Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Dolar geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığı sert hareketlerle vatandaşın yüreğini ağzına getirdi ama bu sene için beklentiler biraz daha olumlu görünüyor.

Görüştüğümüz piyasa uzmanları bu sene çok sert hareketler ve yükselişler beklemiyor. Eğilim Türk Lirası'nın dolar karşısında en fazla enflasyon kadar, belki biraz daha üzerinde değer kaybedebileceği yönünde. Bunların haricinde doların ve döviz sepetinin mevcut seviyelerden aşağı geleceğini düşünenler de var.

Piyasa için öngörülen en büyük ekonomik risk enflasyon iken, doların değeri üzerinde belirleyici olan ABD politikaları ve jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre Türkiye ekonomisinin en önemli itici gücü ise güçlü seyreden büyüme oranları.

"DAHA FAZLA DÜŞMESİ İÇİN HAKLI BİR SEBEP YOK"

Dolarla ilgili olumlu olan analistler, bu beklentilerinin temeline genel olarak geçtiğimiz dönem yaşanan hareketin ekonomi tabanlı olmamasını ve aynı dönemde Türkiye ile aynı ligde yer alan gelişmekte olan ülkelerdeki hareketleri gösteriyor.

"Türk Lirası’ndaki değer kaybının makroekonomik bir nedenden kaynaklanmadığı kanaatini taşıyorum." diyen Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar'a göre Türk Lirası'nın daha fazla değer kaybetmesi için haklı bir sebep bulunmuyor. Salar, euro ve dolardan oluşan döviz sepetinin bu sene TL karşısında değer yitireceğini düşünen analistlerden. Salar, şu anda 4.16 seviyelerinde olan sepet kurda 2018 yılı içerisinde yeni bir zirve görülmesini beklemediklerinin altını çiziyor.

"Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar bu sene Türk Lirası'nın iyi bir performans göstereceğini düşünüyor. Salar "Bu sene yeni bir zirve görülmesini beklemiyorum" diye konuşuyor.

"TL UZUN VADELİ YÜKSELİŞ TRENDİNE GİRDİ, HEDEF 3 TL"

Piyasanın kıdemli analistlerinden finansal stratejist Halil Reçber ise Türkiye'deki doların seyrini gelişmekte olan ülkelerle kıyaslayarak çok daha keskin bir tahminde bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerin dolar karşısında dibi son iki yıl içerisinde gördüğünü ve ondan sonra yerel para birimlerinin yükselişe geçtiğini söyleyen Reçber'e göre TL dolar karşısında uzun vadeli bir yükseliş trendine girdi.

Reçber, uzun vadeli hedefini ise çok iddialı bir noktaya, 3 liraya koyuyor.

Tacirler Menkul Değerler Araştırma Müdürü Özlem Bayraktar Gökşen de karşılaştırmayı benzer ülke para birimleri üzerinden yapanlardan. Reel Efektif Döviz Kuru ile diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinin reel değerleri incelendiğinde TL’nin en ucuz para birimleri arasında yer aldığını söyleyen Gökşen'e göre geçtiğimiz yıl yüzde 8 değer kaybeden Reel Efektif Döviz Kuru bu sene o kadar düşmeyecek. Gökşen, yıl sonu döviz kuru hedefini ise 4.20 TL olarak açıklıyor.

Türk Lirası'nda son dönemde yaşanan düşüşe ve sonrasında TL'nın aşırı iskontolu hale gelmesine dikkat çeken bir diğer isim ise Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Üzeyir Doğan. "TL'yi emsallerine göre ucuz hale getiren gelişmelerin kaynağı ekonomik değil, çoğunluğu yurtiçinde ve yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler" diyen Doğan'a göre TL’nin bu aşırı iskontosu, TL’nin 2018’de daha istikrarlı bir seyir izlemesini sağlayabilir.

Türk Lirası dolar karşısında dibini diğer gelişmekte olan ülkelerden iki yıl sonra gördü. Finansal stratejist Halil Reçber de buna dikkat çekiyor ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde dipten sonra başlayan yükselişin TL'de de yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Reçber iddialı; yükseliş iki yıldan daha uzun bir süre devam edebilir ve dolar 3 liraya inebilir

ENFLASYON ÖNEMLİ RİSK

Analistlerin Türkiye ekonomisine ilişkin gördüğü risklerin başında enflasyon geliyor. Son yılların en yüksek seviyelerinde seyreden enflasyon, Türk ekonomisini tehdit etmeye devam ediyor. Dolar hakkında olumlu olan analistlerin dayanak noktalarından birisi de enflasyondaki düşüş beklentisi. Eğer enflasyon, ilk işaretleri geldiği üzere düşüşe geçerse bu durum kurların gevşemesine katkı sağlayacak.

Bu sene dolarda 3.80 TL etrafında sakin bir seyir bekleyen İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu da enflasyona dikkat çeken isimlerden.

Turşucu, enflasyonda çekirdek bazda oluşabilecek bir düşüş sürecinin TL varlıkların güçlenmesini sağlayabileceğini ve Türkiye piyasalarına ilgiyi artırabileceğini söylüyor. Turşucu'ya göre bununla birlikte büyümenin de gücünü koruması, Türkiye pazarının küresel yatırımcılara daha cazip görünmesini sağlayabilir.

"İLK ÇEYREK 3.70 TL'Yİ AŞAĞI ZORLAR"

Enflasyondaki düşüşün ne kadar uzun soluklu olabileceği önemli bir tartışma konusu. Dolardaki seyrin enflasyonla yakın ilgisi düşünüldüğünde, analistlerin enflasyon tahminleri de önem kazanıyor. Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı M.Baki Atılal'a göre Türkiye'de enflasyon ilk çeyrekte baz etkisi ile düşük seyredecek, ancak ikinci çeyrekten itibaren yönünü yukarı çevirecek.

Atılal, doların da enflasyondaki seyre paralel olarak ilk üç ayda 3.70 TL'yi aşağı yönde zorlayacağını, ancak sonrasında tekrar yükselebileceğini düşünüyor.

Kapital FX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan da kısa vadede dolar için 3.70 TL'nin önemini işaret edenlerden. Enflasyona ayrı bir paragraf açan Erkan, yaşanacak her türlü aşağı hareketin reel faizi baskılayacağını ve dolayısıyla Türk varlıklarında pozitif fiyatlanacağını söylüyor. Erkan'ın 2018 sonu dolar hedefi ise 4-4.20 TL bandı.

Piyasadaki en önemli riskler; enflasyon, jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatları, FED'in faiz artırım süreci ve Avrupa'daki gelişmeler. Buna karşılık Türkiye'nin en güçlü tarafı yüksek büyüme oranları ve en kötünün geride kaldığına dair olan inanç.

"ENFLASYONDA DAHA MAKUL ORANLAR GÖRÜLÜR"

Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale enflasyon konusunda olumlu olan isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Özlale, her ne kadar bir kur hedefi vermese de, enflasyonda bu yıl daha makul oranların görüleceğini düşünüyor. Enflasyonun ekonomi için önemine dikkat çeken Özlale, "Enflasyonun öncelikli bir sorun olarak hem karar alıcılar hem de iş dünyası tarafından benimsenmesi önem taşıyor. Maalesef bunun işaretini göremiyoruz." diye konuşuyor.

EN BÜYÜK GÜÇ BÜYÜME HIZI

Türkiye ekonomisindeki en güçlü noktalardan birisi büyüme hızı. Üçüncü çeyrekte ulaşılan yüzde 11.1 ile dünyada ilk sıraya oturan Türkiye'nin 2017 yılını yüzde 7'nin üzerinde bir oranla kapatabileceği yönünde beklentiler var. Bu yüksek büyüme iş dünyasının da iştahını artırmış durumda. İş dünyası, 2018 yılı için de güçlü büyüme beklentisini koruyor.

"Türkiye için en önemli fırsat yüksek büyüme oranlarını sürdürecek olması" diyen NoorCM Yurtiçi Piyasalar Satış Müdürü Mert Yılmaz, kur konusunda özellikle ilk yarıya yakın kısımdan umutlu.

Ekonomik büyümenin devam edeceği beklentisinin piyasalar tarafından satın alındığını belirten Yılmaz, dolar için orta vadeli hedefini 3.60-3.85 TL bandına koyuyor. Ancak Yılmaz, kurun yeni bir tarihi zirve yapması halinde fiyatlamaların değişeceği uyarısı yapıyor.

Doların son 1 yıldaki seyri

PİYASANIN ÜZERİNDEKİ FED GÖLGESİ

Uluslararası piyasalarda doların seyrini belirleyen en önemli faktörlerden birisi ABD'deki ekonomik hareketlilik. ABD Merkez Bankası'nın (FED) ülke ekonomisi ve sonraki dönem beklentilere göre şekillendirdiği faiz politikaları da doların değeri üzerinde çok etkili oluyor. Uzun süre faizleri nadasa bırakan FED, geçtiğimiz yıl içerisinde 3 ayrı kez çeyrek puanlık faiz artırımı yaptı.

Son toplantısını 14 Aralık'ta yapan FED, 25 baz puanlık artırım ile faizleri yüzde 1.25-1.50 aralığına çekmişti. FED'in bu seneki faiz politikası dolar üzerinde önemli olacak. Piyasa beklentisi faizlerin 3 veya 4 kez daha artırılacağı yönünde. Ancak bu iki seçenek arasında son dönemde 3 kez artış yapılacağı beklentisinin öne çıktığının altını çizmek gerek.

GLOBAL RİSKLERE DİKKAT

İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu piyasa ile ilgili riskleri sıralarken, "global likiditenin beklentilerden daha hızlı çekilmesine neden olacak gelişmeler" maddesini üst sıralara koyuyor. Eğer FED daha agresif bir faiz politikası uygulamaya karar verirse, Turşucu'nun dikkat çektiği risk daha belirgin hale gidecek. Bu durumda sadece TL'de değil, diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinde de değer kayıpları yaşanabilir.

Global koşulların önemli bir risk faktörü olduğunu düşünen bir diğer ekonomist de Tacirler Menkul Araştırma Müdürü Özlem Bayraktar Gökşen. "Riskler anlamında global finansal koşullarının 2017’ye göre daha zorlayıcı olabileceğini düşünüyoruz." diyen Gökşen, Avrupa'da bu yıl değil ama 2019 için faiz artırımları beklentilerinin arttığına dikkat çekiyor.

ABD ENFLASYONU VE BÜYÜMESİ

Benzer şekilde Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı M.Baki Atılal de gelişmiş ülke Merkez Bankalarının beklenen hızlı bilanço küçültmeye başlamaları ile ile tahvil faizlerindeki yükselişi risk faktörleri arasında önemli bir yere koyuyor.

Uzmanlara göre dolarda kısa vadede en önemli destek seviyesi 3.70 TL. Bu seviye kırılırsa düşüş hızlanabilir. Yukarıda ise tarihi zirve olan 3.98 en kritik seviye olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin aşılması doları 4 liralı seviyelere taşıyabilir

Kapital FX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan, dolar üzerinde belirleyici olacak gelişmelerin başına ABD'yi alıyor. Erkan, "ABD’den gelecek olan ekonomik datalar çerçevesinde, ekonomiye yönelik algının kuvvetlenmesi hem ABD faizlerini yukarı çekecek, hem de artan enflasyon beklentileri üzerinden Fed’i daha hızlı faiz artırtmaya itecektir. Bu yüzden ABD’nin büyüme ve enflasyon trendleri önemlidir." diye konuşuyor.

NE DEDİLER:

"YENİ ZİRVE BEKLEMİYORUZ, SEPET KUR DÜŞER"

Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar:

"Döviz kurlarında zaman zaman görülen spekülatif ataklar makroekonomik veriler üzerinde de baskı yaratıyor. Akabinde tartışmalar enflasyon ve Merkez Bankası’nın faiz politikası üzerinde yoğunlaşıyor. Bu noktadaki görüşleri biraz daha farklı açıdan incelemek gerektiği kanaatindeyim. Kurlardaki yükseliş enflasyonun sonucu değil, sebebi bana göre. Demek istediğim, Türk Lirası değer kaybettiği için enflasyon yükseliyor. Türk Lirası’nın değer kaybının ise makroekonomik bir nedenden kaynaklanmadığı kanaatini taşıyorum.

Kurlarda zaman zaman gördüğümüz ataklar ekonomik değil, siyasi gelişmelerden kaynaklanıyor. Bir örnek vermek gerekirse; 2017 yılının son iki ayında sepet kurda 3.80'li seviyelerden 4.30'lu seviyelere kadar gördüğümüz sert yükselişin tetikleyici sebebi ABD’nin vize konusunda almış olduğu ve sonradan düzeltmiş olduğu asimetrik aksiyondur. Bu ve benzeri gelişmeler yatırımcı üzerinde endişe yaratarak kura olan talebi artırıyor veya en azından kurlarda satış motivasyonunu azaltıyor, akabinde kurdaki yükseliş enflasyona neden oluyor, buna bağlı olarak da Merkez Bankası’ndan TL fonlama konusunda daha sıkı para politikası beklentisi yaratıyor.

Bu noktada Merkez Bankası’nın haksız eleştirildiğine inananlardanım. Enflasyon uygulanan para politikasındaki herhangi bir eksiklik hasebiyle yükselmiyor. Unutulmamalı ki, Merkez Bankası 2017 yılı başından bu yana oldukça sıkı bir para politikası uyguluyor. Salt makroekonomik gerekçelerle bakıldığında, ki biz yatırımcıların yatırımlarına yön verirken bu yaklaşıma ağırlık vermeleri gerektiğine inanıyoruz, TL faizlerin dünya genelinde oldukça yüksek seviyelerde bulunduğuna, gelecek enflasyonun geçmiş enflasyondan daha düşük gerçekleşeceğine inananlardan olduğumuz için Türk Lirası’nın kalıcı bir biçimde daha fazla değer kaybetmesi için haklı bir sebep olmadığına inanıyoruz.

Özellikle bahar aylarından itibaren Türk Lirası’nda yüksek reel faiz göreceğimizi düşünüyoruz. Bunun da Türk Lirası’na talebi desteklemesini bekliyoruz. Buna bağlı olarak 2018 yılı boyunca reel efektif döviz kurunun değer kazanacağına inanıyoruz. Yatırımcılara Türk Lirası cinsinden enstrümanlara portföylerinde ağırlık vermelerini öneriyoruz. Sepet kurun TL’ye karşı bulunduğu 4,16 seviyelerinden 4'lü seviyelere kadar gerilemesi baz senaryomuz. 2018 yılı içerisnde sepet kurda yeniz zirve görülmesini beklemiyoruz."

ORTA VADEDE 3.60-3.85 BANDI

NoorCM Yurtiçi Piyasalar Satış Müdürü Mert Yılmaz

"Yılın ilk çeyreğinin hatta yarısına yakın kısmının aralarında Türkiye'nin de olduğu Gelişmekte Olan Ülkeler için görece rahat geçeceğini düşünüyorum. Yılın ilk günlerinde bunun sinyalleri de gelmeye başladı. Ekonomik büyümenin devam edeceği beklentisi satın alınıyor. TCMB'nin son PPK toplantısında 50 baz puanlık ilk faiz artışı sonrası yukarı yönlü atak yapan dolar kuru, son günlerde Türkiye'ye özel bazı risklerin de azalması ve ortadan kalkması ile 3.73'lü seviyelere kadar geriledi.

Yılmaz: Kısa vadede kurun 3.70-3.80 bandında devam edeceğini düşünüyorum. Orta vade için bu bant 3.60-3.85 olarak belirlenebilir. Kritik seviye ise daha önce test edilen 3.98 TL. Burası test edilir hatta kur 4.00 TL'nin üzerine çıkarsa piyasada fiyatlama algısı değişebilir.

Türkiye'nin fırsatları yüksek büyüme oranlarının sürdürülecek olması, AB ile iyileşen ilişkiler ve tarihi dip seviyesine kadar gerileyen reel efektif döviz kuru. Riskleri ise ABD ile ilişkiler, yükseliş eğilimindeki ABD faizleri, petrol fiyatları, Hazine'nin borçlanma ihtiyacındaki yükseliş, enflasyon ve bütçe açığı. OVP'de 2018 için belirlenen petrol fiyatı 53 dolar olmasına karşın bu günlerde 70 dolar seviyelerinde."

YILSONU BEKLENTİSİ 4.20 TL

Tacirler Menkul Değerler Araştırma Müdürü Özlem Bayraktar Gökşen

"Yılbaşında ve son çeyreğinde yaşanan satış baskısı ile beraber Reel Efektif Döviz Kuru 2017 yılını 84,7 seviyesinden kapadı. Bu 2016 yılsonuna göre %8 oranında bir reel değer kaybına işaret ediyor. Diğer gelişmekte olan ülke para birimleri ile reel değerler üzerinden yaptığımız bir karşılaştırmada ise TL’nin yine en ucuz para birimleri arasında yer aldığını görüyoruz. 2018 yılına geldiğimizde ise riskler olmasına rağmen baz senaryomuzda aynı oranda bir reel değer kaybını öngörmüyoruz. Bu çerçevede USD/TL yılsonu beklentimiz 4,20 seviyesinde.

