Zlatan Ibrahimovic, bir rekor daha kırdı!
“Zlatan’ın görüntüsünü fazla kullanamadık ama çektiğimiz bütün kasetleri sakladık çünkü gerçekten de çok ilginç şeyler vardı” diyor Magnus. “Otobiyografisini yazdıktan sonra görüntüleri yayınlamaya karar verdik. O dönem yeni tanışmıştık ama hemen kaynaştık. Çok sıcakkanlı ve samimi biriydi.”
“Geçinilmesi kolay biri olduğum söylenemez” diyordu Zlatan, yayınlanan videoların birinde. “Bazen takım arkadaşlarım bana kızardı ama futbolun içinde bunlar var. Çalım atmadan keyif alamazsınız, keyif almazsanız da oynamanızın bir anlamı kalmaz!”
Zlatan, itiraf ettiği gibi daha 18'inde bile geçinmesi zor biriydi. Mesela maç içinde bağırıp kafa attığı takım arkadaşının ailesi, Zlatan’ın takımdan yollanması için ciddi çaba sarf etti.
Ola Gallstad ise onu “Kolay bir mahallede büyümedi, sürekli kendini savunmak zorunda kalıyordu” sözleriyle savunuyordu. Zlatan, İsveç'te çalkantılı günler geçirdi. Rakip futbolcular bile 'Bu çocuğun sorunu ne?' diye Malmölü futbolculara soruyordu.
Ajax 2001 yılında onu 7,8 milyon Euro ödeyerek transfer ettiğinde beklentiler hayli büyüktü. “Onu 15 dakika izlemek bana yetti” diyordu, dönemin Ajax Futbol Direktörü Leo Beenhakker. Kulübün İskandinavya gözlemcisi John Steen Olsen, 12 aydır Zlatan’ı takip ediyordu.
Zlatan’ın hangi eski takım arkadaşı ya da hocasıyla konuşursanız konuşun, size yukarıdakiyle benzer hikayeler anlatır. “Antrenmanlara hep aynı ciddiyetle yaklaşır” diyor, 2006-2008 yılları arasında Inter’de Ibra’nın teknik direktörlüğünü yapan Roberto Mancini.
“Tavırları ukalaca gelse de kazanmak istiyorsanız ona güvenmek zorundasınız. Zor bir oyuncu olabilir, bunu inkar edemem ama onunla hiç problem yaşamadım. Her büyük oyuncu kazanmak ister, Zlatan da onlardan farklı değil!”
Total futbolun doğduğu yer olan Hollanda'da futbol oynamak kolay değildir. Hem yıllardır korunan tutucu gelenek hem de İsveç'e kıyasla seviyenin daha yukarıda olması, Zlatan'ı ilk başlarda biraz zorladı. “11’e 11 çift kale maç yapıyorduk ve topa en fazla iki kez dokunma kuralı vardı” diyor, o dönem Ajax’ta oynayan Norveçli Andre Bergdolmo.
“Topa üç kez dokunursanız takım arkadaşınıza pas vermeniz yasaktı, sadece dripling yapabiliyordunuz. Zlatan topa o kadar çok dokunuyordu ki, antrenörler artık maçı durdurmaktan sıkılmıştı! Bir keresinde topla kendi ceza sahası içinde buluştu ve driplingle rakip kaleye kadar gitti, kaleciyi çalımladı, kale çizgisinin üzerine topa basıp durdu ve ‘Bunu yapmama izin var mı?’ diye sordu.”
Zlatan verdiği gözdağları sadece bu tip yetenek gösterileriyle de sınırlı değil. 2011 senesinde Milan forması giyerken, soyunma odasında takımın orta saha oyuncusu Gennaro Gattuso’nun üzüm bombardımanına maruz kalmıştı.
