Gupse Özay, Eda Ece ve Aksel Bonfil, HT Magazin’den Mehmet Çalışkan’ın sorularını yanıtladı.

İLKİNİ 1 milyon 600 bin kişinin izlemesi filmin devamının çekilmesini zorunlu kılmıştı.

Gupse Özay, başrolünde olduğu filmin senaryosunu yine kendisi yazdı. Masaya oturduklarında yapımcısı Necati Akpınar’ın direktifiyle karşılaştı.

‘Filmi sen yöneteceksin.’

‘Deliha 2’

Öyle kolay değildir.

İş, filmi yönetmeye gelince devreye başka meziyetlerin de girmesi gerekecekti. Sinema bilgisinin yanı sıra büyük bir ekibi organize edebilecek kadar yöneticilik yapabilme becerisi de gerekliydi.

Sırtına milyon doların emanet edilmesinin sorumluluğuysa işin cabası.

Kasımdaki set izlenimi haberine ‘Sinemadaki yeni kapının anahtarı Gupse’de’ başlığını atmıştım.


Özel gösterimde ‘Deliha 2’yi izlerken bir yandan kahkaha atıp diğer yandan Gupse Özay’a olan güvenimi gösteren başlığı boşa atmamış olmanın mutluluğunu yaşadım.

Dostluk, dayanışma, umut, hayaller, hayvan sevgisi ve aşkla bezenmiş sıcacık bir mahalle hikâyesi.

İzleyenlerin kahkahaları ve alkışları Gupse Özay’ın senarist, oyuncu ve yönetmenliğiyle paket halinde sunduğu ‘Deliha 2’nin ne ölçüde keyifli, komik, eğlenceli ve tertemiz bir film olduğunu gözler önüne serdi.

Film, deyim yerindeyse cillop gibi.

Gupse Özay ile filmdeki rol arkadaşları Eda Ece ve Aksel Bonfil duygu ve düşüncelerini HT Magazin için paylaştı.

İlk yönetmenlik deneyiminizde ne kadar başarılı olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Gupse Özay: İlk filmde bana ‘Hem yazıp hem oynamak riskli’ demişlerdi. Sevgili yapımcım Necati Akpınar, ‘Deliha 2’yi bana yönettirmekle yeni bir kapının anahtarını verme büyüklüğünü gösterdi. BKM’nin kapısından çıktığımda ‘Heyttt be, yaşasın’ dedim. Büyük bir topa girmenin heyecanıyla ortaya çıkan adrenalini bütün hücrelerimde hissettim. Risk yoksa başarı yoktur. Elbette riske körü körüne girmedim. Sete çıkmadan önce ödevime çok çalıştım. Filmde birlikte çalıştığım bütün oyuncular da teknik ekip de bana güvenerek çekimler sırasında azami ölçüde yardımcı oldu.


Eda Ece, Aksel Bonfil’in yanı sıra Derya Alabora, Hülya Duyar, Ali Çelik, Mert Öner, Fatih Özkan, Özlem Akınözü ve Mehmet Er’in canlandırdıkları karakterlerin her biri ayrı bir film olma niteliğinde. Bir de Esin Eden var ki, gözlere şenlik.

Sinemada kadınların pasifize olmaktan kurtulduğunu görüyoruz. Ne yaptılar ki kadınlar meydan okumaya başladı?

G.Ö.: Erkek hikâyelerinde hep pasör, destekleyici unsur olan kadınlar lokomotif olmaya başladı. Erkeklerle aynı işi aynı ölçüde yaptığımız halde hâlâ aldığımız ücretleri eleştirenler var. Oysa erkeklerin yarı ücretine çalışıyoruz. Demek ki bir ayrım var. ‘Erkekler, izleyici üzerinde daha hâkimdir’ duygusuna karşıyız kardeşim.

Eda Ece: Bu zamanda hâlâ eski kafaların olması ayıp. Eşit ağırlıktaki rollerde erkeklerin daha fazla ücret aldığı doğru. Bunun gibi tarihi bir hatanın düzeltilmesi için geç bile kalındı. Meydan okumaya başlamamızın ana nedeni ‘Kadınlar başardı’dan başka bir şey değildir.

G.Ö.: Bizim kendimizi ispat etmek zorunda olmamız veya bunu talep ediyor olmamız çok acı. Yetenekli kadınlar hep vardı ama sanıyorum talepkâr olma cesaretleri pek yoktu. Günümüzde kadınların haklarını gözeten, onların lokomotif olabileceğine inanan yapımcılar da var. Örneğin bu sezon BKM’nin 11 filminden 5’nin yönetmeni kadın. Bu da büyük bir farkındalık yaratıyor.