Riskler anlamında global finansal koşullarının 2017’ye göre daha zorlayıcı olabileceğini düşünüyoruz. Zira gelişmiş ülke merkez bankaları normalleşme çerçevesinde önemli adımlar attılar. 2018 yılının bu adımların daha güçleneceği bir dönem olması bekleniyor. FOMC faiz artırımlarına aynı hızda devam ederken, bir taraftan bilanço küçültüyor olacak. Avrupa Merkez Bankası ise miktarı azaltılmış varlık alımlarını Eylül ayına kadar sürdürecek, ancak bunun sonrasında alımların uzatılması beklenmediği gibi 2019 yılında faiz artırımlarının olabileceği daha çok gündeme gelmeye başladı.

Söz konusu resme rağmen piyasa fiyatlamalarına baktığımızda çok daha gevşek politika koşulları ille çalıştıkları ve fiyatlamaların henüz geride olduğu görülüyor. Dolayısıyla enflasyon dinamiklerinin daha güçlü seyretmeye başladığı noktada piyasa oyuncuları için fiyatlama güdüsünün artabileceğini düşünüyoruz. Bu durumda gelişmekte olan ülke kurları için risk faktörü olarak öne çıkabilir."

"2017'DEN SONRA DAHA MAKUL BİR 2018"

Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale

"Siyasi ve iktisadi anlamda küresel gelişmelerin içerideki rüzgârın yönünü her an değiştirebileceğini unutmamakla beraber 2018 yılında büyüme, enflasyon ve cari açık gibi kritik makro değişkenlerde 2017’ye oranla daha makul oranları göreceğimizi düşünüyorum.

Ekonomik büyümeyle başlayalım. Her ne kadar seçim öncesi kamu harcamalarında bir artış, tüketim ve yatırımın teşviki için bir dizi genişleyici önlem beklesek de baz etkisi ve kredi büyümesindeki yavaşlamadan dolayı 2018 yılını % 4.5-5 arası bir büyümeyle kapatacağımızı düşünüyorum. Burada büyümeyi desteklemek amacıyla yapılacak kamu harcamalarının bütçe açığı üzerinde olumsuz etkisine dikkat etmek gerek. Bu hemen değil ama 2018 sonrasında mali disiplin konusunda soru işaretlerini arttırıp algılanan risk primini ve dolayısıyla faizleri arttırıcı bir etki yapabilir. Bir başka dikkat etmemiz gereken nokta da bölgedeki artan siyasi tansiyon. Bu büyümenin alt kalemlerini önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle son dönemde yatırımlarda gördüğümüz iyileşmenin devam edip büyümenin daha sağlıklı olması için “mali disiplin” ve “siyasi tansiyon” öne çıkacak iki önemli faktör olacaktır.

Enflasyon tarafında ise 2017’deki yüksek seviyeleri görmeyiz diye umuyorum. Bunun için merkez bankasının alacağı önlemlerin ve enflasyon beklentilerini doğru yönetmesinin sadece 2018 için değil sonrası için de kritik olduğunu unutmamak gerek. Özellikle çekirdek enflasyondaki ve beklentilerdeki artışın çift haneli enflasyon seviyelerinde bir ataleti ortaya çıkarmaması şart. Ama tek “sorumlu” merkez bankası değil. Enflasyonun öncelikli bir sorun olarak hem karar alıcılar hem de iş dünyası tarafından benimsenmesi önem taşıyor. Maalesef bunun işaretini göremiyoruz. Bunun yanında, gıda ve kamu fiyatlarında düzelme görmezsek, emtia fiyatlarının arttığı ve TL’nin değer kaybettiği bir dönemde enflasyonda yeniden tek haneli rakamlara ulaşmamız zorlaşır.

Dış denge tarafına geldiğimizde, 2018’i geçen yıla oranla daha düşük ve 40 milyar dolar civarında (GSYH’nin yaklaşık %4.5’u kadar) bir cari açıkla kapatacağımızı düşünüyorum. Burada yukarı yönlü riskler artabilecek enerji ve emtia fiyatları iken aşağı yönlü riskler ise altın ithalatının yeniden normal seviyelere dönmesinin beklenmesi. Son olarak, bütün bu yukarıdaki tablo yavaş da olsa değer kaybedecek olan bir Türk Lirasına işaret ediyor."

"3.70-3.90 ARASI DALGALANIR"

İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu:


"Dolarda kısa-orta vadede 3.70-3.80 aralığında dalgalanma devam edebilir. Ancak 3.73 seviyesinin altında uzun soluklu seyirler beklemiyorum. Uzun vadede ise Dolar kurunun 2018 yılında 3.80 orta nokta olmak üzere bu seviyenin etrafında dalgalanan sakin bir seyir bekliyorum. Yıl genelinde 3.70-3.90 arasında dalgalanmalar olabilir.

Aşağı yönlü olarak 3.73 seviyeleri kritik olabilir. Bu seviyelerde 100 günlük ortalama ve yatay destekler var. Bu seviyenin altına yerleşen bir seyir ilerleyen dönemde 3.60 seviyelerine doğru bir düşüşün önünü açabilecek nitelikte. Yukarıda ise elbette 3.97 seviyesi. Bu seviyeyi yukarı yönlü geçmesi algılamaların bozulduğunu ve daha yukarı yönlü hareketlerin olabileceğinin habercisi olabilir.

Türkiye için en önemli riskler arasında, global likiditenin beklentilerden daha hızlı çekilmesine neden olacak gelişmeler sayılabilir. Fed'in beklentilerden daha hızlı faiz artırma kulvarına girmesi buna en iyi örnek. Diğer yandan ABD'deki enflasyonda oluşabilecek yükselişlerde global algıyı bozabilir. Bir diğer risk unsuru ABD'deki davadan olumsuz bir yaptırım gelip gelmeyeceği olacak.

Fırsatlar ise enflasyonda çekirdek bazda oluşabilecek bir düşüş süreci TL varlıkların güçlenmesini ve Türkiye piyasalarına ilgiyi artırabilir.Büyümenin güçlü seyrini koruması da genel olarak Türkiye pazarının küresel yatırımcılara daha cazip görünmesini sağlayabilir. Bir diğer fırsat ise ABD'de enflasyonun bozulması ve Fed'e yönelik 3 faiz artırımı beklentilerinin yumuşaması olabilir. Bu durum Gelişmekte Olan Ülke piyasalarına fon akışlarını güçlendirebilir.

Dolar üzerinde en belirleyici olacak gelişmeleri; Fed'in politikaları ve vereceği mesajlar, TCMB'nin para politikası ve sıkı duruşunu koruması, Türkiye'de enflasyonda kalıcı iyileşme olup olmayacağı ve siyasi riskler olarak sayabiliriz."

'İLK ÇEYREK İYİ AMA İKİNCİ ÇEYREKTE DEĞER KAYBI BAŞLAYABİLİR'

Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı M.Baki Atılal

"ABD’de daha yatay bir verim eğrisi, daha az güçlenen dolar, orta-uzun vadeli faizlerde rahatsız edici bir artış görmeyen bir piyasa borsalar ve gelişmekte olan ülkeleri olumlu etkileyecektir. Büyüme önemli ama küresel ölçekte merkez bankaları tarafından yürürlüğe sokulan “parasal genişleme operasyonu” adım adım terk ediliyor. FED faiz artırımlarına başladı, BoE’dan faiz artışı bekleniyor, ECB tahvil alımlarını azalttığı gibi kapatabileceği yüksek sesle dile getiriliyor.

Global çapta, USD’nin seyrinde ABD tahvil faizlerindeki hareket ana belirleyici etmen olacak. Gelişmiş ülke tahvillerinin eş yönlü hareket etmesi faizlerdeki yükselişin doğal olarak G10 birimlerine etkisini sınırlarken, Gelişmekte Olan Ülke para birimlerini de baskı altında bırakacak.

Diğer taraftan yurtiçine baktığımızda 2017'de bir türlü düşüş patikasına sokamadığımız enflasyonla çok uğraştık ve benzer ülkelerle negatif ayrışım gösterdik. Gıda ve enerji fiyatları yanısıra güçlü talep kıskacında kaldık. Üretici fiyat enflasyonunun ulaştığı seviye de maliyet faktörlerinin enflasyon üzerinde olumsuz etkilerinin halen devam ettiğinin işareti oldu. Cari açığımızda enerji ağırlık beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Enflasyon tarafında gerileme göreceğiz ama bu durumun sadece 2018’in ilk çeyreğinde baz etkisi ile olmasını, çekilme gördükten sonra yeniden doğal sürecinde gitmesini bekliyoruz.

