Eline sağlık Tanrım! Dünya çok güzel olmuş!
Işıl Cinmen'le Boş Ders İzlanda'da!
icinmen@haberturk.com
HABERTURK.COM
Bir ay önce sabah uyandığımda aynaya baktım ve gördüğüme inanamadım.
Aynı Türkiye’ye benziyordum!
Gri pijamalar, beton gibi bir surat, sinirli gözler, neşesiz bakışlar, paranoyak bir ruh, çökmüş bir sinir sistemi...
“Başka bir hayatın mümkün olduğunu unutmuş olamazsın” dedim kendime.
“Hani ‘Eline sağlık Tanrım, dünya çok güzel olmuş!’* diye bağırdığın zamanlar vardı... Hatırlamak için gitmelisin.”
Hayatımın en güzel yolculuklarından biri böylece başladı.
UÇAKTA YANIMA OTURAN GENETİK ŞAHESER
Yeni yıla girmeden bir gün önce İzlanda’ya, “Buzun ve Ateşin Ülkesi”ne doğru yola çıktım.
Aktarmasız gidilmiyor oraya.
O yüzden ancak Stockholm’den Iceland (İzlanda) havayollarının Reykjavik uçağına bindiğimde geride bırakabildim Türkiye suratlı Işıl’ı.
Yolda biraz yazı yazarım diye arkadaşlarımdan ayrı bir sırada, cam kenarına oturdum ve “Başlıyoruzzzz!” dedim içimden.
Tam “z” harfini söylemeyi bitirmiştim ki, yan koltuğuma bir Elf geldi.
Adam, genetik bir şaheser!
“Böyle bir güzellik olamaz ki...” diye mırıldanırken, suratına istemsiz bir hayranlıkla baktığımı fark edip “Hey!” dedi.
“İzlandalı mısın?” diye sordum bodoslama.
Eğer onun gibi iki, üç tane daha görürsem İstanbul’a dönmem söz konusu olamaz, yarı Türk yarı İzlandalı boy boy çocuklarımızla karların içinde yuvarlanır, yanardağların yamacında piknik yaparız diye düşünürken, “Evet,” dedi. “Sana birkaç tavsiyem olabilir, yolda konuşuruz.”
İsveç’in başkenti Stockholm’den, İzlanda’nın başkenti ve tek büyük şehri Reykjavik’e gidene kadar, yani 3 saat boyunca masallardan fırlamış gibi duran bu ülke hakkında onlarca bilgi verdi.
HAYATI GÜZELLEŞTİREN “YOK”LAR!
İzlanda, Atlas Okayanusu’nun kuzeyinde volkanik bir ada ve bir Avrupa ülkesi.
Ülkede toplam 320 bin kişi var, bu 320 binin 120.230’u başkent Reykjavik’te yaşıyor.
Sadece Beyoğlu’nun nüfusu 245 bin kişi, gerisini siz düşünün.
Ülkede hayatı güzelleştiren birçok “yok” var.
Mesela İzlanda’da atmosfere zarar veren hiçbir şey yok!
Fabrika yok, bacalardan çıkan duman yok.
Uçaktan indiğiniz anda ciğerlerinize temiz hava doluyor, birkaç gün içinde cildiniz düzeliyor, saçlarınız parlıyor, vücudunuz yeniden doğmuş gibi oluyor.
Çünkü enerjiyi yakarak üretmiyorlar.
Gayzerler sağolsun, bu sıcak su kaynaklarını ısınma ve elektrik enerjisi elde etmek için kullanıyorlar.
Öyle metrelerce uzanan apartmanlar, gökdelenler yok.
Evlerin hepsi ahşaptan, cıvıl cıvıl Noel ışıklarıyla süslenmiş, üzerlerinden huzur akıyor.
Büyük markalar yok.
Armani, Starbucks, Chanel, Mango hiçbiri bu ülkeye uğramamış.
En büyük alışveriş sokağında yerel yün örgü kazaklardan, çok sıcak tutan şapkalardan, geleneksel Troll’lerden ve oyuncak penguenlerden başka pek bir şey yok.
Zengin, fakir ayrımı “yok” denecek kadar az.
Ülkenin yüzde 10’a yakını zengin, yüzde 10 kadarı yoksulluk sınırında.
Ama yüzde 80 eşit şartlarda yaşıyor.
Evsiz olan tek bir insan dahi yok; herkesin başını sokacağı bir yer var.
İzlanda’nın bir ordusu yok!
Ordusu olmayıp da NATO’ya üye olan tek ülke burası.
Kadınlara ve geylere ayrımcılık yok.
Burası dünyanın en gay-friendly (gey dostu) ülkelerinden biri. 2013’e kadar İzlanda’nın Başbakanı olarak görev yapan 69 yaşındaki Jóhanna Sigurðardóttir -kendisi bir kadın-, Avrupa'da eşcinselliğini açıkça kabul eden ilk başbakan sıfatını taşıyor ve aynı zamanda sevgilisiyle evlenerek ülkenin ilk eşcinsel evliliğini yapan kişi.
Ülke, kadın ve erkekler arasındaki eşitliği tamamen sağlamış görünüyor.
Kadınların yapmadığı bir iş yok.
Kamyon şoförlüğünden, başbakanlığa kadar her birimde kadınlar da var.
Okuma yazma bilmeyen yok.
Genç nüfusta İngilizce bilmeyen de yok.
Benim için kötü, belki sizin için iyi bir “yok” ise alkol konusunda.
İzlanda’da saat 16.00’dan sonra alkol yok!
İçki satma ruhsatı olan bayiiler saat 16.00’da kapanıyor ve bu saatten sonra yalnızca bar ve otellerde içki satılabiliyor.