Aksel Bonfil: Kadınlar konusunda pozitif ayırımcıyımdır. Her zaman bu düşüncede oldum, bundan sonra da o düşüncede olacağım.

Oxford Üniversitesi’nin yaptığı araştırmadan komedyenlerin psikotik kişilik özelliklerine sahip oldukları için güldürebildikleri sonucu çıkmıştı. Siz öyle misiniz?

G.Ö.: Sektörümüzdeki herkesin kadar hayal kurma eşiğinin yüksek olması işimizin doğasında vardır. Komedyenlerde daha mı fazladır veya onların durumu hayalle gerçeği birbirine karıştıracak kadar klinik boyutta mıdır bilemiyorum. Çocukken çok fazla okul değiştirmiş olmaktan dolayı o kadar bunalmıştım ki... Hayatımdaki o trajediyi bastırmak için komik olmayı ve şaklabanlık yapmayı otomatiğe bağlamıştım. Benim gerçek ses tonumu ve ruh halimi gerçekten çok az insan bilir.


‘Alışılmadık ilişki kışkırtır’

Sevgiliniz Barış Arduç için hep ‘Kadınların gözdesi’ yorumları yapılıyor. Size haksızlık değil mi?

Gupse Özay: Önyargıyla negatif yorum, hatta hakarete varacak yorumların yapılması haksızlık. Yorumlarda bulunanların yaş ortalamasına bakıldığında şunu anlarız: O yorumları yazarak rahatlıyorlar. Onları anlayabiliyorum. Ben de o yaşlardayken Leonardo DiCaprio’ya âşıktım. Çoğu zaman sevgilisini öldüresim gelirdi.

Sevgilinize yakışmadığınız yönündeki düşüncelere ne dersiniz?

G.Ö.: Bir kalıba uymayan, alışılmadık ilişki biçimi her zaman kışkırtır.

İlişkiniz o kalıba niye uymuyor?

G.Ö.: Barış, çok yakışıklı çok.

Siz Pamuk Prenses’teki ‘Cadı’ mısınız ki böyle düşünüyorsunuz?

G.Ö.: Bir Barbi bebek de değilim.

Sizin için ‘İzmir’in en güzel kızlarındandır’ yorumu yapılıyordu. Üniversitedeyken fanlarınız varmış...

G.Ö.: İzmir’de yaşadığım zamanlar parka giderken bile fön çektirirdim. İşte kendime o kadar iyi bakardım. O yılları yaşadığım için artık güzellik kaygım yok. Hep güzel görünme çabasında bulunmaktan yoruldum. Bir kırılma anı yaşadım ve ambalaja özenmektense içeriğini doldurmaya başladım. İyi ki de öyle olmuşum. Yoksa hiçbir zaman içi boş bir kadın olduğumun farkına varmayarak yaşayıp gidecektim.

Eda Ece: Gupse kadar akıllı, üretken ve patron bir kadın tam tersine Barış’ın şansı bence.


‘Zeliha’nın kariyer peşinde koşma macerasını hikâye edinen ‘Deliha 2’de Eda Ece ile Aksel Bonfil birbirlerine âşık ‘Eda’ ile ‘Can’ karakterlerini canlandırdı.

‘PSİKOLOJİ EĞİTİMİM AVANTAJ SAĞLIYOR’

PSİKOLOJİ mezunu Eda Ece, performansını her yapımda artırırken ‘Deliha 2’de ‘Eda’ karakterini hikâyede oldukça merkezi bir konuma getirdi.

Psikoloji öğreniminizin oyunculuğa faydaları oluyor mu?

Eda Ece: Canlandıracağım karakterin psikolojisini anlama açısından büyük bir avantaj sağlıyor.

Setlerde arkadaşlarınızın psikolojisini ölçmek için...

Bunun için ille de eğitimini alarak teorik bilgiler edinmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Empati yapma becerisi olan ve algıları açık herkes çalışma arkadaşlarının da diğer insanların da psikolojilerini gayet iyi bir şekilde ölçebilir. Örneğin Gupse o konuda oldukça iyidir. Ben belki insanların psikolojilerini, klinik vaka olabilecek düzeye gelme durumunu daha iyi sezebilirim.

Arkadaş olduğunuz Gupse Özay’ın yönetmenliğinde çalışmak rahatlık mı verdi yoksa stres mi yaşattı?

