Ahmet Kıvanç

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektöre ait bütün işlerde ve iş yerlerinde uygulanıyor. Ancak, “Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri” istisnalar arasında yer alıyor. Kanunda, salgın hastalıklarla mücadelede görev yapanlara yönelik ayrıca özel bir hüküm bulunmuyor.

Kanuna göre, çalışanlar iş yerinde ciddi ve yakın tehlike olması halinde çalışmaktan kaçınabilir ama bunun kuralları var. Öncelikle, işçinin, ciddi ve yakın tehlikenin ortaya çıkması halinde varsa iş yerindeki iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, yoksa işverene bildirmesi gerekir. Kurul ya da işveren, çalışanın ileri sürdüğü ciddi ve yakın tehlike iddiasını kabul ederse, çalışan, sadece gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Kurul veya işverenin, talebe ilişkin değerlendirmesini işçiye ve vekiline yazılı olarak vermesi gerekir. Çalışanlardan böyle bir talep gelmesi durumunda kurulun acilen toplanması, kurul yoksa işverenin derhal kararını verip tutanak tutması zorunludur.

ÇALIŞMAKTAN KAÇINAN İŞÇİNİN ÜCRETİ KESİLMEZ

Kurulun veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi halinde, çalışan gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ödenmeye devam eder.
Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli de çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

CİDDİ VE YAKIN TEHLİKENİN ÖNLENEMEZ OLDUĞU DURUMLARDA NE YAPILACAK?

Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin “önlenemez” olduğu durumlarda bu prosedüre uymak zorunda olmaksızın iş yerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek güvenli yere gider. Bu hakkını kullanan çalışanların ücretinde ve diğer haklarında kısıtlama yapılamaz.

ÖNLEM ALINMAZSA İŞÇİ İŞ AKDİNİ FESHEDEBİLİR

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektörde çalışan herkesi kapsıyor. Kamuda çalışan memur ve sözleşmeli çalışanlar da iş sağlığı ve güvenliği bakımından bu kanuna tabi.

İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda iş sözleşmelerini feshedebilir.
Kanunun 25. Maddesi uyarınca, hayati tehlike oluşturan durumlarda, tehlike giderilinceye kadar iş yerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulabiliyor. İş müfettişlerinin aldığı iş durdurma kararı mülki idare amirine veya iş yerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğüne bildirilir. Acil durumlarda kolluk kuvvetleri aracılığıyla aynı gün iş durdurulur.
İşin durdurulması durumunda işçi iş akdini feshedemez. İşveren, işin durdurulması dolayısıyla işsiz kalan çalışanlara ücret ödemek veya mesleğine uygun başka bir iş vermek zorunda.

İş sağlığı ve güvenliği kurulu ya da işveren ciddi ve yakın tehlike tespiti yapmadığı halde iş görmekten kaçınan işçi, yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Öncelikle, böyle bir durumda işveren iş akdini feshedebilir. İşten kaçınma dolayısıyla meydana gelebilecek muhtemel zararlar için de tazminat talebinde bulunabilir.

Kurulun kararına rağmen işveren gerekli tedbiri almaz ise haklı nedenle iş akdini fesheden işçi, kıdem tazminatını da alır. Kurula başvurmadan iş akdini fesheden ise kıdem tazminatını alamaz.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU HANGİ İŞ YERLERİNDE ZORUNLU?

Çalışan sayısı 50 ve daha fazla olan ve 6 aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı iş yerlerinde işveren iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturmak zorunda. İşveren, kurulun mevzuata uygun kararlarını da uygulamakla yükümlü.

Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuşsa faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyonu asıl işveren sağlar.
İşçi sayısı dolayısıyla ayrı ayrı kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazlaysa asıl işveren ve alt işveren birlikte kurul oluşturur, koordinasyonu asıl işveren sağlar.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri