Aziz Yıldırım, HT Spor - Habertürk ortak yayınında soruları yanıtladı: Tek çare şampiyon yapmak!
Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım HT Spor / Habertürk TV ortak yayınında soruları yanıtladı. İşte Yıldırım'ın açıklamaları...
Fenerbahçe'de kritik seçime saatler kala başkan adaylarından Aziz Yıldırım, HT Spor / Habertürk TV ortak yayınında soruları yanıtladı.
Habertürk TV Spikeri Selen Gül Dayıoğlu moderatörlüğünde HT Spor Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Selim Kul ve Habertürk Programcısı Eren Eğilmez sordu Aziz Yıldırım cevapladı.
İşte Aziz Yıldırım'ın HT Spor ve Habertürk'e özel açıklamaları:
"Fenerbahçe’nin birlik içerisinde olması gerektiğini ifade eden bir konuşma yaptım. Çünkü Fenerbahçe çok ayrışmış durumda. 2024’te bu kadar değildi. Çok sayıda dernek ve platform kurulmuş, hepsi birbirinden kopmuş gibi. Bu durum aynı zamanda tribünleri de etkilemiş. Tek ses yok. Bunların düzelmesi lazım. Seçimi biz kazanırsak bunların hepsini bir araya getireceğim; bu gücün bir arada olması lazım. Bu güçle Fenerbahçe her zorluğun üstesinden gelir."
Ahmet Selim Kul: Kongrelerde çıkan tezahürat sesleri, normal bir maçtan daha fazla çıkıyor. Bu kulüp için bir problem değil mi?
Aziz Yıldırım: Problem, biz de onu söylüyoruz. Onun için tribünlerin bir araya gelmesi ve camianın toplanması lazım. Birlik ve beraberlik içerisinde olmak lazım. Aksi halde başarı gelmez.
"TEZAHÜRATLARIN HEPSİ SAYGILI OLMALI"
" Gereksiz tezahürat yapıyorlar. Saygıyı kaçırırsanız kötü olur. Tezahüratların hepsi saygılı olmalı. O yüzden tepki verdim. Dinlemek lazım; konuşmacı kimse onu dinlemek lazım."
"KONGRE ÜYELERİNE KATILIM ÇAĞRISI YAPIYORUM"
" Seçim için bilemem. Bugün 5 bine yakın kongre üyesi vardı. Ama yarın ne kadar katılım olur bilmiyorum. Bütün kongre üyelerini davet ediyoruz, gelsinler ve oylarını kullansınlar. Arkadaşlar 20-25 bin kişinin gelebileceğini söylüyor. Önemli olan, kongre üyelerinin hakları olan oylarını kullanıp başkanı seçmesi. Kongre üyelerine buradan katılım çağrısı yapıyorum."
"TEK ÇARE ŞAMPİYON YAPMAK; RAKİBİMİZLE ARAMIZDA 7 SENE FARK VAR"
Ahmet Selim Kul: İlk günden beri birlik mesajları verdiniz. Bunu bir strateji için mi yapıyorsunuz?
Aziz Yıldırım: Selim Bey, benim strateji yapacak ne zamanım ne de yaşantım var. Ben strateji yapmıyorum. 12 senedir başarısız olan bir Fenerbahçe var. Bunun 4 yılını da kabul ediyorum; benim zamanımda geçti. Son 40 senenin 6 şampiyonluğunu ben ve arkadaşlarım kazandık. Böyle bir durumda strateji yapacak ne zamanım ne de halim var. Benim tek derdim var: çocuklar ağlamasın. 2024’te de bu yüzden geldim. Şimdi bakıyorum; yalnız çocuklar değil, gençler, orta yaşlılar ve büyükler de ağlıyor ve üzülüyor. Bu üzüntülerin bitmesi için bu senenin uygun olduğunu gördüm. Neden uygun? Rakip başarılar yakalamış; 1998’de benim geldiğim günlere benzeyen bir dönem yaşıyoruz. İyi bir ekip kurduk, değerli insanlar var. Fenerbahçe onlardan çok faydalanacak. Tek çare şampiyon yapmak. Rakibimizle aramızda 7 sene fark var. Biz şampiyon olmadıkça bu mesafe uzayacak. Bizim büyüklüğümüzde bir takımın, camianın bunu kabul etmesi mümkün değil. Şampiyon yaparak bunu durdurmamız lazım. 1 yılda başarılı olursak, arkadaşlarımızla konuşuruz. İçimizden biri “Ben aday olurum” ya da “Sen devam et” der. Bu şekilde 1 yıllık süreci geçmiş oluruz; aksi halde sıkıntılar olacak.
