Merve Öztopaloğlu: Sahada rakibiz, kadın futbolunun geleceğinde ortak
Türkiye Kadın Futbol Süper Lig Kulüpler Birliği Başkanı ve Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Üyesi Av. Merve Öztopaloğlu açıklamalarda bulundu. Öztopaloğlu, "Kadın futbolunu erkek futbolunun yanında duran bir sosyal sorumluluk alanı olarak değil; kendi ekonomisini, seyircisini, yıldızlarını ve kültürünü yaratabilecek başlı başına bir spor endüstrisi olarak görmek zorundayız." ifadelerini kullandı
Türkiye’de kadın futbolunun kulüpler düzeyinde ortak bir ses oluşturması amacıyla 2026 yılında kurulan Türkiye Kadın Futbol Süper Lig Kulüpler Birliği’nin temelleri, Beşiktaş’ın ev sahipliğinde Tüpraş Stadyumu’nda atıldı. Farklı renkleri ve büyük rekabetleri temsil eden kulüpler, kadın futbolunun ortak sorunları ve geleceği için aynı masa etrafında buluştu.
Sürecin başlamasında inisiyatif alan isimlerden Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Üyesi Av. Merve Öztopaloğlu, Birliğin kurucu başkanlığını üstlendi. Kısa süre içerisinde Türkiye Futbol Federasyonu ile kurumsal temaslarını başlatan Birlik, Avrupa Futbol Kulüpleri (EFC) ile de Türkiye’deki kadın futbolunun gelişimine yönelik iş birliği sürecine girdi.
Öztopaloğlu ile Birliğin kuruluşundan Türk kadın futbolunun ekonomik geleceğine, Beşiktaş’ın rolünden kız çocuklarının futbola erişimine kadar uzanan geniş bir çerçevede konuştuk.
Türkiye Kadın Futbol Süper Lig Kulüpler Birliği’ni kurma fikri nasıl ortaya çıktı? Gerçekten böyle bir yapıya ihtiyaç var mıydı?
Kesinlikle vardı. Hatta bence geç bile kalınmıştı. Beşiktaş’ta kadın futbolundan sorumlu yönetici olduktan sonra alanın içine daha fazla girdikçe çok net bir tabloyla karşılaştım. Kulüplerimizin büyüklükleri, bütçeleri, şehirleri ve imkânları farklıydı ama yaşadığımız sorunların çok büyük bölümü ortaktı. Fikstürden tesislere, sponsorluktan yayınlara, altyapıdan oyuncu gelişimine kadar herkes benzer meselelerle kendi başına mücadele ediyordu. Oysa güçlü bir lig yalnızca güçlü birkaç takımla kurulamaz. Rakibiniz güçlü değilse siz de gelişemezsiniz. Ligin marka değeri yükselmiyorsa tek bir kulübün marka değerini sürekli yukarı taşımanız mümkün değil. Buradan hareketle çok basit bir soru sorduk: Ortak sorunlarımız varsa neden ortak bir sesimiz olmasın? Birliğin çıkış noktası aslında tam olarak buydu.
Beşiktaş’ın bu süreçte öncü bir rolü olduğunu söyleyebilir miyiz?
Elbette. Bundan da Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi olarak gurur duyuyorum.Birliğin kuruluşuna giden ilk kapsamlı toplantıya Beşiktaş olarak Tüpraş Stadyumu’nda ev sahipliği yaptık. Farklı kulüplerimizin temsilcileriyle ve TFF yöneticileriyle aynı masa etrafında buluştuk. Beşiktaş’ın tarihinde öncülük etmek vardır. Kadınların spordaki varlığı konusunda da bu sorumluluğu hissetmemiz gerektiğine inanıyorum. Ama burada çok önemli bir ayrım var: Beşiktaş bu sürecin öncülerinden biridir; Birlik ise Beşiktaş’ın değil, bütün kulüplerimizindir. Ben Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi kimliğimle bu sürecin başlamasında inisiyatif aldım. Ancak Birlik Başkanı olduğum masada bütün kulüplerimize aynı mesafede durmak zorundayım. Çünkü amacımız tek bir kulübü değil, Türk kadın futbolunu büyütmek. Türk kadın futbolu büyüdüğünde Beşiktaş da büyüyecek, Fenerbahçe de, Galatasaray da, Trabzonspor da; İstanbul’dan Anadolu’nun en uzak şehrine kadar bu alana emek veren bütün kulüplerimiz de güçlenecek. Bence Birliğin ruhunu en iyi anlatan cümle şu: Sahada rakibiz, kadın futbolunun geleceğinde ortağız.