İstifini bozmayan Zlatan, hafifçe gülerek “Bana bir daha üzüm atarsan seni kirli sepetine sokarım!” dedi. Bunu gerçekten yapıp yapmayacağını merak eden Gattuso, İsveçli oyuncuya üzüm atmaya devam etti. Bunun üzerine Ibra yerinden kalktı ve takım arkadaşını belinden kaldırıp kirli sepetine soktu! Gattuso dahil bütün oyuncular gülme krizine girmişti.
2002 yılında ise yumruklar konuşmuştu. PSV ile şampiyonluk yarışını sürdürdükleri günlerde 1-1 berabere kaldılar. Zlatan'a göre Mısırlı Mido sadece kendini düşünüyordu. Mido'ya göre Zlatan şımarık bir çocuktu. Olaylar yeşil sahadan soyunma odasına taştı...
Olayın görgü şahitlerinden Bergdolmı şöyle anlatıyor:
Soyunma odasında karşılıklı oturmuşlardı. Ben Zlatan’la yan yanaydım. Sonra Mido’nun aniden Zlatan’a bir makas fırlattığını gördüm. Eğilmese gözüne girebilirdi! Zlatan duvara çarpan makası görünce hemen yerinden kalkıp Mido’nun üstüne yürüdü ama neyse ki olay fiziksel boyuta ulaşmadan araya girdik. Biz orada olmasaydık birbirlerini öldürebilirlerdi!
Peki olayın sonrasında ne oldu? İki futbolcunun soluğu karakolda aldıklarını düşünebilirsiniz ancak yanılırsınız da! Ertesi gün antrenmanda yedek kulübesinde sarmaş dolaş oturdular!
KONUŞMAKTAN ÇEKİNEN FUTBOLCU, İFLAH OLMAZ BİR EGOYA DÖNÜŞTÜ
Zlatan'ın kendini överken elini korkak alıştırmadığına birçok kez şahit olduk. Fransa'daki Grevin Müzesi'nde balmumu heykeli yapılan yıldız, "Eyfel Kulesi'nin yerine de bir Ibrahimovic heykeli yapılabilir" ifadelerini kullanmışlığı bile var! Ancak kariyerinin her döneminde böyle değildi. Hatta Ajax'tayken konuşmaya bile çekinirdi!
“Her pazartesi sohbet etmek için ofisime gelirdi” diyor, Ibra’yı Ajax’a getiren Beenhakker. “O konuşmalarımızda ne kadar samimi olduğunu, bana insani yönünü açtığını ve içini döktüğünü görmek benim için çok özeldi. Hafta sonu oynadığımız maçtaki performansını da konuşurduk, özel hayatında yaşadıklarını da... Ofisimden hep ‘Bu hafta iyi değildim ama bir sonraki maç harika bir Zlatan göreceksiniz’ diyerek çıkardı.”
Zlatan'ı Hollanda'da sadece özgüvensiz döneminde olması da zorlamadı. Total futbol düzenine adapte olmak sandığından çok daha zordu ve kendini kral gibi gördüğü Malmö'den, spotları üzerinde daha az gördüğü bir dünya devine gitmişti.
Ajax'ta uzun yıllar yöneticilik yapan Endt, ona gerekli ortamı sağlayamadıklarından yakınıyordu. Zlatan'dan daha fazla performans alabilmek için İsveç Milli Takımı'nda görev yapan Tommy Soderberg'e bile danışmışlar. Aldıkları cevap ise ‘Aranızda öğretmen-öğrenci ilişkisi olmadığına dair Zlatan’ı ikna etmelisiniz’ olmuş. Ona sorumluluk verip, yetişkin gibi davranmazsanız, orada durması zordur.
2004 yılında Hollanda ile İsveç'in oynadığı bir karşılaşmada Ajax'tan takım arkadaşı Rafael van der Vaart'la yaşadığı tartışma sonrasında kulüpten gönderilmesine karar verildi. Ajax'ta bu durumun görüşüldüğü toplantıda herkes fikrini söylüyordu. Zlatan konuşmaların bitmesini bekleyerek ayağa kalktı ve Rafael'e dönerek "Bir daha basına konuşursan iki bacağını kırıp kafanı keserim." dedi.