İzlandalılara, “İsyan edip, devrim yapmalısınız!” diye ısrar ettim.
Ama onlar bu duruma razı çünkü 1 Mart 1989’a kadar ülkede içki satışı tamamen yasakmış!
Yasağın son bulduğu 1 Mart günü hala kutlu “Bira Günü” olarak kutlanıyormuş.
Benim için iyi, belki sizin için kötü bir “yok” ise aydınlık hakkında.
Kışın hava sabah 11.30’da aydınlanıyor yani uyandığınızda hava zifiri karanlık oluyor.
Kısa gün 15.30’da sona eriyor, sonra yine karanlık.
Bir gecesever olarak ben buna bayıldım!
Yazın ise aksi oluyor; Haziran’da 18 gün kesintisiz olarak gündüzde takılıp kalıyorsunuz.
İ-NA-NIL-MAZ PAHALI!
Buraya kadar her şey güzel fakat şimdi büyük bir sorun geliyor.
İzlanda inanılmaz pahalı!
Para birimi İzlanda Kronası.
1 Euro = 150 Krona
Ve 10 Euro yani 1500 Krona’dan aşağı bulabildiğiniz tek şey su ve hotdog sanki.
Otelde içkisiz, basit bir akşam yemeği 50 Euro (140 TL) civarında.
Reykjavik küçük, güzel bir kent.
Yaşamak için huzurlu ancak kısıtlı bir zaman için İzlanda’daysanız sizi şehir dışında bekleyen volkanlar, buz yürüyüşleri, termal su keyifleri ve Kuzey Işıkları var! Şehirde fazla zaman kaybetmeye gerek yok; iki gün Reykjavik için yeter.
Hemen Reykjavik için hızlandırılmış programı veriyorum:
MAMA SAATİ
Dünyanın en ünlü 5 hotdog sokak restoranından biri burada.
Adı Bæjarins Beztu Pylsur. Bill Clinton geldiğinde burada hotdog yemiş, o günden beri önünden kuyruk eksik olmuyormuş. (Bence daha önemlisi Metallica’nın vokali James Hetfield’in bu hotdog’lara bayılmış olması!) Üç tane yedim, haklılar, nefis.
İzlanda’nın en önemli gelir kaynağı balıkçılık. Sabah akşam denizden çıkan envai çeşit lezzeti deneyebilirsiniz. Çok radikal değişikliklere açıksanız kendi çişinde fermante olmuş Köpek Balığı da ilginç seçeneklerden biri. (Bence köpek balığı insanları yesin ama insanlar köpek balığı yemesin, o kadar kötü!)
Köpek Balığı küçük kare küpler şeklinde sağda bulunanlar…
Köpek Balığı dahil her tür yerel yemek için küçük özel bir restoran olan Café Loki’ye uğrayın. Zaten merkezde, karnınızı doyurduktan sonra şehirde dolaşabilirsiniz.
EĞLEN!
Az sayıda gece kulübü var ve hepsi aynı iki sokakta toplanmış: Bankastræti ve Laugavegur.
B5 en piyasa olanı ama İzlandalı tikilerle eğlenmek çok iyi, denemelisiniz.
Kıyafet kodu var, şık giyinin.
Biraz daha sakin ama hoş bir ortam için ise Kaffibarinn uygun.
İzlandalıların en büyük eğlencesi havai fişekler. Özellikle yılların buluştuğu yeni yıl gecesinde ve öncesinde gündüzleri bile havai fişek atıyorlar. Sağınızdan solunuzdan bam bam bam diye patlıyor gün boyunca. Yeni yıl haftasında 600 ton havai fişek kullanılıyor.
Yılbaşı günü saat gece 00.01’den önce açık bir mekan bulmak neredeyse imkansız çünkü çalışmak yasak! İzlandalılar yeni yıla evlerinde aileleriyle ya da yılbaşı alanında fişek atarak giriyorlar. Gece kulüpleri ve barlar ise gece yarısından sonra açılıyor.
HIZLICA GEZ!
Parlamento Binası, gökyüzüne uzanan ve şehirde yönünüzü bulmak için iyi bir pusula olan Hallgrimskirja Katedrali, liman ve Şehir Müzesi hızlıca gezilecek önemli noktalar.
Biraz daha zaman ayırmanız gereken yerler ise:
Elf Garden (Hellisgerði Park): İzlandalıların bir kısmı Cermen mitolojisinin görünmez ve güzel, doğaüstü yaratıkları olan Elflere inanıyor. İzlanda’da Elfler ve diğer görünmez halklar üzerine çalışma yapan bir okul bile var. Elflerin her yerde olduğuna ve istedikleri zaman, istedikleri insanlara göründüğüne inanıyorlar. Bu konuda hassas davranın çünkü aksi takdirde alınıyorlar. Elf Parkı’nda şöyle bir turlayın. Elfler sizi severse bir renk olarak size de görünebilirler.
Northern Light Center: Şehir merkezindeki Kuzey Işıkları (Aurora Borealis) Merkezi’ni mutlaka gezin. Bu olağanüstü olaya tanıklık etmeden önce hakkındaki tüm bilgileri öğrenmeniz için gerekli.
Reykjavik’te işimiz bitti.
Şimdi İzlanda’nın güneyindeki büyük maceraya doğru yola koyulma zamanı!
Yanınızda çok iyi bir rehber, karların içinde saatlerce yol alabilecek sağlam bir araç, -15 derecede üşümemenizi sağlayacak kıyafetler ve bir bikini varsa İzlanda sizi bekliyor!
Yarın: Kuzey Işıkları Avı’na çıkıyoruz!
Boş Ders bitti!
*İbrahim Tenekeci'nin, bir ki deneme isimli şiirinden bir dize