Sizin şahsen bu konuyu bu kadar sahiplenmenizin nedeni nedir?
Ben meseleyi yalnızca futbol olarak görmüyorum. Elbette Beşiktaş yöneticisiyim ve sorumluluk alanlarımdan biri kadın futbolu. Beşiktaş formasının olduğu her yerde sportif başarı hedefimizdir. Ama kadın futbolunun bundan daha büyük bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Bir kız çocuğunun “Ben futbolcu olabilirim” diyebilmesi için önce önünde gerçek örnekler görmesi gerekiyor. Ben aynı zamanda bir kız çocuğu annesiyim. Dolayısıyla kız çocuklarının önüne nasıl bir dünya koyduğumuza biraz da bu gözle bakıyorum. Bir erkek çocuk “Futbolcu olmak istiyorum” dediğinde hiç kimse şaşırmıyor. Bir kız çocuğu aynı şeyi söylediğinde ise hâlâ bazı ailelerde bunun sıra dışı bir tercih olduğu düşünülebiliyor. Ben bu algının değişmesini istiyorum. Bir kız çocuğunun futbolcu olmak istemesinin; doktor, avukat, mühendis ya da başka herhangi bir mesleği istemesi kadar doğal karşılandığı gün, kadın futbolunda en önemli başarılarımızdan birini elde etmiş olacağız.
Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor gibi sahada çok büyük rekabet yaşayan kulüpleri aynı masa etrafında toplamak zor olmadı mı?
Aslında beni en fazla umutlandıran şeylerden biri bu oldu. Sahada çok ciddi bir rekabetimiz var ve olması da gerekiyor. Futbolun heyecanı zaten buradan geliyor. Ama kadın futbolunun bugünkü aşamasında hepimizin üzerinde uzlaşabileceği çok temel meseleler var. Daha fazla kız çocuğunun futbol oynaması konusunda rakip değiliz. Daha fazla sponsorun kadın futboluna yatırım yapması konusunda rakip değiliz. Maçların daha fazla yayınlanması, tribünlerin büyümesi, oyuncuların daha iyi koşullarda futbol oynaması ve Türk kulüplerinin Avrupa’da daha başarılı olması konusunda rakip değiliz. Masaya oturduğumuzda renklerimizi ortadan kaldırmıyoruz. Renklerimizle, rekabetimizle ama ortak çıkarlarımızın farkında olarak oturuyoruz. Ben buna rekabet içinde dayanışma kültürü diyorum.
Birlik kuruldu. Peki bugüne kadar somut olarak ne yaptı?
Daha kuruluş aşamasında kendimize bir ilke koyduk: Tabela derneği olmayacağız. Sadece toplantı yapan, fotoğraf çektiren ve temenniler açıklayan bir yapı oluşturmanın kadın futboluna hiçbir faydası olmaz. İlk işimiz kulüplerimizin gerçek sorunlarını dinlemek ve ortak gündemimizi belirlemek oldu. Ardından Türkiye Futbol Federasyonu ile doğrudan bir diyalog kurduk. Birlik yönetimimizle TFF Başkanımız Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu’nu ziyaret ederek kulüplerimizin ortak sorunlarını ve beklentilerini aktardık. Federasyonla karşı karşıya duran değil, çözüm üretmek için aynı masada çalışan bir yapı olmayı önemsiyoruz. Bir başka önemli hedefimiz de Türkiye’deki tartışmayı yalnızca Türkiye ile sınırlamamak oldu. Avrupa’da kadın futbolunun nasıl büyüdüğünü, hangi modellerin başarılı olduğunu ve kulüplerin hangi deneyimlerden geçtiğini görmek istedik. Bu nedenle Avrupa Futbol Kulüpleri, EFC ile önemli bir çalışma ve iş birliği süreci başlattık. Yani bir taraftan Türkiye’nin sorunlarını masaya koyuyor, diğer taraftan dünyadaki iyi örneklerden öğreniyoruz.
