Kasımda 9 milyar $ olan yabancı yatırım tutarının, yıl sonunda 2016 seviyesini yakalayabileceğini söyleyen Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, OHAL eleştirilerini samimi bulmadığını belirtiyor: “Yabancı sermayeyi OHAL’den öte Almanya, Hollanda ve Avusturya’nın yaptığı lobi etkiliyor” 

Hafta sonunda memleketi Malatya’dan bir günlüğüne İstanbul’a gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve eşi Esra Tüfenkci ile sohbet imkânı bulduk. Sık sık 2011-2015’te bulunduğu AK Parti Malatya İl Başkanlığı görevine atıf yapan Tüfenkci; ABD’de tanık olarak mahkemeye çıkan Reza Zarrab’tan, erken seçim iddalarına kadar hükümetin aldığı pozisyonun ip uçlarını veriyor. Ticaret hukuku alanında yüksek lisansı da olan Tüfenkci’nin “Akıllı olup Zarrab’a bu işi bırakmasaydık, daha iyi olurdu” sözü, hükümet kanadından ilk “dönem eleştirisi” niteliği taşıyor. Zarrab’ın mahkemede eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ı işaret ederek “45-50 milyon Euro rüşvet verdim” sözünü de anımsarsak, bu eleştirinin adresini bulmakta güçlük çekmeyiz…

Tüfenkci de bana “İş dünyasının sıkıntısı nedir?” diye sorduğunda, şu yanıtı verdim: Doğrudan yabancı sermaye girişinin azalması OHAL’e bağlanıyor. Uluslararası yatırım tutarı 2015’te 17.5 milyar dolardı, 2016’da yaşanan darbe girişimi ve terör olaylarıyla 12.3 milyar dolara kadar gerilemişti.

Kasım itibarıyla 9 milyar dolar olan yabancı yatırım tutarının, yıl sonunda 2016 seviyesini yakalayabileceğini söyleyen Tüfenkci, OHAL eleştirilerini samimi bulmadığının altını çiziyor:

“OHAL Fransa’yı çok etkilemiyor, Türkiye’ye gelince etkiliyor. Fransa OHAL’i kaldırıp, içindeki bazı maddeleri yasalarına koydu. Biz de OHAL’i kaldırırız mücadelede önem taşıyanlar maddeleri yasaya geçiririz. Yabancı sermayeyi OHAL’den öte; Almanya’nın, Hollanda’nın, Avusturya’nın oluşturduğu lobi etkiliyor. Kim ne derse desin, OHAL diyenler samimi değiller. Sermaye geldiği zaman, Başbakanlık Yatırım Ajansı önüne düşüyor, kapı kapı dolaştırıyor.”

Bakan; Almanya’daki bir alıcının, Türkiye’de fason üretim yaptırdığı bir tekstil firmasına “Fabrikanı Balkanlar’a taşı, sizinle ticaret yapmamız Erdoğan’ı güçlendirir” mail’i gönderdiğini de ekliyor.

Muhalefet ile FETÖ arasındaki yakınlığı da sorgulayan Tüfenkci, darbe girişiminden hemen sonra, 16 Temmuz’da bile yurtdışına gönderilmek üzere konteynerlere yüklü belge ve ev eşyaları yakaladıklarını ifade ediyor. Sınırlardan kaçırılmak üzere bavul içlerinde çocuklar bulduklarını söylüyor.

- Zarrab ABD’deki ifadesinde hayali gıda ticaretini de işin içine soktu. Bakanlık müfettişlerinin bu konuda bir araştırması oldu mu?

Yapılan iş gayri resmi değil. Altın ihraç ettiğini ifade ediyor. Dubai’de o altının dolara çevrilip İran’ın borçlarının ödendiğini söylüyor. Altın ticareti 2013-2014’e kadar yasak değildi. Uluslararası hukuka uygun yaptığımız iş. Araştırılması gereken, Dubai’den yaptığını söylediği hayali gıda ihracatı konusu olabilir. Türkiye’nin Dubai’deki işleme müdahale etme yetkisi yok. Altın ihraç ediyoruz, aynı şirketler ithal ediyor bunun araştırılması lazım diye bir rapor bizde de vardı. Maalesef bizim böyle şeylere girmemize gerek yoktu. Gıda gönderebildik. Altını direkt İran’a da gönderebilirdik. ‘ABD altını da yasaklayınca gıda ticareti yapıyor gösterdik’ diyor ama Türkiye kayıtlarında gıda ihracatı görünüyor. ABD’lilerin kucağına gitti diye böyle bir ifade vermiş olabilir, gerçek yapmış da olabilir.

- Zarrab’ın mal varlığına el konulması öncesi bir girişim oldu mu?