Çok değerli yönetmenlerle çalıştım ama onlarla tanışıklığımız uzun süre öncesine dayanmadığından neler yapabileceğim hakkında fazla bilgiye sahip değillerdi. ‘Deliha 2’de ise Gupse neler yapabileceğimi iyi bildiği için çoğu zaman beni serbest bırakarak oyun alanımı genişletti. Performansımın en iyi olduğu film ‘Deliha 2’dir.

‘CANIM O TADI YENİDEN ÇEKTİ’

AKSEL Bonfil, 11 senaryo yazıp iki kısa film yönetti. Bir kez de oyunculuk deneyimi yaşamıştı. Başrol oyuncusu olarak kameranın karşısına ilk kez ‘Deliha 2’ ile geçti.

Oyunculuğu neden hep ikinci plana attınız?

Aksel Bonfil: Kendi yazdığım filmleri yönetmek istiyorum. Şimdiyse oyunculuk maceramın yeniden başlamasından mutluyum.

Oyunculuğa yönelik arzunuz ‘Deliha 2’ ile mi depreşti?

Aslında oyunculuğun tadını ‘Kelebeğin Rüyası’ ile tatmıştım ama şimdi ‘Deliha 2 ile birlikte canım o güzelim tadı yeniden çekti. Yazarlık ve yönetmenlikle devam edeceğimi düşünüyordum ama
demek ki oyunculuk beni çağırdı. Daha doğrusu oyunculukla biraz daha beslenmem gerekiyormuş ki karşıma ‘Deliha 2’ çıktı.


‘Barış da yakışıklı Aksel Bonfil de’

Sosyal medyada çok yazıldı, yorumlar yapıldı. Barış Arduç’a benzediği için mi Aksel Bonfil’e rol verdiniz?

Gupse Özay: Kesinlikle ilgisi yok. Aksel’in Barış’a benzediğini düşünmüyorum ki. Ayrıca Aksel’i yeni tanımadım. Belki algıda seçicilik yapılıp ikisi birbirine benzetilmiştir. Bence benzerlikleri ikisinin de açık kumral ve yakışıklı olmasından öte değil.


Barış Arduç’a benzetilmek sizi rahatsız etti mi?

Aksel Bonfil: Hayır, hiç rahatsız olmadım. Barış ile bir kez karşılaşmıştık. Çok başarılı biri. Onun kadar sevileceksem çok mutlu olurum.


‘Bir izleyici için bile kilo alırım’

Rolünüz için kilo almanız neden bu kadar abartılıyor? Sonuçta işinizin bir gereği değil mi?

Gupse Özay: ‘Sanki Hollywood filmi mi çekeceksin?’ dediler. En iyisini yapmak, işimin hakkını vermek istediğim ve kendimle yıllarca gurur duymak için ne gerekiyorsa yapıyorum. ‘Zeliha’yı o kilolu haliyle hayal ettim. Bunun için de 23 kilo almaktan hiç çekinmedim. Çekim öncesinde alıyor sonra veriyorum. ‘Global filmde o kadar kilo almayı göze alırsın ama bu filmde ne gerek var?’ şeklindeki düşünceleri anlamıyorum. Ya affedersiniz, bu filmi sadece bir kişinin izleyeceğini bilsem bile kilo alırım.'

 

 

GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Sen de Düşüncelerini Paylaş!
2000
adblock
Adblocker kullanıyorsunuz.

Değerli okurumuz,
Farkında olarak veya olmayarak Adblocker (Reklam Engelleyici) kullanarak sitemizi ziyaret etmektesiniz. Habertürk olarak size en hızlı, en doğru ve en tarafsız haberleri sunmak için büyük bir ekiple çalışıyor ve yılda yüz binlerce haber üretip beğeninize sunuyoruz. Bizim de bu kapsamda maliyetlerimizi karşılayabildiğimiz tek gelir kalemimiz, internet reklamları.

Elimizden geldiğince bu reklamların sizi rahatsız etmemesi için azami özen göstermeye çalışıyoruz.

Bu kapsamda AdBlock (Reklam Engelleme) aracınızda haberturk.com alan adını beyaz listeye almanızı, veya bu alan adında engelleyiciyi kapatmanızı ve tüm internet sektörünün sağlıklı gelişimi için Adblock aracınızı kaldırmanızı rica ediyoruz.

Bunun karşılığında gösterdiğimiz reklamları okuma deneyiminizi rahatsız etmeyecek şekilde azaltacağımıza söz veriyoruz.