi katılırken, Aziz Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu diğer sanıkları avukatları temsil etti.

Duruşmada, Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ, Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Ali Parlak ve Galatasaray ve TFF eski yöneticisi Lutfi Arıboğan tanık olarak dinlendi. 13. Ağır Ceza Mahkemesi, önceki celsede haklarında çıkardığı davetiyeye rağmen tanık olarak gelmeyen bu kişiler hakkında, duruşmaya zorla getirilmeleri yönünde karar vermişti.

Önceki celse ayrıca şike iddiasına konu olan maçlarla ilgili gözlemci, hakem ve temsilci raporları da mahkemeye ulaşmıştı.

x Duruşmada, davanın müdahili Trabzonspor AŞ, Bucaspor ve Türkiye Futbol Federasyonu'nun avukatları da hazır bulundu.

Avukatlar, raporların incelemesi için bilirkişiye gönderilmesi talebinde bulunmuş mahkeme de heyet olarak kendilerinin inceleyeceğini açıklayarak talebi reddetmişti. Mahkeme ayrıca, mütalaa hazırlaması için dosyanın savcılığa gönderilmesine hükmetmişti.

x Savcı mütalaa için süre istedi. Şike Davası, savcının mütalaasını hazırlaması için 5 Ekim'e ertelendi. 5. duruşmada savcının mütalaasını açıklaması bekleniyor.

GÜMÜŞDAĞ: KUPA FİNALİ ŞAMPİYONLAR LİGİ KADAR GÜZELDİ
Tanık olarak dinlenen Gümüş Gümüşdağ, sanıklardan Yusuf Turanlı'yı menajer olarak tanıdığını söyledi. Futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın için sadece Beşiktaş'tan değil, Galatasaray ve diğer kulüplerden de teklif olduğunu belirten Gümüşdağ, ''O dönem bununla ilgili haberler gazetelere de yansıdı. Kulüp olarak resmi bir teklif gelmedi. Holosko'nun transferi konusunu konuşmak için Çırağan'da Serdal Adalı ile oturup bir kahve içtik. Orada İbrahim Akın ve İskender Alın için de bir ima oldu. Ama sezon sonu konuşmak üzere konu kapandı. Bu resmi bir teklif değildi'' şeklinde konuştu.

Gümüşdağ, finalde kimlerin eşleşeceği daha belli olmadan önce Serdal Adalı'nın İbrahim Akın ile ilgili talebini dile getirdiğini kaydederek, ''Ama ben, 'Finale kalmak istiyoruz, bu durum netleşsin sonra konuşuruz' dediğimi hatırlıyorum'' ifadelerini kullandı.

Akın ve Alın ile ilgili maçtan sonra bir şike iddiasının ortaya atıldığını duymadığını vurgulayan Gümüşdağ, kupa finalinin Şampiyonlar Ligi finali kadar güzel olduğunu ifade etti.

LUTFİ ARIBOĞAN: UEFA BİZDEN YARDIM İSTEDİ
Göksel Gümüşdağ'ın ardından, o dönem Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanvekilliği görevinde bulunan Lutfi Arıboğan tanık sıfatıyla ifade verdi. Arıboğan'a, şike soruşturması sırasında UEFA'dan gelen müfettişle görüşmeleri ve menajerlik sınavı sorularının çalınması iddialarıyla ilgili sorular soruldu. Soru çalınması iddialarıyla ilgili bir telefon tapesinin sorulduğu Arıboğan, bu konuda suç duyurusunda bulunmadığını belirterek, bu konuşmada, kendisini arayan Levent Kızıl'ın, sorularla ilgili dedikodular olduğunu söylediğini kaydetti.

Bir kısım sanıkların avukatının, söz konusu soruların sanık Haldun Şenman tarafından alınıp alınmadığını sorması üzerine Arıboğan, bunu bilemeyeceğini ifade ederek, TFF hukukçularının, cevaplarda benzerlikler bulunduğunu, şaibe olduğunu bildirmeleri üzerine sınavı iptal ettiklerini ve Sarıyer savcılığına başvurduklarını aktardı.