Vergi reformu uygulamasının 2018 yılında gerçekleştirilecek olması, FED’in 2018 yılı için 4 faiz artırımı beklentisini güçlendirdi ancak ortada ikilem var çünkü enflasyonun yetersizliği FED üyeleri arasında 3’ü bile sorgulatıyor.

Bu beklentileri birleştirdiğimizde, ana senaryomuzda dolar/TL'de 3,75-4,25 bandında, Euro/dolar tarafında ise 1,17 -1,22 bandında hareket bekliyoruz. TÜFE beklentimiz ise yüzde 9,3 seviyesinde."

Atılal: TL reel kurundaki aşırı değersiz görünüm yüksek reel faizle yılın ilk çeyreğinde 3,70 seviyesine kadar sarkma olabilse de yılın ikinci çeyreğinden itibaren baz etkinin kalması ve ABD enflasyonunda canlanma beraberinde FED faizlerinde ve ABD 10 yıllıklarındaki yükseliş TL’de değer kaybı süreci başlatabilir. Ek olarak, cari açıktaki artış, büyümenin ek finansal borçlanmalarla finansmanı ve global koşullara karşı artan hassasiyet ile birlikte değerlendirdiğimizde doların yıl sonunu yüzde 12’lik değer kaybı ile 4,25 seviyesinden kapatmasını bekliyoruz.

3.70 TL KRİTİK SEVİYE

Kapital FX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver ERKAN

"Dolarda yılın genelinde denge noktasının, şu anki seviyelerden yukarıda gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Bu hareketin oynaklığını, yurtiçi yerleşiklerin bu harekete katılıp katılmayacağı belirleyecek. TCMB politikaları ise, enflasyon yüksek ihtimalle çift hanede kalacağı için sıkı kalmaya devam edecek ve enflasyonda her türlü aşağı hareket, reel faiz ortamı baskımından Türk varlıklarında pozitif fiyatlanacak. Eğer tahvil piyasasındaki bu beklentiler yılın ilk bölümünde realize olursa reel faiz ortamı açısından Türk Lirası'na da olumlu yansır.

Kurda alt nokta olarak 3,70 seviyesini yakın vadede en kritik destek noktası olarak görüyoruz. 3,77 seviyesindeki en yakın desteğin geçilmesi durumunda bu nokta hedeflenebilir. Kurda yakın vadede 3,82 bandının geçilmesi durumunda 3,88-3,90 ilk hedef olur. 2018 yılı geneli için 4 – 4,20 bandı içine doğru hareket olabilir.

Türkiye için önemli riskleri gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentilerinin artması ve Fed / ECB gibi merkez bankalarının sıkılaştırma politikaları, jeopolitik gerginlikler ve yüksek enflasyon olarak görüyoruz. Avantajlar ise yüksek büyüme ortamı, gelişen ülkelere olan sermaye akımının pozitif kalmaya devam etmesi ve sıkı para politikasının fiyat istikrarını koruması olarak sayılabilir.

ABD’den gelecek olan ekonomik datalar çerçevesinde, ekonomiye yönelik algının kuvvetlenmesi hem ABD faizlerini yukarı çekecek, hem de artan enflasyon beklentileri üzerinden Fed’i daha hızlı faiz artırmaya itecektir. Bu yüzden ABD’nin büyüme ve enflasyon trendleri önemli. İçeride de ana belirleyicilerin başında enflasyon geliyor. Enflasyonda düşüşün sürdürülebilir hale getirilmesi durumunda reel faiz görünümü de pozitif hale gelecek ve gelişen ülkeler portföyünde Türk varlıkları öne çıkabilir."

TL DAHA İSTİKRARLI BİR SEYİR İZLEYEBİLİR

Üzeyir DOĞAN / Yatırım Danışmanlığı Müdürü, Gedik Yatırım


"Son yıllarda çoğunluğu yurtiçi ve yakın coğrafyamızdaki gelişmeler kaynaklı nedenlerle ortaya çıkan zayıflık TL’yi aşırı iskontolu hala getirdi. Bu durumu gösteren TÜFE bazlı Reel Efektif Döviz Kuru hesaplandığı dönem itibari ile (2003’ten bugüne) tarihinin en düşük seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Bu durum orta uzun vadede TL için potansiyel oluşturan bir durum. TL’nin bu aşırı iskontosu, TL’nin 2018’de daha istikrarlı bir seyir izlemesini sağlayabilir.