Nitekim Barceona'da da aynısı oldu. Büyük bir bonservis bedeliyle yolunu tuttuğu Katalan ekibinde yine total futbolun kalıplarına sıkıştı. Saha dışında da katı kuralları bulunan bir okulda öğrenci gibiydi. Kendi arabası yerine kulübün ona verdiği aracı kullanmak zorundaydı... Ancak o doğuştan otoriteye karşı gelen bir yapıya sahipti ve kulüp tesislerine lüks aracını çekerek herkese gözadğı verdi.
Ajax, Inter, Barcelona ve PSG'de takım arkadaşı olan Maxwell, ilişkilerinin takım arkadaşlığından ziyade yakın arkadaşlık olduğunu açıklıyor:
Bir gün beni arayıp ‘Evde yiyecek bir şey kalmamış, sana geliyorum’ dedi ve bir ay bende kaldı. O kadar yakınız! Dostluğumuz yeşil sahalarla sınırlı değil. Kardeşimi trafik kazasında kaybettiğimde yanımda o vardı, bana destek oldu, zor zamanları atlatmamı sağladı.”
Endt’e göre bu, Ibrahimovic’in taktığı bir maske. “Kendini dış dünyadan korumak için böyle yapıyor çünkü özgüveni çok düşük!” diyor Endt. “Dışarıdan bakıldığında bir film kahramanı gibi gözüküyor ama aslında çok sessiz ve sakin biri. Tabii bu yönünü pek göstermiyor! Mesela Maxwell’le olan ilişkisine bakın… Ona sürekli ‘Bugün nasıl oynadım?’ diye soruyor ama aslında iyi oynadığının söylenmesini istiyor!”
Zlatan “egoist prens” kıyafetini giydikçe futbol dünyası da ona boyun eğmeye devam edecek gibi duruyor. 2012-13 sezonunda PSG’de teknik direktörlüğünü yapan Carlo Ancelotti’ye kritik bir maçtan önce “Tanrıya inanıyor musun?” diye sormuştu. Ligue 1’de zirve yarışı nefes kesiyor, PSG de 19 yıl aranın ardından ilk şampiyonluğunu elde etmeye çalışıyordu. Ancelotti “Evet, inanıyorum” cevabını verince “Güzel, demek ki bana inanıyorsun! O zaman rahatla ve maçın tadını çıkar” diyen İsveçli, ne kadar büyük bir egoya sahip olduğunu ortaya koymuştu.
Zlatan, Manchester United'a transfer olduğu o günlerde "30 kupa kazandım ve daha da fazlasını istiyorum. Buraya vakit öldürmeye değil, kazanmaya geldim." diyordu. Sezona da iyi bir başlangıç yapmıştı. İlk 4 maçında 4 gol attı, üstelik bunlardan biri Manchester City'eydi.
2016-17 sezonunda sakatlığından dolayı kaçırdığı maçlara rağmen 28 golle en fazla gol atan futbolcu olan Ibrahimovic, sakatlık sürecinde de günleri saydı.
"Sahalara geri döndüğümde eskisinden daha iyi olacağım. Aynı şekilde geri dönmeyeceğim çünkü beni izleyenler için kendimden daha iyi bir versiyon geliştirdim." diyor Bunun nasıl olacağını hayal edin! Kendimi çok iyi hissediyorum. Ameliyat olduğum günden beri kendime 1 gün dahi izin vermedim. Her gün eğitim aldım ve bu yeni Zlatan için hazırlandım.”
Manchester'a kral olmak için gelmişti, işi yarım kaldı. 36 yaşında da olsa 30 kupa kazanmış da olsa kendini Tanrı olarak da görse Zlatan hala kendini ispatlamaya çalışıyor. Futbolu bırakana kadar onu manşetlerde görmeye devam edeceğiz gibi!