Lizbon’daki EFC Club Connect: Women’s Football toplantısına katılmanız da bunun bir parçası mıydı?
Kesinlikle. Lizbon’da Avrupa’nın farklı ülkelerinden kulüp yöneticileri, teknik ekipler, oyuncular ve kadın futbolunun farklı paydaşlarıyla çok kapsamlı bir çalışma ortamı vardı. Orada benim için en çarpıcı noktalardan biri şuydu: Avrupa’da kadın futbolu artık yalnızca “desteklenmesi gereken bir alan” olarak konuşulmuyor. Yatırım konuşuluyor. Gelir konuşuluyor. Taraftar bağlılığı, maç günü ekonomisi, oyuncu sağlığı, veri, altyapı ve yönetişim konuşuluyor. Yani kadın futbolu profesyonel bir spor endüstrisi perspektifiyle ele alınıyor. Türkiye’nin bu dönüşümü uzaktan seyreden değil, parçası olan ülkelerden biri olmasını istiyoruz. Lizbon’daki temaslarımızın ardından EFC yetkililerini Türkiye’ye davet ettik. Ağustos ayında Birliğimizin ev sahipliğinde, TFF’nin ve farklı liglerden kulüplerimizin katılımıyla Türkiye Kadın Futbol Kulüpleri Gelişim ve İş Birliği Toplantısı’nı gerçekleştirdik. Biz dünyadaki modelleri kopyalamak istemiyoruz. Uluslararası deneyimi Türkiye’nin gerçekleriyle buluşturmak istiyoruz.
Sizce Türkiye’de kadın futbolunun bugün en büyük problemi nedir?
Birbirini besleyen birçok problem var. Ama tek bir kavram söylemem gerekirse sürdürülebilirlik derim. Bir takım kurabilirsiniz. Bir sezon ciddi bir bütçe de ayırabilirsiniz. Önemli olan bunu beş yıl, on yıl sürdürebilecek sistemi oluşturmak. Bunun için gelir gerekiyor. Sponsor gerekiyor. Yayın gerekiyor. Seyirci gerekiyor. Altyapı gerekiyor. Doğru tesisler, iyi antrenörler, yöneticiler ve sağlık ekipleri gerekiyor. Ve en önemlisi kız çocuklarının aşağıdan sürekli sisteme girebildiği geniş bir oyuncu havuzu gerekiyor. Dolayısıyla kadın futbolunun sorunlarını tek tek değil, bir ekosistem olarak ele almak zorundayız.
Bugün gerçekçi olmak gerekirse kadın futbolu birçok kulüp için gelir getiren bir alan değil. Sponsor neden kadın futboluna yatırım yapsın?
Çünkü yatırım yalnızca bugünkü rakama bakılarak yapılmaz. Potansiyele de bakılır. Dünyada kadın futbolunun son yıllardaki gelişimi bize çok açık biçimde şunu gösteriyor: Doğru yatırım, doğru hikâye ve doğru erişim olduğunda son derece hızlı büyüyebilen bir alan. Ancak burada bizim de dilimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bir markanın karşısına çıkıp sadece “Kadın futboluna destek olun” diyemeyiz. Bu bir sosyal sorumluluk çağrısı olur. Bizim şunu söyleyebilmemiz gerekiyor: Burada bir ürün var. Bir izleyici var. Bir hikâye var. Genç ve yeni bir kitle var. Dijital potansiyel var. Ve markanız için ölçülebilir bir karşılık var. Kadın futboluna yatırım bir lütuf değil; doğru kurulduğunda ticari bir fırsattır. Birlik olarak görevlerimizden biri de bu değeri görünür ve ölçülebilir hale getirmek.
Burada yayın ve görünürlük de kritik sanırım. Çok kritik. İnsanların izlemediği bir sporun yıldızı oluşmaz. Yıldızı olmayan sporun hikâyesini geniş kitlelere anlatmak da çok zorlaşır. Dolayısıyla yayın dediğimiz şey artık sadece maçın televizyonda gösterilmesi değil. Dijital yayın, sosyal medya, kısa video içerikleri, oyuncuların hikâyeleri ve kulüplerin kendi mecraları bu işin tamamının parçası. Ben çocukların kadın futbolcularımızın formalarını isimleriyle istemesini önemsiyorum. Bir kız çocuğunun odasında bir kadın futbolcumuzun posterinin bulunmasını önemsiyorum. Çünkü bir sporun gerçek yıldızları ancak görünür olduklarında doğar.