"2011 BENİM İÇİN DEĞİL, TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ"
"2011 benim için değil, bütün Türkiye için önemli. Çünkü bir örgütün, önündeki taşları tek tek temizleyip 15 Temmuz'a gittiği bir yol. Biz kendi başımıza direnmedik, o direnme camianın direnmesiydi. Camia direndi, bize destek oldu. Biz de onlarla beraber mücadele ettik. 15 Temmuz'da halkın sokağa çıkmasının provalarını, ilham kaynaklarını bizim camia 3 Temmuz'dan sonra göstermişti. Anıtkabir'e çıktık 1 milyon kişi. Bağdat Caddesi'nde 500 bin kişi. Topuk Yaylası'na insan seli. Vatan'da, Metris'te duvarlara şarkılar söylediler. Duyduk onları."
"ŞAMPİYONLUĞUN BİRLEŞTİRECEĞİNE KESİNLİKLE İNANIYORUM"
"Yaşlandık, yaşlanınca insan olgunlaşıyor. Biz de olgunlaştık yani. Kapsayıcı bir yaklaşım yapıyorum, her şeyi bir araya getirmeye çalışıyorum. Camianın gidişatının iyi olmadığını görüyorum. Bir şehre gidiyorsun, dernek var; içindeki insanlar derneğe küsmüş ve yeni bir dernek daha açmışlar. Onların bir arada olması lazım. Şampiyonluğun birleştireceğine kesinlikle inanıyorum. Kazanmaya başladığımız andan itibaren insanlar birbirine sarılacaktır, daha hoşgörülü olacaktır. Kaybettiğiniz zaman bunun tersi oluyor. Biz kazanmaya odaklanacak bir takım yaratacağız. Takım diyorum, yıldız oyuncu demiyorum."
"ŞAMPİYONLUKLARIN TARİHLERİNİN YÜZDE 35'İNDE BEN VARIM"
"Babalar çocuklarına kızarlar. Yanlış yapmazlarsa kimseye kızmam. O çocuklar benimle beraber yaşadılar mı? Benim yaşadıklarımı yaşadılar mı? Ben hiçbir menfaatim olmadığı halde yaşadım bunları. "Başkan olurum, giderim iş alırım zengin olurum" deseydim bunları söyleyebilirler. Beni tenkit edebilirler. Ama benimle beraber yaşamadılar ki hiçbir şeyi. Ben yaşadım. 60 kişi hapse girdiğimizde onlar yaşadı. Gençler bizim ne yaptığımızı öğrensinler. Ben ve yanımdaki insanlar 98'de gelip ne yapmışlar bir baksınlar. Şampiyonlukların tarihlerinin %35'inde ben varım."
"KİMLERİ GETİRMİŞİM..."
"2003-2004’te Christoph Daum’u getirdim, daha önce Beşiktaş’ta çalışmıştı. 2003-2004’te Daum şampiyon yaptı, 2004-2005’te yine şampiyon yaptı. 2006’da da takımın başındaydı. Denizli’de kaybettik ve ayrıldı. Zico’yu da dünya teknik direktörü olarak kimse tanımıyordu; Japonya’da bir takımı çalıştırıyordu. Löw’ü getirdim. Ancelotti ile ön sözleşme yaptık ama anlaşamadık. Kimleri getirmişim yani… Löw, Almanya Milli Takımı’nı Dünya Kupası kazanan teknik direktördü."
"1-2 FUTBOLCU ALMAKLA BU KAN DURMAZ"
"Nasıl durduracaklar bu kanı? 1 tane 2 tane futbolcu almakla bu kan durmaz. Hiçbir şey yapamıyor kimse. Başarısız oldular 8 senedir. Başarılı olsalar ben gelir miyim, niye geleyim ya? Ailem var, dostlarım var, işim iyi, zamanımı gayet güzel geçiriyorum. Ama görüyorum ki bizden başkası bunu durduramaz. Bunu durduracak nedir? Şampiyon olmak. Biz şampiyon olacağız ve geleceğe daha emin olarak bakacağız."
"NET SÖYLEYEYİM; ANTRENÖRE KARAR VERMEDİK!"