TCMB’nin son toplantısında geç likidite penceresi faiz oranlarında piyasa beklentisinin alt bandı olan 50 baz puan artış yapmış olması, bir çok piyasa katılımcısı tarafından yeterli bulunmamış ancak sonrasında doların uluslararası piyasadaki zayıf seyri TL’de yukarı yönlü hareketini sınırlamıştı. 3 Ocak’ta açıklanan aralık ayı enflasyonu da önceki birkaç ayda olduğu gibi beklentilerin bir miktar üzerinde gerçekleşti. Buna rağmen bu yılın ilk aylarında enflasyonun sınırlı da olsa düşeceğine yönelik beklenti TCMB’nin bu toplantıda faiz oranlarında bir değişikliğe gitmemesine neden olabilir. Bu durumda da TL’nin kısa vadeli kaderi doların uluslararası piyasadaki seyrine bağlı kalır.

TCMB’den bu hafta gerçekleşecek PPK toplantısından bir faiz artışı beklentisi oluşturacak bir açıklama gelmediği sürece TL tarafında kısa vadeli değerlenmeyi sağlayabilecek önemli bir haber ve veri akışı görünmüyor. Diğer taraftan uzun süredir zayıf bir seyir izleyen doların uluslararası piyasada değer kazanması da dolar/TL için yukarı yönlü risk oluşturuyor. Bu nedenle kısa vadede aşağıda 3,75 altındaki rakamların tekrarlanma olasılığının azaldığını düşünüyoruz. Yukarıda ise kısa vadede 3,8050 ilk güçlü direnç ve kur bu direnci test ediyor. Bu seviye üzerinde teknik olarak 3,8860’daki düzeltme seviyesine kadar bir hareketin önü açılacaktır."

TL'DE CİDDİ BİR YÜKSELİŞ BEKLİYORUM 

Halil Reçber, Finansal Stratejist

"Türk Lirası bundan 1.5 ay önce 3.98 TL ile rekor gördü ama bizimle aynı kategorideki ülkeler bu zirve seviyelerini çok daha önce yapmışlardı. Örneğin Güney Afrika Randı iki yıl önce yeni zirve yapmıştı ve o tarihten bugüne kadar da yüzde 30 değerlendi. Benzer şekilde Brezilya Reali 2015'teki 4.20 zirvesinden bu yana yüzde 25 değer kazandı. Hindistan Rupisi 2016 başında dip yaptı, o günden bugüne yüzde 10 değer kazandı. Meksika Pezo'su da gördüğü rekor seviyeden sonra bir ara yüzde 20'lere kadar değer kazandı.

Sonuç itibariyle dolar bizim kategorimizdeki tüm ülkelerde iki yıl önce tavanı gördü ve o tarihten bu yana düşüyor. Ortalaması da yüzde 20.

TL şu an en zayıf para birimi olarak gözükmekle birlikte diğer ülkelerle aynı kategoride olduğumuz için biz de büyük ihtimalle, iki yıl ve hatta daha uzun sürecek olan bir yükseliş trendine girdik. Ciddi bölgesel ve yerel sıkıntılar yaşadık ama artık hepsini atlattık. Bundan sonra TL'nin ciddi oranda değer kazanmasını bekliyorum.

Önce 3.70'ler, sonra 3.50'ler, yılsonuna kadar da 3.35-3.40 bölgesine bir geri çekilme bekliyorum. Daha uzun vadede de 3 TL ve hatta 3 TL'nin altını bekliyorum.

Burada en büyük risk enflasyon. Buna son iki yıldır dikkat çekiyorum. Eğer kontrol altına alabilirsek, TL'deki değer artışı daha da hızlanabilir. Ayrıca enflasyonun düşmesi, faiz düşüşü ile konut piyasasını da hareketlendirecek. İlk çeyrek çok önemli. Tahmin ediyorum Nisan ayına kadar tek haneyi görmüş oluruz. Kurun düşmesiyle dolar maliyetli enflasyon da düşecek."