2 ay önce, genel müdürü şirketlerinde hisse devri yapmak için bakanlığımıza başvurdu. ‘İzin vermeyin, burada bir oyun var’ dedim. Dilekçeleri duruyor. ABD bunu götürürken belki güvenceler verdi. Buradaki mal varlıklarını devredip, kurtulacaktı. Akıllı olup Zarrab’a bu işi bırakmasaydık, daha iyi olurdu.

- Reza Zarrab’ın babası Hüseyin Zarrab, Kapalıçarşı’da döviz ticaretiyle bilinen bir işadamı. Zarrab’ın mal varlığından sorumlu tutulanlar arasında var mı?

Yalnızca şirket ortaklarının mal varlığına el konuldu. O ortak değil. 

‘BANA GÖRE LEZZETİ DE KAÇTI’ 

AB; 11-14 Aralık tarihinde dönerde bulunan fosfat katkı maddesinin yasaklanması talebini oylayacak. Bu tartışmada hangi taraftasınız?

Gıda Bakanlığı’mız dondurulmuş dönerin sağlığa nasıl bir etkisi olduğunu araştırıyor. Benim de gönlümden geçen eski yönteme devam edilmesi yönünde.

Eskiden akşamdan döner dizilir, sabah çengele geçirilirdi. Fabrikasyon imalata geçilince, dayanıklılığı artırmak için katkı maddesi konmaya başlandı. Bana göre lezzeti de kaçtı.

Hafta sonunda İstanbul’a gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile sohbet imkânı bulduk. 

‘ERKEN SEÇİM KARARI ALDIRACAK NE VAR Kİ?’ 

- Erken seçim olasılığı var mı?

Cumhurbaşkanı’mız teşkilatımıza “2017 yılı yenilenme, 2018 yatırım, 2019 seçim yılı olacak” talimatı verdi. Kamuoyuyla da bu görüşlerini paylaştı. Her zaman ‘Milletten yetkiyi kaç yıllığına aldıysak, tamamlamamız lazım’ diyor. Ne zaman başımız sıkışsa hep halka gittik; referandum yaptık. Halka gitmekten korkmayan bir liderimiz var. Seçimleri millete verdiğimiz sözü yerine getirerek yaparız.

- Erken seçimi isteyenler olduğu için mi, kamuoyunda bu senaryolar tartışılıyor?

Muhalefet erken seçim konusunda istekli değil. AK Parti içerisinde arkadaşlarımız daha istekli. Yerel seçimleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öncesine alalım ki, tabloyu görüp, oy kaybı varsa toparlanalım diyorlar… Bir kısmı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öne alınmasını savunuyor. Bunlar daha çok siyasette istediği yere gelemeyenlerin, özellikle belediyelerdeki değişimler vesile yapılarak belediyeler üzerinden üretilen argümanlar. Bu doğru değil. Seçmen nezdinde gücümüzü sorgulatır. Allah’a şükür güçlü bir iktidarız. Erken seçim kararı aldıracak ne var ki?... Terörle mücadele ediyorsun, etrafında operasyon yapacak güçtesin.. Anketlerde de çok çok düşen bir durum yok. 16 Nisan’da referandum yaptık; başarı ile çıktık.

 

‘2019 SEÇİMİ EKONOMİYİ GÜÇLENDİRECEK’

- Size göre AK Parti’de bazı kesimlerde özgüven sorunu mu oluştu?

Ekonomi tepetaklak gitmiştir; kontrol edemediğin faizler, dövizler vardır, terörde insanlar bunalmıştır… İktidar değişikliği o zaman güçlü bir toplumsal talep olarak gelir. Bize vatandaştan çok güçlü bir destek gelmiş, yüzde 49.5 ile iktidar olmuşuz. Neyimizden şüphe ediyoruz. AK Parti dinamik bir parti, kimsenin cesaret edemediğini yaptı. Büyükşehirlerde yol yürünürken kaptanı değiştiriyorsun.

- 2019 seçimlerine giderken, iç veya dış kaynaklı olağanüstü bir manipülasyon ihtimali konuşuluyor mu?

2019 seçimleri; ‘Bu sistem değişmeli’ diyenlerle, ‘Türkiye bu eşiği aşarsa, manipüle edeceğimiz bir şey kalmaz’ diyenlerin son hesaplaşma kapısı oldu. Türkiye’nin birliğini, bekasını korumak için yüzde 50 artı 1’i getirdik. Uzlaşı kültürünü de ortaya koyacağımız bu seçimlerde bir anlamı ile kendimizi de zora soktuk. 2019 eşiğini aşarsak, 2023 hedeflerine çok yaklaşırız. Çok daha hızlı hareket edebiliriz. Ekonomik anlamda bizi güçlendirecek. Yoksa Hollanda’sından, Almanya’sına Türkiye’deki referandumu niye dert ediyorlar?