"Daha net söyleyeyim: Şu anda antrenöre karar vermedik. Antrenöre yönetim seçilirse oturup konuşacağız. Herkesin fikrini alacağız. Bugün kimi istersem telefon edeyim getirtebilirim. Geçen sene Mourinho ile hemen Roma’da buluştuk. Kalktım gittim, iki saat konuştuk ve çözdük. Bizim için bunlar basit, önemli değil. Önemli olan teknik adamın bizim isteğimize uyması. Bizim isteğimiz ne? Benim taraftarım diyor ki: “Ben yavaş oynamak istemiyorum, hücum istiyorum.” Kimi getireceksek onunla konuşacağız. Bunu yapabileceksen “Buyur” diyeceğiz.
"BÜTÜN FUTBOLU FUTBOL A.Ş'YE BIRAKACAĞIM"
Ahmet Selim Kul: İddialar, Aykut Kocaman’ı getireceğiniz ve seçimden dolayı bunu açıklamadığınız yönünde. Böyle bir tarzınız var mı?
Aziz Yıldırım: Öyle bir şey yok. Ben bir oyuncu ya da antrenör getirmekle başkanlığa seçileceksem seçilmeyeyim kardeşim! Ben nedenlerini söyledim. Biz, Aykut Kocaman’ı çağırdık ve anlattık. Dedik ki: ‘Kardeşim, biz böyle istiyoruz, böyle olacak.’ Bir başkasına da döndük ve onunla konuştuk. En sonunda Aykut Hoca ile çalışmanın daha faydalı olacağını düşündük. O, antrenör olarak seçilecek. Antrenör olarak çalışırken de Oğuz Çetin ve o ekip, bizim yöneticilerimizle birlikte karar verecek. İşi zorlaştırdık yani. Sistemi buraya çeviriyoruz. Futbol A.Ş’de çok değerli insanlar var. Ben yavaş yavaş belki de bütün futbolu Futbol A.Ş’ye bırakacağım. Kulüp yöneticileri dernek işleriyle ilgilenecek, futbol ile ise Futbol A.Ş ilgilenecek.
"VERİRİM DEMEK BAŞKA VERMEK BAŞKA BİR ŞEY"
Aziz Yıldırım: 350 milyonu cebinden verecek babayiğit Türkiye'de yok onu söyleyeyim.
Eren Eğilmez: "Hiçbir limitim yok, para da sorun değil" dedi Hakan Bey.
Aziz Yıldırım: Yakında her şey daha açık olarak ortaya çıkar. "Veririm" demek başka bir şey. Vermek başka bir şey. Verecekse dün çağrım vardı, Divan Kurulu'na gelsin çekleri teslim etsin. Mesele bitti. O zaman ben de elimi kaldırırım seçilmesi için. Fenerbahçe'ye taahhüt edecekler hepsini.
"FENERBAHÇE'Yİ BEN SPOR KULÜBÜ HALİNE GETİRDİM"
"Fenerbahçe’yi ben bir spor kulübü hâline getirdim. Kadın voleybol takımı 2. Lig’deydi, basketbol branşı kapatılmak üzereydi. Bütün amatör branşlar benim ve arkadaşlarımın döneminde başarıya ulaştı. Hepsi şampiyon oldu."
"BEN GİDECEĞİM DİYEN OYUNCUNUN YERİNE TRANSFER YAPACAĞIZ"
"Çalışmalarımız var. Antrenörle, oyuncularla ve mevkilerle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Biz seçildikten sonra görevlendirmeleri yapacağız. Önce oyuncularımızı çağıracağız. Kaleci Ederson, Semedo ve Mert Müldür dâhil herkesle tek tek konuşacağız. ‘Ne düşünüyorsunuz? Biz şampiyon olacağız! Bu şampiyonluğu kazanmak için iyi mücadele edeceğiz, gerekirse kavga edeceğiz. Bunun için sen neredesin? Biz şampiyon olmak istiyoruz. Buna göre varsan konuşalım, yoksan yolları ayıralım’ diyeceğiz. Ben gideceğim diyen oyuncunun yerine de transfer yapacağız."
"BİR SANTRFORLA TAMAMEN ANLAŞTIK"
"2 santrfordan bahsediyorsunuz. Biriyle tamamen anlaştık. Sadece ödeme konusunda değil, her konuda anlaştık. Bugün istesem imzalarız. İsimleri menajerler söylüyor, siz de onlardan duyuyorsunuz. Menajerler, sosyal medya akbabalarıyla birlikte çalışıyor. Bir futbolcuyu lanse ediyorlar. Biz bunlara hiçbir zaman prim vermeyeceğiz. Kendi istediğimiz doğrultuda hareket edeceğiz."