Arıboğan, dava konusu maçlarda şike yapıldığına dair tespit ve şikayeti olmadığını belirterek, soruşturmanın ortaya çıkması üzerine UEFA'nın gelişmelerden bilgi istediğini söyledi. Kendilerinin bilgi aktardığını ifade eden Arıboğan, soruşturmada gizlilik kararı olduğu için basına yansıyan bilgileri ilettiklerini ve kendisine ya da TFF'ye özel bilgi gelmediğini bildirdi. Arıboğan, "TFF'de yöneticiyken maçlarla ilgili şikayet gelmedi, Fenerbahçe ile ilgili raporlarda sorun yoktu. Şike tespit şikayetim olmadı. Şikeyi gazetelerden öğrendim. Soruşturma gizliydi. UEFA bizden yardım rica etti. Gelişmeleri yazılı olarak bildirdik. UEFA müfettişi Pierre Cornu ile yalnız görüşmedim. Savcılıkta yanımızda tercüman yokru. Mehmet Ali Aydınlar, savcı, Cornu ve ben vardım. Cornu'nun CAS'a UEFA tarafından gönderilen yazılı açıklamaları yalan. Fenerbahçe'nin suçluluğu ve masumiyeti ile ilgili bir beyanım olmadı" ifadelerini kullandıç

Avukat Abdullah Kaya ise Türkiye'ye gelip soruşturma savcısıyla da görüşen UEFA müfettişinin CAS'a sunduğu raporda yer alan ifadesinde, "TFF yetkililerinin 'Fenerbahçe'nin şike yaptığından hiçbir şüphe yok' dediklerini" belirttiğini aktararak, "Bunu kim söyledi?" diye sordu. Arıboğan, bunu bilmediğini belirterek, ''Ayrıca UEFA söz konusu raporu geri çekti. O rapora biz de tepki göstermiştik. Biz o dönem Fenerbahçe'nin ne aleyhine ne de lehine herhangi bir şey yapmadık'' dedi.

Avukat Ersan Şen'in, UEFA müfettişi ile soruşturma savcısı Mehmet Berk'in görüşmesinde neler konuşulduğunu sorması üzerine Arıboğan, görüşmede TFF olarak kendilerinin de bulunduğunu hatırlatarak, ''Müfettiş, sportif yargılama yapabilmeleri için dosyadaki gizliliğin kaldırılmasını istedi. Savcı da o aşamada gizliliği kaldıramayacaklarını söyledi'' yanıtını verdi.

Arıboğan, bir soru üzerine, soruşturmayı başlatan eski savcı Zekeriya Öz ile herhangi bir görüşme yapmadıklarını da kaydetti.

ABDULLAH AVCI: ŞİKE OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM
Tanık olarak dinlenen Abdullah Avcı ise "İbrahim Akın ve İskender, üst düzey performans gösteren futbolculardır. Ben futbolcularıma kefilim. Diğer maçlarla hemen hemen aynı kadro ile sahaya çıktık. Maçta şike olduğunu düşünmüyorum. 2-1 galiptik, 3. golü kaçırdık. Onu atsaydık belki bunları konuşmazdık. İskender Alın, 16 yaşından bu yana oyuncumdur. Ona her zaman kefil olurum" diye konuştu.

Avcı'dan sonra, o dönem TFF Genel Sekreter Vekili olan Ali Parlak da tanık olarak ifade verdi. Tanık beyanlarının ardından Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun, esas hakkında mütalaasını açıklamak üzere süre talep etti.

3. DURUŞMADA NELER YAŞANDI?


BUGÜNE NASIL GELİNMİŞTİ?
3 Temmuz 2011'de başlayan soruşturma sonrasında şike iddiaları üzerine dava açılmıştı. Dava sürecinde 1 yıl cezaevinde kalan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, 'şike yapmak ve örgüt kurmak' suçundan 6 yıl 3 ay ceza almıştı. Cezanın onanmasının ardından Aziz Yıldırım ile birlikte 6 sanık 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan değişikliği gerekçe gösterip yeniden yargılanma ve infazının ertelenmesini talep etmişti

Talebi haklı bulunan Aziz Yıldırım, Olgun Peker, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Abdullah Başak, Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden hakim karşısına çıktı. Öte yandan yine Yargıtay'ın bozma kararının ardından, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz, eski Beşiktaşlı yönetici Serdal Adalı ve Fenerbahçeli yöneticisi Şekip Mosturoğlu'nun da aralarında bulunduğu 31 sanığın yargılandığı dava da bu davayla birleştirilmişti.

SAVCININ MÜTALAA VERMESİ NE DEMEK?
Duruşma aşamasına tüm deliller değerlendirildikten, tanıklar dinlendikten sonra savcı mütalaasını verir. Yani mahkemenin ne yönde karar vermesi gerektiği konusunda beyanını iletir. Daha sonra savunma makamı kendini savunur. En son olarak da duruşmada hazır bulunan sanığa zorunlu olarak son bir söz hakkı verilir. Bunların hepsi, hakimin vicdani bir kanaate ulaşması için yapılır. Hakim bir vicdani kanaate ulaştıktan sonra kararını açıklar. Ancak hakim, mütalaaya bağlı kalmak zorunda değildir. Hakim, savcının mütalaasındaki beyanının tam tersi bir karar verebilir.