Kadın futbolunun sürekli erkek futboluyla karşılaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu karşılaştırmayı doğru bulmuyorum. Kadın futbolunu erkek futbolunun küçük bir versiyonu gibi görürsek en baştan yanlış bir model kurarız. Kadın futbolunun kendi seyircisi, kendi hikâyesi, kendi ekonomik modeli ve kendi kültürü oluşmalı. Elbette büyük kulüplerimizin marka gücünden, tesislerinden, taraftarından ve organizasyon kabiliyetinden faydalanacağız. Ama hedefimiz kadın futbolunun sürekli erkek futbolundan kaynak bekleyen bir yapı olması değil. Benim hayalim kendi ekonomik değerini üreten, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın futbol sistemi. Bunun yarın gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. Ama hedefi doğru koymazsak hiçbir zaman oraya ulaşamayız.
Beşiktaş açısından kadın futbolundaki hedefiniz nedir?
Beşiktaş’ta hedef her zaman sportif başarıdır. Bunun başka bir cevabı olamaz. Ama benim kadın futbolundaki hedefim yalnızca sezon sonunda kupaya bakmak değil. Beşiktaş’ın kadın futbolunda örnek bir kulüp modeli oluşturmasını istiyorum. Altyapısıyla, oyuncu gelişimiyle, yönetim modeliyle, sporcularına sunduğu koşullarla ve taraftarıyla bütünleşmesiyle… Bir futbolcu Beşiktaş’a geldiğinde yalnızca büyük bir forma giymemeli; kendisini geliştirebileceği güçlü bir sistemin içine girdiğini hissetmeli. Beşiktaş’ın kadın futbolunda yalnızca kazanan değil, standart belirleyen kulüplerden biri olmasını istiyoruz. Bunun Beşiktaş’ın öncü kimliğine yakıştığını düşünüyorum.
Büyük kulüplerin kadın futboluna girmesi, daha küçük ve yalnızca kadın futboluna odaklanan kulüpler için dezavantaj yaratmıyor mu?
Büyük kulüplerin marka, taraftar ve ekonomik güç açısından avantajları olduğu açık. Bunu yok sayamayız. Ama Türk kadın futbolunun asıl kahramanlarından bazıları, çok daha sınırlı imkânlarla yıllardır bu mücadeleyi sürdüren kulüplerimiz ve onların yöneticileridir. Anadolu’nun farklı şehirlerinde yıllardır kız çocuklarına futbol sahası açan insanların emeğini görmezden gelemeyiz. Hatta büyük kulüpler bugün kadın futbolunda bir şeyler yapabiliyorsa, kendilerinden önce yıllarca bu alanı ayakta tutan insanlara da teşekkür borçludur. Birliğin önemli işlevlerinden biri bu nedenle imkânları birbirinden çok farklı kulüpleri aynı masada buluşturmak. Herkesin aynı bütçeye sahip olmasını sağlayamayız. Ama herkesin sesinin duyulduğu, minimum standartların yükseldiği ve ligin tamamının güçlendiği bir sistem oluşturabiliriz. Çünkü birkaç güçlü takım değil, güçlü bir lig yaratmak istiyoruz.
Altyapı neden bu kadar önemli?
Çünkü piramidin tabanı geniş değilse tepesini ne kadar parlatırsanız parlatın sürdürülebilir olmaz. Mümkün olduğunca çok kız çocuğunu futbolla tanıştırmamız gerekiyor. Ama sadece “gel futbol oyna” demek de yeterli değil. Ailelerin güvenmesi, doğru tesislerin olması, iyi antrenörlerin yetişmesi ve yaş kategorileri arasında devamlılığın kurulması gerekiyor. Bir kız çocuğunun küçük yaşta futbola başlayıp gelişim liglerinden profesyonel takıma, oradan da Milli Takıma kadar uzanan yolu görebilmesi lazım. Bir çocuğa hayal kurmasını söylemek yetmez; o hayale giden yolu da kurmak zorundasınız.