"DAHA KİMSEYLE ANLAŞMADIK"
"Daha biz kimseyle anlaşmadık. Daha karar vermedik. Versek de açıklarım ya. Ben diyorum ki seçilirsem gereğini yapacağım. Ama daha seçilmeden "onu aldım bunu aldım" diye niye söyleyeyim? Bir yetkim var mı? Yok. Mourinho'da yaşadık. Seçildi mi kimi getireceksem getiririm. Bu kadar da Aykut Kocaman düşmanlığı yapmasınlar. Aykut Kocaman ile 1 ay önce görüştüm. 1 aydır ben Aykut Kocaman ile bir araya gelmedim. Görüştüğümüz zaman da başkanlık için adaylığıma ben daha karar vermemiştim."
"SAMANDIRA RUHUNU GERİ GETİRECEĞİZ"
"Tüm taraftarları bir araya toplayacağız. Hepimizin tek paydası Fenerbahçe. Bu nedenle herkes Fenerbahçe’ye sahip çıkacak. Belki tribünlerde sesleri içeride tutabilmek için ufak rötuşlar yapabiliriz. Samandıra ruhunu da geri getireceğiz. Bizim zamanımızda orada U masa vardı. Ortasına ben otururdum, herkes yanıma otururdu. Duyduğum kadarıyla bunu tek tek masalara ayırmışlar, gruplar halinde oturuluyormuş. Biz onları kaldıracağız; herkes birlikte yemek yiyecek."
"VOLKAN DEMİREL VE KUYT GELİRİM DEDİ"
"Volkan Demirel’e telefon ettim. “Seçilirsem senin de görevde olmanı istiyorum” dedim. “Tamam” dedi. Kuyt’a da haber gönderdim, o da “gelirim” diye bize bilgi verdi."
TRANSFER PLANI NE OLACAK?
"İki santrfor alıyoruz, sağ tarafa adam lazım mı değil mi… Mevcut oyuncuların kalmaları durumunda rotasyon değişir; giderlerse alırız. Ama bir stoper almak lazım, sol ayaklı olursa iyi olur. Bir tane de sağ ayaklı stoper almak lazım. Şampiyonlar Ligi elemesi var. Orada iki sağ bek var; maalesef Dünya Kupası’nda. Orası da bir soru işareti. Orta sahada kalabalığız, çok oyuncumuz var. Orada oyuncu ayrılırsa transfer yaparız."
"3 TEMMUZ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
"3 Temmuz Fenerbahçe tarihinin kırmızı çizgisidir. Bundan dolayı tüm Fenerbahçeliler, 3 Temmuz'da yaşananları unutmamalı. Hakkımızı, hukukumuzu almak için mücadele etmeli. Ben yönetime gelirsem bunu yapacağım. Manevi kayıplarımızı zaten kimse ödeyemez. Ama maddi kayıplarımız için gerekli çalışmaları yapacağım."
"KULÜPLER BİRLİĞİ'NİN GÜÇLÜ OLMASI LAZIM"
"Kulüpler Birliği’nin güçlü olması lazım. Kulüplerin derdi çok. Bu transferler yapılıyor, yarısı vergiye gidiyor. Bütçeleri buna göre düşünmek lazım. 12 milyon maaş verdiğiniz zaman bu size 17 milyona mal oluyor. Ya vergiyi ödemeyeceksiniz, cezaya gireceksiniz ya da buna bir çözüm bulunması lazım. Gidip devlete anlatmak lazım. %15’leri bile zor ödüyorduk, %40’a çıktı; bu böyle gitmez. Kulüplerin diğer bütün sorunlarını da toparlamak lazım. Bunları tartışmaya açıp düzenlenmiş bir hale getirip çözüm mercilerine aktarmak lazım."
"BU GELENEK OLMALI"
"Kulübün geleneklerinde ibra etmemek diye bir olay yok. Ama bizi 2018'de sayın Ali Koç Sportif AŞ'de ibra etmedi. Kanun gereği 2 yıl biz orada icrada kaldık. Yanlış yaptılar. Biz söz verdik, sözümüzde durduk. Yönetimi ibra ettik. İsteseydik ibra etmezdik, Hakan Safi de aday olamazdı. Biz hiç bunlara tenezzül etmedik. İbra verdik, hem ona hem Sadettin Bey'e. Bu gelenek olmalı."