Siz aynı zamanda bir kız çocuğu annesisiniz. Deniz yarın “Anne, profesyonel futbolcu olmak istiyorum” dese ne söylersiniz?
“Git ve dene” derim. Belki bütün bu çabanın benim açımdan en kişisel cevabı budur. Ben Deniz’in özellikle futbolcu olmasını istemiyorum. Ne olmak istiyorsa onu olsun. Ama kız olduğu için herhangi bir hayalinden vazgeçmek zorunda kalmasını istemiyorum. Kendi kızıma “İstersen yapabilirsin” diyebildiğim bir şeyi Türkiye’deki başka bir kız çocuğuna söyleyemiyorsak, ortada değiştirmemiz gereken bir şey var demektir. Bir kız çocuğunun sahaya çıkması bazen yalnızca spor değildir. “Ben de buradayım” demesidir. Kadın futbolunun toplumsal gücünün de burada olduğuna inanıyorum.
Birliğin bundan sonraki somut hedefleri neler?
Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Öncelikle kulüplerimizin ihtiyaçlarını daha sistematik ve ölçülebilir biçimde ortaya koymak istiyoruz. Yönetim standartlarından altyapıya, oyuncu gelişiminden tesislere, sponsorluk ve ticari gelirlerden iletişim ve görünürlüğe kadar uzanan bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz. EFC ile başlattığımız uluslararası iş birliğini geliştirmek, TFF ile düzenli istişare mekanizmasını güçlendirmek istiyoruz. Sponsorlarla yalnızca tek tek kulüpler üzerinden değil, kadın futbolunun bütünü üzerinden konuşabileceğimiz modeller geliştirmeyi önemsiyoruz. Ayrıca yalnızca Süper Lig’e bakamayız. 1. Lig, 2. Lig, 3.Lig’i, altyapıları ve kadın futbolunun tabanını da bu gelişimin parçası haline getirmeliyiz. Çünkü Süper Lig’i güçlendirmek istiyorsanız aşağıdaki yapıyı da güçlendirmek zorundasınız. Biz kısa vadeli bir vitrin değil, kalıcı bir futbol sistemi kurmaya çalışıyoruz.
Beş yıl sonra yeniden karşılaştığımızda “Başardık” diyebilmeniz için nasıl bir tablo görmeniz gerekir?
Daha fazla kız çocuğunun futbol oynadığını görmek isterim. Tribünlerde daha fazla aile görmek isterim. Kadın futbolcularımızın isimlerinin sokakta bilinmesini, çocukların onların formalarını giymesini isterim. Kulüplerimizin altyapılarından düzenli oyuncu yetiştirmesini isterim. Daha fazla maçın yayınlandığını ve sponsorların kadın futboluna yalnızca “destek olmak” için değil, yatırım yapmak için geldiğini görmek isterim. Türk kulüplerinin Avrupa’da daha ileri aşamalara ulaştığını ve Milli Takımımızın uluslararası başarılarını konuşmak isterim. Ama belki de en önemlisi şu: Beş yıl sonra kadın futbolunun neden önemli olduğunu anlatmak zorunda kalmak istemiyorum. İnsanlar iyi futbol izlemek için maça gidiyorsa, çocuklar sevdikleri futbolcunun formasını istiyorsa, sponsorlar orada ekonomik değer görüyorsa ve kız çocukları futbolu kendileri için doğal bir seçenek olarak görüyorsa sistem artık kendi ayakları üzerinde duruyor demektir.
Son olarak, Türkiye Kadın Futbol Süper Lig Kulüpler Birliği Başkanı olarak hedefinizi tek cümleyle nasıl tarif edersiniz?
Aslında tek bir cümlem var:
“Biz kadın futboluna yer açmaya çalışmıyoruz; kadın futbolunun zaten hak ettiği yeri birlikte inşa ediyoruz.” Bunun bir kulübün, bir federasyonun ya da birkaç yöneticinin tek başına başarabileceği bir iş olmadığını biliyoruz. Federasyonuyla, kulüpleriyle, sporcularıyla, sponsorlarıyla, medyasıyla ve taraftarıyla birlikte hareket etmek zorundayız. Bizim Birlik olarak en büyük gücümüz de ismimizde saklı: Birlikte hareket edebilmek.